Amerika ve Arabistan Arasında Nükleer İşbirliğinin Artması

GİRİŞ: 15.09.2019 09:21      GÜNCELLEME: 15.09.2019 09:21
Rasthaber -  Amerika batı Asya bölgesinde nükleer teknolojinin geliştirilmesi konusunda çifte siyaset izliyor. Trump yönetimi, nükleer silaha ulaşma çabaları bahanesi ile İran’ın barışçıl nükleer çalışmalarına karşı çıkarken, bölgesel müttefiklerine bu cümleden Suudi Arabistan’a nükleer teknoloji sunma konusunda olumlu yaklaşım sergiliyor.

Bu bağlamda Amerika enerji bakanı Rick Perry 13 eylül Cuma günü, Suudi Arabistan’ın yeni enerji bakanı Abdulaziz bin Salman ile görüşmesine değinerek, Riyad’ın nükleer santraller inşa etme projeleri ile ilgili muhtemel müzakerelerden söz etti.

Amerikalı başka bir resmi kaynak ise söz konusu görüşmelerin muhtemelen Viyana’da UAEA oturumu kulisinde gerçekleşeceğini duyurdu. Bilindiği üzere Abdulaziz bin Salman Pazar gününden itibaren Halid el-Falih’in yerine oturan isimdir.

Suudi Arabistan’ın yeni enerji bakanı, atanmasından bir gün sonra, “Riyad’ın nükleer programı için uranyumu zenginleştirmeye ihtiyacı olduğunu” söyledi. Bu mesele Riyad ile Trump yönetimi arasında nükleer anlaşma konusunu ve Amerikalı firmaların Arabistan’ın nükleer programındaki rolünü daha da çetrefilleştirecektir.

Fakat Amerika enerji bakanın sarih açıklamaları, Trump yönetiminin Arabistan’ın nükleer gelişmesine pozitif yaklaştığını ve bu yolda bu rejime her türlü hizmet ve destek vermeye hazır olduğunu gösteriyor.

Mart 2019’un sonlarında, Trump yönetiminin gizlice Amerikan firmalarına Suudi Arabistan ile nükleer işbirliğine başlama ve nükleer santral inşaatı için gereken teknolojiyi Riyad’a aktarmalarına izin verdiğine dair raporlar yayınlandı. Bu bağlamda Amerika enerji bakanı Rick Perry, Arabistan’a nükleer enerji ile ilgili teknolojiyi satmak için Amerikalı firmalara gizlice 6 izin belgesi vererek bu ülke ile işbirliğini kabul etti.

Arabistan en az iki nükleer santral inşa etmek istiyor ve Trump yönetimi ise Rusya ve G. Kore’den geri kalmayarak Arabistan ile nükleer işbirliğini bir an önce başlatmak istiyor.

Bu arada Arabistan rejimi, Amerika ile nükleer işbirliği için gereksinimlerin hiç birine uymadığı belirtiliyor, nitekim Suudiler şimdiye kadar uranyumu zenginleştirme ve plütonyumun yeniden işlenmesini engelleyen standartların hiç birini kabul etmemiştir. Amerika kongresinin bu konudaki hassasiyeti ve duyarlılığını dikkate alan Trump yönetimi görünüşte bu konuya karşı tutum sergilemiştir.

Rick Perry bu konuda yaptığı açıklamada, “Arabistan Washington ile her türlü anlaşmaya varmadan önce, nükleer silahların yayılmasını engelleyen anlaşma ile ilgili 123. Madde olarak bilinen standardı kabul etmesi gerekir,” dedi.

1954 yılında onaylanan Amerika nükleer enerji yasasının 123. Maddesinde Amerika’nın diğer ülkeler ile nükleer işbirliği için gereken özel şartlar ve koşullar belirlenmiştir ve bir ülkenin Amerika ile nükleer anlaşmaya varabilmesi için nükleer silahların yayılmasını engelleyen 9 kritere uyması gerekir.

Hal bu ki Suudi rejim söz konusu kriterlere açıkça aldırmıyor. Bu yüzden Suudilerin nükleer teknolojiyi geliştirmekle ilgili nihai hedefi anlam kazanıyor. Geçen yıl Suudi veliaht Muhammed bin Salman Riyad’ın nükleer silah peşinde olmadığını iddia ederek, fakat eğer İran nükleer silaha ulaşma peşinde ise Riyad’ın da aynısını yapacağını söyledi.

Mevcut kanıtlar Suudilerin direkt olarak bu yola girdiklerini ve nükleer teçhizat ve teknolojiye ulaşmakla gizlice askeri nükleer programlar geliştirmeye çalışacaklarını gösteriyor.

Trump yönetimi Suudi rejimin elektrik üretme bahanesi ile nükleer teknoloji ve teçhizatıyla donatmaya çalışarak sadece UAEA gibi uluslararası kurumların yasaları ve kriterlerini ayaklar altına almakla kalmıyor aynı zamanda Suudilerin askeri nükleer programını geliştirmeye yardımcı da oluyor

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM