İranlı Hacıların Mekke’de Vahşice Katledilişi

GİRİŞ: 31.07.2019 08:04      GÜNCELLEME: 31.07.2019 08:04
Rasthaber -  Müşriklerden beraat ifadesi, Kur’an’dan alınan bir kelimedir. Hac’da içtimai bir şekilde uygulanan siyasi slogan ve gösteriden ibarettir.[1]  

İran’da İmam Humeyni (r.a) önderliğinde gerçekleşen 1978 İslam devriminden bu yana İranlı hacılar, her yıl “Müşriklerden beraat” adı altında Mekke’de hac mevsiminde miting düzenlemektedir.      

Ayetullah Rey Şehri’nin ifadesiyle “beraat” töreni, imam Humeyni’nin anılarından biridir. Onun diliyle İmam Humeyni bu konu hakkında şöyle diyor:

“Bizler, feryatlarla, çağrılarla, şikayet ve ifşaatları canlı ve keskin toplantılarla Mekke-i Mükerreme’de Müslüman meclislerinde putları kırmalıyız ve başta büyük şeytan Amerika olmak üzere şeytanları taşlamalı ve atmalıyız. Böylelikle Halilullah’ın (Hz. İbrahim) haccını, Habibullah’ın (Hz. Muhammed) haccını ve Veliyullah’ın (imam mehdi) haccını yerine getirmiş olabiliriz. Yoksa bizim hakkımızda

«ما اَکْثَرَ الضّجیجُ وَ اَقَلَّ الْحَجیج».

“Ne kadar hacı sayısı az, ama bağırıp çağıranlar çok.” derler.[2]  

31 Temmuz 1987 yılı Cuma günü “müşriklerden beraat” mitingi için kararlaştırılmıştı. O yıllarda müşriklerden beraat yürüyüşü Mekke’de düzenlenmekteydi. (şu anda Arabistan hükümeti sadece Arafat’ta İranlıların bulunduğu çadırlarda düzenlenmesine izin vermektedir) Mitinge katılanlar için yapılan konuşma akşama doğru saat 18.00 sularında bitti. Konuşma sonrası yürüyüşe katılanlar “Amerika’ya ölüm” ve “İsrail’e ölüm” sloganlarıyla Ebu Talip kabristanlığının yanındaki “Hecun” köprüsüne doğru ilerlemeye başladılar. Güneş batmaya yakın, hoparlörler kapatılmış artık yürüyüş bitmek üzereydi ki birden kanlı facia patlak verdi.    

Caddenin kenarlarında konuşlandırılmış askeri birlikler, Suudi Arabistan polis üniformalarını giymemişlerdi. Üzerlerinde askeri üniformalar bulunmaktaydı. Olay Arabistan polislerinin sopalarının sesiyle başladı. Polisler arasında bir grup sivil kıyafetli kişide vardı. Sopaların başları jiletli ve demir sopalarla hacılara vuruyorlardı. Çevredeki yüksek binaların üzerine çıkmış yöresel Arap kıyafetli kişiler ellerine ne geçse İranlı hacıların başlarına atıyorlardı!! Aşağı attıkları şeyler: taş, şişe, cam, klima, kum… Bir grup hacı, aşağıya atılan bu ağır cisimler sonucu başları parçalanmış bir şekilde şehit oldular. Tüm otellerin giriş kapıları kapatılmıştı. Sadece Filistinlilerin olduğu bir binanın kapısı açıktı. Bir grup hacı oraya girerek canını kurtarabilmişti. Topluluk zalim Suudi rejimin ablukası altında kalmıştı.

İranlı hacıların arasında İran – Irak savaşına katılmış şehit ve gazi aileleri de bulunmaktaydı. Kanlı hac şehitlerinin bir çoğu savaşta çocuklarını kaybetmiş anne ve babalardan oluşmaktaydı. Savaş sırasında gazi olmuş bazı hacılar tekerlekli sandalyelerinde polislerin demir sopalarıyla dövülerek yerlere atılıyordu. O kadar çok kalabalıktı ki herkes yere düşüyor yerde hacıların neresine gelirse sopalarla vuruyorlardı. Arabistan polisi hacıları dövmekle meşgul oldukları sırada ellerinde sopalar olan bir grup sivil kıyafetli görevli ıslık ve alkışlar eşliğinde zılgıt çalıyorlardı. Ordu ateş etmeye başladı. İlk önce göz yaşartıcı ve boğucu zehirli gaz kullandı. Bir çok kadın hacı ve yerlere düşmüş bazı hacılar bu zehirli gaz sonucu orada öylece şehit oldu. Ardından otomatik tüfeklerle hacıların üzerine rastgele ateş etmeye başladılar. Kalabalık o kadar fazlaydı ki hatta mermi isabet edenler birbirlerinin üzerine düşüyordu. Şehitlerin bir çoğunun bedeninde onlarca mermi vardı. Uzi, Colt ve M-16 silahlarıyla hacılar öldürülüyordu. Hatta bazı hacılar alnından vurularak şehit edilmişti. Keskin nişancılar köprünün üstünden halkın üzerine ateş ediyordu. Keskin nişancıların tiplerinden Avrupalı oldukları anlaşılıyordu. Birkaç ay önce Alman asıllı General Evlikh Wegener, Mekke şehri güvenlik koordinatörü olmuştu. Olay günü helikopterle halkın üzerindeyken görülmüştü. O, bu operasyondan önce Tahran’da esir tutulan Amerikan elçiliği görevlilerini kurtarmak için Delta gücü operasyonuna da katılmıştı. Tahran’da Alman ZDF Televizyonu muhabirliği adı altında da bir gruptan sorumluydu.

Birkaç gün önceden bütün hastanelerle o gün yaralı kabul etmemeleri için koordinasyon sağlanmıştı... yaralılar için gelen ambulanslara ellerinde sopalarla askerler saldırıyor, ambulansların camlarını kırıyorlardı. Ambulanslarla gelen doktor ve hemşireleri dışarı çıkarıp dövüyorlardı. Birkaç ambulans askerlerin arasından geçerek birkaç yaralı almayı başarmış, ancak askerler dönüşte yolu kapatmış ve ambulansları durdurarak içindeki yaralıları yere atarak dövmeye başlamışlardı. Bir grup oracıkta şehit oldu. Bir çok şehit, yaralı olmalarına rağmen tedavi edilmediklerinden dolayı şehit olmuştu. Askerlerin ateşi kesildikten sonra gece 23.00’e kadar orayı abluka altına almışlardı. Halk yerlerde öylece kalmıştı. Her kim ayağa kalksa sopalarla başlarına vuruyorlardı. Kaçanlar olabilir diye gece ev ev aramaya başladılar. Abluka bittikten sonra hiç kimsenin yaralı ve ölülere dokunma hakkı yoktu. Caddelerin elektrikleri kesilmişti. Ambulanslar, kapıları kırık parçalanmış bir halde öylece yollarda kalmıştı. Cesetlerin bir çoğunun sağlam bir tarafı kalmamıştı. Genellikle ezilmişler ve kadınların siyah ve beyaz çarşaflarıyla örtülmüşlerdi. Yerler terlik, ayakkabı, parçalanmış elbiseler, şişe kırıkları ve taşlarla doluydu. Gaz ve barut kokusu her yeri kaplamıştı. Caddeler kanlarla dolmuştu. Yaralı ve şehitleri hayvanları taşıdıkları arabalara benzer arabalarla üst üste atarak götürüyorlardı. Yaralılara davranışları da oldukça vahşiceydi. Şahitlerden birinin anlattığına göre yaralı hacılardan birinin el bileğine bir mermi isabet etmiş doktorlar bileğini kesmeye çalışıyor, ama yaralı hacı buna direniyordu. Ancak doktorlar Suudi polislerinin yardımıyla onun bileğini kesmişlerdi!! Suudi Arabistan Vahhabi rejimi, olayda hiçbir merminin kullanılmadığını iddia etmekte ve mermi izlerini bu şekilde yok etmeye çalışıyordu. Bundan dolayı diplomatik heyetlerin yaralı ve şehitleri görmelerine günlerce izin verilmemişti.

Sonraları uluslar arası polis teşkilatı ve kimlik belirleme idaresi tarafından Suudi polisinin silah kullandığı tespit edildi. Bu incelemelerin sonucu şu şekilde açıklanmıştır:

1. En fazla 20 metre mesafe olmak üzere çeşitli mesafelerden ateş edilmiş.

2. Mermilerin seyri daha çok yukarıdan aşağıya ve direk olarak gerçekleşmiş.

3. Olaydaki kayıplardan anlaşıldığı kadarıyla çeşitli çapta silahlar kullanılmış.  

4. Atılan mermilerin çoğunluğu şehitlerin bedenini delerek dışarı çıkmış.

Bu kanlı hadisenin üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen şehitlerin bazılarının fotoğrafları ilk kez sanal ortamda yayınlanıyor. İnşallah Allah ve Resulü (s.a.a) yolunda asrın kan içici Yezitleri tarafından şehit düşen hacıların ruhları, erbapları olan İmam Hüseyin’le (Allah’ın selamı ona, dedesine, annesine, babasına, kardeşine ve evlatlarına olsun) haşr olunur.

ABNA.İR

[1] - Wikipedia’dan olayın kısa özeti: 31 Temmuz 1987 yılında İranlı hacılar “Müşriklerden Beraat” mitinginde “Merg ber Amrika” ; “Amerika’ya ölüm”, “Merg ber İsrail” ; “İsrail’e ölüm” sloganları atarak gösteri yaptıklarında Suudi Arabistan güvenlik güçleri İranlı hacıları önce demir ve jiletli sopalarla dövdü ardından üzerlerine rastgele ateş etmeye başladılar. Bu kanlı olayda (275 İranlı, 85 Suudi Arabistanlı (aralarında güvenlik güçleri de bulunmakta) ve 45 kişi başka milletlerden olmak üzere) 402 kişi hayatını kaybetti. 649 kişi yaralandı. (303 İranlı hacı, 145 Arabistanlı ve 201 başka milletlerden) Olaydan sonra Suudi Arabistan hükümeti İran’la olan tüm diplomatik ilişkilerini durdurarak Tahran’daki konsolosluğunu kapattı. 

[2] - İmam Muhammed Bakır’ın (aleyhi selam) hadisi.

YORUMLAR

REKLAM