Müslümanların Habeşe Hicreti

GİRİŞ: 24.03.2020 10:26      GÜNCELLEME: 24.03.2020 10:26
Rasthaber - Müslümanların sayısı arttıkça Kureyş’in Hz. Muhammed’e (s.a.a) olan düşmanlık ve muhalefeti daha da artmaya başladı. Ancak Hz. Peygamber (s.a.a) Ebu Talib’in himayesi altında olduğu için Kureyş kabile anlaşmaları gereği Onun canına kast edemiyordu, ama takipçilerine ve özellikle desteği olmayan Müslümanlara karşı her türlü zorluk ve eziyetten geri durmuyordu. Yeni Müslüman olmuş kişilere yapılan bu eziyetler Peygambere ağır geliyordu. Sonunda kaçınılmaz olarak onlara Habeşe’ye hicret etmeleri emrini verdi. Ve onlara şöyle buyurdu: O topraklarda kimsenin kendisinden eziyet görmediği bir kral var. Oraya gidin ve Allah sizi bu zorluktan kurtarıncaya kadar orada kalın. Kureyş, Müslümanların Habeşe’ye hicret ettiklerini öğrenince, Amr b. As ve Abdullah b. Ebi Rabie’yi Habeşe kralı Necaşi’nin huzuruna göndererek onları geri göndermesini istedi. Necaşi, Kuryeş elçilerinin sözlerini ve Müslümanların cevaplarını dinledikten sonra onları Kureyş’in elçileriyle göndermekten imtina etti. Dolayısıyla Kureyş elçileri eli boş Mekke’ye geri döndüler.[33]

Haşim Oğullarının Muhasarası
Kureyşliler, Müslümanların her geçen gün Mekke’de çoğaldığını ve Habeşe Kralı Necaşi’nin muhacirleri elçileri ile geri göndermediklerini görünce Hz. Muhammed (s.a.a) ve Haşim Oğullarına ekonomik ambargo uygulama kararı aldı. Bu sebeple, aralarında bir anlaşma yazarak bundan sonra artık kimse Haşim ve Abdulmuttalip Oğullarına kız vermeyecek ve onlardan kız almayacak. Kimse onlara bir şey satmayacak ve onlardan bir şey satın almayacak. Daha sonra bu anlaşmayı Kabe’ye astılar. O günden sonra Haşim ve Ebdulmuttalip Oğulları mecburen Şib-i Ebu Talib diye ünlenen Şib-i Ebu Yusuf denen derede muhasara altına alındılar.[34]

Haşim Oğullarının ablukası 2 veya 3 yıl sürdü. Çok zor şartlar altında geçen bu süre zarfında, akrabalardan bir iki kişi buğday veya başka yiyecek onlara ulaştırıyordu. Bir gece Haşim oğullarına karşı şiddetli düşmanlık güden Ebu Cehil, bu durumdan haberdar oldu ve Hz. Hatice’ye buğday yükü götüren Hekim b. Hizam’ı bundan menetti. Başkaları olaya müdahale ederek Ebu Cehil’i kınadılar. Yavaş yavaş gruplar yaptıklarından pişman olmaya başladılar ve Haşim oğullarını savunmaya koyuldular. Ve neden Mahzum oğulları nimet içinde yaşasın, ama buna rağmen Haşim ve Abdulmuttalip oğulları zor şartlar altında yaşasınlar? diyorlardı. Sonunda bu anlaşmanın iptal olması gerektiğini söylemeye başladılar.

Anlaşmaya katılanlardan bir kısmı antlaşmayı yırtma kararı aldılar. İbn Hişam’ın İbn İshak’tan rivayet ettiğine göre Kureyş, anlaşma metnine baktığında akkarıncaların onu yediklerini ve ondan geriye yalnızca: “Bismike Allahumme” cümlesinin kaldığını gördü.[35] İbn Hişam’ın yazdığına göre ilim sahipleri şöyle dediler: “Ebu Talip, Kureyş encümenine giderek şöyle dedi: “Yeğenim anlaşma sözleşmesinin akkarıncalar tarafından yenildiğini ve yalnızca ondan geriye Allah’ın adının kaldığını söylüyor; bakın eğer onun sözü doğru ise ablukayı kaldırın ve eğer yalan söylüyor ise Onu size teslim edeyim. Dedikleri vakit sözleşmeye baktıklarında akkarıncaların Allah adı dışında her şeyi yediğini gördüler. Bu şekilde Haşim oğullarına uygulanan abluka kırılmış oldu ve onlar Şibi (dere) Ebu Talip’ten dışarı çıktılar.[36] 
abna
[33] — Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 51–52.

[34] — Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 53.

[35] — Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 53.

[36] — Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 53.

YORUMLAR

REKLAM