Netanyahu ve İran’a Yönelik Tekrardan İbaret Temelsiz İddiaları

GİRİŞ: 09.06.2020 09:58      GÜNCELLEME: 09.06.2020 09:58
Rasthaber -  Netanyahu Cuma günü UAEA tarafından yayınlanan mevsimsel rapora tepki olarak İran’ın denetim anlaşmaların gerçekleşmesine bağlılığı konusunda  UAEA denetçilerine bazı nükleer merkezlere ulaşmalarına engel oluşturduğunu ve “sistematik olarak” nükleer anlaşmadaki sorumluluklarını ayaklar altına aldığını iddia etti.

Netanyahu’nun İran ile ilgili bu boş ve temelsiz iddiaları, bundan bir süre önce Research Global internet sitesinin yayınladığı bir raporda “İsrail nükleer silahlarla donanmış ve küresel tehlikeli bir tehdit sayılıyor ve bu inkar edilmez bir gerçektir” şeklinde yazdığı bir durumda gündeme geliyor.

Dünya toplumu ve medya çevreleri bu tehdit bağlamda sessiz kalmayı tercih ederken, İran’ın meşru ve yasal nükleer programları ise dünyada en yoğun denetlemelere maruz kalıyor.

Netanyahu ve Amerikalı yetkililer birkaç seneden beri İran’ın nükleer çalışmaları hakkında büyük yalan iddialarda bulunuyorlar.

2012 yılında Netanyahu BM genel kurulunda yaptığı konuşmada İran’ın nükleer güce dönüşmekte olduğunu iddia etti. Mayıs 2018’de de Trump’ın Bercam nükleer anlaşmadan çekildiğinde Netanyahu yine İran’ın gizli bir nükleer silah programı olduğu iddiasında bulundu.

Netanyahu yine daha önce İran’ın “Patlayıcı sistemlerin üretilmesi ve denenmesi” için “gizli nükleer deposu”  olduğunu iddia etmişti. Fakat onun İran ile ilgili sahte suçlamalarını onaylayacak hiçbir kanıt şimdi sunamazken daha önce de sunamadı.

Bu arada unutmamak gerekir ki güvenilir raporlara göre bizzat ırkçı İsrail rejimi en az 200 nükleer başlığa sahiptir, fakat gündem saptırmak için İran nükleer çalışmaları hakkında boş laflarla hikaye yazmaktan başka çaresi yoktur.

İran İslam Cumhuriyetinin Viyana’da uluslararası kurumların daimi temsilcisi Kazım Garibabadi, UAEA’nın yeni raporu içeriği hakkında şöyle diyor:

Bercam ile ilgili bu rapor, hem Ajansın denetim faaliyetlerinin devam ettiğini içerirken aynı zamanda Bercam’la ilgili sorumluluklarını askıya almaya dayalı kararlarını gerçekleştirdiğini gözler önüne seriyor.

İran, Amerika’nın 8 Mayıs 2018 tarihinde tek yanlı ve illegal bir şekilde Bercam nükleer anlaşmadan çekilmesi ardından anlaşmanın diğer taraflarının sorumluluklarına bağlı kalmaları şartı ile anlaşmaya uymaya çalıştı. Fakat Avrupalılar anlaşmanın korunması için hiçbir zaman verdikleri vaatleri gerçekleştirmede başarılı olamadılar. Bu şartlarda İran ulusal güvenlik yüksek konseyi 8 Mayıs 2019 tarihince ve Amerika’nın Bercam’dan çekilmesinin yıl dönümünde bizzat anlaşmanın 26 ve 36. Maddelerine dayanarak adım adım kendi sorumluluklarını askıya alarak anlaşmada denge kurmaya çalıştı. Bu bağlamda son ve 5. Adımını 5 Ocak 2020 tarihinde anlaşmadaki sorumluluklarını azalttığını duyurdu.

Bercam nükleer anlaşmanın 26 ve 36. Maddeleri uyarınca taraflardan biri anlaşmaya bağlı kalmayınca İran kendi sorumluluklarının tamamı veya bir kısmını durdurma hakkına sahiptir. İran, uygulanan yaptırımların kaldırılması ve Bercam anlaşmasındaki çıkarlarının sağlanması durumunda anlaşmadaki sorumluluklarına tekrar geri döneceğinin altını önemle çizdi.

İran İslam Cumhuriyeti açısından güvenli bir dünyanın gereği, tüm nükleer silahların tamamen yok edilmesidir. Nitekim 2011 Nisan ayında Tahran’da silahsızlanma konusunda düzenlenen oturumda İslam inkılabı rehberi gönderdiği mesajda şöyle buyurdu: “Biz bu silahların kullanılmasını haram ve insanoğlunu bu büyük beladan koruma çalışmalarını, herkesin görevi biliyoruz.”

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM