Arabistan'ın Gizli Nükleer Faaliyetleri ve UAEA'nin Denetim Çelişkileri

GİRİŞ: 10.08.2020 08:30      GÜNCELLEME: 10.08.2020 08:30
Rasthaber -  İran'ın BM Viyana Ofisi Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Kazım Garibabadi, UAEA'den Suudi Arabistan'ın gizi nükleer programının boyutlarını şeffaflaştırması ve bu bağlamda Ajans üyelerine rapor sunmasını istedi.

Garibabadi, Suudi Arabistan'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Yasaklanması Antlaşması NPT üyesi olmasına ve Ajans ile ikili kapsamlı denetim anlaşması imzalamasına rağmen, hala Ajans denetçilerini kabul etmediğini belirtti.

Suudi Arabistan, nükleer programından muhtelif hedef ve amaçlar peşindedir. Bu ülke için nükleer program ekonomik menfaatleri de olabilir, ancak işin iç yüzünde, yorumlanması ve aydınlatılması gereken belirsizlikler söz konusudur.

Genel olarak, Suudi Arabistan'ın nükleer faaliyetleri ile ilgili iki önemli konu göze çarpar:

Birinci konu, İran'ın nükleer programı ile ilgili gerçekdışı iddialar kılıfında konvansiyonel olmayan nükleer faaliyetlere doğru gizli şekilde hareket edilmesidir. İran'ın nükleer faaliyetleri tamamen şeffaf şekilde UAEA denetiminde yürütülür ve Tahran hatta yükümlülüklerinden çok daha fazla işbirliği yapmıştır, öyle ki dünya genelinde Ajans tarafından yapılan toplam denetim faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 20'si İran'da yapılmıştır, fakat Suudi Arabistan ise 1998 yılında NPT'yi imzalamasına rağmen, gizli nükleer çalışmalarda bulunmaktadır. 

Suudi Arabistan sadece 2005 yılında kısıtlı miktarda uranyum ve plütonyum bulundurabilmesine izin veren bir protokol imzalamıştır. Buna rağmen Ajans Suudi Arabistan'ın nükleer faaliyetleri üzerinde hiçbir denetim yapmamaktadır.

İkinci konu Riyad yetkililerince nükleer silaha yönelme yaklaşımının aleni hal almasıdır. Demek ki, Suudi Arabistan bölgede bir nükleer tehdit oluşturmaya başlamıştır.

UAEA eski nükleer ve silah denetçileri başkanı Oly Haynon bu bağlamda şöyle diyor: "Suudi Arabistan, nükleer şeffaflık göstermemiştir ve biz, yapılacak nükleer reaktörlerin sayısının belirlenmesi dışında Riyad'ın net ve açık nükleer enerji programını görmüş değiliz. Onlar hala, araştırma reaktörlerinin inşası için hiçbir plan yapmamışlardır."

İran'ın Viyana'da Uluslararası Örgütler nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Kazım Garibabadi'nin de değindiği gibi, Suudi Arabistan, sarı pasta üretimi peşinde olmasını gerektirecek aktif araştırma reaktörüne sahip değil. Bu konu, Suudi Arabistan'ın gizli nükleer çalışmaları ve Ajans denetçilerine izin vermemesi ve de Riyad'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle birlikte, bu ülkede gizli nükleer silah programının olması hakkında endişeleri güçlendiriyor.

Bu koşullarda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Suudi Arabistan'ın nükleer faaliyetleri üzerinde denetim yapmaması, bölge güvenliği için risk taşıyor.

Özellikle, Suudi Arabistan Veliahdı Muhammed Bin Selman mart 2018'de CBS televizyon kanalına yaptığı açıklamada, NPT çerçevesinde işbirliği için şart koşmuştu. Diğer yandan, korsan İsrail rejimi de, ABD'nin desteği altında, kendi nükleer silahlarını geliştirmiştir. Ancak Ajans, bu faaliyetlerden hiçbiri için belli bir denetim belirlemiş değil.

Bu nedenle İran'ın Viyana'da Uluslararası Örgütler nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Garibabadi, bu bağlamda UAEA'den kendi üyelerine rapor sunmasını istedi.

Her halde, UAEA, barışçıl nükleer faaliyetlerine zarar veren denetim konusunda çifte yaklaşımlarından uzaklaşarak, sahip olduğu sorumluluk ve görevleri çerçevesinde önemli bir ilke sayılan denetim rolünün itibarsızlaşmasını önlemesi gerekiyor.

Evet İran'ın Viyana'da Uluslararası Örgütler nezdindeki Daimi Temsilcisi Garibabadi'nin ifade ettiği gibi, Suudi Arabistan'ın nükleer faaliyetleri üzerinde denetim yapılmaması, bölgede endişelere yol açmıştır.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM