Suriye'deki Son Gelişmeler

Suriye'deki hızlandırılmış siyasi ve askeri gelişmelere hızlıca baktığımızda, Doğu Deyrizor'daki savaşın listenin başında olduğunu söylemek mümkün. Bu savaş, ABD’ye karşı olan bir savaştır, ki ABD şu anda bölgenin petrol ve doğal gaz alanlarının kontrolünü elinde tutuyor.
GİRİŞ: 08.11.2019 09:04      GÜNCELLEME: 08.11.2019 09:04
Rasthaber -  Arap dünyasının tanınmış analisti Abdulbari Atvan, Suriye'deki gelişmeler konusunda bir yazı kaleme alarak, yeni gelişmeleri değerlendirdi. Ray el-Yevm gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan'ın kaleme aldığı yazı şöyle:
ABD Başkanı Donald Trump Salı günü bir açıklamada bulunarak, ABD’nin Doğu Fırat’taki Suriye petrol sahalarını "koruma" misyonunu genişletmek için, bölgede 800 kadar asker ve el-Tanf askeri üssünde ise 200 asker konuşlandıracaklarını bildirdi.

Birkaç önemli faktör bizi bu sonuca götürdü. Bu sonuç İdlib savaşının Fırat'ın doğusundaki savaşa göre öncelikli olduğu önceki tahminlerle çelişiyor.

Birincisi: Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, Salı günü yaptığı açıklamada; ülkesinin Suriye petrolü konusunda hiçbir zaman ABD ile işbirliği yapmayacağını, çünkü bu servetin Suriye halkının serveti olduğu ve istediğini yapma hakkına sahip olduğunu söyledi. Bu açıklamaların zamanlaması çok önemlidir ve Suriye'nin liderliğini destekleyen güçlü bir mesaj taşımaktadır.

İkincisi: Donald Trump pazartesi günü kışkırtıcı bir açıklamada bulunarak, Suriye'nin bu zenginliğini kontrol etme, ele geçirme, bunlara sahip olma ve bunlardan Kürtlere bir parça verme haklarının olmasının yanı sıra; ABD petrol şirketlerine ve diğer büyük şirketlere petrol sahalarını yönetme, üretim ve gelirleri artırmak için mevcut olan diğer petrol ve gaz sahalarının keşfetmelerini sağlama haklarına sahip olduklarını söyledi.

Üçüncü: Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Suriye’nin el-Ahbariyye televizyon kanalına verdiği röportajda, kendi kararlılığını ve Suriye ordusunun bölgeyi doğrudan veya dolaylı olarak hükümetin kontrolü altına geri döndüreceğini açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye’nin şu anda başa çıkamayacağı bir süper güç olduğunu, Beşar Esad’ın kabul ettiği doğrudur; ancak burada gerilla savaşı gibi başka yollara ve yöntemlere dikkat çekildi. Tıpkı Irak’taki ABD birliklerini hedef alan ve ABD’nin 5 bin askerlerinin ölümüyle sonuçlanan ve 30 bin askerinin de yaralanmasına neden olan ve zayiatını azaltmak için geri çekilmeye zorlayan savaş gibi. Suriye güvenlik aygıtı da bu alanda önemli bir deneyime sahiptir.

Dördüncüsü: Doğu Fırat'taki ABD kuvvetlerinin, özellikle de ABD özel kuvvetlerinin IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'yi öldürmedeki başarısından sonra, IŞİD terörist grubu tarafından yapılacak herhangi bir misilleme hedeflerinden biri - öncelikli hedef olmasa da - olması uzak değildir. Grup tarafından son iki ila üç gün içinde yayınlanan bildiriler, buna işaret etmektedir.

Amerikan kuvvetlerinin Suriye petrol ve doğal gazı bakımından zengin bölgelere hakim olması, zorbalık ve haraç kesmenin en çirkin ve en iğrenç türüdür. Ve bu, özgür dünyaya öncülük ettiğini iddia eden ve bizi yasalara ve insan haklarına saygı duymaya ve demokrasiye çağırmaya çalışan devlet liderlerinin değil, “mafya” liderlerinin zihniyetini gösteriyor.

ABD’nin Suriye’nin petrol ve doğal gaz kuyularını işgal etmesi ve gelirlerini çalması - günde ortalama 1 milyon dolar - Irak’taki, Suudi Arabistan’daki, Libya’daki ve diğer Körfez ülkelerindeki petrol kuyularının çeşitli bahaneler altında yakın işgaline bir başlangıçtır. Belki de en önemlisi (petrol ve doğal gaz kuyularının işgali için), 11 Eylül saldırısının kurbanlarının ailelerine tazminat ödenmesi için çıkarılan Terörizme Destek Verenlere Karşı Adalet yasası, kısa adı ile JASTA olarak adlandırılan yasanın uygulanmasıdır.

Topraklarının % 80'inden fazlasını özgürleştiren ve geçtiğimiz gün Hasaki'deki el-Remilan petrol sahasını da kurtaran Suriye hükümeti, ülkenin petrol servetini milli egemenliğe geri döndüreceğine eminiz. 

YORUMLAR

REKLAM