Yeni Eğitim Yılı Sorunlarla Başlıyor

Yaklaşık 18 milyon öğrenci için yeni eğitim yılı 9 Eylül’de başlıyor. Ancak çözüm bekleyen onlarca sorun var. İkili eğitim, velilerden istenen bağış parası, kayıt yaptıramayan öğrenciler, öğretmen açığı bu sorunlardan sadece birkaçı...
GİRİŞ: 30.08.2019 10:11      GÜNCELLEME: 30.08.2019 10:11
Rasthaber -  Yaz bitti, yaklaşık 18 milyon öğrenci için 2019-2020 eğitim öğretim yılı, 9 Eylül Pazartesi günü başlayacak. Okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5. sınıf öğrencileri, ortaöğretimde eğitime başlayacak hazırlık sınıfı ve 9. sınıf öğrencileri ile pansiyonda kalacak öğrenciler ise 5-6 Eylül’de uyum eğitimi programına alınacak.

Her yıl olduğu gibi yeni eğitim yılında da ders dili sorunlarla çalıyor. Kayıt yaptıramayan öğrenciler, ikili eğitime devam eden okullar, velilerden bağış adı altında istenen paralar, öğretmen açığını kapatmak için sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğe devam edilmesi gibi birçok sorun bulunuyor. İşte onlardan öne çıkanlar: 

Okul arayışı sürüyor 

Liselere yerleştirmede nakil dönemi sona erdi ancak öğrenci ve velilerin okul arayışı devam ediyor. Geçen yıl ilk kez uygulanan Liselere Giriş Sistemi (LGS) kapsamında sınavla öğrenci alan okullara, bu yıl liseye başlayacak öğrencilerin yüzde 10’u girebilmişti. Adrese dayalı yerleştirmede Anadolu liselerine giremeyen öğrencilerin bir kısmı da meslek ya da imam hatip liselerine kayıt yaptırmak durumunda kaldı. Bu okullara çocuğunu yazdırmak istemeyen velilerin tercihi özel okullar oldu. Hiçbir tercihine yerleşemeyen öğrencilerin kaydı ise otomatik olarak açık liseye yapıldı. Birinci yerleştirmenin ardından öğrenciler için ikinci şans anlamına gelen nakil süreci başladı. Geçen yıl dört dönem olan, bu yıl ise iki dönem halinde gerçekleştirilen nakillerde de istediği okula yerleşemeyen birçok öğrenci oldu. O nedenle veliler, nakil döneminin açılmasını bekliyorlar.

Temel liseden geçiş zor

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2019-2020 eğitim öğretim yılında özel öğretim kursları ve temel liselerin kapatılacağını bildirmişti. 890 temel lisede 160 bin 650 öğrenci bulunuyordu. Son sınıfta ise 77 bin öğrenci öğrenim görüyordu. Kapanan temel liselerin öğrencileri de okul bulmakta zorlanıyor. Öyle ki bu liseler kapanınca öğrenciler, başka özel okullara geçebilirken, puanı yeterli olanlar merkezi sınavla öğrenci alan okullara gidebiliyordu. Ancak puanı yetmeyenler, açıkta kaldı. 

Kayıt parası isteniyor

Her okul açılışında gündeme gelen kayıtlar sırasında okul idareleri tarafından velilerden bağış adı altında istenen kayıt ücretleri bu yıl da tartışma konusu oldu. MEB ve İstanbul Valiliği’nden hiçbir veliden rızası dışında kayıt ücreti veya bağış talep edilmeyeceğine yönelik açıklamalar yapılsa da velilerden konuyla ilgili şikâyetler gelmeye devam ediyor. Bazı veliler, kendilerinden 10 bin TL’ye varan miktarda kayıt parası istendiğini kaydediyor. Bazıları da paranın yanı sıra fotokopi kâğıdı, tahta kalem, el sabunu, temizlik malzemeleri istendiğine dikkat çekiyor.

Öğretmen açığı var

MEB tarafından bu yıl da okullardaki öğretmen açığı kapatılmadı. Bakanlık, en son 20 bin sözleşmeli öğretmenin atamasını gerçekleştirdi ancak MEB’in kaynaklarına göre 80 bin öğretmen açığı var. Bu açık ücretli öğretmenlerle kapatılacak. Gelecek yıllarda sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamasına son vermesi beklenen MEB’in açıkladığı 2023 Eğitim Vizyonu’nda bu uygulamaya devam edeceği görülüyor. Ücretli, sözleşmeli, kadrolu olmak üzere farklı çalışma koşullarında görev alan öğretmenler ise bu duruma bir an önce son verilmesini, çalışma şartlarında gerekli düzenlemelerin yapılmasını ve maaşlarında artış talep ediyor. 

İkili eğitime devam

İkili eğitimi tümüyle kaldırmayı hedefleyen MEB, derslik ihtiyacını karşılayamadığı için bu yıl da tüm okullarda tekli eğitime geçemedi. 2017-2018 eğitim döneminde oranı yüzde 43 olan ikili eğitimin 2019 yılı sonuna kadar kaldırılması için Türkiye genelinde 58 bin 762 ek dersliğe ihtiyaç var. 

Derslik ihtiyacının 57 bin 132’si temel eğitimde, 1630’u ise ortaöğretimde. İhtiyacın yüzde 80’i Türkiye’deki 15 ilde tespit edildi. Bu iller arasında ilk sırayı 17 bin 904 derslik ihtiyacıyla İstanbul aldı. İstanbul’u, Şanlıurfa, Ankara, Diyarbakır, Gaziantep, Bursa, Adana, İzmir, Mersin, Van, Konya, Antalya, Batman, Tekirdağ ve Mardin izliyor. MEB, ikili eğitime son verilmesi için ihtiyaç duyulan 45 bin 306 dersliğin bu yılın sonuna kadar tamamlanmasını planlıyor. İkili eğitim beraberinde başka sorunları getiriyor. Birçok okulda tam gün eğitime geçilmediği için teneffüs süreleri çok kısa, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. 

Özeller mali krizde 

Türkiye’de bazı özel okullar, yaşadıkları mali kriz nedeniyle zor durumda. Bu sorunu çözmek için harekete geçen MEB, özel okulların açılması için gerekli standartlar arasında bulunan fiziki ve çevre koşullarını yeniden düzenleyen, kapanma riski bulunan özel okullara ilişkin de mali önlemler içeren yeni bir yönetmelik hazırlıyor. 

Yönetmelik taslağına göre kapanan özel okulların öğrencilerinin mağduriyetini en aza indirmek için okulların açılışında kurucularından “teminat” göstermeleri planlanıyor. Okulun kapanması durumunda öğrencilerin mağdur olmaması ve eğitimin kesintiye uğramaması için MEB’in okulun yönetimini devralması amaçlanıyor. Açılışta istenen teminatın ise okulun yönetimi sırasında mali kaynak olarak kullanılması için planlama yapılıyor.

Yeterli derslik yok

MEB, 3 yıl içinde, 5 yaş erken çocukluk eğitimini zorunlu hale getirmeyi amaçlıyor ancak okul öncesinde yeterli derslik sayısına ulaşılamadı. Okul öncesinin zorunlu hale getirilmesi için 18 bin ilave öğretmen, yaklaşık 20 bin civarında derslik gerekiyor. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında resmi 2 bin 577 anaokulunda 18 bin 480 öğretmen ve 349 bin 854 öğrenci; 20 bin 186 ana sınıfında 36 bin 982 öğretmen ve 764 bin 462 öğrenci vardı. Ayrıca 3 bin 596 özel anaokulu da hizmet verdi. 
MEB, derslik sayısında en büyük artışı okul öncesinde gerçekleştirdi. 15 yıl önce 6 bin 886 olan okul öncesi derslik sayısı, yüzde 582’lik artışla 46 bin 944’e çıktı. Ancak sayı zorunlu eğitim için yeterli değil. 

Yeni çalışma takvimi

Birinci dönem 9 Eylül 2019 Pazartesi günü başlayacak, 17 Ocak 2020 Cuma günü sona erecek.

Birinci dönem ara tatili, 18 Kasım 2019 Pazartesi günü başlayacak ve 22 Kasım 2019 Cuma günü sona erecek. 

Yarıyıl tatili 20 Ocak 2020 Pazartesi günü başlayacak ve 31 Ocak 2020 Cuma günü sona erecek. 

İkinci dönem 3 Şubat 2020 Pazartesi günü başlayacak ve 19 Haziran 2020 Cuma günü sona erecek.

İkinci dönem ara tatili 6 Nisan 2020 Pazartesi günü başlayacak ve 10 Nisan 2020 Cuma günü sona erecek. 

2020-2021 eğitim öğretim yılı 7 Eylül 2020 Pazartesi günü başlayacak. 

Sendikalardan eksikler listesi

Sendikaların da tespit ettiği birçok sorun bulunuyor. Öne çıkanlar şöyle: 

‘Özel okullaşma artıyor’

Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım: Eğitimde yaşanan sorunları şöyle sıralayabiliriz:

Okul ve derslik eksiklikleri sorunu artarak devam ediyor.

Yanlış planlama sebebiyle bu yıl ikili öğretim yapan okul sayısının artması.

Okullardaki hizmetli eksikliği ve hijyen şartlarının olumsuzluğu çocukların hastalık riskini artırıyor. 

Okullarda zorla istenen bağış paraları ve yıl içinde diğer kırtasiyeler için öğrencilerden istenen ek ücretler sorunu.

LGS nedeniyle uzak okullara kaydolmak zorunda kalan öğrencilerin artan servis ücretleri sorunu.

Okulların çoğunda olmayan; kütüphane, spor salonu, laboratuvar ve atölye eksikliğinin yarattığı yaparak-yaşayarak edinim kazanamama sorunu.

Birçok il ve ilçede sınıf ve branş öğretmen eksiklikleri sorunu.

Öğretmen ve yönetici atamalarında uygulanan mülakat sistemi nedeniyle liyakatsiz atama sorunu. 

Ücretli ve sözleşmeli olarak atanan hakları ellerinden alınmış öğretmenlerin sorunları.

Yurt olmadığından lise ve üniversite öğrencilerini zorlayan yüksek ev kiraları.

MEB’in tarikat ve cemaatlerle yaptığı protokoller nedeniyle öğrenciler üzerinde bilimsel düşünmeye karşı yarattığı tahribat.

İhtiyaç dışı açılan imam hatip okullarına isteksizce zorunlu kaydedilen öğrenci sorunu.

Okullarda artarak devam eden öğrenci-öğretmene karşı dışarıdan yapılan ve cinayete varan şiddet sorunu.

Örgün eğitim dışına giden öğrenci sayısının artması sorunu

MEB’in devlet okullarına yeterleri kaynak ayırmayıp, özel okulların teşvik edilmesi üzerine uyguladığı planlama nedeniyle (Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yüzde 20 olmasını hedeflediklerini söyledi) özel okullaşmanın hızla artması.

Eğitim çalışanlarının özlük ve ekonomik sorunlarının çözülmemiş olması. 3600 ek gösterge vergi dilimi adaletsizliği. 

‘Koşullar iyileştirilmeli’

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan: 

Öğretmenlerin, hizmetli ve memurların aldıkları maaşlar, yapılan işin önemi ve niteliği açısından bakıldığında, insanca yaşam seviyesinin yanına bile yaklaşamamakta. Maaşlardaki erime ve satın alım gücündeki azalmaya rağmen 5. dönem toplu sözleşme görüşmelerinde 2020 için yüzde 4+4, 2021 için yüzde 3+3 maaş artışı yapıldı. İnsanca yaşam talebinden uzak olan böylesine düşük zam oranlarıyla ne geçinmek ne de mesleği sağlıklı bir şekilde icra etmek mümkün. 

Öğretmen maaşları eriyor, satın alma gücü düşüyor. 1 doların ortalama 1.56 TL olduğu 2009’da 1.302 TL aylık alan 9. derece 1. kademedeki bir öğretmen maaşıyla 835 dolar alabiliyorken, bugün aynı derece ve kademede 3 bin 895 TL olan bir öğretmenin dolar bazında aldığı maaş 669 dolar seviyesine indi. Son 10 yılda 9/1 derecedeki bir öğretmenin maaşındaki aylık kayıp, 166 dolar (966 TL) oldu. Bu rakama enflasyondan kaynaklanan kayıplar eklediğinde satın alım gücündeki azalmanın boyutları net görülmekte. 

Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasında ısrar, liyakatin adım adım terk edilerek, yerine sadakatin gelmesine neden oldu. 15 Temmuz sonrasında tek bir kadrolu öğretmen ataması yapılmazken, Nisan 2019 itibariyle sözleşmeli öğretmen sayısı 83 bin 366’dır. 20 bin yeni öğretmen atamasıyla bu sayı 103 bine ulaştı. Ücretli öğretmen sayısı ise 92 bin. Öğretmenler arasında kadrolu, sözleşmeli ya da ücretli öğretmen ayrımı yapılması doğru değil. 

MEB verilerine göre Türkiye’de görev yapan 920 bin 524 öğretmenin yüzde 66’sı (607 bin 604) son 17 yılda atandı. Bu süreçte KPSS’ye giren her 100 öğretmenden 16’sı öğretmen olarak atanırken, geriye kalan 84 işsiz öğretmen ya tekrar sınava girmek ya da başka alanlarda çalışmak zorunda bırakıldı. 

YORUMLAR

REKLAM