Hz. Fatıma Bir Anahtardır

Her kim zamanının imamını tanımadan ölürse; cahiliye ölümü üzerine ölmüştür ve hatta küfür ve nifak üzeredir.
GİRİŞ: 25.10.2019 09:25      GÜNCELLEME: 25.10.2019 09:25
Rasthaber -  Suudi Arabistan'da bulunduğu bir dönemde o meşhur el-Gadir kitabının yazarı merhum Allame Eminî’yi akşam yemeğine davet etmişlerdi. Allame kabul etmek istememişe de ısrarda bulunmaları karşılığında bir şartla bu daveti kabul etmiş; 'Yalnızca akşam yermeği yenilecek ve herhangi bir konuda tartışmaya girilmeyecek!' demişti.

Yaklaşık 70-80 civarında Ehl-i Sünnet aliminin katıldığı akşam yemeğinin ardından içlerinden biri ilmi bir mesele açmak isteyince Allame: 'Daha önce bu konularda konuşmayacağımıza dair birbirimize söz vermiştik.' dedi.

Bunun üzerine ona şöyle dediler: 'Hiç olmazsa ortamın berekketlenmesi mahiyetinde bir hadis nakledin de istifade edelim.' Allame der: 'Bir şartla bu teklifinizi kabul ederim. Hepiniz hadis hafızı kimselersiniz. Nakledeceğim hadisin muteber olup olmadığını hepinize soracağım. Lakin önce sol başımdan başlamak suretiyle hepiniz bir tane hadis nakledin.'

Onlar bunu kabul edince teker teker birer tane Allah Resulünden (saa) hadis söylemeye başlarlar. Her nakledilen hadis diğerleri ve Alleme tarafından onay aldıktan sonra bir diğeri söyler ve ta sıra Allame'ye gelir çatar.

Allame Eminî şöyle der: Fahr-i Kainat Efendimiz Resulullah (saa) şöyle buyurmuştur: 'Her kim zamanının imamını tanımadan ölürse cahiliye ölümü üzerine ölmüştür ve hatta küfür ve nifak üzeredir.'

Daha sonra meclistekilere hadisin itibarını sorar ve orada bulunan herkes de bu hadisin son derece muteber ve sağlam bir hadis olduğunu söyler.

Bunun üzerine Allame Eminî şöyle der: 'Şimdi size bir sorum var; Peygamberin kızı Fatıma’nın imamı kimdi?' 

Bu soru salonda büyük bir sessizliğin hakim olmasına neden oldu ve hiç kimseden ses çıkmadı. Hatta sessizce bir bir meclisi terk ettiler..

Çünkü 'Hz. Fatıma, kendi zamanının imamını tanımadan vefat etti' diyemezlerdi. Bu –haşa – Fatıma’nın küfür üzere öldüğü anlamına gelirdi ki; böyle bir şeyi hiç kimsenin kabul etmesi mümkün değildi.

Eğer 'Fatıma’nın imamı Ebubekir’di' deselerdi bu da Sahih-i Buhari ve diğer Ehl-i Sünnet kitaplarında zikredilmiş olan rivayetle açık bir şekilde çelişecekti. Çünkü o rivayete göre Fatıma (sa) vefat ettiğinde birinci ve ikinci halife olan Ebubekir ve Ömer’e kızgın olarak dünyadan göç etmişti. Dolayısıyla tek bir seçenek kalıyordu ve o da şuydu:

'Fatıma’nın imamı, Ali idi'…

Ehl-i Sünnet uleması bu gerçeğin karşısında hiçbir cevap veremediler…

ehlader

YORUMLAR

REKLAM