İslami Toplumda Adalet Anlamı -2

GİRİŞ: 13.10.2020 10:03      GÜNCELLEME: 13.10.2020 10:03
Rasthaber -  Şunun iyi bilinmesi gerekir eğer bizler Ehlibeyt taraftarı isek ve bu hususta doğru sözlüysek, toplumda velev ki uzak bir köyde dahi olsa tek bir fakirin bile bulunmaması gerekir. Eğer toplumda fakir ve muhtaç varsa bu toplum İslami ve mektebi öğretilere uygun bir toplum değildir. Burada İmam Ali’nin (a.s) buyurduğu:

“Bugün benim İslam devletini kurduğum Kufe’de ne bir işsiz, ne evsiz ve barınaksız ve ne de refahtan mahrum bir kimse vardır”‌ (el-Hayat, c. 6) sözü bu gerçekliği ortaya koymaktadır.

İmam Ali (a.s) İslami bir önder olarak toplumu yönetiyordu. Yoksa Masum İmam adıyla toplumu yönetmiyordu. Dolayısıyla demagoji yapıp “Ama o Ali’ydi”‌ demeyin. Malik Eşter, Ali (a.s) değildi. “Malik Eşter Ahidnamesinde”‌ zikredilen her şey İslam devletinin ölçütüdür. Bu ahidname yönetimi, ekonomiyi, yargıyı ve her türlü idari işi kapsıyordu. Bu ahitnameye göre insanların saygınlığını korumayıp geçimlerini sağlamayan hiçbir devlet ve ekonomi sistemi Kur’ani, İslami ve Alevi bir sistem değildir.

Eğer beşeri toplumlarda adalet icra edilirse insanlar kültürel açıdan gelişirler. Gelişim halinde olan bir toplumun da talepleri vardır. Böylesi bir toplum her türlü ekonomiyi, yargı ve idareyi benimsemez.

 Her tacir istediği gibi fiyat belirleyemez ve herkes her istediğini yapamaz… Toplum fertleri dindar olabilir ama bu onların gerekli bilince sahip oldukları anlamında değildir. Bilinçli bir toplumun özelliği taleplerinde gizlidir.

 İmam Ali (a.s) Nehc’ül-Belağa’da ve başka yerlerde nakledilen sözlerinde toplumu kudret karşısında şahsiyet izhar etmeye cesaretlendirmekte ve insani saygınlığı salık vermektedir. Kısa ve veciz sözlerle İslam devletinin “adaletin uygulandığı bir sistem”‌ olduğunu ve İslami toplumun da “adaletin icra edildiği bir toplum”‌ olduğunu söylemektedir.

Bugünün ve geleceğin değerli gençleri İslami ölçütlerle tanışmalı ve bunu ölçüt almalıdırlar. Eğer bunun aksine bir şey görürlerse İslami hükümleri değil de yöneticileri itham etmelidirler. Zira dinin hükümleri ferdin ve toplumun saadeti için en kapsayıcı hükümlerdir.

Gençlerin şahısların dinden ve dinin şahıslardan farklı olduklarını bilmeleri gerekir. Bugün küresel emperyalizm ve onun iç uzantıları din aleyhine savaş başlattığı gibi gençlerin zihinlerine de şüphe tohumları ekmek için savaş başlatmıştır.

Ahirzamanda olduğumuzu gençlerin bilmeleri gerekir. Bu dönemde din ile amel etmek bilhassa hâkimiyet ve kudret düzeyinde çok zordur.

Ancak her şeye rağmen dünya ve ahiret saadetini elde etmek için din ve itikadın korunması bir görevdir. Çok dikkatli olmak gerekir. Değerli olan her şeyin korunması da zordur.

YORUMLAR

REKLAM