Ehl-i Sünnet Kitaplarında Hz. Mehdi Rivayetleri

GİRİŞ: 04.02.2020 09:20      GÜNCELLEME: 04.02.2020 09:20
Rasthaber -  Hadisin mütevatir oluşu, kesin ilim ve yakinin yollarından sayılmıştır. Dolayısıyla mütevatir bir hadisin hücciyeti zatidir, taabbudi[1] değildir. Onun içeriğinin kabulü, râvisinin adil ve güvenilir olması koşuluna da bağlı değildir. Çünkü ona olan itimat, yakin ve kesin bilgi sağladığı içindir. Şu halde tevatürdeki yol, örfen ve vicdanen ilme ulaşma yollarındandır. Tevatür vuku bulduğunda hadisin mazmunu sabit olur. Hatta tevatürün oluşumunda katkısı olan yollardan bir kısmı zayıf olsa bile ona itina edilmez, dikkate alınmaz. Hatta bir kısmı tek kişi tarafından nakledilen ahad haberlerinden olsa dahi bunun tevatüre bir zararı olmaz. Lakin diğer hadisler ona eklendiğinde tevatür oluşturur ve onu şekillendirirse bunun sonucu ilim ve kesin kanaat ortaya çıkar.

Şu da bir gerçektir ki İmam Mehdi (a.s) hakkındaki hadisler Müslümanlar arasında tevatürün de üstündedir. Çünkü tevatürün ölçütü belli bir sayı değildir. Bilakis tevatürün kıstası, muhatabın haberin içeriğine yakin etmesini sağlayacak düzeyde tekrarlanmış olmasıdır. Bu da çoğunlukla bir haberin farklı kanal ve râvilerle onun üzerinde bir sayıda tekrarlanmış olmasıyla gerçekleşir. Hatta daha az sayı ile de gerçekleşebilir. Hal böyle iken Peygamber'in (s.a.a) ashabından Ehlisünnet kanalıyla bize yirmi beşten fazla kişi tarafından nakledilmiş bir rivayet nasıl mütevatir olmaz ki?! Onlar yüzden fazla hadiste bu gerçeği rivayet etmiştir. Bu rivayetlerin çoğu da senet açısından sahih veya hasendir. Nitekim Ehlisünnet ulemasından bu işin uzmanı olanların konuyla ilgili sözlerini daha önce aktardık. Mehdi ile ilgili hadislerin Ehlisünnet kanalından gelen râvileri şunlardır:

1-  Ali b. Ebutalib 12'den fazla rivayet

2- Ebu Said Hudri 20'den fazla rivayet

3- Cabir b. Abdullah Ensari 4 rivayet

4- Abdullah b. Abbas 7 rivayet

5- Abdullah b. Ömer 6 rivayet

6- Ebu Hureyre Ed-Devsi 13 rivayet

7- Abdullah b. Mesud 6 rivayet

8- Huzeyfe b. Yeman 7 rivayet

9- Ümm'ül-Müminin Ümmü Seleme 4 rivayet

10- Enes b. Malik 2 rivayet

11- Abdurrahman b. Avf 1 rivayet

12- İmam Hüseyin b. Ali (a.s) 2 rivayet

13- Karra el-Muzeni 1 rivayet

14- Ebu Umame el-Bahili 3 rivayet

15- Ebu Eyyub el-Ensari 1 rivayet

16- Hilal b. Nafi 1 rivayet

17- Temim Ed-Dari 1 rivayet

18- Resulullah'ın (s.a.a) azat ettiği köle olan Sevban b. Becded 1 rivayet

19- Avf b. Malik 1 rivayet

20- Peygamber'in (s.a.a) en son vefat eden kıymetli sahabesi olan Ebu Tufeyl Amir b. Vasile el-Kenani (ö: 107 Hicri) 1 rivayet

21- el-Haris b. el-Cüz Ez-Zubeydi 1 rivayet

22- İbn Ubey Beyyi 1 rivayet

23- İbn Ertat 1 rivayet

24- Esma binti Yezid el-Ensariyye'nin azat ettiği köle olan Şehr b. Huşeb Et-Tabii 1 rivayet

25- Ümm'ül-Müminin Ayşe binti Ebubekir 1 rivayet

26- Muaviye b. Ebu Süfyan 1 rivayet

27- Ümm'ül-Müminin Ümmü Habibe 1 rivayet

Bu erkek ve kadın sahabilerin Ehlisünnet kanallarından Mehdi hakkında rivayet ettiği hadisler, gördüğünüz gibi tevatürün üstündedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi tevatürün hüccet oluşu, râvinin güvenilirliğine veya adaletine bağlı değildir. Çünkü onun hüccet oluşu taabbuddan kaynaklanmamıştır. Bilakis onun itibarı vicdani olup verilen habere dair kesin bilgi ve kanaate dayanır.

Bunlara ilave olarak Ehlibeyt kanalıyla gelmiş olan mütevatir hadisler ve gerçekleşen görüş ittifakı da eklendiğinde meselenin Peygamberimizden (s.a.a) sâdır olduğunda en ufak bir kuşkuya mahal kalmamaktadır. Ayrıca Kur'an'ı Kerim'de Mehdi konusuna yorumlanmış olan apaçık ayetler mevcut iken buna ancak kibrine yenik düşmüş cahil kimse muhalefet eder, onu inkâra kalkışır. Bu tür insanların cehaletine de itina edilmemelidir. Aksine bizim mihenk taşımız ayetler ve rivayetler olmalıdır. Şimdi bu rivayetlerden az bir bölümünü istifadenize sunacağız.
 
Onun Yeryüzünü Adaletle Dolduracağına Delalet Eden Rivayetler
 
Bu alanda gelen rivayetler oldukça fazladır. Bunlardan biri Ebu Said el-Hudri'den muhtelif senetlerle rivayet edilmiş olan hadistir. Konuya girmeden önce bir noktayı hatırlatmakta yarar vardır. O da şudur: Bir konuda bir kişiden gelmiş olan rivayet, ancak bir senetle ve bir mazmunda nakledilmişse haberi vahid[2] sayılır. Dolayısıyla bizim Ebu Said'den nakledeceğimiz rivayetlerin senetleri ve mazmunları birbirinden farklıdır. Bu yüzden sırf bir kişiden nakledilmiş diye onu eleştirmeye ve haberi vahid saymaya çalışanların sözüne kulak verilmemelidir.

 Ebu Said Hudri'den rivayet edilen hadisler:

Hâkim, kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

 "Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolacak; sonra benim itretimden/soyumdan bir kişi yeryüzüne yedi yıl veya dokuz yıl hükümdar olup yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır."[3]

Ahmed b. Hanbel, Müsned'inde kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (s.a.a) buyurdu: "Ehlibeyt'imden açık yüzlü ve kemerli burnu olan bir kişi hükümdar olup daha önce zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O, yedi yıl hükümet edecektir."[4]

Ebu Davud, Sünen'inde kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Mehdi bendendir; açık alınlı ve burnu kemerlidir. Zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır. O, yedi yıl hükümranlık edecektir."[5]

Ahmed b. Hanbel, Müsnedinde kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Buyurdu: Sonra benim itretimden veya Ehlibeyt'imden bir kişi çıkacak, yeryüzünü – haksızlık ve zulümle dolduğu gibi – adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır."

 Ahmed b. Hanbel, yine Müsned'inde kendi isnadıyla Ebu Said'den şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (s.a.a) buyurdu: "Sizlere Mehdi'yi müjdeliyorum. Halkın ihtilaf ve çekişme zamanında ümmetime gönderilecek ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Gökte ve yerde olanlar ondan razı olacaklar ve o, malları sahih olarak taksim edecektir." Adamın birisi: "Sahih olarak nasıl taksim edecek?" diye sordu. Buyurdu ki: "Halkın arasında eşit olarak (dağıtacak)." Sonra buyurdu ki: "O zamanda Allah, Muhammed ümmetinin kalbini zenginlikle dolduracaktır ve onun adaleti onların hepsini kapsayacaktır. Hatta bir tellal; "mala ihtiyacı olan var mıdır?" diye seslenecek, bir kişiden başka hiç kimse ayağa kalkmayacaktır. Bunun üzerine ona; git hazinedara Mehdi bana mal vermeni emrediyor de. Bunun üzerine hazinedar ona; seç diyecek, adam onu kendi evine getirip açınca pişman olup ben Muhammed'in ümmetinin en ihtiraslısı mı oldum, yoksa onlara yeterli olan bana kifayet etmedi mi diyecek. Sonra şöyle buyurdu: "Bunun üzerine o malı geri getirecek, ancak ondan geri alınmayacak ve biz verdiğimiz bir şeyi geri almayız denilecektir." Böylece yedi veya dokuz sene devam edecektir, ondan sonra yaşantının bir hayrı yoktur."[6]

Ali b. Ebubekir Heytemi, Mecme'uz-Zevaid kitabında kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet etmiştir:[7]

Resulullah'tan (s.a.a) duydum, şöyle buyuruyordu: "Ümmetimden benim sünnetimle konuşan bir kişi çıkacak; Allah onun için gökten yağmur indirecek, yerden bereketlerini yeşertecek. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onun sayesinde adalet ve eşitlikle dolacak. O, yedi yıl bu ümmeti yönetecek ve Beytül Mukaddes'e inecek."[8]

Ebu Naim Hafız Ahmed İsfahani, el-Erbain isimli kitabında Mehdi hakkında bir hadisi kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (s.a.a) buyurdu: "Ehlibeyt'imden bir kişi yeryüzüne hükümran olup daha önce zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O, yedi yıl hâkimiyet edecektir."

Yine kendi isnadıyla Ebu Said'den şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolacaktır. Sonra Ehlibeyt'imden bir kişi çıkacak; yeryüzünü, zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır."[9]

Ali b. Ebubekir Heytemi, Mecme'uz-Zevaid'de kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (s.a.a) buyurdu: "Ümmetime Ehlibeyt'imden olan bir kişi emir olacak; yeryüzüne daha önce zulüm yayıldığı gibi adaleti yayacak ve yedi yıl hâkimiyet edecek. Hadisin râvilerinden biri olan Adiy şöyle der: Bu hadisi Amir el-Ahvel'e zikrettiğimde "Ben bunu (daha önce) Eb'us-Sah'tan duymuştum" dedi.[10]

Şemsuddin Zehebi, Tezkiret'ul-Huffaz'da kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet etmiştir:

"Resulullah (s.a.a) bu ümmete ulaşacak bir beladan/imtihandan söz etti. Öyle ki kişi, zulümden kaçıp sığınacağı bir sığınak bulamayacaktır. İşte o zaman Allah, benim itretim ve Ehlibeyt'imden olan bir kişiyi gönderecektir. O, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır; göğün ve yerin sâkinleri ondan razı olacaktır. Gökyüzü damlalarından hiçbir şeyi esirgemeksizin bol miktarda yağmuru dökecektir. Yer, bitkilerinden hiçbir şeyi esirgemeksizin çıkaracaktır. Öyle ki diriler de ölüler de; yedi veya sekiz ya da dokuz yıl sürecek olan o zamanda yaşamak isterler."[11]

Suyuti, el-Havi Lil-Fetava kitabında kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den (r.a) şu rivayeti nakletmiştir:

Peygamber (s.a.a) buyurdu: "Bal arılarının kendi arıbeylerinin etrafına toplanması gibi ümmeti de Mehdi'nin yanında toplanır. Daha önce zulümle dolan dünyayı adaletle doldurur. Böylece insanlar ilk halleri (tertemiz fıtratları) üzerine olurlar. Uykuda olan kimseyi dahi uyandırmaz ve bir damla kan bile akıtmaz."[12]

Süneni Tirmizi olarak bilinen el-Câmi'u's-Sahih kitabının sahibi Tirmizi, kendi isnadıyla Ebu Said Hudri'den (r.a) şöyle rivayet etmiştir:

"Peygamberimizden sonra bir hadise baş göstermesinden korktuk ve Resulullah'a (s.a.a) sorduk, buyurdu ki: Ümmetimde Mehdi vardır; çıkacak ve beş veya yedi veya dokuz – şüphe eden, ravilerden Zeydi'dir –  yaşayacaktır." Ebu Said diyor ki: "Bu müddet nedir?" diye sorduk ve Allah Resulü; "senedir!" buyurdu ve şöyle devam etti: "İnsan ona gelecek ve "ey Mehdi! Bana da ver, bana da ver!" diyecek; Mehdi de onun esvabını taşıyabildiği kadar dolduracaktır." Ebu İsa, "bu hadis hasendir" demiş ve veçhini belirtmeksizin Ebu Said vasıtasıyla Peygamber'den rivayet etmiştir.[13]

Cabir b. Abdullah Ensari'den Rivayet Edilen Hadis:

İbrahim b. Muhammed Himvini, kendi isnadıyla Feraid'us-Simtayn'de Cabir b. Abdullah Ensari'den (r.a) şu rivayeti getirmiştir:

Cabir diyor: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Mehdi benim evlatlarımdandır; ismi benim ismim, künyesi benim künyemdir. O, yaratılış ve ahlak bakımından insanların bana en çok benzeyenidir. Onun için ümmetlerin sapacağı bir gaybet ve şaşkınlık/tereddüt (dönemi) olacak. Sonra gecenin karanlığını delen parlak bir yıldız gibi gelecek. Yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır."[14]

İbn Abbas'tan (r.a) Rivayet Edilen Hadis:

Himvini Cuveyni, kendi isnadıyla Feraid'us-Simtayn'de Said b. Cübeyr vasıtasıyla İbn Abbas'tan şu rivayeti nakletmiştir: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:

"Ali b. Ebutalib, ümmetimin imamı ve benden sonra onlar üzerindeki halifemdir. Yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra adalet ve eşitlikle dolduracak olan beklenen Kâim onun evlatlarındandır. Beni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderene yemin olsun ki gaybeti zamanında onun imametine inançta sağlam duranlar kibrit-i ahmerden[15] daha azizdir. Bunun üzerine Cabir b. Abdullah Ensari ayağa kalkarak şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! Senin evlatlarından olan Kâim için gaybet mi var? Resulullah (s.a.a) buyurdu: Rabbime yemin olsun ki evet; Allah inananları imtihan edecek ve kâfirlerin kökünü kazıyacak. Ey Cabir! Bu, Allah'ın emrinden bir emir ve Allah'ın sırrından bir sırdır; bilgisi kullarına kapatılmıştır. Sakın Allah'ın emrinde şekke düşme ki bu, küfürdür."[16]

İbn Esir olarak tanınan Ebul Hasan Ali b. Ebul Kerem, Usd'ul-Gabe kitabında kendi isnadıyla Kays b. Cabir'den, o da babası ve dedesi vasıtasıyla Resulullah'tan (s.a.a) şu hadisi nakletmiştir:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Benden sonra halifeler olacak. Halifelerden sonra emirler olacak ve emirlerden sonra zorba hükümdarlar olacak. Sonra Ehlibeyt'imden bir kişi çıkacak, yeryüzünü zulümle dolmuş olduğu gibi adaletle dolduracaktır."[17]

İbn Hacer Mekki Heytemi, Sevaik'inde Ruyani'den, Taberani'den diğerlerinden kendi isnatlarıyla Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Mehdi, benim evlatlarımdandır; yüzü inci gibi parlayan bir yıldıza benzer. Rengi Arapların rengindedir, cismi İsrailoğullarının cismine benzer. Yeryüzünü zulümle dolmuş olduğu gibi adaletle dolduracaktır. Gök ehli, yer ehli ve hatta gökteki kuş bile onun hilafetine razı olacaktır. Yirmi yıl hükümet edecektir."[18]

Abdullah b. Ömer'den Rivayet Edilmiş Hadisler:

Sibt b. Cevzi, Tezkiret'ul Havas kitabında kendi isnadıyla Abdullah b. Ömer'in Resulullah'tan (s.a.a) rivayet ettiği şu hadisi getirmiştir:

"Ahir zamanda benim evlatlarımdan ismi benim ismim ve künyesi benim künyem gibi olan biri çıkacak, yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır. İşte o, Mehdi'dir. Sibt b. Cevzi diyor ki: Bu meşhur bir hadistir; Ebu Davud ve Zühri, bu manada bir hadisi Ali'den (a.s) rivayet etmiştir."[19]

Süleyman b. Ahmed Tabarani, el-Evsat kitabında İbn Ömer'den şu rivayeti getirmiştir:

Peygamber (s.a.a), Ali'nin (a.s) elinden tutup şöyle buyurdu: "Gelecekte bunun sülbünden bir genç çıkacak, yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak. Onu gördüğünüzde Temimli gence bakın. O doğu tarafından gelecek ve Mehdi'nin bayraktarı olacaktır."[20]

Karra el-Muzeni'den Rivayet Edilen Hadis:

Bezzaz kanalıyla Tabarani'den Karra el-Muzeni'nin Resulullah'tan rivayet ettiği şu hadis gelmiştir:

"Yeryüzü muhakkak ki zulüm ve haksızlıkla dolacaktır; zulüm ve haksızlıkla dolduğunda ise Allah, benden olan bir kişiyi gönderecektir: İsmi benim ismim ve babasının ismi de babamın ismi olan o kişi, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır. O zaman gök damlalarından ve yer bitkilerinden hiçbir şeyi esirgemeyecek. O, aranızda yedi veya sekiz, çok çok olursa dokuz vakit kalacak."[21]

Ehlisünnet Kanalıyla İmam Ali'den (a.s) Rivayet Edilen Hadisler:

Secistani, Süneninde kendi isnadıyla Ali'nin (a.s), Peygamber'den (s.a.a) rivayet ettiği şu hadisi getirmiştir:

"Dünyanın sonuna bir gün kalmış olsa dahi, Allah benim Ehlibeyt'imden bir kişiyi gönderecektir; o yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır."[22]

Hanefi Kunduzi, Yenabiul Mevedde kitabında Ali kerremelah vechehden şu rivayeti getirmiştir:

"Ali (a.s) dedi ki: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: Ümmetimden ve Hüseyin'in (a.s) evlatlarından, yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak bir kişi kıyam etmeden dünya sona ermeyecektir."[23]

Himvini, kendi isnadıyla Muhammed b. Ali el-Bakır'dan (a.s), babasından, dedesinden ve Ali b. Ebutalib'den (a.s) şu rivayeti nakletmiştir:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Mehdi benim evlatlarımdandır. Onun için ümmetlerin sapacağı bir gaybet ve şaşkınlık/tereddüt (dönemi) olacak. O, peygamberlerin birikimiyle gelecek; yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır."[24]

Ebu Davud, Süneninde kendi isnadıyla Ali b. Ebutalib'den (a.s) şu rivayeti getirmiştir:

Ali (a.s), oğlu Hasan'a (a.s) bakarak şöyle dedi: "Benim bu oğlum seyyiddir; nitekim Peygamber (s.a.a) ona bu ismi vermiştir. Yakında onun sülbünden ismi Peygamberinizin ismi olan, ahlak yönünden ona benzeyen ama yaratılış yönünden ona benzemeyen bir kişi çıkacak. Daha sonra onun yeryüzünü adaletle dolduracağını anlattı."[25]

Şeyh Süleyman el-Hanefi, Yenabiul Mevedde kitabında kendi isnadıyla Ali kerremellah vechehden şu rivayeti nakletmiştir:

Ali (a.s) dedi: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Hüseyin'in (a.s) evlatlarından bir kişi ümmetimle kıyam ederek, yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle doldurmadıkça dünya sona ermeyecektir."[26]

Ebu Hureyre'den Rivayet Edilen Hadisler:

Mir Seyyid Ali el-Hemedani Eş-Şafii, merfu olarak Ebu Hureyre'den şu rivayeti getirmiştir:

Ebu Hureyre diyor: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Dünyadan tek bir gün kalsa bile Allah o günü uzatacak; ta ki adı adıma, babasının adı babamın adına uygun Ehlibeyt'imden bir kişiyi gönderecek; yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır."[27]

Heytemi, Mecme'uz-Zevaid kitabında kendi isnadıyla Ebu Hureyre'den şu rivayeti nakletmiştir:

Resulullah'a (s.a.a) Mehdi'den söz edildiğinde şöyle buyurdu: "Eğer kısaltırsa yedi, yoksa sekiz o da olmazsa dokuzdur. Yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır."[28]

Abdurrahman b. Avf'dan Rivayet Edilen Hadis:

Muhammed b. Yusuf Genci Eş-Şafii, el-Beyan kitabında kendi isnadıyla Abdurrahman b. Avf'tan şu rivayeti nakletmiştir:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah benim itretimden/soyumdan ön dişleri seyrek ve alnı açık bir kişiyi kesin olarak gönderecektir. O, yeryüzünü adaletle dolduracak ve malları bereketlendirecek."[29]

Abdullah b. Mesud'dan Rivayet Edilen Hadisler:

Tirmizi, Sahihinde kendi isnadıyla Zer b. Hubeyş vasıtasıyla Abdullah b. Mesud'dan şu rivayeti nakletmiştir:

"Ehlibeyt'imden ismi benim ismime uyan bir kişi Arab'ın mâliki/hâkimi olmadıkça dünya sona ermeyecektir. Ebu İsa daha sonra bu babda Ali'den, Ebu Said'den, Ümmü Seleme'den ve Ebu Hureyre'den de rivayet olduğunu hatırlatarak "bu hadis hasen ve sahihtir" dedi.[30]

Tirmizi, İbn Mesud'dan bir başka hadis daha nakletmiştir. O rivayet şöyledir: 

İbn Mesud diyor: Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ehlibeyt'imden ismi benim ismime uyan bir kişi gelecek. Asım şöyle der: Ebu Salih'in, Ehu Hureyre'den naklettiğine göre Peygamber şöyle buyurdu: Eğer dünyadan sadece bir gün kalmış olsa bile Allah, bu kişi gelinceye kadar o günü uzatacaktır…"[31]

Tirmizi, kendi isnadıyla Zer b. Hubeyş vasıtasıyla Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini nakletmiştir:

Resulullah (s.a.a) buyurdu: "Ümmetimden ismi benim ismime ve babasının ismi babamın ismine uyan bir kişi çıkmadıkça dünyanın sonu gelmeyecektir. O, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır."[32]

Daha sonra usta araştırmacı Şeyh Ebutalib et-Teclil et-Tebrizi (r.a), bu hadisin isnatlarına ilişkin Ebu Naim İsfahani'nin "Menakibi Mehdi" isimli kitabından şunları nakletmiştir:

Hafız Ebu Naim, Menakibi Mehdi kitabında bu hadisin kanallarını büyük bir topluluktan toplamıştır. Onların hepsi Asım b. Ebu Necud'dan, Zer b. Hubeyş'ten, Abdullah b. Mesud'dan ve Peygamberden (s.a.a) nakletmişlerdir. Süfyan b. Uyeyne onlardandır. Daha önce kaynaklarını zikrettiğimiz gibi hadisin ondan olan kanalları muhteliftir. Katar b. Halife de onlardandır ve onun kanalları da muhteliftir. Onlardan biri de Ameş'tir. Onun kanalları da çeşitlidir. Ebu İshak Süleyman b. Firuz Eş-Şeybani de farklı kanallarla bu rivayeti getirmiştir. Hafs b. Ömer b. Ömer ve Sufyan Sevri de farklı kanalları onlardandır. Şu'be de muhtelif kanalları olanlardandır. Vasit b. Haris de onlardandır. Ebu Şeybe Yezib b. Muaviye de onlardandır ve onun bu rivayette iki kanalı vardır. Süleyman b. Kurem'in de kanalları müteaddittir. Cafer Ahmer, Kays b. Rabi, Süleyman b. Kurem ve torunları, hepsi tek müsnette yer almıştır. Selam Ebu Munzir de onlardandır. Onlardan biri de Ebu Şahab Muhammed b. İbrahim el-Kettani'dir; onun kanalları da muhteliftir. Muhtelif kanallarıyla Ömer b. Ubeyd Et-Tanafusi de onlardandır. Ebubekir b. Ayyaş da müteaddit kanallarıyla onlardan biridir. Ebu Cehaf Davud b. Avf da muhtelif kanallarla bu hadisi zikredenlerdendir. Osman b. Şebreme çeşitli kanallarla bu hadisi rivayet etmiştir. Abdulmelik b. Uyeyne de onlardandır. Muhammed b. Ayyaş da hadisi Amr Amiri vasıtasıyla çeşitli kanallardan rivayet etmiş ve bir senet getirerek onda şöyle demiştir: "Haddesena Ebu Ğassan Haddesena Kays", ancak onların nispetini belirtmemiştir. Onlardan biri de Ömer b. Kays Mellai'dir. Ammar b. Zureyk, Abdullah b. Hukeym b. Hubeyr Esedi, Ömer b. Abdullah b. Bişr, Ebul Ahvas, Yusuf b. Yunus, Ğalib b. Osman, Hamza b. Zeyyat, Şeyban ve Hekem b. Hişam muhtelif kanallarla bu hadisi rivayet edenlerdendir. Zer b. Hubeyş'ten bu hadisi Asım dışında biri daha rivayet etmiştir. O da Amr b. Murre'dir. Bunların hepsinin rivayet ettiği hadiste "ismi benim ismimdir" ifadesi yer almıştır. Sadece Ubeydullah b. Musa'nın Zaide vasıtasıyla Asım'dan rivayet ettiği hadiste buna ilave olarak Peygamber'in (s.a.a) "babasının ismi babamın ismidir" buyurduğu nakledilmiştir. Elbette akıl sahibi nezdinde bu ilavenin hiçbir itibarı yoktur; hele ki bu imamların onun aksi yönünde ittifakı varken sırf bu ifadeden dolayı kuşkuya kapılmamalıdır. Allah daha iyi bilendir.[33]

Alkame, İbn Mesud'dan şu rivayeti nakletmiştir:

"Biz Resulullah'ın huzurundayken Haşimoğullarından bir grup genç geldi. Peygamber onları görünce gözleri doldu ve yüzünün rengi değişti. Ben; "Şu ana kadar yüzünüzde bizi rahatsız edecek bir şey görmüyorduk (şimdi ne oldu da gözleriniz doldu?)" diye merakımı ifade edince Hazret şöyle buyurdu: Biz Ehlibeyt'iz; Allah bizim için ahireti dünyaya seçmiştir. Benim Ehlibeyt'im benden sonra bela, sürgün ve horlanıp kovulma ile karşılaşacaktır. Ta ki doğu tarafından siyah sancakları olan bir kavim gelecektir. Onlar mal isteyecekler ama kendilerine verilmeyecek. Bunun üzerine savaşıp zafer kazandıklarında istedikleri şey kendilerine verilecek. Fakat onlar bunu kabul etmeyecek. Ta ki onu, benim Ehlibeyt'imden olan ve zulümle dolan yeryüzünü adaletle dolduracak kişiye verecekler. Sizden kim o zamanı idrak edecek olursa, kar üzerinde sürünerek dahi olsa onlara gelsin."[34]

 Ehlisünnet ulemasından Şeyh Abdulhâdi Abyari, el-Arais'ul-Vadiha isimli kitabında İmam Sadık'tan (a.s) şu rivayeti nakletmiştir:

"O, bir veya üç veya beş veya yedi veyahut dokuz gibi tekli yıllardan birinde çıkacaktır. Ramazan ayının yirmi üçüncü gecesi "Kâim" ismiyle seslenecek ve Âşura günü kıyam edecektir. Sanki onu, Muharrem ayının onuncu gününde rükn ile makam arasında durmuş halde görür gibiyim; bir şahıs insanları onun eliyle biyatleşmeye çağıracak. Bunun üzerine yeryüzünün etrafından yarenleri mesafeleri kat ederek ona gelip kendisine biyat edecekler. Allah, onun vasıtasıyla yeryüzünü adaletle doldurur. Sonra Mekke'den hareket edip Kufe'ye gelecek. Oradan hazırladığı orduları şehirlere dağıtacak."[35]...ehlader

Üstat Cafer Yusufî

[1]- Taabbudi, delili sunulmadığı halde teslim olmakla mükellef olduğumuz konulardır. (Mütercim).

[2]- Haberi Vahid, tek kişi tarafından nakledilen hadise denir.

[3]- Muhammed b. Abdullah El-Hâkim Nişaburi, El-Müstedrek Ala’s- Sahiheyn c.4, s.855; Hanbeli mezhebinin imamı olan Ahmed b. Hanbel Eş-Şeybani, El-Müsned c.3, s.82 ve 7; Ebu Naim İsfahani, Kitab’ul-Erbain, h.2; İbrahim b. Muhammed El-Himvini El-Cuveyni, Feraid’us-Simtayn c2, s.223; El-İmam El-Hafız Ez-Zehebi, Telhis’ul-Mustedrek c.4, s.855; Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c2, s.36.

[4]- Hanbeli mezhebinin imamı olan Ahmed b. Hanbel Eş-Şeybani, El-Müsned c.3, s.71; El-Himvini El-Cuveyni, Feraid’us-Simtayn c.2, s.423; Şeyh Ziyauddin El-Gümüşhanevi El-İstanbuli El-Hanefi, Es-Sufi (ö:1131), Ramuz’ul-Ahadis, s.774.

[5]- Ebu Davud Es-Secistani, Süneni Ebu Davud c.4, s.251; Hâkim Nişaburi, El-Müstedrek c.4, s.755; Hüseyin b. Mesud Ferra El-Buğavi, Mesabih’us-Sunne c.2, s.431; Ali b. Hüsamuddin El-Hindi El-Hanefi, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’ine dipnot olarak basılmış Muntehebu Kenzul Ummal c.6, s.3; Mişkat’ul-Mesabih, Hatib Tebrizi Muhammed b. Abdullah c.3, s.42 ve diğer başka kaynaklar.

[6]- Hanbeli mezhebinin imamı olan Ahmed b. Hanbel Eş-Şeybani, El-Müsned c.3, s.63; Hâkim Nişaburi, El-Müstedrek c.4, s.755; Şeyh Süleyman Hanefi Kunduzi, Yenabiul Mevedde c.3, s.98; Müsnedi Ahmed c.3, s.73, h.2; Ebu Naim, El-Erbain, h.18; Muhammed b. Talha Genci Eş-Şafii, El-Beyan fi Ahbari Sahibi’z-Zaman, s.48; İbni Hacer Mekki Heytemi, Sevaikul Muhrika s.99.

[7]- Ali b. Ebubekir Heytemi, Mecmeu’z-Zevaid ve Menbe’ul-Fevaid c.7, s.713; Tirmizi ve İbni Mace kendi Sahihlerinde bu hadisi rivayet etmişlerdir. Süleyman b. Ahmed Şami Taberani de El-Evset’te bu hadisi getirmiştir. Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.26.

[8]- Az önce zikri geçen kaynak.

[9]- Hafız Ahmed Ebu Naim İsfahani, El-Erbain Hadisen fi’l-Mehdi, Üçüncü Hadis; Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.36, El-Erbain’de ikinci hadis, sayı yirmi iki; Celaleddin Es-Suyuti, El-Cami’us-Sağir, h.9227; El-Kunduzi, Yenabiul Mevedde s.681.

[10]- Ali b. Ebubekir Heytemi, Mecme’uz-Zevaid ve Menbe’ul-Fevaid c.7, s.413; Altıncı asrın tanınmış büyük tarihçisi Er-Rafii El-Kazvini Abdulkerim b. Muhammed, Kitab’ut-Tedvin fi Ahbari Kazvin c.2, s.48.

[11]- Şemsuddin Zehebi, Tezkiret’ul-Huffaz c.3, s.838; Ebu Muhammed Hüseyin b. Mesud El-Buğavi Eş-Şafii (ö:615), Mesabih’us-Sunne c.2, s.431; Hatib Tebrizi, Mişkat’ul-Mesabih c.3, s,42; İbni Hacer El-Mekki El-Heytemi Eş-Şafii, Sevaik’ul Muhrika s.79.

[12]- Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.77.

[13]- Ebu İsa Muhammed b. İsa b. Sure et-Tirmizi (ö:792), El-Cami’i’s-Sahih Kitabu’l-Fiten bab35, h.2322, s.116, Daru İhya’ut-Turas’ul-Arabi.

[14]- İbrahim b. Muhammed Himvini Cuveyni, Feraid’us-Simtayn c.2, s.433.

[15]- Kırmızı kibrit veya kırmızı fosfor manasına gelen kibrit-i ahmer, değersiz taşları altına çeviren bir iksire verilen addır. (Mütercim).

[16]- İbrahim b. Muhammed Himvini Cuveyni, Feraid-us Sımtayn c.2, s.533; Şeyh Süleyman El-Hanefi El-Kunduzi, Yenabi-ul Mevedde s.844.

[17]- İbni Esir, Usd’ul-Gabe fi Marifet’is-Sahabe c.1, s.952; Ali b. El-Muttaki El-Hindi El-Hanefi, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’ine dipnot olarak basılmış Muntehebu Kenzul Ummal c.6, s.3.

[18]- İbni Hacer Mekki Heytemi, Sevaik’ul-Muhrika s.89; İbni Sabbağ El-Maliki, Fusul’ul-Muhimme s.572; Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.66; Suyuti, Cami’us-Sağir c.2, s.975; Şeyh Mümin b. Hasan Eş-Şeblenci, Nur’ul-Ebsar s.922; ve fazla uzatmaktan kaçındığımız için zikretmediğimiz diğer kaynaklar.

[19]- Sibt b. Cevzi, Tezkiret’ul-Havas s.402; Ebu Naim İsfahani, El-Erbain Hadisen fi Zikr’il-Mehdi kitabında on dokuzuncu hadis olarak rivayet etmiştir; İbni Sabbağ El-Maliki, Fusul’ul-Muhimme s.472; Ebul Abbas b. Teymiye El-Harrani, Minhac’us-Sünne c.4, s.112.

[20]- Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava, c.2, s.26; İbni Hacer Heytemi El-Mekki Eş-Şafii, El-Fetave’l-Hedise s.72.

[21]- Celaleddin Es-Suyuti, El-Cami’us-Sağir fi Ahadis’il-Beşir’in-Nezir c.2, s.543; Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.6; Ali b. Ebubekir b. Süleyman Heytemi (ö:708), Mecme’uz-Zevaid ve Menbe’ul-Fevaid c.7, s.413; Alau’d-Din Ali b. El-Muttaki El-Hindi El-Hanefi,  Ahmed b. Hanbel Eş-Şeybani’nin Müsned’ine dipnot olarak basılmış Muntehebu Kenzul Ummal c.6, s.3; Şeyh Süleyman El-Hanefi El-Kunduzi, Yenabiul Mevedde s.681; Şeyh Ahmed Ziyauddin El-Hanefi Es-Sufi El-Gümüşhanevi El-İstanbuli, Ramuz’ul-Ahadis s.643.

[22]- Ebu Davud Süleyman b. Eş’as b. İshak Secistani, Es-Sünen c.4, s.151; Hanbeli mezhebinin imamı olan Ahmed b. Hanbel Eş-Şeybani, El-Müsned c.1, s.99; Ebu Davud Es-Secistani, Süneni Ebu Davud c.4, s.701; Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.95; Celaleddin Es-Suyuti, El-Cami’us-Sağir c.2, s.773; Ebul Feda İsmail b. Ömer b. Kesir ed-Dımeşki el-Kureşi, En-Nihaye fi’l-Fiten vel Melahim c.1, s.73.

[23]- Şeyh Süleyman El-Hanefi El-Kunduzi, Yenabiul Mevedde s.544; Mir Seyyid Ali El-Hemedani Eş-Şafii, Meveddet’ul-Kurba s.69.

[24]- Himvini El-Cuveyni, Feraid’us- Simtayn c.2, s.533.

[25]- Ebu Davud Secistani, Süneni Ebu Davud c.4, s.351, Mısır baskısı; İbni Hacer Mekki Heytemi Eş-Şafii, Sevaiki Muhrika s.532; Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava s.95; Ali b. Husamuddin El-Muttaki El-Hanefi, Muntehabu Kenzul Ummal c.5, s.201; El-Hanefi El-Kunduzi, Yenabiul Mevedde c.3, s.88.

[26]- Şeyh Süleyman El-Hanefi El-Kunduzi, Yenabiul Mevedde s.544, İstanbul baskısı.

[27]- Mir Seyyid Ali El-Hemedani Eş-Şafii, Meveddet’ul-Kurba s.89; El-Hanefi El-Kunduzi, Yenabiul Mevedde s.952 ve Ğaliyet’il-Mevaiz c.1, s.613

[28]- Heytemi, Mecme’uz-Zevaid ve Menbe’ul-Fevaid c.7, s.613.

[29]- Muhammed b. Yusuf Genci Eş-Şafii, El-Beyan fi Ahbari Sahib’iz-Zaman s.69; Ebu Naim, El-Erbein Hadisen fi’l-Mehdi’de on üçüncü hadis; Celaleddin Es-Suyuti, El-Havi Lil-Fetava c.2, s.36.

[30]- Ebu İsa Muhammed b. İsa b. Sure et-Tirmizi, El-Cami’us-Sahih (Sahih-i Tirmizi) c.4, s.25, Kitabu’l-Fiten.

[31]- Aynı kaynak.

[32]- Ebu Bişr Muhammed b. Ahmed Hamad Ed-Dulabi (ö:13), El-Kuna ve’l-Esma c.1, s.481, h.277 ve 85; Süneni Ebu Davud c.4, s.151; Ebul Kasım Taberani Eş-Şami, El-Mucem’us-Sağir s.542; Celaleddin Suyuti, El-Cami’us-Sağir c.2, s.773; Diyarbekri, Tarih’ul-Hamis fi Ahvali Enfüs’in-Nefis c.2, s.882; İbni Sabbağ El-Maliki, Fusul’ul-Muhimme s.372; İbni Teymiye El-Harrani, Minhac’us-Sunne c.4, s.112; Ebu Naim, El-Erbein Hadisen fi Zikri’l-Mehdi, yirmi üçüncü hadis; Alauddin Ali b. El-Muttaki El-Hindi, Muntehebu Kenzul Ummal c.6, s.3ve fazla uzatmaktan kaçındığımız için zikretmediğimiz diğer kaynaklar.

[33]- Şeyh Ebutalib et-Teclil et-Tebrizi, Men Hüvel Mehdi s.76.

[34]- Zehebi, Mizan’ul İtidal c.2, s.35; İbni Hacer Mekki Heytemi, Sevaiki Muhrika s.237; İbni Kesir Kureşi Dımeşki, Nihayet’il-Bidaye ve’n-Nihaye c.1, s.41.

[35]- Allame Şeyh Abdulhâdi Abyari, el-Arais’il-Vadiha s.209, Mısır baskısı, ayrıca Berzenci’nin Manzumesine şerh olarak yazdığı Caliyet’ul-Keder isimli kitabında s.208; İbni Sabbağ El-Maliki, Fusul’ul-Muhimme s.284.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM