Libya’da Türkiye ve Mısır Düellosu

GİRİŞ: 20.07.2020 11:10      GÜNCELLEME: 20.07.2020 11:10
Rasthaber -  Libya gelişmelerinde Türkiye ve Mısır arasındaki ihtilafların yoğunlaşması, konunun BM ve diğer uluslararası kurumlara taşınmasına sebep oldu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’nin açıklamalarına karşılık olarak, Mısır hükümetinin Libya’daki son girişiminin kanun dışı ve sözde Libya ulusal ordusu olarak bilinen grup komutanı Halife Hafter’e destek bağlamında olduğunu belirterek, “ülkesinin Mısır’a karşı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni desteklediğini ve Libya halkını asla yalnız bırakmayacağını” söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi Perşembe akşam yaptığı açıklamada Libya’ya askeri müdahalesinin her iki yasal hükümeti ve ulusal güvenliği savunma iddiası ile gerçekleştiğini iddia ederek, “Libya’nın kuzeyinde bulunan Sirte kenti ve Libya’nın ortasında olan el-Cefre hava üssünün Mısır’ın kırmızı çizgisi olduğunu” vurguladı.

Mısır cumhurbaşkanının tehditleri özellikle de Libya’ya askeri güç göndermesi, Türkiye’nin geçen Kasım ayında Akdeniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası ayrıca güvenlik ve askeri işbirliklerin genişletilmesine dair Libya’nın batısında bulunan Faiz el-Seraj hükümeti ile imzaladığı anlaşmalarla Trablus’ta bulunan hükümete işbirliğinin yasal olduğunu göstermeye çalıştı.

Yaşanan gelişmelerin ardından Mısır hükümeti BM genel sekreteri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanına ayrı ayrı mektuplar göndererek resmen Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile askeri ve deniz sınırları hakkında imzalanan iki anlaşmaya itirazda bulundu.

Kahire yönetimi yazdığı mektuplarda Ankara ve Trablus kararının 2015 yılında Fas’ta Libya’daki çatışmalara son vermek ve ulusal vahdet hükümetini kurmak amacı ile imzalanan Shayrat anlaşmasına aykırı olduğunu belirtti.

Kahire ayrıca Türkiye ve Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan iki anlaşmanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin başta 1970 sayılı olmak üzere birçok kararına aykırı olduğunu ifade etti.

Mısır’ın son tehditleri ardından siyaset uzmanı ve Türkiye eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, diyalog ve siyaset araçlarının kullanılmamasından esef duyduğuna işaretle, “Libya’da Ankara ve Kahire arasındaki mevcut ihtilaf süreci, Türkiye ve mısır arasındaki çatışma ihtimalini arttırdığını” söyledi.

Tabi ki Sisi itirazlarının Faiz Saraj hükümetinin ilk zaferi ardından gelmesini göz ardı etmemek gerekir. Asında Türkiye’nin Libya’daki ilk askeri varlığının getirisi Saraj’ın zaferi ve ülkenin doğusunda olan Halife Hafter’in yenilgisine sebep oldu.

Bu konu da Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Arabistan başta olmak üzere Halife Hafter hükümetine destek verenlerin endişesine sebep oldu. Mısır, Türkiye ve Trablus’ta olan Saraj hükümeti yakınlığının Türkiye güçlerinin kuzey Afrika ve Akdeniz’deki varlığı ile sonuçlanacağından endişe ediyor.

Nitekim son hatalarda Libya’da yaşanan son gelişmelerde Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi önemli aktörler önemli oranda kendi hedeflerine ulaşmaktan mahrum kaldılar ve General Hafter’e destek konusunda ciddi şekilde tutumlarını savunamadılar.

Bu yüzden bir ok ülkenin Libya’daki çıkarlarının çelişmesi nedeni ile bu ülkede barış projesinin ilerleme olanağının pek umut verici olmadığı söylenebilir. Zira hali hazırda Halife Hafter toprak açısından yasal hükümet olduğunu ve daha çok cemiyet ve nüfusu kontrolünde bulunduğu nedeni ile yasal hükümet olduğunu ve onun şartlarının kabul edilmesi gerektiğini iddia ediyor.

Fakat bölge ve küresel aktörlerin vekalet savaşı nedeni ile Libya savaşına karışan ülkelerin buradaki sorunlarının daha yeni yeni başladığı söylenebilir.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM