Amerika Seçimleri; Washington'un İran'da Fitne Çıkarma Planı

GİRİŞ: 12.01.2021 17:51      GÜNCELLEME: 12.01.2021 17:51
Rasthaber -  İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei Cuma günü Kum halkının Hicri Şemsi 1356 yılındaki tarihi kıyamı dolayısı ile yaptığı konuşmada Amerika'da son günlerde olup bitenlere değinerek " Onlar Hicri Şemsi 1388 fitnesinde İran'da güvensizlik, kaos ve sonuçta iç savaş çıkarmak istiyorlardı. Ancak Başaramadılar ve Allahu Teala bu yılda onların başına aynı şeyi getirdi. "

Amerika 2020 başkanlık seçimleri rezaleti, artık işlevsiz bir projeyi gün yüzüne çıkarıp Amerika demokrasisi altında gizli olan gerçekleri de açığa çıkardı. Dünyaya bu sözde demokrasinin asıl gerçeğini izlemesi ve bunu yargılaması için fırsat yarattı.  Bu  süreçte birçok önemli ve kilit nokta göze çarpmaktadır.  Bu noktalar ise  Amerika'nın  tavırlarının gerçekleri ve  özellikle de İran milletine darbe indirme yönündeki fitne çıkarma planları ve girişimlerinin arka planını  açıkça ortaya çıkardı. Bu noktalar aslında bu sürecin değerlendirilmesinde ve tanınmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Amerika başkanlık seçimlerinin ardından olup bitenler, dikkat çekici bir şekilde İran'da 11 yıl önce cumhurbaşkanlık seçimlerinde olup bitenleri akla getirmektedir. Tabii o dönemde İran'ın güvensizleştirilmesi ve kaosa sürüklenmesi için bir fitne planı yapılmıştı.  Mevcut olaylar da o dönem İran olaylarını çağrıştırmaktadır.

 Tabii seçim sürecinde protestoların patlak vermesi ve itirazların büyümesi beklenmedik ve şaşılacak bir durum değildir.  Ancak son olaylar göz önüne alındığına kamuoyu ve uzmanlar da bu sürecin arka planının ve hedeflerinin ne olduğu hususunda meraklı davranır.  Bu açıdan 2020 Amerika başkanlık seçimleri  İran'daki Hicri Şemsi 1388 olaylarını  canlandırmaktadır.  Bu arada iki süreç arasında benzerliklerin, farklılıkların, çelişkilerin olduğu da söylenmelidir.

 Şimdi de bu iki süreci farklı anlatılara göre ele almak istiyoruz. Böylece Amerika'nın nasıl başka milletler ve ülkeler için kurduğu tuzağa kendisinin düştüğünü ve rezil rüsva olduğunu görmek istiyoruz. Aslında Amerika bu hileyi ve komployu en çok da İran'a karşı kurmuştur.

2020 Amerika başkanlık seçimleri ve Hicri Şemsi 1388 İran İslam Cumhuriyeti cumhurbaşkanlık seçimleri arasındaki önemli benzerliklerden biri iki seçimde de kaybeden tarafların tavırlarıdır.  Seçim öncesinde hileden söz etmek ve  oyların sayımının tamamlanmasından önce zafer iddiasında bulunmak hem 1388 İran cumhurbaşkanlık seçimlerinde hem de 2020 Amerika başkanlık seçimlerinde aslında yenilen tarafça ortaya atılmıştı.

Bu iki süreçlerin yansıtılması hususunda düşündürücü nokta ise  Batı siyasetçileri ve Batı Demokrasi hayranlarının bu iki sürece çifte standartlı yaklaşmalarıdır.  Batı medyası  İran ve Batı ülkelerinde olup biten aynı durumlara karşı hep çifte standartlı davrandığını gözler önüne sermiştir.

Amerika başkanlık seçimlerinde gerçekleşen beklenmedik olay ise  farklı medya gruplarının Amerika seçimlerine yaklaşımı ve onların Trump'ın tavırlarını sorgulamaktaki tepkisi idi.  Aynı medya organları  İran'ın 11 yıl önceki başkanlık seçimlerindeki olaylara tamamen farklı bir tepki göstermişti.

ABD dönem Dışişleri Bakanı Hillary Clinton 1388 İran cumhurbaşkanlık seçimleri sırasında yaptığı açıklamada, "Twitter bir dizi onarım için çalışmasını durdurmak istedi, ancak ondan bunu şimdilik ertelemesini istedik. Bunu İran protestoları üzerindeki etkisi nedeni ile istedik. "dedi

Bu açıklamalar , ABD'nin İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra isyan yaratmak için haber medyası ve sanal ağları etkisinden yararlanmaya ne kadar yatırım yaptığını açıkça gözler önüne serdi.

Buna rağmen Trump itiraz etmeye başladığında ve hileden ve sahtekarlıktan söz ettiğinde, aynı medya kuruluşları Trump'ı hemen boykot etti ve hatta tweet'lerinde Trump'ın canlı yayınlanan protestoları, uydurmaları ve dolandırıcılık iddialarıyla karşılaştıklarında sözlerini kesti.

 ABC, CBS ve NBC de dahil olmak üzere ABD televizyon kanalları, Beyaz Saray'da seçim sahtekarlığı hakkında konuşurken Trump'ın canlı yayınlarını da kesti.

Twitter ayrıca Trump'ın tweetlerini "yanlış bilgilendirilmiş" olarak etiketledi ve hesabını bloke etti.

Facebook ise 22 saatte 300 bin üyeyi toplayan sokak protestoları için kurulan bir sayfayı da engelledi. Birkaç gün içinde on milyonlarca üyeyi toplayacak ve sokak isyanları için iyi bir platform sağlayacak bir site böylece kapatılmış oldu.  1388'de İran'da olup bitenler ise Facebook ve Twitter tarafından tarafsızca ele alınmamasının yanı sıra tam tersi bu sosyal ağlar tarafından desteklendi. Bu çerçevede Twitter ve Facebook kaos temelli bu tür faaliyetleri engellememesinin yanı sıra aynı zamanda İran'ı kaos ve fitneye sürükleyecek bu tür eylemleri desteklemeye başladı. Öyle ki İslam İnkılabı Lideri bile  bu sürecin ülkeyi uçurumun kenarına kadar götürdüğünü söyledi.

1388 fitnesindeki olaylar dizisi, aslında yönetimi ve nizamı devirme senaryosunun bir parçası olarak tasarlanmıştı. Bu nedenle, 1388 İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonraki sokak isyanları normal bir olay değildi. Aksine, kadife devrimler olarak bilinen yumuşak devrimler ve modeline dayanan farklı bir fenomendi.

Fitnenin ilk öncelikli amacı, bir protesto hareketi başlatması, görünüşte seçim sonuçlarını ve halkın oylarının çarpıtılmasını savunması, ardından bir yandan insanları yönetime ve nizama karşı kışkırtmak ve ayaklandırmak ve bir yandan da toplumu kutuplaştırmak ve karşı karşıya getirmekti.

İran'daki 10. cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonraki çalkantılı olaylar dizisinde iki ana hedef açıkça izlendi:  İlk hedef; İslâm Cumhuriyeti'nin itibarını zedelemek ve seçim ilkesini çarpıtmaktı. Bu da devrimin değerlerine saldırılar şeklinde tecelli etti.

İkinci hedef; koşulların müsait olması halinde fitneden yararlanıp kapsamı bir iç savaş yaratma ve rejimi devirme noktasına kadar bu çatışmaları genişletmekti.

Kanıtlara göre, 2009 fitnesinin perde arkasında çeşitli düzeylerde nüfuza sahip yabancı unsurlar vardı ve onları durdurabilecek tek hareket, milyonlarca devrimi ve ülkeyi savunan insanın olay yerindeki destansı varlığı ve isyancılardan ve fitnecilerden beraat etmesi oldu. İran milletinin tek vücut halinde 9 Dey günü İslam İnkılabına destek vermesi kalıcı etkiler yarattı. Bu nedenle 2009 fitnesinin köklerini tahlil ederken, bu fitnenin hangi amaçla tasarlandığını anlamak için bu sürecin bileşenlerinin tüm bağlamlarına ve unsurlarına dikkat edilmelidir.

Gerçek şu ki, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ilk günlerinden itibaren Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkeleri, stratejik bir hedef olarak bu nizamı devirmek istiyor İslam Cumhuriyeti sistemi ilke ve değerleri üzerinde durduğu sürece bu düşmanlık devam edecek, Batı, İslam Cumhuriyeti sisteminde seçimlerin sağlığını ve demokrasiyi sorgulamak da dahil olmak üzere bu konudaki tüm imkanları kullanarak bu amaca ulaşmaya çalışmıştır. 2009 fitnesi aslında bu saldırının ve stratejik hamlelerin bir halkasıydı. Kışkırtıcı proje 2009 yazında başlatıldı ve kışın başlarında seçimin yönünü değiştirmeye çalıştı. Sonuçta İran'ın içinden sistemin devrilmesi istendi.

İran milleti, 2009 seçimlerinden sonraki fitne olaylarında, seçimlere hile karıştırmak ve yasayı ayaklar altına almak bahanesiyle ülkeye nasıl siyasi, ekonomik ve sosyal darbeler vurulduğunu çok iyi hatırlıyor. İsyan ateşini fitillemek için ifade özgürlüğü ve demokrasinin nasıl bir araca dönüştürüldüğünü gördüler.

Batı medyasının ve bazı Avrupa büyükelçiliklerinin 2009 fitnesi faillerini desteklemedeki rolü çok açıktı. Bu fitneden sonra elde edilen belgeler ve kanıtlar, komployu dışarıdan ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkelerinden gelen faktörlerin yönlendirdiğini gösterdi.

Şimdi, ABD seçimlerinin ardından yaşanan skandalları sonrası, Batı'daki demokrasinin perde arkasındakiler gün yüzüne çıktı.  Aslında bu olaylar Batı'nın öne sürdüğü demokrasinin arka planında yalancılığın, hilekarlığın olduğunu aslında bu sözde demokrasi hamilerinin İran'da fitne çıkardıklarını gösterdi.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki farklı hükümetler, Demokratik veya Cumhuriyetçi farketmeksizin politikalarının çok farklı olmadığını göstermişlerdir. Tabii ki, Trump yönetimi daha alışılmadık, küstah ve pervasız politikalar izledi.

Yarım yüzyıldan fazla bir süredir, çeşitli ABD hükümetleri, hem Demokratik hem de Cumhuriyetçi, geri kalmışlığın ve savaşın dayatılmasının ve İran halkının ilerleyişine ve bağımsızlığına savaşın ve yaptırımların ve engellemenin kaynağı olmuştur. Şimdi ise bu düşmanlıklar ve hasmane girişimler  Amerika'da görülmektedir.

Amerika'da çıkan son kargaşa ve ayaklanmada yaşanan çatışmada en az dört kişi öldü ve onlarca kişi yaralandı. Ölenlerin bazıları polis memuru idi. Ayaklanmalarda en az 53 kişi tutuklandı. Çatışmada çok sayıda polis de yaralandı.

Amerikan başkentindeki bu acı sahneleri ve korkunç sahneleri gördüklerinde dünya ne diyor acaba?

Kuşkusuz, Amerikan demokrasisindeki bu büyük tarihi skandal ve rezalet, Batı medyasının örtbas edebileceği bir şey değil. Şu ana kadar süreçte gerçeğin sistematik bir şekilde sansürlenmesi denebilecek durum yaşanmaktadır. Halen Amerika Birleşik Devletleri'ndeki her iki taraftan gelen haberler, siyasi çevrelerin her şeyi örtbas etmek istediklerini gösteriyor. Ancak Avrupalı, Amerikalı ve diğer ülkelerdeki dahiler ve uzmanlar gerçekleri öğrenmek için gerekli motivasyona sahiptirler.

Bu gerçeklere ve tarihin öğretici derslerine dayanarak, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei 10 Ocak Cuma günü yaptığı konuşmada, büyük kibir idolünün karmaşık ve dağınık durumuna değinerek şöyle buyurdu:  "Seçim skandalı, bir kaç günden bir, siyahi birinin ölümü ile sonuçlanan insan hakları durumu,  Amerika dostlarının bile alay konusuna dönüşen Amerika'nın iddia ettiği  değerlerin özünün ifşa olması, sakat ekonomi ve on milyonlarca işsiz, aç ve evsiz insan,  Amerika'nın  düzensiz durumunu göstermektedir. Tabii bu şaşırtıcı bir husus değildir.  Ancak  birilerinin  hala  Amerika'yı arzu etmesi ve bu ülkeyi kıble yapması  ilginçtir. "

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM