Hariri'nin 4. Başbakanlık Dönemindeki Sorunları

GİRİŞ: 28.10.2020 10:00      GÜNCELLEME: 28.10.2020 10:00
Rasthaber -  Saad Hariri 30 Ekim 2019 tarihinde Lübnan başbakanlığından istifa etti fakat yine Ekim 2020'de tekrar kabineyi kurmakla görevlendirildi.

4. Kez Lübnan'da kabineyi kurmakla görevlendirilen Saad Hariri 2009, 2016 ve 2018 yıllarında başbakanlık görevini yürüttü; fakat Ekim 2019’da halkın 13 gün süren protesto gösterileri ardından Lübnan başbakanlık görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Ama yine de Hariri son 10 yılda toplam 5 yıl başbakan olarak görev aldı.

Saad Hariri yeni başbakanlık döneminde bir kaç önemli sorunla karşı karşıya bulunuyor.

Birinci sorun Mustafa Edib'in de üstesinden gelemediği ve bu yüzden başbakanlık görevini devrettiği sorundur.

Hariri, Hizbullah ve ya Cebran Basil liderliğindeki Özgür Yurtsever Hareketi gibi meclisin yaklaşık yarısını oluşturan başlıca partilerinin desteğinden yoksun ve hatta 14 Mart akımında bile Hariri’ye verilecek destek konusunda bile görüş birliği yoktur.

Hariri siyasi olmayan bir kabine oluşturacağını belirtti fakat Lübnan eski dışişleri bakanı ve Özgür Yurtsever Hareketi liderliğinde bulunan Cebran Basil gelecek kabinenin teknokratlar ve siyasilerden oluşması gerektiğini zira Hariri’nin bizzat bağımsız olmadığını belirtti. Bu yüzden Saad Hariri tarafından yeni kabinenin kurulma sürecinin uzun süreceği düşünülüyor. Hariri’nin en son kabine kurma çalışmaları 8 aydan daha fazla sürdü.

Tabi ki Hariri kabineyi kurmanın ardından önemli sorunlarla karşı karşıya olacaktır. Lübnan 1975-1990 iç savaşların ardından en kötü krizleri yaşamaktadır. 4 Ağustos tarihinde Beyrut’taki büyük patlamaya ilaveten Korona hasta sayısının artması, çökmek üzere olan bir ekonomi, dağılma eşiğinde olan bir bankacılık sistemi ve her gün değer kaybeden milli para sorunu nedeni ile yılsonuna kadar Lübnan’da enflasyonun yüzde 145’e ulaşmasını beklenmesine neden oluyor. Üstelik döviz karşısında milli paranın değer kaybetmesi nedeni ile Lübnan halkının yarısı yoksulluk çizginin altında yaşıyor.

Hariri önündeki sorunları hafifletmek için kendisine destek olan dış mihrakların yardımına gönül bağlamıştır. Fakat bir diğer sorun da Hariri’ye dış destekler arasında da görüş birliğinin olmamasıdır. Her ne kadar Fransa, Suudi Arabistan ve Amerika Hariri’nin Lübnan başbakanlığı için en iyi seçenek olduğunu düşünseler bile her üçü de Hariri’den farklı beklentileri vardır.

Paris Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un inisiyatifinde bir hükümetin kurulmasına ve böylece Lübnan’da köklü reformlar yapabilmesine vurgu yapıyor. Fransa her ne kadar Hizbullah üzerinden kriz oluşturmak üzerine odaklanmasa da Amerika ve Arabistan Hariri’ye destek verirken daha çok Hizbullah’a baskı konusuna odaklanıyor ve Hariri’nin Hizbullah’a daha sert tutumlar izlemesini ve kabinede direniş rolünü azaltmaya vurgu yapıyorlar. Böylece Hariri Lübnan iktidar yapısında Hizbullah’ın rolünü ve konumunu zayıflatamazsa belki de Riyad ve Washington kendisine verdikleri desteği çekebilirler.

Hizbullah’ın Lübnan iktidar yapısındaki konumu ve etkinliğinin azaltılmasına dair Amerika ve Arabistan’ın talebi, Hizbullah’ın bir yandan en iyi siyasi konumda bulunduğu ve direniş koalisyon sayesinde mecliste 68 sandalyeye sahip olduğu, diğer yandan da bizzat Saad Hariri’nin kırılgan bir siyasi konumda olduğu ve Hizbullah’a meydan okuyacak konumda olmadığı bir ortamda gündeme geliyor.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM