İfade ve Düşünce Özgürlüğü İhlalinin Öncüleri Arabistan ve BAE

GİRİŞ: 02.12.2019 09:09      GÜNCELLEME: 02.12.2019 09:09
Rasthaber -  Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bu ülkelerdeki yönetime en ufak eleştiriyi yapanları özellikle de medeni aktivistleri tutuklama veya kısıtlama getirme sureti ile en ağır şekilde cezalandırmaktadır.

Kuşkusuz Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Batı Asya bölgesinde en önemli kaos yaratıcı aktörlerdirler. Bu iki ülke Yemen aleyhinde 5 yıldır süren savaşı başlatarak ve Arap ülkelerinin içişlerine müdahale ederek bu yöndeki aktörlüklerini açıkça gözler önüne sürmüşlerdir. Savaş ve müdahale Arap ülkelerinde birçok cinayete neden olmuştur. Öyle cinayetler ki son onyıllarda en büyük insani facialara yol açmıştır. Gerçekte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Arap ülkelerine karşı savaş açıp içişlerine müdahale ederek insanlık ve barış aleyhine çalışmış ve Uluslararası Ceza Mahkemesi esas sözleşmesinde anılan savaş cinayetlerini de gerçekleştirmişlerdir.

Buna ilaveten Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ülke içinde de kabarık bir dosyaya sahiptirler. Gerçekte Alı Suud ve Alı Nehyan Arap ülkelerde birçok cinayet işlemiş ve ülke içi anlamında da kendi vatandaşlarının temel medeni haklarını ihlal etmişlerdir. Öyle ki Suudi Arabistan'da 30 bini aşkın siyasi mahpus ve Birleşik Arap Emirliklerinde de çok sayıda siyasi mahkum  bulunmaktdır. Tüm bunlara rağmen bu rakamlar tahmini ve gerçek rakamlar bunun çok çok üstündedir.

Bu ülkelerde siyasi ve hukuki aktivistlerin uzun süreli hapisleri ve tutuklamalarının asıl nedeni, bu kişilerin krallara ve hakimlere eleştiri yöneltmesi ve bu hakimlerin bu eleştirilere tahammülü olmamasıdır.

Son örneğinde ise  Birleşik Arap Emirlik vatandaşı protestocu üniversite hocası Yusuf el Yusuf BAE yetkililerin onun Dubai'nin İslami Bankası'ndaki hesaplarını dondurduğunu bildirdi. Yusuf El Yusuf bu girişimin nedenini onun Abu Dabi veliahdının geçen Ekim ayında ölüm haberi verilen üvey kardeşi Sultan bin Zayid'i övmek olduğu öne sürdü.

Suudi Arabistan'daki siyasi tutsaklar ve mahpusların gelişmelerini haber halinde yayan " Akide Mahpusları" Twitter hesabı ise geçen hafta bu hususta şöyle yazmıştı: "8 bini aşkın kişi yakalanmıştır. Bunlar arasında kadınlar da görülmektedir. Bu kişilerin yakalanmalarının nedeni mahpusları desteklemeleri ve despotluk ve ifade ve inanç özgürlüğünün olmaması ile ilgili Tweetleri paylaşmaları olarak belirtilmektedir.

Burada dikkat çeken bir başka husus da Riyad ve Abu Dabi hükümetlerinin yakalanan kişilerin yargılanmasında hukuki aşamalara uymaması ve sonunda da bu kişileri uzun süreli hapis cezalarına çarptırmalarıdır Bu ülkeler siyasi ve dini aktivistlerin inançsal bakışlardan dolayı hapiste yatanların serbest bırakılması yönündeki baskılarına aldırmıyorlar. Bu hükümetler kimi zaman az sayıda hükümlüyü serbest bırakarak kamuoyunu aldatmak istiyorlar.

Bu hususta dikkat çeken başka bir husus da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi uluslararası mücbir güçlerin Riyad ve Abu Dabi'nin medeni aktivistler aleyhindeki şiddet içerikli girişimleri ve onları tutuklama, yakalama ve yargılamasına karşı sessiz kalmasıdır. Bu doğrultuda Suudi Arabistan hükümeti 10 Eylül 2017 yılından beri yaklaşık 250 dahiyi, siyasi muhalifi, medeni aktivisti, şairi, ekonomik uzmanı ve akademisyeni tüm yerli ve yabancı muhalefetlere rağmen yakalamıştır.

Bu hususta değinilmesi gereken en son nokta da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerindeki insan hakları ihlallerinin hızlı bir şekilde artmasının bu ülkelerdeki hakimlerin 21'inci yüzyılda geleneksel sultanlar ve krallar gibi kendilerini "Allah'ın yeryüzündeki gölgesi " olarak gördüğünü bu yüzden eleştirilerden uzak olduğunu insanların da onları itaat etmeleri gerektiğini düşünmelerinin göstergesi olmasıdır.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM