Lübnan'daki Krizin Esas Sorumlusu

GİRİŞ: 18.07.2021 17:27      GÜNCELLEME: 18.07.2021 17:27
Rasthaber - 14 Mart Hareketi lideri Saad Hariri'nin Lübnan'da yeni kabineyi kurmaktan vazgeçtiğini duyurmasının ardından bu ülkede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri destekli bazı Batılı hareketler, Hizbullah ve direniş cephesi aleyhinde önceden hazırlanmış senaryo çerçevesinde suçlamalarda bulundular.

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah birkaç hafta önce yaptığı konuşmada, Washington ve bazı müttefiklerinin Lübnan içindeki komplolarını ortaya çıkararak, ABD'nin Lübnan'da fitne peşinde olduğunu söylemişti.

Kabine kurmak için görevlendirilen Saad Hariri, 9 ayın ardından bu görevden vazgeçtiğini duyurdu. Bu sürede Hariri, en az 20 kez Cumhurbaşkanı Michel Aoun ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya gelerek görüştü, ancak pratik olarak ülkenin ekonomik krizi ve yaşam sorunlarını iyileştirme noktasında her hangi bir girişimde bulunmadı.

Hal böyle olunca ülkede ABD, Suudi Arabistan ve Siyonist rejim tarafından önceden hazırlanmış senaryonun hayata geçirilmesi için zemin sağlanmış oldu. Nitekim Lübnan asıllı Yahudilerden olan işgal rejiminin eski Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun danışmanı Edi Kohen iki hafta önce Lübnanlıları hükümet ve Hizbullah'a karşı galeyana getirmek amacıyla küstahlıkla bu senaryoyu anlatarak, Lübnan halkını sokaklara inmeye davet edip, Lübnanlılara "korkak" diyerek şöyle hitap etti: "Artık ne bekliyorsunuz! Ne suyunuz var, ne benzin ne de ekmeğiniz! Artık ne zaman ayaklanacaksınız!"

Lübnan'daki mevcut durum, yabancı aktörlerin içerideki şahsiyetlerle ülkede isyan ve kargaşa çıkarma çabalarının sonucudur, Lübnan Hizbullah Hareketi İcra Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyeddin cuma günü yaptığı konuşmada aynı hususa dikkat çekerek, Lübnan'da bugün yaşanan tüm acı ve sıkıntıların doğrudan veya dolayı olarak ABD tarafından oluşturulmuş olduğunu kaydetti. Safiyeddin Amerikan fitnesinin hedefinde direniş olduğunu da sözlerine ekledi.

Son senelerde Lübnan ağır ekonomik ve mali krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu krizler, Lübnanlıların devlet kurumlarındaki yolsuzluk ve Saad Hariri'nin eylemsizliğini protesto etmesine yol açtı. ABD de, Hizbullah ve Lübnan yetkililerine karşı haksız yaptırımlar uygulamakla bu ülkedeki ekonomik krizin derinleşmesinde önemli rol ifa etmiştir.

ABD'nin çabalarına paralel olarak bölgedeki bazı uzmanlar ve Lübnanlı çevreler, Saad Hariri'nin Suudi Arabistan'ın baskısı altında Kabineyi kurmaktan vazgeçtiğine, böylece ABD ve Suudi Arabistan'ın ülkedeki kötü senaryosunun uygulanması için zemin sağlanmasına çalışıldığına inanıyor.

Nitekim Lübnan'da yayınlanan el Bena gazetesi son sıralarda yayınladığı bir yazıda, Lübnan'da yeni kabinenin kurulamamasının esas sebeplerinden birinin dış müdahaleler olduğunu vurguladı.

En Neşre sitesi de, Suudi Arabistan'ın Saad Hariri üzerinden Lübnan Cumhurbaşkanı'na olumsuz mesaj gönderdiğini, Riyad'ın isteğinin hayata geçirilmesi ve Hizbullah dahil direniş güçlerinin Lübnan kabinesinden çıkarılmasına vurgu yaptığını aktardı.

Kuşkusuz Lübnan'daki mevcut kriz, ABD ve Suudi Arabistan'ın önceden hazırlanmış şom senaryosunun sonucudur. Bu ülkeler, Lübnan'da fitne çıkarmak ve direnişe darbe vurmak peşindedirler. Ancak her defasında olduğu gibi bu kez de fitne peşinde olanlar, yenik düşecekler ve direniş zafer kazanacaktır

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM