Çoğunluk Olmak Hak Olmak mıdır?

Demokratik yönetimlerde 'çoğunluk' esastır. Çoğunluğun tercihleri 'doğru' kabul edilir...
GİRİŞ: 18.09.2019 09:37      GÜNCELLEME: 18.09.2019 09:37
Rasthaber -  Ülkemizde de uygulanmakta olan demokratik yönetimlerde “çoğunluk” esastır. Çoğunluğun tercihleri “doğru” kabul edilir ve toplumun arda kalan kısmının çoğunluğun istikametine göre hareket etmesi istenir.

Demokratik sistemlerin vazgeçilmez ruhunu oluşturan “çoğunluk” kavramı, toplumun neredeyse geneli tarafından hatalı bir şekilde “fikir ve düşünce hayatı”na da uyarlanmakta. Yine hatalı bir şekilde pek çok tarihi olayda analiz edilmeye çalışılırken “çoğunluk” esaslı çözümlemeler önceleniyor!

Fikir ve düşünce hayatına dair bölüşümler de, toplumumuzun neredeyse her katmanından zaman zaman: “Şu kadar insan bu anlayışı benimsemişken, sınırlı sayıda insanların dillendirdiği fikirler nasıl doğru olabilir ki?” ya da “Tarih boyunca atalarımız, âlimlerimiz hep bu yolda yürümüşler. Şimdi nereden çıktı bu kimsenin duyup bilmediği fikirler?” türünden çoğunluğu “hak olmanın” kıstası kabul eden itirazları görüyoruz.

Şöyle bir mantıkla hareket ediliyor; “eğer bir mektebin, bir anlayışın takipçisi, savunucusu çoksa besbelli ki o anlayış haktır. Bu kadar çok insanın “batıl” üzere buluşması imkansızdır!..”

Tarihi olaylar çözümlenirken de, zihinlerin hemen “çoğulcu mantığı” öncelediğini ve; “toplumun ekseriyeti tarih boyunca bu konuyu doğru (ya da yanlış) kabul etmişken, bugün bütün bu insanların yanlış yaptığını söylemek akıl karı mıdır?” şeklinde bir analize gidildiğini gözlemlemekteyiz.

Oysa “hak” olmanın ölçütü “çoğunluk” değildir, olamaz da. Bu sözün anlamı “çoğunluklar hak üzere buluşamazlar” demek değildir. “Çoğunluk olma” ile “hak olma”nın eşdeğer olmadığını ifade etmektedir.

İslam’ın yüce kitabı Kuran-ı Kerim’de “çoğunluk” sık sık yerilmiştir. “…çoğu bilmez [Sebe 36], çoğu fasıktır [Maide 49], çoğu inkârcıdır [İsra 89], çoğu gafildir [Yunus 92], çoğu inanmaz iman etmez [Bakara 100]… mealinde ki ayet-i kerimelerden anlıyoruz ki, “fikir ve düşüncelerin” doğrusunu tespit etmede “çoğunluk” doğru bir kıstas değildir.

İlgili kuruluşlar tarafından, bugün yerküre üzerinde yedi milyar insanın yaşamakta olduğu ifade edilmekte. Bunların neredeyse altı milyara yakını Hz. Muhammed (s.a.a)’in peygamberliğine iman etmemektedir. “Çoğunluğu” esas alırsak Hz. Peygamber’in nübüvvetini inkar etmemiz gerekir!?

Bir milyarın üzerinde nüfusa sahip olan Hindistan’da yüz milyonlarca insan “ineğe” tapmaktadır. Dışarıdan bakan bizlere saçma sapan ve garip gelen bu durum, “çoğunluk felsefesi” içerisinde bir Hindu için gayet doğal hatta onun dünyası açısından mutlaka olması gerekendir! Çünkü o, gözünü dünyaya açtığında tüm toplumu ineği kutsuyor bulmuştu. Ve yine yüzyıllar boyunca ataları da ineği kutsal bilmiş ve ona tapınmışlardı. Sonra etrafına baktığında alimiyle cahiliyle tüm toplumu ineği mukaddes biliyor görüyor!..

İşte bu sebeple bir Hindu’ya desek ki, “kardeşim bu inek de hayvanlardan bir hayvan. Bir yaratık. Mahlûktan da ilah olmaz!” Muhtemelen bize şöyle bir cevap verecektir. “Yüz milyonlarca Hindu binyıllardır ineğin tanrı olmadığını anlayamadı da, şimdi sen mi anladın? Bu kadar alim, yazar, hoca efendi yanlış yolda da sen mi doğru yoldasın?..”
Akletmeyen toplumların, atalarının ayak izlerini takip etmeleri ve toplumun çoğunluğunun esas aldıklarını “hak” olarak kabullenmeleri karakteristik özelliklerindendir.

Oysa gerek fert ve gerekse toplum olarak yapılması gereken; ataların ayak izlerinin takibi değil,“akletmektir”! “Akıl insanın ilk peygamberidir.” Zira insan hak peygambere de ancak akıl ile ulaşabilir!

Tarihe dikkatlice bakarsak görürüz ki, “çoğunluk”lar, çoğunlukla “hak”kı değil “batıl”ı seçmişlerdir. Kuran’da anlatılan peygamber kıssalarının neredeyse tamamına yakınında “çoğunluğun” hak’kın karşısında cephelendiğini görürüz. Hak, tarih boyunca çoğunluklar eliyle değil, az toplulukların çabaları ile nesilden nesile ulaşabilmiştir.

Yeni duyduğumuz fikir ve anlayışları, akletme yoluyla kavramaya çalışmalıyız. Toplumun geneline ve atalarımızın gittiği yola bakarak yapacağımız çözümlemeler kesinlikle sağlıklı olmayacaktır. Toplumun genelinin ve ataların yanlış üzere buluşmuş olmaları mümkündür! Çıkış yolu akletmektedir!

“Çoğunluk” olmak “hak” olmak demek değildir!..

  Kemal Şükrü Sevindik

YORUMLAR

REKLAM