'Suriye'ye Yönelik Yaptırımlar Bir Terör Eylemidir'

GİRİŞ: 02.05.2021 09:26      GÜNCELLEME: 02.05.2021 09:26
Rasthaber -  Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması konulu bir konferansta konuşan Suriye Cumhurbaşkanının Danışmanı, şunları söyledi: ‘ABD'nin uyguladığı baskıcı ve tek taraflı eylemlerin ve Suriye'de milyonlarca masum vatandaşa uygulanan yaptırımların hiçbir hukuki dayanağı yoktur.

Suriye ambargosunun kaldırılmasına ilişkin Beyrut'ta düzenlenen Uluslararası Arap Konferansında, Avrupa Birliği ve ABD'nin Suriye'ye karşı yürüttüğü tek taraflı eylemi sona erdirmek için halk kampanyaları ve uluslararası kampanyalar düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

Uluslararası Arap Merkezi Başkanı Muin Başur bu konferansta yaptığı konuşmada şunları söyledi: ‘Suriye'ye karşı "Sezar" kanunu denen şey, ilahi kurallara ve yeryüzü kanunlarına aykırıdır. Bu acımasız yasa reddedilmektedir ve onu ortadan kaldırmak için halk kampanyaları başlatmak önemlidir.

Bu kampanyanın sloganı Suriye'ye yönelik yaptırımlara karşı birlik olmalıdır.

Suriye halkına karşı insanlık dışı yaptırımlar

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın danışmanlarından Buseyna Şaban bu konferansta yaptığı konuşmada şu ifadelerde bulundu: ‘Filistinlilere, Suriyelilere, Yemenlilere ve Iraklılara yönelik kitlesel yaptırımlar karşısında hiçbir hükümetin veya tarafın sessiz kalmasının hiçbir gerekçesi yoktur.

ABD'nin uyguladığı baskıcı ve tek taraflı eylemlerin ve Suriye'de milyonlarca masum vatandaşa uygulanan yaptırımların hiçbir hukuki ve şer-i dayanağı yoktur.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri tarafından bu yaptırımları tanımlamak için kullanılan aldatıcı sömürge dili, bu cinayetin suç ortağıdır çünkü onlar, Suriye'ye yönelik sistematik saldırıyı bir iç savaş olarak tanımlıyorlar.

Onlar yasadışı yaptırım suçunu, belirli kişilere yönelik bir eylem olarak tanımlıyorlar oysa bu yaptırımlar, Suriye'de genç ve yaşlı, kadın ve çocukların yanı sıra sağlık, eğitim, gıda, tarım, sanayi ve geçim sektörlerini hedef alıyor.

"Sezar" yasası olarak bilinen tek taraflı zorba eylemler ve Suriye'ye karşı diğer baskıcı eylemler, Suriye halkına karşı toplu bir yaptırım suçu sayılmaktadır. Bu suç, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan Suriye halkının yelpazesini ırksal olarak temizleme suç ve cinayetinin devamıdır.

Her alanda bu yaptırımları destekleyen ve buna sessiz kalanlar, Suriye halkına yönelik bu suça ortaktır. ABD, Suriye'nin kuzeydoğusundaki işgalci güç olarak, gündüz vakti Suriye’nin buğday ve petrolünü çalıyor ve Suriye halkını Suriyelilerin vazgeçilmez hakkı olan kaynaklardan mahrum bırakıyor. İşgal, terörizm ve yaptırımlarla, uluslara zulüm yapan suçluların suçlarına cevap vermek ve onları sorgulamak için küresel vicdan ne zaman uyanacak?’

Yaptırımlar bir terör ve acımasız bir ekonomik savaştır.

Yaptırımları kaldırma savaşı, Filistin'deki işgalcileri yok etme savaşından asla ayrı değildir

Öte yandan Arap Etnik Kongresi Genel Sekreteri Mecdi el-Masaravi de bu konferansta, "Yaptırımlar saldırı ve işgalin bir başka türüdür" dedi.

Mecdi el-Masaravi şu ifadelerde bulundu: ‘Yaptırımları kaldırma savaşı, Filistin'deki işgalcileri yok etme savaşından asla ayrı değildir. İşgal ve yaptırımlar aynı madalyonun iki yüzüdür, çünkü düne kadar Filistin’i gasp edenler, İslam Ümmetini hedef alan bir proje karşısında Filistin halkının zaferini engellemek amacıyla yaptırımlar, açlık ve normalleşme ile Suriye'yi ve İslam Ümmetini hedef almaya çalışıyorlar.’

Suriye'yi hedef almak Arap kimliğini ve bölgeyi hedef almak demektir.

Lübnan Marada Hareketi Partisi Başkanı Süleyman Franci de bu konferansta şunları söyledi: ‘Suriye'yi hedef almaya çalışmak, Arap kimliğini ve bölgedeki ülkelerin çöküşünü hedef almak gibidir.

Şam'a karşı çabalar defalarca başarısız olmuştur. Suriye'nin bir ay içinde başka bir cumhurbaşkanlığı seçimi yapacak olması bir dönüm noktası olacak ve bu ülkenin egemenliğinde ve birliğinde ısrar ettiğini tüm dünyaya kanıtlayacaktır.’

Suriye, Filistin'in güçlü bir destekçisidir

Kudüs Rum Ortodoks Başpiskoposu Hana Atallah da bu konferansta konuştu ve şunları söyledi: ‘Bu kutsal günlerde Filistin'den ve başkent Kudüs'ten Suriye ile dayanışmamızı ifade ediyoruz. Suriye her zaman Filistin ve davasının yanında durmuştur ve bizler baskıcı yaptırımların ve "Sezar" yasasının kaldırılmasını istiyoruz.

Suriye'ye karşı komplonun ve düşmanların komplolarının üzerinden on yıldan fazla bir süre geçti ve onlar, bu ülkenin konumunu ve Arap kimliğini yıkıp, parçalama doğrultusunda ilerlediler; Ancak başarısız oldular ve istediklerini alamadılar ve bu, hekim bir liderin ve Suriye ordusunun yanı sıra Suriye halkı ve Suriye’nin Arap kimliğine olan bağlılığı sayesinde oldu.

Bugün Suriye halkını aç bırakmak için yeni bir komplo aşaması başladı ve askeri olarak ve terör yoluyla yapamadıklarını Suriye halkına yaptırım uygulayarak başarmaya çalışıyorlar.

Baskıcı eylemler, kardeş Suriye milletine toplu bir ceza ve insanlığa karşı bir suçtur ve bu nedenle biz Kudüs'ün kalbinden bu ambargonun kaldırılmasını istiyoruz.’

Bu konferansa Lübnan Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmut Gamati, Mısırlı siyasetçi ve düşünür Hamdin Sabahi, Filistinli düşünür Münir Şefik ve Uluslararası Direniş Araştırmacıları Birliği Başkanı Mahir Hammud da ABD'nin ekonomik zulmüne ve Suriye'ye yönelik tüm yaptırımlara son vermesi çağrısında bulundu.

YORUMLAR

REKLAM