İmam Hasan'ın (a.s) Şehadeti

Şeyh Tusi’nin naklettiğine göre[88] İmam Hasan Mücteba (aleyhi selam), kardeşi İmam Hüseyin’e (aleyhi selam), kendisini dedesi Hz. Resulü Kibriya’nın (s.a.a) yanına defnetmesini vasiyet etmiştir. Ancak bu işe birileri karşı çıkacak olursa, asla bunda ısrar etmemesini ve kesinlikle kan dökülmemesini istemiştir. Başka bir nakle göre, İmam Hasan, gusül verilip kefenlendikten sonra kendisini dedesi Hz. Resulullah’ın mezarının yanına götürmesini ve orada ahdini yeniledikten sonra büyük annesi Hz. Fatıma bint Esed’in yanına götürülerek orada defnedilmesini istemiştir.
GİRİŞ: 25.09.2020 15:32      GÜNCELLEME: 25.09.2020 15:32

RASTHABER ailesi olarak Hz. Hasan'nın (s.a) şehadeti münasebeti ile,tüm insanlığa, mustazaflara ve özellikle de müminlere başsağlığı dileriz.

Hasan bin Ali bin Ebu Talip (Arapça: الحسن بن علي بن أﺑﻲ طالب; Hasan ibn `Ali ibn Abi Ṭalib) (Hicri 3, Medine/Hicri 50, Medine) Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın (s.a) büyük oğlu, Hz. Muhammed'in (s.a.a.) ilk erkek torunu, on iki imam'ın ikincisi ve Ehlibeyt'ten olan dördüncü masumdur. Künyesi Ebu Muhammed’dir. Hz. Peygamber (s.a.a) efendimiz kendisini Seyyid (Efendi) olarak adlandırmıştır. İmam Hasan (a.s) ömrünün yedi yılını dedesi Hz. Resulullah’la (s.a.a) birlikte geçirmiştir. Şii ve Sünni kaynaklarda İmam Hasan’ın (a.s) Hz. Resulü Kibriyaefendimizin yanındaki şan ve konumunu ortaya koyan birçok hadis yer almaktadır. Hz. Peygamber efendimiz bir hadiste İmam Hasan ve İmam Hüseyin(a.s) hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hasan ve Hüseyin (a.s) cennet gençlerinin efendisidir.” İmam Hasan (a.s) 37 yaşında iken imamet ve hilafet makamına ulaşmıştır. Hicretin 41. Yılında Muaviye ile sulh yapmıştır. Hükümet dönemi altı ay üç gün sürmüştür. Barış antlaşmasından sonra, Medine’ye gitmiş ve orada on yıllık ikametin ardından şehit olmuştur. Medine’de Baki Mezarlığındadefnedilmiştir.

İmam Hasan (a.s) İmamet ve Hilafet gibi iki ağır sorumluluk ve Müslümanlararasında birliğin sağlanması ve ayrılıklara mani olma konusunda önemli bir rol üstlenmiş ve sonunda Muaviye ile sulh yapmak zorunda kalmıştır. Bu, İmam Hasan’ın (a.s) sağlam karakterini ve hoşgörüsünün genel tasvirini ortaya koymaktadır. Hilafet dönemi ve Muaviye ile yaptığı barış antlaşması hayatındaki ve sadrı İslam’daki en önemli gelişmelerdendir. Bu, hem kendi zamanında ittihat sebebi olmuş ve hem de başta Şialar olmak üzere Müslümanların tarihi boyunca dini-ahlaki öğretileri mesabesinde olmuş ve iktidar, savaş ve sulh gibi esaslı kavramların yaklaşımında dramatik etkileri beraberinde getirmiştir.

Nesep, Künye ve Lakapları
Hz. Hasan b. Ali b. Ebu Talip (a.s), Şiaların ikinci imamı ve İmam Ali’nin (a.s) büyük oğludur. İmam Hasan diye meşhur olmuş, Kureyşi ve Haşimi’dir. Annesi Peygamber kızı Hz. Fatıma’dır. Künyesi Ebu Muhammed’dir. En meşhur lakabı “Taki”dir, ancak başka lakapları da vardır. Örneğin: Tayyip, Zeki, Seyyid, Sebt gibi, Peygamber efendimiz kendisini Seyyid (Efendi) olarak adlandırmıştır.

Doğumu ve Şehadeti
İmam Hasan (a.s) Hicretin üçüncü yılında Ramazan ayının ortasında gece yahut gündüz Medine’de dünyaya gelmiştir. Elbette Şeyh Kuleyni, Kâfi kitabında bir rivayet naklederek doğumunu hicretin ikinci yılı olarak açıklamıştır. Kendisi Hicretin 50. Yılında Sefer ayında 48 yaşındayken şehit olmuştur.

Eşleri ve Çocukları
Ana Madde: İmam Hasan'ın Eşleri
Kaynaklar, İmam Hasan’ın (a.s) evlilik ve talaklarına işaret etmiştir, ancak sayısı hakkında ihtilaf vardır; farklı rivayetlere göre, bunun kabul veya reddedilmesi ne mümkündür ve ne de hadisenin tarihi değerini azaltıp çoğaltması. Gerçekte öyle anlaşılmaktadır ki bu konunun tasarlanması daha çok fırkasal ve politik karşıtlıklardan kaynaklanmaktadır. Gerçi bir çok araştırmacı ve âlim, bu rivayetlerin eleştirisinde onların senet ve içerik olarak hatalarına işaret etmişlerdir. Özellikle kaynaklarda sunulan haberlerin oldukça belirsiz ve müphem olduğunu ve hatta İmamın eşlerinin adlarının zikredilmemiş olduğunu kabul etmek durumundayız. Bu meyanda yalnızca tıpkı rivayetlere göre İmam Hasan’ın (a.s) zehirlenme zeminesini oluşturan Eş’es b. Kays’ın kızı Cu’de’nin adı anılmaktadır. Malumdur ki eşlerin adlarının belirsiz olmasına rağmen, genel olarak kaynaklarda İmamın (a.s) çocukları hakkında nispi olarak uyum ve aheng vardır. İmam Hasan'ın (a.s) bir çok tarihi kaynakta belirtilen eşlerinden bazıları şunlardır:

Eş'as bin Kays'ın kızı Cu'de
Manzur b. Zebban Fezari’nin kızı Havle
Ukbe b. Amr Hazreci’nin kızı Ümmü Beşir
Talha b. Ubeydullah Temimi’nin kızı Ümmü İshak
Ebu Bekir’in torunu Hafsa
Amr b. Suheyl’in kızı Hind.
Nefliye veya Ramle (köle).

Çocukları
İmam Hasan’ın (a.s), kız ve oğlan olmak üzere 15 (8 erkek, 7 kızı) çocuğu olmuştur:
Zeyd ve iki kız kardeşi Ümmü’l Hasan ve Ümmü’l Hüseyin. Bu üçünün anneleri Ebu Mesud Ukbe b. Amr’ın kızı Ümmü Beşir’dir.
Hasan b. Hasan. Annesi, Manzur Fezari’nin kızı Havle’dir.
Amr, Kasım ve Abdullah. Anneleri, cariye idi.
Abdurrahman. Annesi, cariye idi.
İsrim lakabıyla bilinen Hüseyin. Erkek kardeşi Talha ve kız kardeşi Fatıma. Anneleri, Talha b. Ubeydullah Temimi’nin kızı Ümmü İshak’tır.
Ümmü Abdullah, Fatıma, Ümmü Selme ve Rukayye. Farklı annelerden dünyaya gelmişlerdir.
Allame Meclisi, İmam Hasan'ın çocuklarına Ebu Bekir adlı birini de eklemiştir. Şeyh Tabersi, İmam Hasan'ın 9 erkek 7 kızının olduğunu belirtmiştir. İbn Cevzi, İbn Hişam ve Vakıdi, İmam Hasan'ın 15 erkek ve 8 kızının olduğunu yazmıştır.
İmam Hasan'ın (a.s) Ümmü'l-Hüseyin Abdullah bin Zübeyr, Ümmü Abdullah İmam Seccad (a.s) ve Ümmü Seleme Amr bin Munzirin ile evlenmiştir.

İmamet Öncesi
Hz. Resulullah’ın Dönemi
İmam Hasan (aleyhi selam) ömrünün yedi yılını dedesi Hz. Resulullah’la birlikte geçirmiştir.[19] Yine Hz. Hasan, Hz. Resulü Ekrem’in mahzarında yedi yıl yaşamasının yanı sıra hicret dönemindeki bir çok hadiseye de şahitlik etmiştir. Mübahele olayında yer almış, Hadis-i Kisa ve Tathir ayeti gibi bir çok önemli gelişmelerde bulunmuştur. Tüm bunlar, İmam Hasan’ın ismet sıfatına sahip olduğunun delillerindendir. Bunlara ilave olarak kardeşi İmam Hüseyin ile birlikte Biati Rıdvan’da bulunmuşlardır. Yine imam Hasan, kardeşi İmam Hüseyin’le birlikte dedeleri hayata gözlerini yumduğunda yanında hazır bulunmuşlardır.
Şii ve Sünni kaynaklarda İmam Hasan’ın Hz. Resulü Kibriya Efendimizin yanındaki şan ve konumunu ortaya koyan bir çok hadis yer almaktadır. Berra şöyle diyor: Hasan b. Ali, Peygamberin omuzunda olduğu sırada Peygamberin şöyle dediğini duydum: Allah’ım! Ben bunu seviyorum, sen de sev. Başka bir hadiste Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i (a.s) ayakları üzerine oturttuğu esnada şöyle buyurdu: Bu ikisi benim ve kızımın oğullarıdır, Allah’ım! Ben bunları seviyorum, öyleyse Sende bunları sev ve onları seveni de sev.

Hz. Peygamber Efendimiz başka bir hadiste İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s) hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendisidir.”, “Bu iki oğlum, benim dünyadaki iki güzel kokulu gülümdürler.” , “ Hasan ve Hüseyin (yahut bu iki evladım) İmamdırlar, ister kıyam etsinler ve isterse sulh etsinler.” , “Eğer akıl bir adamda mücessem olmuş olsaydı, gerçekten Hasan olurdu.”

Halifeler Dönemi
İmam Hasan'ın (a.s) ilk üç halifeye yönelik itirazlarını nakletmişlerdir. Örneğin ünlü Ehlisünnet alimlerinden Suyuti "Tarihu'l-Hülefa" kitabında şu olayı nakletmiştir: "İmam Hasan (a.s) çocukken bir gün Ebu Bekir minberde konuşma yaptığı sırada onun yanına geldi. İmam Hasan (a.s) Ebu Bekir’e itirazda bulunarak şöyle buyurdu: Babamın minberinden aşağı in. Ebu Bekir cevap olarak şöyle dedi: Allah’a andolsun ki doğru söyledin. Bu minber benim babamın değil, senin babanın yeridir.[28]

İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s) İran'ın fethiyle sonuçlanan Müslümanların İran’la yaptıkları savaşlara katılmamışlardır.[29]Elbette bazı tarihi rivayetlerde İmam Hasan’ın (a.s) bazı savaşlara katıldığına dair sözler söylenmiştir.[30]

Osman’ın halifeliği ile sonuçlanan şuranın teşkil edilmesi ve Ömer’den sonraki halifeliğin belirlenmesinde Ömer’in İmam Hasan’dan (a.s) altı kişilik şurada şahit unvanı ile yer almasını istemesi, Onun yüksek makamına işaret etmekte; öte yandan Peygamber Ehlibeytinin toplumdaki yerini ortaya koymaktadır. Ayrıca onun Ensar ve Muhacirler nezdindeki konumunu da güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Halife Osman, Hz. Ebu Zer’i Rebeze çölüne sürgün etmek istediği zaman kimsenin ona refakat etmemesi ve onunla konuşmaması için emirde bulundu ve Mervan b. Hakem’in onu Medine’den dışarı çıkarmasını emretti. Ebu Zer (r.a), Medine’den dışarı atıldığında hiç kimse dışarı çıkma ve ona eşlik etme cüretini göstermedi, yalnızca Hz. Ali (a.s), kardeşi Akil, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin (a.s) ve Ammar b. Yasir ona eşlik etmek için onun yanında hazır olmuş ve onu uğurlamışlardır.

Üçüncü Halifeye karşı başlatılan kitlesel halk isyanlarında, bazı tarihi rivayetlerin kaydettiğine göre İmam Ali (a.s) İslam’ın hıfzı için Osman’ın korunması yönünde bir düşünceye sahipti. Dolayısıyla kızgın isyancıların onu öldürmesine mani olmak için onu koruma altına aldı. Bu sebepten dolayı genç oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i (a.s) halifenin evine göndererek onu koruma altına almıştı. Elbette isyancıları durdurmak o kadar kolay değildi. En sonunda bu isyanlar Osman’ın ölümüyle sonuçlanmıştır. Bilinmesi gerekir ki bu konu hakkında rivayi kaynaklarda ihtilaflar söz konusudur.

Hz. Ali’nin İmameti Dönemi
İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s), babaları İmam Ali (a.s) ile birlikte Cemel, Sıffin ve Nehrevan savaşlarına katılmışlardır.

wikishia.net

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM