Bazıları İslami Konuşur Ama Karun Gibi Düşünür

İnananların çoğu müşriktir sözü birçoğumuzun genelde kullandığı sözüdür...
GİRİŞ: 05.02.2020 09:06      GÜNCELLEME: 05.02.2020 09:06
Rasthaber -  Yasin suresinin ayetlerini tefsir edersek karşımıza şu hassas noktalar çıkar:

"Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık. (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye yaptık. Hâlâ şükretmeyecekler mi?"

Allah insanlara faydalanmaları için birçok nimet sunmuştur. Bu nimetlerden biri, farklı tat ve şekillerde olan meyvelerdir. Ama eğer insan bu nimetlerden yaratılış gayesinin dışından faydalanıyorsa bu faydalanış söz konusu ayetin mısdakı değildir. Yani insan üzüm veya hurmadan şarap elde ediyorsa, bu fiil ilahi nimete şükür olmaktan çıkar şeytani bir amele hizmet halini alır.

Allah-u Teâlâ'nın Maide suresinin 90. ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
 
"Ey iman edenler!  şarap, kumar, put ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Artık bunlardan sakının; olur ki kurtuluşa eresiniz."

Bu nedenle, eğer Allah meyve ağaçlarını insanın istifadesine sunarak onlardan faydalanmasını istemişse bunun anlamı bu nimetlerden helal bir şekilde yararlanmaktır, haram ve yanlışa sevk edecek yöntemler değildir. Zira nimeti olması gereken şeklin dışına çıkarmak onu yasak bir renge büründürmek şeytani bir iştir.
 
Yasin suresinin diğer bir ayetinde Allah'ın bütün ayıplardan ve noksanlıklardan uzak olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Öte yandan surede geçen farklı bir nokta ise evliliktir: evlilik ilahi bir nimettir ve Allah evliliği neslin devamı için vesile kıldı.

"Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir." Yasin/36

İnsanın evliliği ile diğer varlıkların birlikteliği arasındaki farklar vardır. Allah'ın yeryüzündeki halifesi olması hasebiyle insanın nikâhı ile erkek ve dişiden yaratılan diğer her varlığın birlikteliği farklıdır. İnsan neslinin idamesi Allah'ın Resulünün buyurduğu Sünnet-i Nebevî'den ibarettir. İslam dini evliliğe ilahi açıdan bakar. Evliliğin manevi ve ilahi değerleri ne kadar çok ve sağlam olursa insanın maddi ve dünyevi haletinden sıyrılması o kadar kolay olur.

Zira bu hususta Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor;
 
"Evlenen bir kimse dininin yarısını kurtarmıştır."
 
İnsanın aksine bitkilerde ve hayvanlarda türün devamı ve korunması için ilahi bir boyuta sahip evlilik şartı yoktur.
 
Her varlık kendi boyutunda Allah'ı tespih eder

Her varlık kendine has bir yöntemle Allah'ı tanır ve onu takdis eder. Merhum Şeyh Tusî Tibyan ve Zamehşerî Keşşaf adlı eserinde Allah Resülü'nün şöyle buyurduğunu nakleder:

"Peygamberlik makamına seçilmeden önce bir taş vardı. Beni gördüğünde bana selam verirdi. Ben şimdi bile o taşı tanıyorum."

Yani marifet, takdis, tespih ve zikir sadece insanlara mahsus değildir. Hayvan olsun bitki olsun yaratılmış her varlık ilahi nimetlere şükretmek metodundan kendine has bir pay almıştır. İnsan için şuur, idrak ve anlama teklif, vahiy, nübüvvet, cennet ve cehennem gibi kavram ve realitelere bağlıdır. İnsana özgü olan şuur ve derk etme yeteneği diğer varlıklarda insandakinden farklı olduğu için hayvanlarda teklif ve vazife söz konusu değildir.

Allah-u Teâlâ insana verdiği yiyecek nimetlerini hatırlattıktan sonra bu nimetlerin sadece yiyecekten ibaret olmadığını, insan için deniz ve karada ulaşım vasıtalarını da yarattığını açıklıyor.

"Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır. Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır." Yasin/41-42
 
Bir farklı konu ise nimetlerin zamansal ve mekânsal kısıtlamalarla sınırlı olmadığını Mümin, Nahl ve Kuran'ının diğer sureleri bizlere beyan eder.
 
"Kendinize meşakkatler vererek ancak varabileceğiniz şehirlere de yüklerinizi taşırlar; şüphe yok ki Rabbiniz mutlaka esirgeyicidir, rahimdir. Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır." Nahl/7-8
 
Nahl suresinin 8. ayetinde geçen "Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır." sözü bugünün ulaşım araçlarına delalet eder.
 
İnsanlara hem binmeleri hem de ziynet olarak kullanmaları için verilen nimetlerden maksat uçak, uzay araçları ve otomobillerdir. Hatta Allah, insanın şu anda bilmediği ve görmediği nice ulaşım ve binek vesilesini gelecekte de yaratabilir belki de yaratacaktır.
 
Ama ne yazık ki insan Allah'ın yarattığı her şeye "ben yaptım" der ve Karun gibi düşünür. Allah insanı en güzel fıtratla yarattı. Onun için belli bir hedef tayin etti. Bu insan kafilesini hedefine ulaştıracak yollar çizdi. Kafilenin önderliğini yolu çok iyi bilen rehberler ve yol göstericiler üslendi. En basit örneği ile yol bulmak için bile pusulaya muhtaç olan insan ilahi nimeti sahiplenme rolüne soyunarak ben yaptım diyor. Bu, İslam'dan dem vurmak ama Karun gibi düşünmekten başka bir şey değildir.

Maalesef insanların çoğunda görünmeyen latif ve göz kamaştırıcı bir şirk vardır. "Ben yaptım", "Ben başardım" sözü. Ama insan kendini bir şeymiş zannına düşüren ve etrafını saran insanlardan biraz bir uzaklaşırsa, "Onların çoğu, ortak koşmadan Allah'a iman etmezler." ayetinin ne anlama geldiği kolaylıkla derk edecektir.  

İnananların çoğu müşriktir sözü birçoğumuzun genelde kullandığı sözdür. Karun "Ben" sözünden başka bir şey mi söyledi?

Firavun insanlara "her şeyiniz benim elimde" cümlesinden başka bir şey mi sarf etti?

Firavun İlahlık iddiasına soyundu. Karun ise elde ettiği her şeyi direkt kendisi kazanmış gibi düşündü.

Bizlerin asıl sorunu, bir şey yaptığımızda veya elde ettiğimizde onu kendimiz başarmış gibi algılamaktır.

Oysa her şey, Allah'ın istemesi ile olduğu unutulmamalıdır. ehlader

Ayetullah Cevad Amulî



 

YORUMLAR

REKLAM