Yemen Savaşında Suudilerin Yenilgisinin Stratejik Sinyalleri

GİRİŞ: 15.02.2021 08:46      GÜNCELLEME: 15.02.2021 08:46
Rasthaber -  Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşı sona erdirmenin eşiğindedir, ancak Ensarullah'a karşı denklemlerini istikrara kavuşturmak için çok büyük maliyetler harcamalarına rağmen en ufak bir zafer bile kazanamamıştır. 

Yemen Ensarullah Hareketinin Suudi mevzilerine düzenlediği füze saldırılarındaki başarılı operasyonlarıyla birlikte, Yemen savaşı, yeni ABD Başkanı Joe Biden'ın sözleri ve Suudi Arabistan ile BAE'ye verilen desteğin askıya alındığı yönündeki iddialarıyla sona eriyor gibi görünüyor. Yemen'deki yıkıcı savaş, geride dersler ve sonuçlar bıraktı, bunların en önemlisi Suudi Arabistan'ın bu savaşta aldığı büyük yenilgiydi. Suudi Arabistan büyük bir askeri bütçeye rağmen kazanamadı ve topraklarını koruma konusunda da başarısız oldu. 

Yemen'deki savaş, Suudi Arabistan tarafından altı yıl kadar önce, Yemen Ensarullah hareketini yok etmek ve kaçak Devlet Başkanı Abd Rabbuh Mansur Hadi'yi iktidara getirmek amacıyla başlatıldı. O dönemde Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, kendisini bölgesel bir lider olarak tanıtmak için bu savaşa liderlik etme sorumluluğunu üstlendi; Ancak zamanla, Suudi Arabistan'ın ana müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere bu ülkenin Yemen'e karşı başlattığı savaştaki koalisyonun diğer müttefikleri de kademeli olarak bu koalisyondan çekildi. 

Şimdi Suudi Arabistan, güney komşusuna saldıran bir ülke olarak uluslararası toplum karşısında zor durumda ve büyük bir çıkmazdadır, bu durumda Suudiler için en endişe verici konu, Suudi Arabistan’ı resmi olarak tanımayan bir hareketle yani Ensarullah’la yaptığı bu savaşı çözememesidir. 

Suudi Arabistan'ın 2019'daki askeri bütçesinin yıllık 70 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve ABD ve Çin'den sonra dünyada üçüncü sıradadır ve bu konuda, Rusya, Hindistan, Fransa ve İngiltere gibi ülkeleri geride bırakmıştır. Bu, Suudi Arabistan'ın iç gelirine kıyasla dünyadaki en yüksek askeri bütçedir ve gelirinin yüzde 9 ila 10'unu bu alana ayırmıştır.  Fransa gibi ülkeler bütçelerinin yüzde 2'sinden daha azını askeri alana harcarken, aslında bu devasa bütçe, Suudi Arabistan'ı Orta Doğu'da İran ve Türkiye gibi güçler ve Siyonist rejim gibi güçlerle birlikte gerçek bir askeri güce dönüştürmek için yeterliydi. 

Ancak, Yemen savaşı, Suudi Arabistan'ın utanç verici yenilgisiyle bu harcamaların yanlışlığını ve saçmalığını ortaya çıkardı ve aslında bu, Suudi Arabistan'ın askeri tarihinde bir paradokstu ve bunun iki nedeni vardır: 

İlk olarak, Suudi Arabistan silah anlaşmaları hakkında çok konuşulmasına rağmen, bu ülkenin tüm askeri teçhizatı çok sınırlıdır ve 70 milyar dolarlık bir bütçeyi göstermemektedir. Suudi Arabistan'da füze ve uçaksavar sistemlerinden yoksun ve yeterli mühimmata sahip olmayan onlarca F-15 uçağı bulunmaktadır. Bu savaş ayrıca, yakın zamanda Amerika’da dahil olmak üzere Avrupa ülkelerinin Suudi Arabistan'a silah satışlarını askıya alma kararının ardından Suudi Arabistan'ın askeri teçhizat tedarikinde büyük bir sorunla karşı karşıya olduğunu gösterdi. Öte yandan Suudi Arabistan'ın askeri bütçesi tüm Afrika ülkelerinin ve Arap dünyasının bütçesinden daha yüksekken, bu ülkenin ordusu henüz Güney Afrika gibi Afrika ordularının ve Fas, Cezayir ve Mısır gibi Arap ordularının hazırlık düzeyine ulaşamamıştır. 

İkinci neden ise, Suudi Arabistan'ın bütçesi ile askeri silahlar arasındaki çelişki ve bu ülkenin Yemen savaşındaki performansı ile ilgilidir; Çünkü Suudi Arabistan, yüksek maliyetlerine rağmen, Ensarullah ile savaşmak için BAE, Mısır, Ürdün ve Sudan gibi üçüncü dünya ülkelerine başvurdu. Nitekim Suudi Arabistan, Yemenli sivillere karşı korkunç suç ve cinayetler işlemek ve Yemen halkının hastanelerini ve okullarını tahrip etmek dışında bu savaşta başka bir zafer elde edemedi ve şimdi öyle bir noktaya geldi ki, Birleşmiş Milletler ve tüm insan hakları örgütleri Riyad'ın suç ve cinayetlerinden bahsediyor. 

Suudi Arabistan da bu savaşta Yemen’in insansız hava araçları ve füzeleriyle mücadele etmek için ABD, İngiltere ve Fransa'ya başvurmak zorunda kaldı. Bu bağlamda ABD Savunma Bakanlığı, Suudi Arabistan'a yardım etmek için kuzey Yemen'de balistik füzeleri bulup imha etmek için uzmanlardan ve özel kuvvetlerden oluşan bir ekip gönderdi. Bir başka grup, Ensarullah füzelerini engellemek için Patriot operasyonlarını yönetmekten sorumluydu. Çünkü Suudi yerli uzmanlar bu sistemleri kullanamıyorlardı bile. 

Ama buna rağmen, Patriot sistemi de Yemen balistik füzelerini engelleyemedi ve bu, dünya askeri tarihinde dikkate değer bir olaydır. Patriot sistemi, dünyadaki en gelişmiş hava savunma sistemlerinden biridir, ancak çok gelişmiş olmayan balistik füzeleri engelleyememiştir. 

New York Times, Kasım 2017'de, Yemen’in ilk füzeleri Suudi topraklarına isabet edip Halid Askeri Havaalanını hedef aldığında, Patriot sisteminin Yemen Ensarullah Hareketinin füzelerini durdurmadaki başarısızlığının ABD ulusal güvenliği için büyük endişe kaynağı olduğunu yazdı. Patriot sistemi, o dönemlerde çok gelişmiş olmayan Yemen balistik füzelerini bile engelleyemezken, İran veya Rus füzeleri ile nasıl başa çıkacak? 

Şu anda sona ermek üzere olduğu söylenen ve Suudi Arabistan'ın onurlu bir çıkış yolu aradığı Yemen savaşının birkaç sonucu oldu: 

  • Muhammed Bin Selman, Arap dünyasında Sünni bir lider olarak kendini kanıtlayamadı ve tam tersine Arap dünyasındaki durum, genç Suudi prensin eylemleriyle alaşağı edildi ve çöktü. 
  • Yemen savaşı, Suudi Arabistan'ın ne kadar uğraşırsa uğraşsın askerî açıdan zayıf olduğunu ve İran ve hatta Mısır gibi ülkelerin kabiliyet düzeyine ulaşamadığını gösterdi. Suudi Arabistan bu konuda her zaman başkalarının savunmasına ve desteğine ihtiyaç duyan bir ülkedir. 
  • Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, uluslararası toplumda insanlığa karşı işlenen suçların sembolü olarak Yemen savaşının son safhalarındadır ve yakın gelecekte yargılanması gerekiyor. 
  • Yemen savaşı, denklemlerdeki gözle görülür değişikliği beraberinde getirdi ve füzelerin hava üstünlüğündeki önemini vurguladı. Bu da dünyadaki çoğu ülkeyi caydırıcı füzeler üretmeye ve geliştirmeye yönlendiriyor. 

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM