Amerika ve Avrupa'nın Yeni Çelişkili Tutumları

Amerika'nın Mayıs 2018'de Nükleer Anlaşmasından çekilmesinin ve İran'a tek taraflı yaptırım uygulaması ayrıca Avrupalıların da bu uluslararası anlaşma çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirmemesinden sonra, İran kademeli olarak nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltma doğrultusunda bir bir adımlar atmaya başladı.
GİRİŞ: 09.11.2019 09:20      GÜNCELLEME: 09.11.2019 09:20
Rasthaber -  Şimdi de Amerika ve Avrupa İran'ın taahhütlerini azaltma çerçevesindeki dördüncü adımına karşı çifte standartlı duruşlar sergilemektedirler. 
Bu doğrultuda Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo 7 Kasım Perşembe günü son gelişmelere özellikle de İran'ın dördüncü adımına ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Kurumundan bir denetçinin kabul edilmemesine tepki olarak İran'a baskıların arttırılmasını istedi. İran Bercam Nükleer Anlaşmasındaki taahhütlerini azaltma doğrultusundaki dördüncü adımı çerçevesinde Çarşamba sabahtan itibaren Fordo tesislerindeki santrifüjlere gaz enjeksiyon sürecini başlatırken Perşembe gece saatlerinden itibaren de yüzde 4.5 zenginleştirme faaliyetlerine de başlamıştır. 
Bu çerçevede Pompeo İran'ı saldırı ve kışkırtıcı eylemlerde bulunmakla suçlayarak, "Uluslararası toplumun, nükleer silah elde etmesinin ardından İran’ın nasıl davranacağını düşünmesi gerektiğini, Amerika’nın buna asla müsaade etmeyeceğini" söyledi.
Böyle temelsiz bir iddia Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun şimdiye kadar 16 raporunda İran'ın tamamen Bercam nükleer anlaşmasına bağlı olduğunu ve barışçıl programlardan hiçbir şekilde sapmadığını onayladığı bir sırada ortaya atılmaktadır. Buna paralel olarak Nükleer Anlaşmada geri kalan 4+1 grubu ülkeleri bile Amerika ve Siyonist Rejimin İran'ın nükleer silah elde etme iddialarına inanmıyorlar. Buna ilaveten Amerika'nın İran'a karşı maksimum baskı siyaseti de pratikte İran'ın nükleer, füze savunma ve bölgesel siyasetlerinde bir değişikliğe yol açmamıştır. 
Amerika dışişleri bakanı İran'ın kritik girişimlerde bulunarak nükleer silah peşinde olduğunu iddia edip şöyle dedi: "Şimdi tüm ülkelerin (İran) rejiminin nükleer şantajına karşı çıkması ve (bu ülkeye yönelik) baskıların arttırılması yönünde adımlar atması zamanı gelmiştir. "
Baskı siyasetinin işe yaramamasına rağmen şimdi de Donald Trump hükümeti yenilgiye uğramış maksimum baskı siyasetini diğer ülkelere de tavsiye etmektedir. Halbuki Nükleer Anlaşmada geri kalan ülkeler özellikle de Çin ve Rusya defalarca bu baskı siyasetinin başarısızlığına vurgu yapmış ve Amerika'nın da Bercam Nükleer Anlaşmasına yönelik siyasetinin değişmesini istemiştir. 
Avrupa Birliği ise İran'ın taahhütlerini azaltma çerçevesindeki dördüncü adımına tepki olarak bu sürecin durdurulmasını ve İran'ın tüm taahhütlerini yerine getirmesini istemiştir. Buna karşın Avrupalılar Washington'un maksimum baskı siyasetini değil İran ile maksimum müzakere sürecini önermektedir. 
Financial Times gazetesi ise bu konuda yayımladığı yazıda Avrupalı makamların nükleer anlaşmayı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron projesi aracılığı ile kurtarılabileceğini düşündüklerine değindi. Üst düzey bir Avrupalı makam gazeteye AB’nin İran'a karşı" maksimum baskı değil maksimum müzakere" stratejisini edindiğini söyledi. 
Bercam Nükleer Anlaşmasının küresel güvenlik ve barışın korunmasındaki inkar edilemez rolüne yapılan vurguya rağmen Avrupa Birliği hala bu uluslararası anlaşmayı korumak çerçevesinde etkili bir adım atmamıştır. Avrupalılar Amerika'ya geniş çaplı bağlılıklarından dolayı sözde özel mali sistemin oluşturulması doğrultusundaki çabalarına rağmen pratikte bu sistemi ve diğer sözlerini birle hayata geçiremediklerini ispatlamışlardır. 
İlginç nokta ise Avrupalıların Tahran'dan mantık dışı bir istekte bulunup İran'ın tek taraflı olarak Bercam Nükleer Anlaşmasında kalmasını istemeleridir. Sanki Avrupalılar İran'a yönelik yaptırımların etkisini azaltmak için her hangi bir girişimde bulunmadıklarını unutmuşlardır. 
Şimdi de Bercam anlaşması her zamandan daha çok tehlikededir. Bu meselenin nedeni ise Avrupalıların taahhütlerini yerine getirmemesi ve Amerika'nın sabotajlarıdır. Buna ilaveten İran da Avrupalıların ahde vefasızlıklarından dolayı şimdiye dek 4 aşamalı olarak taahhütlerini azaltmış ve gerçekte de artık bu anlaşmadan fazla bir şey geriye kalmamıştır. Avrupalılar ise bu uluslararası anlaşmanın korunmasını istiyorlarsa söylemde olduğu gibi eylemde de varlık göstermeli ve etkili adımlar atmaları gerekiyor.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM