Hz. Fatıma'nın (s.a) Şehadeti

GİRİŞ: 16.01.2021 10:12      GÜNCELLEME: 16.01.2021 10:12
RASTHABER ailesi olarak Hz. Fatıma'nın (s.a) şehadeti münasebetiyle tüm insanlığa, mustazaflara ve özellikle de müminlere başsağlığı dileriz. . Bugün ikinci rivayete göre Hz. Fatıme'nin (s.a) şehadet eriştiği gündür.


Hz. Fatıma'nın (s.a) Kısaca Hayatı

Adı: Fatıma

Lakapları: Zehra, Sıddika, Kubra, Tahire, Raziye, Merziyye, Havra'un-İnsiyye, Betul, Muhaddese, Zühre…

Künyesi: Ümmü'l-Hasaneyn, Ümmü Ebiha, Ümmü'l-Eimme.

Baba-Annesi: Hz. Muhammed (s.a.a), Hatice (s.a).

Doğumu: Bisetin 5. yılı, Cemadiy'ul- Ahir ayının 20′sinde Cuma günü Mekke'de dünyaya geldi.

Hicreti ve Evliliği: Sekiz yaşlarında Hz. Ali'yle birlikte Medine'ye hicret etti ve hicretin 2. yılı Zihicce ayının evvellerinde İmam Ali ile (a.s) evlendi.

Şahadeti: Hicretin 11. yılı Cemadiy'el-Ula'nın 13′ünde veya 15′inde veya Cemadiy'us-Sani'nin 3′ünde, 18 yaşında iken Medine'de beka alemine göç etmiştir.

Mezarı: Medine'de üç mekandan birindedir: Peygamber (s.a.a)'in kabrinin yanında, Baki mezarlığında, Mescid'un-Nebi ile Hz. Peygamber'in kabri arasında.

Çocukluk dönemi

Ehl-i Sünnet alimleri çoğunlukla o Hazret'in Hz. Resulullah'ın bi'setinden beş yıl önce doğduğunu rivayet ederken, Ehl-i Beyt İmamları'ndan gelen hadislerde daha çok Hz. Fatıma'nın (a.s) bi’setin beşinci yılının cemadiyülâhır ayının yirmisinde cuma günü doğduğu belirtilmiştir. Ebu Basir'in naklettiği bir hadiste Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Fatıma (a.s)  Hz. Resulullah (s.a.a) kırk beş yaşında iken cemadiyülâhır ayının yirmisinde dünyaya geldi. Ömrünün ilk sekiz senesini babasıyla birlikte Mekke'de geçirdi. On sene de Medine'de babasıyla beraber kaldı. Babasının vefatından sonra ise, sadece yetmiş beş gün hayatta kaldı ve hicretin on birinci yılında cemaziyülâhırın üçünde dünyadan göçtü. 

Hayr-ı Kesir Olması 

Allah Teala, Hz. Peygamberini (s.a.a): “Sana bol hayır vereceğiz” buyurarak müjdelemişti. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.a), Allah’ın va'dinin kesin olduğunu ve bütün hayırların kaynağı olacak pak ve bereketli neslin kendisinden vücuda geleceğine emindi. Ancak kalp gözleri körleşen düşmanlar Resulullah'ın erkek evladının vefat ettiğini görünce, “Artık Muhammed’in soyunu devam ettirecek erkek evladı kalmamıştır; kendisinden sonra yolu da sönüp gider” şeklindeki söylentiler yaparak Hazret'i incitiyorlardı. Bunun üzerine Cenab-ı Hak onlara  cevap olarak Kevser Suresini indirerek şöyle buyurdu: “Şüphesiz biz sana bol hayır (bereketli nesil) vermişiz. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.”

Evet Allah’ın bu vaadi, Hz. Fatıma’nın dünyaya gelmesiyle gerçekleşmiş, dünya ufukları onun veladet nuruyla aydınlanmış ve kadının ne kadar yüce bir makama ulaşabileceğini bütün âleme göstermek isteyen Allah Teala, Peygamberinin temiz soyunun, Hz. Fatıma’dan vücuda gelmesini takdir eylemişti.

Şehadeti

Peygamber'in kendinden sonra hayatta kalan tek çocuğu Hz. Fatıma kendisine vurulan cismi ve ruhi darbelerden ve altı aylık çocuğu Muhsini düşürdükten sonra hicri 11.yılda Peygamber'in vefatından bir rivayete göre 45 gün ve diğer bir rivayete göre 6 ay sonra şehid olmuştur. Allah'ın, nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin selamı O'nun üzerine olsun.

YORUMLAR

Çepni 1 ay önce
Selam Olsun O Yüce Hanımefendi'ye.. Ya Zehra (s.a)..
Abduzzehra Fâtımî 1 ay önce
Müslümanlar arasında siyasi ve pragmatik bir Vahdet olması gerektiğine inanıyorum. İlkesel olarak ortak tehdit ve tehlikelere karşı Şii oluşumlar ile Sünni oluşumlar arasında bir işbirliği çok faydalı olabilir. Bunun örneğini sınırlı olarak Filistin'de gördük. Lakin Filistinli oluşumlar Suriye krizinin ilk dönemlerinde doğru bir pozisyon almadı o ayrı mesele. Vahdet anlayışının olması Şii ve Sünni anlayış arasındaki ihtilaflı konulara değinmemeyi ve bunları örtbas etmeyi gerektirmez. Zaten bir Şii'yi Sünni'den ayıran en temel unsur bu anlayış ve inanış farklılığıdır. Keza bir Sünni'yi Sünni yapan da onu bir Şii'den ayıran özellikleridir. Eğer bir Vahdet olacaksa şayet her iki taraf da birbirini olduğu gibi kabul etmeli ve yargılamadan saygı duymalıdır. Nasıl ki bir Şii, eleştirdiği doğru bulmadığı bir takım şahsiyetlerin Sünniler nezdinde kutsanmasına saygı duyuyorsa, bir Sünni de bu şahsiyetlerin Şiiler nezdinde eleştirilmesine saygı göstermelidir. Sözün özüne geleyim. HZ. FATIMA'TUZ ZEHRA'nın (ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNE OLSUN) şehadeti ile ilgili daha ayrıntılı bilgi vermeniz gerekirdi. Çekinmeden utanmadan Onu ikinci Halife Ömer bin Hattab'ın ve İlk Halife Ebu Bekir bin Ebu Kuhafe'nin şehit ettiğini belirtmeniz gerekir. Böylece belki bazı Sünni arkadaşlar gerçeklerin farkına varabilir. Aksi takdirde sizler Vahdet ayağına Şiiliğinizden ödün vermiş olursunuz. Ulu orta meydanlara çıkıp alenen lanet edip sövelim demiyorum. Sözlerim yanlış yorumlanmasın. Sadece tarihi gerçekleri olduğu gibi aktaralım; suçluları, kusurluları, tarafsız kalanları eleştirelim, kınayalım ve Peygamberimizin Ciğerparesini (s.a) şehit edenlerden ve onların bu işlerinden beri olduğumuzu belirtelim. Selam olsun Hidayete Tabi olanlara! Fâtimi bir Zehra Kulu

REKLAM