Yüzyılın Anlaşması Adlı Şer Plan Batı Asya'yı Nasıl Etkileyecek?

GİRİŞ: 04.02.2020 10:21      GÜNCELLEME: 04.02.2020 10:21
Rasthaber -  ABD Başkanı Donald Trump 28 Ocak Salı günü Yüzyılın Anlaşması adlı ırkçı planını resmen açıkladı.

Son yıllarda Batı Şeria ve Gazze şeridinde Filistinli grupların arasında ve özellikle geçen senenin başlarında  milli vahdet hükümeti istifa ettikten sonra ihtilaflar sürekli arttı. Ancak Yüzyılın Anlaşması adlı şom plan, ister Batı Şeria ve ister Gazze şeridindeki gruplar olsun, tüm Filistinli grupların üzerinde görüş birliği içinde oldukları bir konudur. Nitekim Filistin özerk teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas Yüzyılın Anlaşması’na bin kere hayır diyorum, dedi.

Bu tepkiler, Filistinli grupların her zamankinden daha çok siyonist rejim İsrail ve Amerika karşısında vahdet içinde olmaları ve bu ırkçı planla mücadele etmek ve Filistin toprak bütünlüğünü korumak için aralarındaki ihtilafları sonlandırmaları veya en azından hafifletmeleri gerektiğini bildiklerini ortaya koyuyor.

Bu doğrultuda Filistin İslami Cihat Hareketi siyasi büro üyesi Halid Bataş Yüzyılın Anlaşması adlı plana gösterdiği tepkide, planı Amerika’nın Filistin milletine yönelik yeni kumpası niteledi ve Filistinli grupların kendi aralarında çatlaklara ve ihtilaflara son vermeleri ve yeni kumpasla mücadelede birleşmeleri gerektiğini vurguladı. Nitekim bu doğrultuda Hamas ve İslami cihat hatta Mahmut Abbas’ı Gazze şeridine davet ettiler.

Gerçekte Yüzyılın Anlaşması Filistin coğrafyasını bayağı küçülten ve işgal rejimi İsrail’ın coğrafyasını aşırı derecede büyüten tek yanlı bir plandır. Amerika’nın Washington Post gazetesi bu konuda şöyle yazdı:

Filistin Yüzyılın Anlaşması adlı planda bir ekmeğin naçizane bir parçasıdır.

Toprak üzerinde sürtüşmeler tarih boyunca savaşların en önemli sebeplerinden biri olmuştur.

ABD Başkanı Donald Trump sözde Yüzyılın Anlaşması adlı planı açıkladığı siyonist rejim Başbakanı Netanyahu ile ortak basın toplantısında şöyle dedi: Bugün İsrail barışa doğru büyük bir adım atıyor. Bölge devletleri radikalizmin hepsinin ortak düşmanı olduğunu anlamış bulunuyor.

Trump hazırladığı planda kökleri 1948 yılına dayanan Filistin – İsrail arasındaki 72 yıllık münakaşaya son vermek istediğini iddia ediyor.

Aslında Yüzyılın Anlaşması anlaşması adlı şer planın çıktısı barış değil, Filistin ve işgal rejimi İsrail arasında şiddetin tırmanmasıdır. Washington Post gazetesi bu konuda şöyle yazdı: Uzun yıllar üzerinde çalışılan bu plan Batı Şeria haritasını yeniden çizecektir.

Bu şartlarda gerçi Trump illegal bir şekilde Filistin ve coğrafyası hakkında karar aldığını sanıyor, ancak bu karar Filistinli taraflarca asla uygulanmayacağı gibi hatta yeni bir intifada veya yeni bir savaşı tetikleyebilir.

J. Street serbest avukatlar grubu Başkanı Jeremy Ben Ami bu konuda şöyle diyor: Bu plan barış planı değil, Amerika’nın eski politikalarından uzaklaşması ve İsrail’de en radikal politikacılarla bazı özel konuların üzerinde eşgüdümlü hareket etmesi yönünde bir çabadır.

İsrailli askeri uzman Ron Ben Yeşay ise Yediot Aharonot gazetesinde yayımladığı makalesinde siyonist rejimin her türlü tek yanlı politikası şartları daha beter ve daha gergin hale getireceği uyarısında bulundu.

Amerika’nın New York Times gazetesi de “Trump’ın Batı Asya barış planı çirkin bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor” başlıklı bir raporunda şu ifadelere yer verdi: İsrail ordusunun yayımladığı verilere göre hali hazırda İsrail’in kontrolü altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin sayısı siyonistlerin sayısından daha fazladır. ABD planları en büyük etnik grubu bu toprakların dörtte birinden daha az bir alanla sınırlamıştır ve Filistinli hakimiyeti uygulanan kısıtlamalar, sunulan çözümü bir buçuk devlet olarak adlandıracak kadar fazladır. Trump’ın planı birçok kusuru vardır. Plan siyonistleri Filistinlilerden üstün tutuyor, yerleşke inşaatını körüklüyor ve hatta teşvik ediyor.

Gerçekte Yüzyılın Anlaşması adlı plan mahiyeti ve zatı itibarı ile her türlü müzakere, anlaşma ve barışmaya karşıdır. Filistin milletinin tüm meşru haklarını yok sayan ve Filistin coğrafyasını İsrail’e hibe eden bu plan ayrıca ABD ara buluculuğu ile Filistin ve siyonist rejim arasında her türlü müzakereyi itibarsızlaştırıyor. Bu plan Filistin milletinin hakları ancak ABD ve korsan İsrail’in politikaları ve uygulamalarına karşı direnişle elde edilebileceğini ortaya koyuyor.

Öte yandan Yüzyılın Anlaşması pratikte bundan önce Filistin’le ilgili varılan tüm barış anlaşmalarını yok ediyor. 1993 ve 1995 Oslo anlaşmaları Filistinli yetkililerin siyonist yetkilileri yok olacağı konusunda uyardıkları bu anlaşmalardan bazılarıdır.

Filistin özerk teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas 29 Ocak 2020’de siyonist rejim Başbakanı Netanyahu’ya yazdığı mektupta Yüzyılın Anlaşması adlı şer planın geniş sonuçları hakkında uyarıda bulunarak şöyle dedi:

Bu plan Oslo anlaşmasının ABD ve İsrail tarafından yok sayılmasıdır, dolaysıyla Filistin devleti şimdi İsrail ile başta güvenlik iş birliği olmak üzere her türlü anlaşmayı yok sayma hakkına sahiptir.

Filistin kurtuluş örgütü icra komitesi sekreteri Saib Arikat da ırkçı Yüzyılın Anlaşması adlı plana gösterdiği tepkide, Filistin yönetimi Oslo anlaşmasından çekilmeyi ele aldığını belirtti.

Dolaysıyla Yüzyılın Anlaşması pratikte hiç bir şekilde barış getiremeyeceği gibi Filistin ile İsrail arasında yürütülen barış müzakereleri de yok edecektir.

Amerika’nın New York Times gazetesi “Trump’ın Batı Asya barış planı çirkin bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor” başlıklı makalesinde Amerika’nın önceki başkanları da uygulamaları ile barış anlaşmalarını olumsuz etkilediklerini belirterek şöyle yazdı:

Trump’ın planı Amerikalı ister cumhuriyetçi ister demokrat, yasama yetkililerinin onlarca yıl boyunca inşa ettikleri binanın üzerinde son tuğlayı koymaktır. Son yıllarda İsrail nasıl Batı Şeria’ya musallat olup 600 bin siyonisti işgal altındaki topraklara yerleştirdiyse, Amerika da İsrail’e diplomatik destek vermek, BM güvenlik konseyinde veto hakkını kullanmak, İsrail’in yargılanmasını engellemek için uluslararası mahkemelere baskı kurmak ve her yıl Tel aviv’e milyarlarca dolar yardım etmekle şimdiki durumu körükledi.

ABD patentli Yüzyılın Anlaşması adlı şom planını bir başka önemli getirisi, Batı Asya bölgesinde Amerika karşıtı kin ve nefreti daha da tırmandırması olacaktır. Donald Trump yönetimi son üç yılda İslam ülkelerine karşı hasmane bir tutum ve davranış sergiledi. Trump’ın S. Arabistan’ı süt ineğine benzetmesi ve Suud kralına bir kaç kez biz sizi desteklemezsek iki hafta bile ayakta kalamazsınız, demesi, Amerika başkanının bir İslam ülkesi ve liderine hitaben sarf ettiği aşağılayıcı sözlere birer örnektir.

Donald Trump yönetimi ayrıca İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani ve Irak’ın Haşdi Şabi hareketi komutanı Ebu Mehdi Mühendisi ve 8 arkadaşını şehit ederek İslam ülkeleri ile husumetini açıkça ortaya koydu.

Amerika terör devletinin bu cinayeti Irak’ta Amerikalı askerlerin ihraç edilme talebin tetikledi. Irak halkı 24 Ocak 2020’de düzenlediği milyonluk protesto eyleminde Amerika’ya yönelik nefretini açıkça ortaya koydu. Şimdi ise Filistin milletini hiçe sayan ve tamamen İsrail lehine hazırlanan ırkçı Yüzyılın Anlaşması’nın görücüye çıkması Batı Asya bölgesinde yer alan ülkelerde ABD karşıtı yeni protesto eylemlerini tetikledi. Bu protestolar bölgede ABD karşıtı kin ve nefretin Yüzyılın Anlaşması açıklandıktan sonra daha da tırmandığını ve uygulanmaya çalışıldığı takdirde Amerika’nın bölgedeki çıkarlarına yönelik tehditleri arttıracağını ortaya koydu.

Yüzyılın Anlaşması anlaşması adlı şer planın en önemli getirilerinden biri bölgede bazı Arap rejimlerin ne denli Amerika’ya bağımlı ve bu terör devletinin uşağı olduklarını ortaya koyması oldu. Yüzyılın Anlaşması adlı şom planın açıklandığı etkinliğe Ürdün, BAE ve Umman büyükelçileri katıldı. S. Arabistan ve Mısır gibi rejimler de dolaylı bir şekilde bu planı desteklediklerini ilan etti. Kuşkusuz söz konusu Arap rejimlerin bu eğilimi iki önemli getirisi olacaktır. İlkin yöneticileri ile halk arasında çatlaklar daha da artacaktır, zira bu ülkelerin insanları düzenledikleri protesto eylemleri ile Yüzyılın Anlaşması adlı plana karşı olduklarını ilan ettiler.

İkincisi, BAE, Ürdün ve Bahreyn gibi ülkelerin desteği ve S. Arabistan’ın sessizliği ve Filistin ülküsünü hiçe sayması ve siyonist rejimin çıkarları ile eşgüdümlü hareket etmesi Arap ülkelerinin Batı Asya bölgesinde konumunu olumsuz yönde etkileyecek ve hatta uzun vadede bu rejimleri siyonist rejimin uydusu yapacaktır.

 

 

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM