Düşüncelere Pranga Vurmak

GİRİŞ: 19.07.2020 10:19      GÜNCELLEME: 19.07.2020 10:19
Rasthaber -  Bir millet kendinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez.

İnsanların inandığı gibi yaşamalarının önüne geçildi mi, yani istenildiği gibi inanmaları ve yaşamaları için baskı yapıldı mı insanların rengi ve dengesi değişir. İnsanlar düşünmediği gibi konuşur, konuştuğu gibi yaşamaz, yaşadığı gibi inanmaz, inandığı gibi konuşmaz.

Yani düşünce, duygu ve davranış arasında kopukluk olur. Bu da müşrik, fasık, münafık, kâfir gibi grupların ortaya çıkmasına neden olur. Oysa İslâm düşünce, duygu ve davranış arasında paralelliğe çağırır. Bu da bir olmayı (tevhidî) sağlar. Bunda insan inandığı gibi hisseder, hissettiği gibi konuşur, konuşmasının arkasında durur, düşündüğü gibi yaşar.

Böylece mümin olur. Emin, güvenilir olur. İşte Yezid bu tevhidi bozmuştur. İnanan insanların düşüncelerini altüst etmiş, inançlarının kriterleri ile oynamış, baskı ve zulüm ile onların düşüncelerini yönlendirmiştir.

Şimdi şöyle diyebilirsiniz: Eğer insanlar gerçekten emin olsalardı, her türlü tuzak onları değiştirmeyecekti. Haklısınız, size hak veriyorum. İşte asıl değinmek istediğim nokta burası. Toplumsal kalitenin, bireysel kaliteden geçtiğine inanıyorum. Zaten dinimiz de öyle buyuruyor:

"Bir millet kendinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir." Enfâl/53

Ben burada şuna değinmek istiyorum: Tarih içerisinde düşünceleri yönlendiren fiziksel, psikolojik ve sosyal olaylar olacaktır. Fakat düşünce krizine düşmemek için kalitemizi yükseltmeliyiz. Düşüncelerimizin dengeli ve gerçek çevresinde yoğunlaşması için ne veya kim merkeziyle durduğumuza dikkat etmeliyiz.

Kime göre düşüncelerimizi, tasavvurlarımızı, aklımızı geliştiriyoruz? Hangi kritere göre doğru ve yanlış diyoruz? Ve kim hayat mektebinde öğretmenimiz? Bunları tespit etmeden nasıl düşündüğümüzün, nasıl yaşadığımızın anlamını ortaya koyamayız.

Elbette, "Ben Müslümanım" diyen şöyle cevap verecek: "İrademi Allah'ın iradesine bağladım. Yüce Allah'ım nasıl düşünmemi, nasıl yaşamamı istiyorsa ben de öyle olacağım. Ben yüce Allah'ın yeryüzünde beni ünvanlandırdığı gibi halifeyim. Yüce Allah yeryüzünde ne irade etmek istiyorsa, ben de onu yapacağım. Bu konuda elimde olan gerçek bilgi Kur'ân-ı Kerim'dir. çrneğim, rehberim ve öğretmenim Hz. Muhammed'dir (s.a.a)." Ama böyle düşünmeyen, ne ile sorumlu olduğunu bilmez, kriterler tanımaz, gerçek bilgi nedir sormaz, düşünce krizine düşer, duyguları karma karışık, davranışları dengesizdir. Kendisiyle birlikte çevresinde olan herkesi, her şeyi ifsada uğratır. İşte Yezid buydu. Kendisiyle beraber olanlar da bu düzene destek verdi.

İşte size soruyorum; siz yıkıcıların mı, yapıcıların mı adamısınız?

Hangi tarafta duruyorsunuz?

Hak olan; düşüncelerin yolunu açar, batıl olan ise düşüncelerin yolunu tıkar. Siz düşünce ufkunu genişleten misiniz?

Yoksa düşünce ufku dar olan bir adam mısınız?

 

ehlibeytalimleri

 

 

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM