BAE ve Arabistan'ın ABD İşgalini İstikrara Kavuşturma Çabaları

GİRİŞ: 05.09.2020 10:27      GÜNCELLEME: 05.09.2020 10:27
Rasthaber -  Lübnanlı haber merkezi el-Meyadin, Suudi güçlerinin Suriye'deki el-Şaddadi üssündeki varlığına atıfta bulunarak, ABD'nin Riyad ve Abu Dabi'ye atadığı role değindi ve ABD'nin bölgedeki kara kuvvetlerini Suudi kuvvetleriyle değiştirmek isteyebileceğini belirtti.

27 Ağustos'ta, yaklaşık 20 Suudi kuvvetinin Haseke'nin (Suriye'nin kuzeydoğusu) eteklerindeki el-Şaddadi üssüne girdiği açıklandı. Suudi güçleri, uluslararası koalisyona bağlı ve daha önce Irak'taki el-Taci üssünde konuşlanmışlardı. 

El-Meyadin, Suudi güçlerinin bir hafta sonra el-Şaddadi üssünden ayrılmadıklarının analiz edilmesi gerektiğini ve uluslararası koalisyon güçlerinin yerini alacak Suudi güçlerinin öncüsü olabileceklerini ifade etti. Özellikle ABD kara kuvvetlerinin bölgedeki varlığı Washington için bir yük haline geldiği ve bölgeden güçlerini çekmeye başlaması gerektiği son zamanlarda çok konuşuluyordu. 

Anadolu haber ajansı, askeri komutanlarla yapılan gizli görüşmelerden sonra BAE'nin Kürt güçlerine son iki yılda kapsamlı istihbarat desteği olduğunu bildirmişti. Subayların ve istihbarat unsurlarının konuşlandırılması, ABD'nin bu rolü Riyad ile Abu Dabi arasında Suriye'nin doğusunda paylaştırma çabaları hakkında soru işaretleri uyandırıyor.

BAE'nin Suriye Demokratik Güçlerine verdiği destek, Washington'un Suudi Arabistan ile BAE arasında oynadığı rol dağılımına benziyor. BAE'nin rolü, istihbarat rolü oynamak ve Kürt güçlerini siyasi bir amaç için desteklemektir. Abu Dabi ile Ankara arasındaki ilişkiler düşmancadır. Dolayısıyla BAE'nin, Türkiye'nin düşmanlarını kendi amaçları ve çıkarları için desteklemesi doğaldır.

Bu desteğin karşısında ve merkezinde Kürt güçlerini destekleyen "İsrail unsuru" var. En son örnek, Suriye Demokratik Güçleri'nin Siyonist bir işadamına, Suriye petrolünü satın alması için bir Amerikan şirketiyle sözleşme imzalama yetkisi verme girişimidir.

Suudi Arabistan, Suriye aşiretleriyle ilişkileri elinde tutuyor. Çünkü Washington, doğuyu batıdan ayırmak için Suriye'ye karşı başlattığı savaşı tamamlamak istiyor. ABD, aşiretlerin öfkesini bastırmak için Riyad'a bel bağladı. Aslında Washington, gerilimi kontrol altına almak, Tahran-Moskova eksenine karşı aşiretler kanadına sahip olmak için Araplar ve Kürtler arasında bir ittifakı ve Suriye'nin doğusundaki işgali güçlendirmek için kara kuvvetlerinin bel kemiği olarak Suriye Demokratik Güçleri'nden bir dal oluşturmayı başaramadı. ABD, Araplar ve Kürtler arasındaki farklılıkları yönetmek için bir arabulucu arıyor. 

ABD'nin bu konuda Suudi Arabistan'a güvenmesinin iki nedeni var; Birincisi, Suriye'nin doğusundaki en büyük ve en güçlü aşiretler olan el-Akidat ve el-Begare ile Suudi Arabistan'daki aşiretler arasında bir bağlantı var. İkincisi, Washington aşiretlerin artan öfkesinin ve bunun birden fazla bölgeye yayılmasının tamamen farkındadır ve devriyelerinin ve kuvvetlerinin aşiretler için hedef olacağını biliyor, ki bu aşiretler ABD işgalinden ve Kürt güçlerinden bıkmış durumda. Dolayısıyla Washington'un aşiretlerin öfkesini azaltacak birini araması doğaldır. Ayrıca Suriye Demokratik Güçleri'ni Suriye'nin doğusundaki petrol kuyularını ve hatta Washington'un bölgedeki çıkarlarını korumak için kara kuvvetlerinin bir dalı olarak tutmak istemesi de doğal.

Bu eski bir proje ve Suudi istihbarat görevlisi Enver Aşıgi, yaklaşık on yıl önce New York Dış İlişkiler Konseyi'ne Suriye'de İsrail rejimine bağlı bir Kürt hükümetinin kurulması gerektiğini söylemişti.

ABD düzeninin ve onun Riyad ve Abu Dabi tarafından uygulanmasının ana yararlanıcısı Siyonist rejimdir. Ancak Fırat'ın doğusundaki BAE ve Suudi Arabistan'ın rolü hala belirsizdir.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM