NATO Genel Sekreteri'nden Küresel Güç Dengesinin Değişmesine Vurgu

GİRİŞ: 13.06.2020 10:13      GÜNCELLEME: 13.06.2020 10:13
Rasthaber -  NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg Çarşamba günü  Çin'in askeri ve ekonomik dahil farklı alanlarda gelişmeleri ve büyümelerine değinerek  NATO üyesi ülkelerin daha fazla Pekin karşısında kenetlenmesini istedi.  Stoltenberg  Çin'in ekonomik ve askeri alanlardaki gelişmelerine itiraf edip  dünyada güç dengesinin değiştiğine şahitlik edildiğini belirtti.  NATO genel sekreteri şöyle bir açıklamada bulundu:"  Batı  Çin'in ekonomik ya da askeri güçlenmesine kayıtsız kalamaz. Çin'in bu doğrultudaki doğuşu, küresel güç dengelerinde  temel değişikliklere neden olmuş ve  ekonomik ve teknoloji alanındaki rekabetleri de kızıştırmıştır.  Bu mesele ise serbest toplumlar ve kişisel özgürlüklere karşı tehditleri de ikiye katlamış ve bizim hayat modelimiz ve değerlerimiz hususundaki rekabeti de arttırmıştır. "

Stoltenberg Çin'in  büyümesinin NATO ortaklarına yönelik güvenlik sonuçları ile ilgili de şöyle bir açıklamada bulundu:"  Çin, halihazırda  dünyada ikinci en büyük savunma bütçesine sahip ülkedir.  Çinliler gelişmiş askeri kabiliyetleri alanında büyük yatırımlar yapmış ve  NATO ülkelerine kadar ulaşabilen uzun menzilli füzelere sahipler. "

Görünen o ki NATO  pratikte  Washington'un elinde bulunan bir araç olup Amerika çıkarları doğrultusunda Amerika'nın Avrupalı ortaklarına bile baskı yapmak için kullanılır.  Bu organizasyon tıpkı Amerika gibi Batı dünyasının Çin'e karşı kenetlenmesini ve Pekin'in askeri ve ekonomik olarak zayıflamasını istiyor. Buna rağmen NATO genel sekreteri ve de Trump hükümetinin bu talepleri Avrupalıların olumsuz tepkilerine neden olmuştur. Esasında Avrupa ve Amerika arasındaki Çin hususundaki ihtilaflar da bu yeni güç ile ilişkilerden kaynaklanıyor.

Avrupa Birliği dış siyaset temsilcisi Josep Borrel Çin'in  küresel barış için bir tehdit sayılmadığını ve bu ülkeye karşı gerçekçi  yaklaşımın izlenmesine vurgu yapmıştır. Borrel'e göre Çin Avrupa Birliği düzeni için bir tehdit olabilir ancak küresel barış için bir tehdit sayılmıyor.

Borrel, yaklaşık iki hafta önce de emarelerin  Çin'in Amerika yerine geçtiğini ve küresel liderliği eline geçirdiğini gösterdiğini belirtmişti.   Borrel ayrıca  AB'nin Çin ile birçok  ortak noktaya sahip olduğunu  özellikle de İran ile nükleer anlaşmada aynı  düşüncede olduklarını söyledi.

Buna karşın Trump hükümeti üst düzey makamları defalarca Çin'i en büyük ekonomik ve güvenlik tehdit olarak saymıştır.  Amerika başkanı Donald Trump   iktidara geldiğinden beri   Çin'e  karşı  sert siyasetler izlemiş ve farklı açılardan Pekin'i baskı altına almaya çalışmıştır.

Çin ve Amerika arasındaki ihtilaflar farklı siyasi, ticari ve ekonomik, askeri, güvenlik ve stratejik boyutlara sahiptir. 

Washington  Çin'i asıl rakip, revizyoncu güç olarak tanımlamış ve Çin'e karşı siyasetler izlemiştir.  Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo ise Çarşamba sabah saatlerinde bir bildiri yayımlayıp Çin'i  zorbalık  ve kabadayılık taktikleri kullanmakla suçladı. "

Buna karşın Çin  Rusya ile beraber  Trump'ın küresel meselelere yönelik tek yanlı yaklaşımının asıl muhalifleri olarak sayılıyorlar. Bu ülkeler, Amerika başkanının koruyucu ekonomik siyasetlerini de eleştirmiştir.  Çin ayrıca  defalarca Amerika  ve Britanya ile Avusturalya gibi hava ve deniz güçlerinin Çin denizindeki kışkırtıcı askeri girişimlerini eleştirmiştir.

Bu meselelerin toplamı ve de Washington'un  Çin içişlerine karşı müdahalelerinin Hong Kong protestocularını desteklemesi gibi girişimlerinin devam etmesi  Pekin ve Washington arasında ciddi ihtilaflara yol açmıştır.

Çin dışişleri bakanı Wang Yi'nin söylediğine göre Amerika ve Çin yen bir soğuk savaş eşiğindeler.

Görünen o ki Amerika Çin ile mücadele etme hususunda  AB'nin ortaklarının desteğini kazanamamıştır.  Çünkü Avrupalılar  Pekin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek istiyorlar.  Bu yüzden de Çin'e gerçekçi davranmak istiyrolar.

Buna ilaveten NATO genel sekreterinin de söylediği gibi   Çin günden güne daha büyük bir ekonomik ve askeri güce dönüşüyor ve  yakın gelecekte dünyada birinci ekonomik güce dönüşecektir.

Böylece  küresel güç Doğu'ya kayacaktır. Bu durum ise Washington'un paniğe kapılmasına neden olmuştur.  

YORUMLAR

REKLAM