Amerika'nın Fatimiyyun Tugaylarına Karşı Gizli Komplosu

GİRİŞ: 13.07.2020 09:21      GÜNCELLEME: 13.07.2020 09:21
Rasthaber -  Kabil güvenlik yetkililerinin ifadesine göre, Fatimiyyun üyelerinin Afganistan'da hiçbir faaliyeti bulunmamasına rağmen, bazı haber kuruluşları Pentagon'un dev yatırımıyla korku projesi yürütmeye çalışıyor.

IŞİD'in 21 Kasım 2017'de yok edilmesi ve Direniş Cephesinin tekfircilere karşı zaferinin ilan edilmesi ve fitne ve ayaklanmanın sona ermesi, Suriye'deki Bu Kemal şehrinin kurtarılmasıyla gerçekleşti. Kuşkusuz, operasyonun önemli bir kısmı Afgan Fatimiyyun Tugaylarının askerleri tarafından gerçekleştirildi.

Fatimiyyun Tugayları, Hazreti Zeynep ve Hazreti Rugayye’nin (s.a) türbelerini Suriye'deki IŞİD kuvvetlerine karşı savunmak için kurulan Afganistan'daki aktif Şii kuvvetlerinden biridir. Afganistan'da ön saflarında yer alan Muhammed (s.a.v) Ordusunun mücahitleri ve Kutsal Savunma sırasında İranlı askerlerle birlikte İslam'ı savunan Ebuzer Tugayları kuvvetleri Fatimiyyun kuvvetlerinin çekirdeğini oluşturuyor.

İran İslam Cumhuriyeti Kudüs Gücü kuvvetleri, eski Sovyetler Birliği’nin 1980'lerin başlarında Afganistan'a saldırısının ardından İmam Humeyni'nin emriyle bu ülkedeki Müslümanlarının yardımına koştular; Abdül Ali Mazari, Burhanuddin Rabbani ve Ahmed Şah Mesud gibi kişilerden oluşan sekizli partiler olarak adlandırılan mücahit gruplar, müstekbirlerle mücadeleye başladılar.

Bugün Fatimiyyun olarak adlandırılan ve tamamen İslam’ın kutsallarını savunmak için mücadele eden gönüllü gençlerden oluşan ordunun temellerinin Afganistan’daki Mazarilerin mücadeleleri döneminde başladığı ve bu ülkenin sınırları dışına sürüklendiği söylenebilir.

Irak ve Suriye'de IŞİD'in ortaya çıkışı

IŞİD terör örgütü, 2003 yılında Irak’ın işgali sırasında, Irak'taki Baas rejimi istihbarat subayı ve El Kaide lideri Ebu Musab ez-Zerkavi tarafından “Cemaat’i Tevhid ve Cihat" adı altında kuruldu.

Ez-Zerkavi, Musul dahil çeşitli Irak şehirlerinde terörist grupların ölümcül saldırılarının ve Irak'ta binlerce sivilin öldürülmesinin ardından 2006 yılında Irak'taki tüm Sünni silahlı gruplarını birleştirmek için Mücahitler Konseyi'nin kurulduğunu açıkladı.

ABD kuvvetleri tarafından öldürülen Ez-Zerkavi’nin ardından IŞİD liderliğini Ebu Ömer el-Bağdadi devraldı. O da 2010 yılında ABD ordusu tarafından öldürüldü ve Ebu Bekir el-Bağdadi IŞİD'in başına geçti. El-Bağdadi de sonunda Zerkavi’nin kaderini paylaştı ve geçen yıl Kasım ayında Trump, Bağdadi'nin ABD kuvvetleri tarafından "bir köpek gibi" öldürüldüğünü açıkladı.

Suriye krizinin iç çatışmaya dönüşmesinden sonra, el-Bağdadi'nin eski yardımcısı Ebu Muhammed Culani, Bağdadi’nin grubundan ayrıldı ve şu an Şam’daki en önemli terörist gruplardan olan Nusra Cephesi terör örgütünü oluşturdu.

Suriye'deki Fatımiyyun Ordusu

Tekfircilerin Suriye’ye saldırması ve Hz. Zeyneb’in (sa) türbesinin tehlikeye girmesiyle birlikte, Suriye’de bulunan birçok Afganlı, İslam İnkılabı Devrim Muhafızları ve Direniş Eksenin diğer savaşçılarının yanında Ehli Beyt’in (as) türbelerini savundular. Aynı zamanda Afganistan ve diğer ülkelerde bulunan başka diğer Afganlılar da bölge ve hatta dünyanın çeşitli noktalarındaki gönüllüler gibi Suriye’ye gittiler.

İslam İnkılabı Devrim Muhafızları ve Direniş Ekseninin diğer askerleri, Ehli Beyt’in (as) türbelerini korudular ve 12 Mayıs 2013’te Fatimiyyun Tugayları oluşturuldu ve Afganistanlı savaşçıların çatışma bölgelerinde eşsiz varlığı nedeniyle  Suriye ve Irak’ta IŞİD’in yenilgisi gerçekleşti ve bu ordu, direniş cephesinde en fazla şehit veren ordu oldu.

Fatimiyyun Ordusu Suriye savaşı boyunca, Kesb Tepelerinde Lazkiye Operasyonları, Şam’da Melia şehrinin kurtarılması, Dera’da Dey’ul Ades operasyonları, Dera’da Tel Karin operasyonları, Dera’da Basri el-Harir operasyonları, Palmira savaşı ve Bu Kemal şehrinin kurtarılması gibi birçok başarı ve iftihara imza attı.

Ebu Hamit olarak bilinen “Şehit Ali Rıza Tevessüli” Fatimiyyun Tugaylarının cesur ve destanlar yaratan komutanıydı. Tevessüli, 2014 yılında Suriye’nin Dera bölgesinde Nusra Cephesi teröristleri tarafından şehit edildi.

Ali Rıza Tevessüli, Suriye savaşının en güvenilir saha komutanlarından biri olarak biliniyordu ve Şehit Hacı Kasım Süleymani tarafından güvenilir bir kişi olarak tanınıyordu. Şehit Tevessüli, sekiz yıllık kutsal savunma döneminde İslam İnkılabının savunmasında da hazır bulundu. IŞİD'e karşı mücadelede Afgan güçlerini örgütlemekle görevlendirildi.

Şehit Hacı Kasım Süleymani, Ebu Hamid’in şehadetinin ardından şehidin ailesine yaptığı ziyarette, bu komutanın mücadele yıllarına değinerek şunları söyledi: ‘Ebu Hamid’i her gördüğümde, ona bakmak benim içimde ayrı bir mutluluk oluşturuyordu. Bizim için çok üzücü. Aramızdan çok erken ayrıldı. Arzusuna çok çabuk ulaştı. Mabuduna kavuştu.’

Fatımiyyun Tugaylarına karşı tartışmalı bir eylemin perde arkası

Şehit General Hacı Kasım Süleymani tarafından 2017 yılında IŞİD'in yok edilmesinin ve tekfrin Suriye ve Irak'tan söküldüğünün açıklanmasının ardından, bu terörist grubun Batılı ve Amerikalı destekçileri, Fatimiyyun Tugaylarının Afgan savaşçıları da dahil olmak üzere Direniş Cephesi askerlerinin haysiyetine ve onuruna zarar vermekte tereddüt etmedi.

Şehit Süleymani’nin diğer askerlerinin yanında Afgan savaşçıların özveri ve mücadeleleriyle Suriye'deki Vahabi ve tekfirci grup IŞİD'in yenilgisinin arından ve bu kuvvetlerin Suriye'den ayrılmasından sonra, bu kuvvetlerin Afganistan'a döndüklerine ve İran’ın onları kaynak olarak kullanmayı planladığına dair fısıltılar duyuldu.

Konuyla ilgili olarak el-Arabiya tek taraflı bir raporda şunları yazdı: ‘Afgan hükümeti, İran hükümetinin Afgan mültecilerin yoksulluk ve ekonomik sorunlarından yararlandığını ve Suriye'de savaşmaya gönderdiğini söylüyor.’

Fatimiyyun Tugaylarının bütün mensuplarının tamamen kendi istekleri ve başvurularıyla ve mezhebi inançlarından ve İslami hedeflerinden dolayı tekfirci terörizme karşı savaş cephelerine gitmesine rağmen bu tip suçlamalar gündeme geldi.

Öte yandan, son haftalarda bazı Afgan medya kuruluşları, Fatımiyyun Tugaylarına karşı koordine edilmiş bir propaganda şovuna sahne oldu. Öyle ki bu medya kuruluşlarından bazıları, Fatimiyyun Tugaylarını IŞİD terör örgütüyle aynı safta gösterdi.

Medya kuruluşlarına ek olarak, Afganistan'ın ikinci veya üçüncü kademedeki simalarından bazıları, sosyal medyada bazı paylaşımlar yayınlayarak bu sorunu körüklüyorlar. Salam Times, Tolu Tv ve Channel One Afganistan, el-Arabiya, Radio Azadi, İran İnternational, BBC ve The Independent ve Anadolu Ajansının Farsça Yayını gibi bazı medya kuruluşları, Fatimiyyun Tugaylarına karşı haber yayınlayan medya kuruluşları arasında yer alıyor.

Medyanın IŞİD ve Fatimiyyun Tugaylarının bayraklarını bir araya getirme hareketi Afganistan içinde çok fazla tepki yarattı.

Tepkilerin çoğu, bu manidar propagandanın perde arkasındaki hedeflerinin, ulusal birlik ve Afganistan’daki mezheplerin barış içerisinde birlikte yaşamaları adına yıkıcı ve zararlı sonuçlarının ve bu propagandanın arkasındaki örgütler, elçilikler ve istihbarat kuruluşlarının analiz edilmesi eksenindeydi.

Sorumsuzca bu propagandayı yayan büyükelçilik medyasının tutum ve davranışı da halk ve kamuoyu arasındaki sıcak konulardan sayılmaktadır.

Bir diğer konu da Afganistan'ın her gün kanlı çatışmalara ve terör eylemlerine sahne olmasıdır, ancak bu vakaların hiçbirinde Fatimiyyun Tugayları üyeleri yoktur ve genel olarak Fatimilerin Afganistan'ın iç gelişmelerinde hiçbir rolü olmadığı söylenebilir.

Burada önemli olan, bu propagandanın terörizmin yanlış yorumlanmasındaki yanıltıcı mesajıdır. IŞİD, gerçek destekçilerinin ve kurucularının bile en azından görünüşte onu "terörist" olarak gördükleri ve onu yok etmek için bir terörle mücadele koalisyonu oluşturdukları bir terör örgütüdür. Ama Fatimiyyun Ordusu, IŞİD'i ortadan kaldırmak için kurulmuş gönüllü savaşçılardan oluşmaktadır.

Aynı zamanda Birleşmiş Milletler de Fatimiyyun Ordusunu bir terör örgütü olarak görmüyor ve Fatimilerin Afganistan’da nüfuzuna veya varlığına dair herhangi bir kanıt yok. Bu grup esasen Afganistan için kurulmamıştır ama IŞİD’in Afganistan'da güçlü bir varlığı, üssü ve kampı vardır ve şimdiye kadar yüzlerce insanı öldürmüştür.

Fatimiyyun Ordusuna yönelik saldırılar, tüm dünya medyasının Gazne'de bir ABD askeri uçağının düşürülmesini örtbas ettiği bir zamanda gerçekleşiyor ve Afgan medyası kasıtlı olarak bu konudan kaçınıyor ve onu sansürlüyor.

Konuyla ilgili özel ve manidar bir politika izleyen Afgan gazeteleri, bu tür ciddi zararlar karşısında sessiz kaldı. Bu, diğer durumlarda da görülebilir.

Ama neden Fatimiyyun Tugayları bu medya tarafından Afganistan'ın güvenliği için bir tehdit olarak tanıtılıyor?

Hikaye, Irak ve Suriye'deki durum direniş lehine değiştiğinde başladı ve bu iki ülkede IŞİD'in nispi olarak kökünün kazınmasıyla birlikte bölgedeki güvenlik durumu bir miktar düzeldi, böylece Fatimiyyun kuvvetleri Suriye'den belirli ölçüde çekildi.

Türkiye’nin Anadolu Haber Ajansının Farsça Kanalı da şüpheli bir eylemde bulunup, Afganistanlı bazı kişilerle bir röportaj gerçekleştirerek, Fatimilerin varlığını Afganistan’ın güvenliğini bozucu bir faktör olarak nitelendirdi. Şiilerin yükselişinin Türkiye'nin neo-Osmanlıcılığına uygun olmadığı açıktır ve bu nedenle Türkiye Şiilerin yükselişinden korkmaktadır.

Ortadoğu’da Fatimiyyun Tugaylarına ve IŞİD karşıtı cepheye karşı bu tarz bir bakış açısının, bölgede IŞİD karşıtı cephenin asıl komutanları olan General Hacı Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in şehadetinin ardından Amerika tarafından arttırıldığı ve güçlendirildiği dikkat çekicidir ve şimdi büyükelçilik ve proje medyası fikri geliştirmek ve kurumsallaştırmak için yumuşak bir savaş cephesi başlatarak aşırılık yanlısı Washington'un yardımına geldiler.

Afganistan'daki İranofobi projesine Pentagon’un yatırımı

Bu sorunun yanıtına ulaşmak için Afganistan eski Cumhurbaşkanı Danışmanı ve Kültür eski Bakanı Abdül Kerim Horrem’in yanına gittik.

Abdül Kerim Horrem konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ‘İlk olarak Tolu TV'de yayınlanan reklam, ABD'nin Afganistan'da yıllardır süren İran'a karşı yürüttüğü psikolojik savaşın bir parçasıdır ve bu anlaşmalar çoğunlukla Pentagon tarafından Afgan basınıyla yapılmaktadır ve bu propagandaları Amerika düzenlemektedir. Bu bilgileri Afganistan Bilgi ve Kültür Bakanı olduğum zamandan hatırlıyorum.

Ben, o dönemki Başkan tarafından uygunsuz olduğunu düşündüğümüz bu propagandayı araştırmakla görevlendirildim ve araştırmalarımdan sonra, ABD'nin doğrudan veya dolaylı olarak veya aracısız bir şekilde bu propagandayı büyük harcamalarla bu medyaya verdiğini fark ettim. Bu, ABD’nin Afganistan'daki psikolojik savaşının bir parçasıdır ve bu ülke bir planı uygulamadan önce medya aracılığıyla bu konuda bir zihniyet oluşturmaktadır.

Aslında ABD, Afganistan'daki etnik köken ve dinleri karşı karşıya getirerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

Afgan güvenlik görevlileri defalarca, Fatimilerin Afganistan'da hiçbir rolü olmadığını ve gruba karşı propaganda ve psikolojik savaşının doğrudan ABD tarafından gerçekleştirildiğini ve sonuçlarının kesinlikle Afgan halkının zararına olacağını belirtti.

Ne yazık ki, Afganistan'daki, yarısı güvenlik kurumuna ve askeri sektöre karşı, diğer yarısı da medya ve kültürel sektöre karşı savaşın arkasında Amerika vardır. Bu propaganda nihayetinde halk ve aktivistlerin protestolarıyla durduruldu, ancak bu hareket yıkıcı eylemlerini sürdürüyor. Amerikan generallerinin Afganistan'da oynadığı rol kadar, medya da etkili bir rol oynuyor ve savaşı sürdürüyor.

Bu propagandaların ifade özgürlüğü ile hiçbir ilgisi yoktur ve Afganistan'da şiddet, bölünme ve yolsuzluk ve fuhuşu teşvik etmeyi amaçlamaktadır.’

IŞİD'in ortaya çıkması; ABD'nin ana hedefi Afganistan'ı istikrarsızlaştırmak

Üniversite Öğretim Görevlisi ve Afganistan Parlamentosu eski milletvekillerinden olan Cafer Mehdevi de konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ‘Bu reklamın başta ticari olduğu söylendi ve para karşılığında Afganistan’ın iki tv kanalı tarafından yayınlandı ama yapılan itirazlar sonucunda yayını durduruldu.

Kuşkusuz, tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı mücadele hedefiyle tanınan bir grup olan Fatimilerin bayrağını IŞİD bayrağının yanına koymak bu ülkenin yetkililerine ve Amerika’ya göre önemsizdir.

Bu propagandanın arkasındaki kişiler çeşitli hedefler izleyebilirler: Birincisi, Afganistan'da IŞİD'in yeniden canlanması ve güçlendirilmesi için psikolojik bir atmosfer sağlamak ve ikincisi, Afganistan'da mezhepsel ve dini gerilimler başlatmak ve bu, Afganistan'ın ulusal çıkarlarını güçlü bir şekilde tehdit edebilecek bir konudur.

Bu propagandanın arkasındaki ülkeler, bu ülkede güvensizlik yayılacak şekilde Afganistan'da sosyal ve psikolojik koşullar yaratmaya çalışıyorlar ve bu, daha fazla yabancı ülkenin Afganistan'a gitmesi için bir bahanedir.

Kuşkusuz, Afgan halkı Afganistan'ın ikinci bir Suriye olmasına ve ülkelerin etnik ve dini ihtilafları destekleyerek iç savaşların önünü açmasına izin vermeyecektir. Burada hükümet ve yetkililer sorumlu hareket etmeli ve hiçbir ülkenin Afganistan'ın işlerine karışmasına izin vermemelidir.

Bu konu ihtiyati bir önlem olabilir, ancak Afganistan halkı birliklerini bozan her şeye karşı durmalıdır ve ABD’nin Afganistan'daki yeni projesinin IŞİD'i canlandırmak ve bu ülkeyi istikrarsızlaştırmak olduğunu akılda tutulmalıdır.’

Afganistan Şiilerinden oluşan ve Suriye'de bulunan askeri ve dini bir hareket olan Fatimiyyun Tugayları, bugün bölgedeki ve dünyadaki direnişin siyasi ve askeri kolunun bir parçasıdır. Fatimilerin ŞİD'in yanında gösterilemeye çalışılması, kesinlikle bir şekilde bölgenin direniş kollarına baskı yapmak içindir.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM