Dünya Ahiretin Tarlasıdır

GİRİŞ: 06.11.2020 12:23      GÜNCELLEME: 06.11.2020 12:23
Rasthaber -  Yarınki ateş; cehaletin alevi, kalbin fesadı ve ameli sapıklıklardır. Allah-u Teâlâ azabı, istediği herkes için zorla irade etmiş değildir. Bu, ahirette azap ve ateş şeklinde zuhur eden ve günahkârın varlığını kendine esir kılan günah çirkinlikleri ve ahlâki rezilliklerdir.

Eğer günah, masiyet, inkâr, küfür ve hak ile inatlaşmak olmasaydı berzah ve kıyamet azabı da söz konusu olmazdı.

Yüce Kumeyl duasında şöyle yer almıştır: “Yakinen ve kesinlikle biliyorum ki, eğer inkâr ehline azap ve inatçı düşmanın cehennemde ebedi kalmasına hükmün olmasaydı, bütün ateşi soğuk ve esenlik kılardın ve böylece hiç kimse için azapta yer olmazdı. Ama cehennemi kâfirler ve nankörlerle dolduracağına dair yemin etmişsin.”

O halde günaha bulaşarak kendileri için azap hazırlayanlar insanların kendileridir; yücelik, mağfiret, af, rahmet ve kerem ehli olan Allah değil! Allah-u Teâlâ, kullarının, sonucu dünya ve ahiret güvenliği olan güzelliklerle süslenmesi için gerekli bütün araçları temin etmiştir.

Velhasıl, kadın ve erkek iman, ahlâk, salih amel, sefa, vefa, doğruluk, dürüstlük, hilim, sabır ve tahammülle dünya hayatında kendileri, çocukları, akrabaları ve etrafındakiler için kabul edilir bir güvenlik ortamı temin etmelidirler. Böylece bu güvenlik sayesinde kıyamet günü hem güvenlikten, hem de huzurdan nasiplenebilirler. Nitekim Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dünya ahiretin tarlasıdır.”

İmam Bakır (a.s) ise şöyle buyurmuştur:

“Dünya takva sahipleri için ne de güzel bir yurttur.”[1]

Takva ehli, dünyadaki bütün bu uygulamaları ahireti için azık kılmakta, dünyalarıyla ahiretlerini bayındır kılmakta, dünyada hoşluk, ahirette ise daha büyük bir mutluluk içinde olmaktadırlar. İslâmi nadir şahsiyetlerden biri olan Abdullah b. Ya’fur şöyle diyor: “İmam Sadık’a (a.s) şöyle arz ettim: “Biz dünyaya aşığız.” İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Dünyayla ne yapıyorsunuz? ” Ben şöyle arz ettim: “Dünyadan evlenmek, hacca gitmek, kadın ve çocukların harçlığını temin etmek, mümin kardeşlere bakmak ve sadaka vermek hususunda istifade etmekteyiz.” İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Bu dünyadan değildir. Bu ahirettendir.” Gördüğünüz gibi iman ve takva ehli kimseler ticaret yapmakta kazanç elde etmekte ekin ve gelire sahip olmaktadır. Evlenmekte, ev ve hayatlarını en güzel şekilde idare etmektedirler. Onlar insanlara yardım etmekte, ziyaret yolculukları gerçekleştirmekte, sadaka vermekte, özetle dünyalarını esenlik, güvenlik, iman ve ahlâk dolu bir atmosferde geçirmektedirler. Bunun da ardında daha güzel bir ahirete sahip olacak, daha da fazla nasipleneceklerdir.

Keşke bütün evler güvenlik ve esenlik içinde olsaydı. Keşke evlere iman, ahlâk, salih amel hâkim olsaydı. Keşke bütün kadın ve erkekler güzelliklerle süslenip kötülüklerden uzak dursalardı ve böylece hiç kimse için bir sorun ortaya çıkmasaydı. Herkes birbiri sayesinde esenlik ve güven içinde yaşasalardı ve ilâhi nimetlerden lezzet ve hoşluk içinde nasiplenebilselerdi.

Sekizinci İmam (a.s) çok önemli bir rivayette gerçek mümini tanımlamıştır. Bu rivayetin bir bölümünde şöyle buyurmuştur: “İnsanlar ondan rahat içindedirler.  Ama nefsi ondan sıkıntıdadır.”[2]

[1]- Bihar, c. 73, s. 107

[2]- Bihar, c. 78, s. 38

YORUMLAR

REKLAM