Casusluk Yuvasını Ele Geçirmek Amerika’nın Hegemonyasını Kırdı

GİRİŞ: 01.11.2020 09:05      GÜNCELLEME: 01.11.2020 09:05
Rasthaber -  İran’ın Bakü eski Büyükelçisi, casusluk yuvasının ele geçirilmesinin ABD hegemonyasını kırdığını ve ABD ile ilişkilerin kesilmesinin İran'ın kendi kendine yeterliliğinin bir başlangıcı olduğunu söyledi ve "Bu olay, dünyada elin boş olsa bile büyük güçlerle savaşılabileceği inancını yarattı” dedi.  
 
İran'ın Azerbaycan Cumhuriyeti, Tayland ve Zambiya eski büyükelçisi ve uluslararası ilişkiler analisti "Muhsin Pak Ayin", Fars Haber Ajansına verdiği röportajda 13 Aban'ın (Dünya Emperyalisti ile Mücadele Günü) yıldönümü ve casusluk yuvasının ele geçirilmesi hakkında şunları söyledi: ‘Ulusal çıkarlarımız açısından ABD casusluk yuvasının ele geçirilmesi, İran'ın bağımsız bir ülke olduğunu ve ne Doğu ne de Batı sloganın sadece kağıt üzerinde bir slogan olmadığını, eğer rejimin çıkarları gerektiriyorsa, büyük güçlerden hatta ABD tarafından İran'a karşı tehditler olsa bile halkın direndiğini ve hatta bir ülkenin büyükelçiliğini ve casusluk yuvasını işgal edebildiğini kanıtladı. Bu olaydan sonra dünya İran'a güvendi ve resmi olarak tanınan bağımsızlığımızı yeniden teyit etti.’  

Muhsin Pak Ayin, “Biz inkılabı ihraç ettik” yönündeki devrimin ilk sloganlarından birine değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Devrimi ihraç etmek, başka ülkelere seferberlik yapmak veya silahlı ve alışılmadık güçlere güvenmek anlamına gelmiyordu, devrimi ihraç etmek; İran'ın mesajını diğer ülkelere iletmek anlamına geliyordu.’  

Casusluk yuvasının ele geçirilmesinin mesajı 

İran İslam Cumhuriyeti’nin bu eski diplomatı sözlerine şöyle devam etti: ‘Casusluk yuvasını ele geçirmenin mesajı; ülkelerin ulusal egemenliğinin bir asalete ve öneme sahip olması ve her ülkenin kendi bağımsızlığında ısrar etmesi ve bu ülkedeki büyük güçlerin hırs ve açgözlülüğüne ve bu güçlerin içişlerine karışmasına veya sistemi değiştirmesine izin vermemesiydi.  

Bence bu çok önemli bir mesajdı ve dünya Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı çıkabileceğini anladı ve ondan sonra, zorbalığa, küstahlığa ve iç sömürgeciliğe karşı bir adalet hareketi ve eylemi olan her yerde, bir şekilde İran İslam İnkılabından ve İran'ın bu müstekbir karşıtı ruhundan esinlenildi.’  

Amerika bugün düşüş yolundadır  

Muhsin Pak Ayin röportajının devamında şunları söyledi: ‘Bugün Amerika düşüş yolundadır ve hiç kimsenin bu konuda şüphesi yoktur.  

Eğer bugün "Amerika'nın gerilemesi" konusuna bakarsanız, Amerikalılar, Asyalılar ve Avrupalılar da dahil olmak üzere dünyadaki birçok uzman Amerika'nın gerilemesi konusunu gündeme getiriyor ve Amerika'nın düşüşünün nedenlerinden biri tek taraflılıktır. Ülkeler Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı çıkacaklarını varsayıyorlar ve bu, ABD’nin düşüşüne yol açtı.  

Bu mesele, İran halkının hareketlerinden ve İran'da ortaya çıkan deneyimden ilham almıştır ve bir süper güce karşı durmanın mümkün olduğunu kanıtlamıştır.  

Casusluk yuvasının ele geçirilmesi, ulusların bağımsızlığının önemli olduğunu ve ulusların büyük güçlere karşı çıkabileceğini gösterdi ve bu, Amerika’nın tek taraflılığına karşı çok taraflılığı kademeli olarak güçlendirmeyi mümkün kıldı.  

Bugün dünyada, Amerika’nın tek taraflılığına karşı bir direnişin olduğunu veya olacağına şahit oluyoruz.  

Ülkeler casusluk yuvasının ele geçirilmesinden sonra ABD büyükelçiliklerinin eylemlerine duyarlı hale geldi  

İran'ın Tayland eski büyükelçisi, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde İran karşıtı bir karar yayınlamadaki son başarısızlığına değinerek şunları söyledi: ‘ABD'nin İran'a karşı Güvenlik Konseyi toplantısında yalnızca iki oy kazandığını gördünüz, bu da ABD'nin yalnız ve tek taraflı ve başarısız olduğu ve ABD'nin düşüşte olduğu anlamına geliyor. İşte bu ne Doğu ne Batı sloganıdır ve bağımsızlığımızı vurgulamaktadır ve casusluk yuvasının ele geçirilmesi, ABD'nin diğer ülkelerdeki müdahalesini ortaya çıkarmak için bir hamleydi ve o günden beri, dünyayı ülkelerindeki ABD büyükelçiliklerinin eylemlerine karşı daha duyarlı hale getirdi.  

Bugün Amerika Birleşik Devletleri ile sınırı olan Latin Amerika'da, Dominik Cumhuriyeti, Panama, El Salvador gibi yıllardır ABD desteği altında olan ülkelerin Tayvan ile bağlarını kestiğine ve Çin ile ilişki kurduğuna şahit oluyoruz. Toplam nüfusu iki milyonu geçmeyen ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından tehdit altında olan üç ülke, ABD'ye karşı çıkıyor ve Çin ile ilişkiler kuruyor ve Beyaz Saray'ın Tayvan ile ilişki kurması emrine karşı geliyor.’  

Casusluk yuvasını ele geçirmek Amerika’nın hegemonyasını kırdı 

Bu İranlı eski diplomata göre, bunlar ülkelerin bağımsızlığı, ulusal egemenliğin özgünlüğü, İslam Cumhuriyeti ve İran İslam İnkılabının perspektifinden alınmış ve casusluk yuvasının ele geçirilmesi gibi olaylar bu bağımsızlık hareketini hızlandırmış ve tek taraflılığa karşı koymuştur.  

Casusluk yuvasının ele geçirilmesi Amerika’nın hegemonyasını kırdı ve dünyaya, büyük güçlerle boş ellerle bile savaşabilecekleri inancını kazandırdı.’  

Yaptırımların uygulanmasının ardından İran halkının şiddetli direnişine şahit olduk  

Casusluk yuvasını ele geçirdikten ve İran halkına karşı hala devam eden ağır yaptırımlar uyguladıktan sonra ABD'nin İran'a verdiği tepkiye değinen Pak Ayin şunları söyledi: ‘Yaptırımların ardından İran halkının şiddetli direnişine şahit olduk ve İran yaptırımlara direnip felç olmamanın yanı sıra çeşitli teknik, askeri, ekonomik ve sağlık alanlarında değerli başarılar elde etti ve çeşitli alanlarda kendi kendine yetebildi.  

Yaklaşık iki yıl önce Amerikalılar, BAE'nin bize benzin ihraç etmeyeceğine ve bunun İran'da bir iç ayaklanmaya neden olacağına karar verdiler, ancak bu sabotajlara rağmen bugün kendimiz benzin üretiyoruz ve hatta ihraç ediyoruz ki bu, yaptırımların başarısızlığı alanında büyük bir başarıdır. Öte yandan, ilk defa petrol dışı ihracat gelirlerimizin petrol gelirlerimizden daha yüksek olması, üretimin hızla arttığını, fabrikaların çalıştığını ve ürünlerini ihraç edebildiğini gösteriyor ve sahip olduğumuz bankacılık sorunlarına rağmen, para getiriyor ve ülkenin ilerlemesi doğrultusunda çalışıyor.  

Bunlar, ABD yaptırımlarının başarısızlığı ve İmam Hamanei ve onun talimatlarının önderliğindeki bir ulusun direnişinin sonucu anlamına gelmektedir.’ 

Direniş ekonomisi teorisi, İran ötesi bir teori haline geldi  

Muhsin Pak Ayin, bugün 22 ülkenin yaptırım altında olduğunu belirtti ve şunları söyledi: ‘Bütün bu ülkeler ABD'ye direnirken İran'ın örneğini izlemeye çalışıyor. İmam Hamanei’nin direniş ekonomisi teorisi bugün İran ötesi bir teori haline geldi. ABD tarafından yaptırım uygulanan Rusya, Kafkaslar ve Orta Asya dahil çevremizdeki ülkeler, ekonomiyi güçlendirerek ve bizle dayanışma içinde olarak yaptırımlara karşı koymaya çalışıyor.  

Amerikalılar iki üç ay önce Lübnan'ı boykot edeceklerini söylediğinde, Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah bunu hemen iyi bir alamet olarak değerlendirdi ve “Böyle olursa doğuya bakıp güçlenmek için Çin gibi ülkelere gideriz ve ekonomimizi güçlendirmek için içe bakarız” dedi. Amerikalılar, Lübnan'ın da bu konuda İran gibi başarılı olabileceğini düşündükleri için sözlerini hemen geri çektiler.  

İran'ın aynı ekonomik direnci, diğer ülkelerin direnişi için bir teori haline geldi, bunlar yaptırımlar döneminde elde edilen başarılardır.’  

ABD'nin İran’dan umutsuzluğu / Var olan keneler ve kirler, casusluk yuvası ele geçirildikten sonra elenmiş oldu  

Uluslararası ilişkiler analisti ayrıca İran-ABD ilişkileri ve casusluk yuvasının ele geçirilmesinin bu ilişkiler üzerindeki etkisi hakkında da konuştu ve şunları söyledi: ‘İmam Humeyni (ra.) o dönemde şöyle buyurdular: “Eğer Carter, hayatında mazlumun iyiliğine ve yararına dair bir şey yaptıysa o da İran’la ilişkilerini kesmesi olmuştur. Bunu iyi bir gelişme olarak değerlendiriyoruz, çünkü uluslararası vahşilerin pençesinden kurtulmak için ayağa kalkan bir ulusla, dünyayı yiyen yırtıcıların ilişkisi kesilmiştir ve bu ilişki her zaman mazlumun zararına ve vahşilerin faydasınadır.” 

İmam Humeyni (ra), ABD'nin İran'la ilişkilerinin kopması hakkında, bu günü kutlamamız gerektiğini söyledi çünkü bu eylem ABD'nin yağmalamalarına son veriyordu ve onun bahsettiği bir başka ve ince bir nokta da Amerika'nın İran'dan ümidinin kesilmesi nedeniyle ilişkilerin kesilmesidir. Yani ABD İran'dan ümidini kesti.  

ABD casusluk yuvasının ele geçirilmesinden önce hem iktidarda olanlar hem de bir kürsü ve bir medya kuruluşu olan yerli liberaller, Amerika'ya olan bağlılıkları ülkede canlı tutmayı ummuşlardı.’  

Amerika’nın münafıklara bağlılığı  

İran’ın Tayland eski Büyükelçisi sözlerine şöyle devam etti: ‘Amerika, münafıklara ve ABD tarafından kışkırtılabilecek birkaç gruba bağlıydı. Ancak İmam'ın haklı olarak ikinci devrimimiz olduğunu söylediği casusluk yuvası ele geçirildikten sonra, devrimimiz istikrara kavuştu ve mevcut pislik ve kirlilik elendi ve liberaller, münafıklar ve devrim karşıtı gruplar geri çekildi. Bundan sonra bağımsızlık ve kendi kendine yeterlilik yolunda yer aldık.  

Casusluk yuvasının ele geçirilmesinden önce, birçok liberal ve sıradan insan sorunların ABD ile ilişkiler yoluyla çözülebileceğini düşünüyordu, ancak casusluk yuvasının ele geçirilmesi, Amerikalıların büyükelçiliğinde, darbelerden iç kargaşaya ve ayrıca İran'ın etnik bölgelerinin bölünmesine kadar İran için neler planladıklarını gösterdi ve tüm bunlar bu casusluk yuvasının içinde planlandı ve bu alanda kitaplar yayınlandı, ve bu kitaplar hatta Amerika Birleşik Devletleri içinde bile yayınlanmasına izin verilmeyen kitaplardı.’  

Amerikalılar bizim iyi niyetimize kötü niyetle karşılık verdi  

Muhsin Pak Ayin sözlerine şöyle devam etti: ‘ABD'nin İran'dan duyduğu bu çaresizlik büyük bir başarıydı ve başarıdır ve bundan sonra Amerikalıların İran’a karşı eylemlerini arttırarak devam ettiğine şahit oluyorsunuz. Hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat hükümetlerde, İran'a yönelik bu baskılar devam etti.  

McFarlane davası ve ardından Balkanlar, Bosna, Afganistan ve Irak ve son olarak Nükleer Anlaşma da dahil olmak üzere beş veya altı dava olabilecek maslahat nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri ile müzakere ettiğimiz zamanlarda bile tüm bu görüşmelerde sözünde durmayan, iyi niyetimize kötü niyetle karşılık veren ve bizi kötülük ekseni diyerek İran'ı boykot eden Amerika’ydı ve aslında sahip olduğumuz duyguları, İmam Humeyni (ra) ve İmam Hamanei’nin Amerikalıları güvenilmez bulan ve onları düşman olarak gören görüşlerini herkese kanıtladı.’  

ABD ile ilişkilerinin kesilmesi İran'ın kendi kendine yeterliliğinin başlangıcıydı  

İran’ın eksi büyükelçisi şunları söyledi: ‘Bugün Corona olayında ilaç ithal etme konusunda yaptırımlarla karşı karşıya olduğumuza şahit oluyorsunuz, bu toprakların ve suyun çocukları, yaptırımlardan dolayı ilaç ithal edemediğimiz için maalesef hastanelerde ölüyor ve bu, İran milletine yönelik Amerikan düşmanlığının ve zulmünün zirvesidir.  

Bana göre, ABD'nin İran ile ilişkisinin bu şekilde kesilmesi, İran'ın kendi kendine yeterliliğinin bir başlangıcıydı ve elbette, ekonomik kendi kendine yeterlilik sağlanana kadar buna kendi kendine yeterlilik diyemeyiz. Bugün petrol gelirlerine bağımlılığımızı en aza indirdiğimiz ve üretim alanında sorunlara rağmen büyük adımlar atılan, ABD olmadan da devrimin geleceği parlak diyebileceğimiz bir yoldayız.’ 



YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM