Blinken’in Suriye ve Yemen Karnesi

GİRİŞ: 28.01.2021 19:20      GÜNCELLEME: 28.01.2021 19:20
Rasthaber - Dün göreve başlayan ABD'nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, çok da kendine özgü bir 'kariyere' sahip olmayan, ABD'nin dış politikası ne yöne dönerse o yönde hareket etmeye hazır, jenerik bir ABD diplomatı olarak göze çarpıyor. Demokrat Blinken, Bill Clinton ve Obama'ın başkanlıkları sırasında 'karar alma' mekanizmasında yer almış olsa da partisi iktidarda değilken de hükümetin dış politika adımlarında (bir kaç istisna hariç) 'üzerine düşeni' yapmaktan geri kalmamış.

Her zaman tetikte

Blinken bugüne kadar çok öne çıkan bir figür olmamasına karşın yürüttüğü 'danışmanlık' ve lobi faaliyetleri dolayısıyla ABD dış politikasının her daim etkin bir elemanı olmayı başarmış. ABD dışişlerinde etkili bir 'düşünce kuruluşu' rolünde habercilik yapan yayın organı Politico, 2013'te Blinken'in Obama hükümetinde danışman olarak atandığı dönemde yayınladığı yazıda geleceğin Dışişleri Bakanı'nı şöyle tanımlıyor:

"Tony Blinken, Başkan Barack Obama’nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı olmadan önce neredeyse yirmi yıl boyunca sadece Washington’un iktidar kurumlarının kapalı kapıları ardında çalışarak Amerikan dış politikasını etkiledi"

Clinton döneminde ilk defa devlet kademelerinde üst düzey bir yer bulurken, daha sonra da Cumhuriyetçi oğul Bush'un devrinde ABD Senatosu'nun Dışilişkiler Komitesi'nde Demokrat Parti heyetinin başkanlığını yapıyor. Bu dönem Blinken Irak İşgali'nin en büyük savunucularından biri.

Biden'la olan ilişkileri eskiye dayanan Blinken, Biden'ın Irak İşgali leyhinde oy verdiği dönem de Senatör Biden'ın en üst düzey dış ilişkiler danışmanı olarak görevdeydi. Blinken daha sonra 2008'de Biden'ın başarısız başkanlık adaylığı girişimi sırasında da onun en üst düzey dış ilişkiler danışmanı olacaktı.

Obama döneminde de iktidarın el Kaide'ye teslim edilmesi ve ülkenin köle pazarlarıyla ve bitmeyen bir iç savaşa boğulmasına yol açan NATO müdahalesinin gene en büyük çığırtkanları arasında Blinken'i görüyoruz.

Cihatçı ihracatı, yetmezse işgal verelim

Suriye konusunda da Obama yönetiminin müdahalelerinin "yüzü" haline gelen Blinken Suriye'nin kimyasal silahlar kullandığı yalanını (Daha sonra OPCW'nin ortaya çıkan raporları bu ifadelerin yalan olduğunu kanıtlamıştı) da en fazla dillendiren propogandacılar arasında yer aldı. Blinken'in bölgedeki en büyük etkinliğiyse daha sonra IŞİD'e kan verip El Nusra gibi ayrı cihatçı kurumlara ayrışacak (!) olan El Kaide'nin Suriye'de silahlandırılması ve eğitilmesiyle ilgili oldu. Blinken bu çalışmaların da fikir babaları arasında.

Blinken daha da ileri gitmiş, Suriye'de ABD'nin cihatçı ihracatı devam ederken "Süper güçler blöf yapmamalı" diyerek üstü kapalı bir şekilde işgal seçeneğini de hatırlatmıştı. Konuya ilişkin National Public Radio'ya verdiği demeçte Blinken Obama'nın bir büyük çaplı saldırı yapmaya yetkisi olduğunu söylerken neden bir işgal gerçekleştirmek için o dönem adım atılmadığını şöyle açıklıyor: "Başkan'ın Kongre'nin desteğini almadan bu yetkiyi kullamaya ne arzusu ne de niyeti var".

Demokratlar iktidarı Trump'a teslim ettiğinde mevkini terk etmek zorunda kalan Blinken 2017'de Esad'ın kimyasal silah saldırısı düzenlediği iddiasıyla Suriye'ye füzelerle saldıranTrump'ı desteklemekten geri kalmamıştı.

Suudilerin Yemen'deki katliamının da parçası oldu

Suudi Arabistan'ın 2015'te başlattığı Yemen işgalinin uluslararası alanda en büyük destekçisi olan Blinken, Suudilere silah tedarikinin bu dönemde hızlanması için elinden geleni yapmıştı. O dönem Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Blinken, ABD'nin işgal koalisyonuyla istihbarat paylaşımını artırdığını da bizzat kendisi duyurdu. Yemen'deki Suudi, işgali ülkeye IŞİD ve El Kaide gibi işgalci vekili cihatçı örgütlerin ihraç edilmesi gibi sonuçların yanı sıra modern çağın görülmüş en büyük insani krizine ve kıtlığına neden oldu.

ABD'nin Yemen'deki Suudi eliyle yürütülen katliâma verdiği destek, bu ülkenin iç siyasetinde 2018 yılındaki saldırılara kadar kendisine yer bulmadı. ABD'den istihbarat alan Suudi işgal kuvvetlerinin ABD yapımı füzeyle bir okul otobüsüne saldırmasının ardından işgal ABD ana akım medyasında ve siyasetinde ilk defa yankılandı. 10 ile15 yaş arası 40'tan fazla çocuğun ölümüyle sonuçlanan saldırıdan sonra Demokratlar Trump'ı göstermelik bir şekilde hedef gösterdi, ancak Trump Demokratların başlattığı Yemen işgaline destek politikasından vaz geçmedi.

Trumpla birlikte yeni yönetim yeni görevler

Blinken, Trump yönetiminin Beyaz Saray'a geçmesini takiben ABD'nin mevcut dış politikasına saray dışından destek vermek ve müdahale etmek üzere bir lobi firması kurdu.

Demokrat Parti'den iktidar kademelerinde bulunmuş diğer isimleri de alarak kurduğu "Danışmanlık hizmetleri" şirketi WestExec Advisors, Trump'ın saraya geçmesinin ardından Demokratların hükümetinin danışman ve bürokrat ordusunu istihdam ederek kendisine bir lobici kadrosu oluşturdu. Google'ın ve diğer silikon vadisi firmalarının Trump yönetimindeki ABD Savunma Bakanlığı'yla yaptığı silahlar için yapay zeka geliştirme anlaşmalarında da yine WestExec Advisors aracı olarak yer alıyordu.

WestExec Advisors "müşterilerini" veya "hizmetlerini" kamuoyuna duyurmak konusunda çok da istekli bir firma değil, hakkındaki bilgiler firmaların basına verdiği demeçlerden ve basına sızdırılan belgelerden ibaret. Ancak Blinken firmanın "müşterileri" arasında Blackstone, Bank of America, Facebook, Uber, McKinsey & Company, SoftBank, Gilead, Lazard, Boeing, AT&T, Royal Bank of Canada, LinkedIn ve Sotheby'yi sayıyor.

Trump'ın İsrail 'barış' anlaşmaları mevcut çelişkileri büyüttü

Blinken Trump yönetiminde İsrail için yapılan sözde barış anlaşmalarının da destekçileri arasında. Obama iktidarında İsrail'in "Demir Kubbe" silah sisteminin ABD tarafından finanse edilmesi için gösterdiği çabalarla da hatırlanan Blinken, göreve gelmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada Trump yönetiminin "barış anlaşmaları"nı övdü ve "normalleşme" anlaşmalarıyla kaydedilen gelişmelerin ilerletilmesinin ABD'nin çıkarına olduğunu söylemeyi ihmal etmedi.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM