Söyleşi: ‘Filistin’i Savunmak İnsanlığı Savunmaktır.’

GİRİŞ: 10.05.2021 12:14      GÜNCELLEME: 10.05.2021 12:14
Rasthaber -  Gazze’de Yüksek Lisans yapan öğrenci ile Filistin üzerine söyleşi;


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Zorbaların belini kıran Allah’ın adıyla

 

İlk defa Türkiye’den biri olarak 2016’da Gazze’ye yüksek lisans yapmaya giden Rukiye Demir Salhiya ile bir grup Türkiyeli Müslüman genç online olarak bir araya geldiler. Gazze’deki sosyal ve siyasal hayata, direniş gruplarına, vahdet ve ümmet bilincine ve ne yapılması gerektiğine yönelik tavsiyelerin olduğu sohbetin geniş özetini ilginize sunuyoruz.

 

İlk olarak Gazze yaşamından ve izlenimlerinden bahseden Rukiye Salhiye şu kısımlara değindi:

 

 ‘Burada yaşamaya başladıkça tek bir düşmanın olmadığını Siyonizm’e çeşitli şekillerde hizmet edenlerin olduğunu gördüm. Hem Siyonist düşman, hem Gazze’deki, Batı Şeria’daki gizli ajanları, hem de bilerek ya da bilmeyerek onların ekmeğine yağ süren işbirlikçiler. Burada her kesimden insan var bazıları bu zulümden yoruldu, bazıları hala ilk günkü gibi direniyor. Bazıları ise bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor.

 

Şu an halihazırda Filistin topraklarının 3 ayrımı söz konusu

1-Gazze: Sadece Filistinlilerin olduğu bölge / Hamas yönetimi

2-Batı Şeria: Müslümanlar ile Siyonistlerin birlikte yaşadığı topraklar(Görünürde Filistin hükümeti olsa da, Siyonistlerin sözünün geçtiği yer maalesef)

3-Diğer: sadece Siyonistlerin yaşadığı gasp edilen topraklar.’

 

Devamında Filistin denildiğinde akla gelen direniş grupları hakkında bazı bilgilendirmelerde bulunarak şu ifadeleri kullandı;

 

‘Gazze’deki direniş grupları daha çok Hamas ve Fetih hareketi olarak biliniyor. Hamas daha İslami görüşlere sahip bir grupken, Fetih ilk başlangıç amaçlarından uzaklaşarak daha milliyetçi bir tutum içinde. Fetih grubunun ayrıca kendi arasında Abbas ve Dahlan olarak ayrıldığını söyleyebiliriz.’

 

‘Filistin’i savunmak İslam’ı savunmaktır’ sözüne katılıyor musunuz? sorusuna ise şu yanıtı verdi:

 

Ben daha fazlasını söyleyeyim, ‘Filistin’i savunmak insanlığı savunmaktır.’ Siyonist tarihine bakıldığında sürekli bir işgal ve sömürü olduğunu görürsünüz. Bütün dünya insanları ile bir savaş içindeler, insanlığa düşmanlar. Bu sebeple buradaki insanlar buna dur diyor. ‘Bu zulme sessiz kalmak insanlığın en zelil halidir.’

 

Rukiye Demir Salhiya ayrıca bir Arap-İsrail savaşı olarak okuyan kesime yönelik şu ifadeleri kullandı:

 

‘Eğer Arap meselesi olsaydı neden neredeyse bütün Arap ülkeleri bu Siyonist rejimle birlik içindeler, normalleşiyor? Bunun yanında Filistinliler sadece Araplar değil, birçok farklı etnik kökenden insanların olduğu bir kimlik Filistinli kimliği. Bu sebeple ‘Vahdet ümmetin değerlerini korumak için bizim boynumuzun borcudur.  Vahdet, Hem Filistin toplumu, hem direniş grupları hem de dünyadaki tüm Müslümanların en büyük borcudur Filistin’e.’

 

Katılımcılardan çoğunun ‘Dünya neden sessiz? Ne yapmalı?’ endişelerini taşıdığı görüşme, Rukiye Demir Salhiya’nın şu açıklamasıyla devam etti:

 

‘Şu an elimizde olanın en iyisi neyse onu yapmalıyız..

İnsan yaşantısına bakmalı. Yaşantısı amelidir insanın. Anlayışımız, yaşam tarzımızı, yaşam tarzımız ise amellerimiz aracılığıyla hareketimizi oluşturuyor. Gösterdiğimiz tepkiler, nasıl yaşıyor oluşumuzla alakalı. ‘israil bunca zulmü yaparken, mazlum ve zalim bu kadar net ayrılmışken’  bir şeyler değişmiyor ve değiştiremiyorsak bunun izlerini ‘yaşantımızın nasıllığında aramalıyız.

 

Bizlerin şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: ‘Biz bu hayata ne için geldik?’ bu soruyu hep sorun. Ölüm herkese var, bir hesap var. Bu hesap bize gönderilen Kur’andan. Bizim ona dönüp dönüp bakmamız gerekiyor.

 

Gazzeye gelişim, Türkiye’ye dönüşüm sonra tekrar Gazze’ye girme yolculuğum içinde birçok zorluğu barındıran bir süreçti.  Sınırdaki zorluklar, Siyonist işgalcilerin psikolojik baskıları, üniversitedeki eğitim sürecim bu zorlukların hepsi Allah için yapıldığında insanı geliştiren en güçlü araçtır. Her bir zorluk bir sonraki aşamaya hazırlar. Allah için dayandığında, zorluklardaki yardımı da görüyorsun. Ticareti Allah ile yapın.

 

Dünya insanı aldatıyor ancak kişi zorluklarla mücadele ettiği ölçüde diri olduğunu, neden bu dünyada olduğunu sorguluyor. Gelmeden önce söylenen ‘Hangi akıllı insan Gazze’ye gider’ cümlesi artık anlamını yitiriyor. Çünkü zorlukların insanı geliştiren, Allah’a yaklaştıran yönünü gördüğünde iyi ki geldim diyorsun buraya, zorlukların lezzetini hissediyorsun. Bu kendimize zulmedelim demek değil elbette, bu mücadele ettiğimiz ölçüde var olduğumuz anlamına geliyor.  Hatta şunu söyleyebilirim ‘bir yolda zorluk yoksa o yoldan dönün’ Zorluk varsa Allah rızası için daha çok direniyorsun.

 

Hedefimiz nedir, direnişimiz kim içindir? Bunun cevabına göre gösterdiğimiz dayanıklılığın ölçüsü de değişiyor.  Hedefimiz insan ise, gördüğümüz zorluklar bizi çok kolay yıldırıyor. Ancak hedefimiz Allah, direnişimiz Allah için ise zorluklar yıldırmıyor. Bizim hedefimiz ne? Temel soru budur? Hedefimiz Allah ve geriye kalan bütün her şey (eş, iş, para, mevki vb.) araçtır.’

 

Nereden başlamalı?

‘Ben Müslümanım diyerek kendimizi temizlemekle başlamalı. Allah’a dayanarak, ne yapıyorsan Allah için yapmak. Sonuca odaklanmadan, sabırla. Bizler elimizden gelen her şeyi yapmakla sorumluyuz, ister başarıyı görürüz ister görmeyiz. Bu yol sebat gerektiren bir yoldur, sonunu Allah uhdesine almıştır. Başarı Allah’tandır. Bizim amacımız tartışmaları kazanmak değil, kalpleri kazanmaktır.

 

Medya Siyonistlerin elinde. İstediklerini yansıtıyorlar, istedikleri haberleri kaldırmakta özgürce davranıyorlar. Bu durumda sivil toplum örgütlerine iş düşüyor. Malezya, Endonezya, Türkiye, İran yeteri kadar ellerinden geleni yapmalıdır. Ülke halkları yardımcı olmaya çalışsa da, yeterli değil.

 

Bize düşen önce kendimden, ailemizden başlayarak izzetli bir şekilde yaşamak.’

 

Şeyh Cerrahtaki ve Mescid-i Aksa’daki son olaylar üzerine yaptığı değerlendirmesinde ise şu ifadeler yer aldı:

 

‘Siyonist rejim zaten diğer bölgelerden gelen Filistinlilerin Mescidi Aksaya girişini yasaklıyor, 500 tane bariyeri aşmanınız gerekiyor girmek için. Mescidi Aksaya giren kişiler orada mescide yakın yerlerde yaşayan kişiler. Kudüs tamamen Yahudileştirilmeye çalışılıyor. Buna rağmen bu halka namaz esnasında plastik mermilerle saldırılıyor. Bu insanlık onurun ezildiği en uç noktadır. Bundan daha büyük bir zillet yoktur.’

 

Sorulan ‘Kudüs ziyaretlerinin önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Bazı alimlerin Siyonist İsrail’den vize alındığı ve ekonomik katkı sunulduğu için bu gezileri tasvip etmediğini görüyoruz’ sorusuna ise şu yanıtı verdi:

 

‘Ben bir alim değilim ve fetva makamında da değilim. Burada olduğum zaman zarfında şunu gördüm ki buradaki insanların gözlerine bakmak, hayatlarına ortak olmak bambaşka bir şey. Kudüs ziyaretlerini kardeşlerimize destek olmak, ümmet bilincini geliştirmeye vesile görmek önemli. Bu sebeple Müslüman halkların Kudüs’e yaptıkları ziyaretleri destekliyorum.

 

Siyonistlerin anladığı tek dil güçtür.

Bu sebeple arzumuz o ki, Mescid-i Aksa’daki bu başkaldırı Gazze’deki direniş grupları ile birleşsin. Bu askeri desteği Batı Şeria’ya Gazze sunmalı.’

 

‘Katılımcılardan Filistin’de çocuklar nasıl büyüyor?’ sorusuna ise;

 

‘Burada çocuklar bu savaş atmosferinde büyüyor. Füzelerin olduğu, bombaların patladığı bir dünya onların normalleri. Öyle ki artık travma oluşturmuyor bu durum onlarda, sıradan bir olay olarak görülüyor. Füzeler semalardan geçerken top oynamaya devam ediyorlar örneğin. Öyle ki diğer ülkelere kıyasla koronodan bile etkilenmeyip oyunlarına devam ediyorlardı.' yanıtını verdi.

 

‘Elimizden ne gelir?’ konusu üzerine konuşulan son kısımda ise Rukiye Demir Salhiya, 4 kıymetli ve pratik tavsiye sundu:

 

‘Bizlerin bilinçaltımızı temiz tutmamız, bu yönde oynanan oyunları fark etmemiz gerekiyor.

 

  1. Beslenmemizin temiz olması gerekiyor. Katkı maddelerinden uzak durup, doğal beslenmeli, sünnete uygun beslenmeliyiz.
  2. İzlediklerimize, bize izlettirilmek istenen şeylere dikkat etmeliyiz. Neleri izlediğimizi bir düşünmeliyiz. Kötü bir reklamda, sahnede gözlerimizin kapanması gerekiyorsa kapatalım. Bunun kendisi cihattır.
  3. Bir şeyleri yapmadan önce düşünmeliyiz. Attığınız adımların faydası nedir, neye yol açacak, gözetmeliyiz.
  4. Rahatınızı bozun. Elbette kendinize zulmetmeyin. Ancak konfor alanlarımızdan çıkmalıyız. Uykuyu kabre bırakmalıyız. Nefsinize zor gelen şeyleri yapın. Seyyid Kutub’un dediği gibi ‘Eğer kendi nefsiniz için yaşarsanız küçük yaşarsınız, küçük düşünür ve küçük ölürsünüz.’ Eğer davanız varsa, bu dava uğrunda yaşamayı tercih edersiniz.’ Evet çok yorulursunuz ama büyük yaşarsanız ve büyük ölürsünüz. Ve nasıl ölürsek de öyle dirileceğiz.

 

 

Rukiye Demir Salhiya kardeşimize teşekkür eder, bu davaya ömrünü adayan bütün özgür ruhlu insanlara, bilhassa ümmetin yüz akı şehitlerine selam ederiz.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM