Amerika’nın Maksimum Baskısı İran Savunma Gücünün Artması

GİRİŞ: 20.11.2020 20:06      GÜNCELLEME: 20.11.2020 20:06
Rasthaber -  İran İslam Cumhuriyetinin aktif ve planlı siyaseti Washington’un sert ve yumuşak politikasına adeta meydan okumuştur.

2016 yılında Donald Trump Beyaz Saray'da göreve başladığı zaman İran'a karşı maksimum baskı siyaseti şekillendi ve aynı zamanda askeri saldırı tehditleri de gündeme geldi fakat geçen 4 yıl boyunca söz konusu iki yöntemin hiçbirisi Başkan Trump’ın hedeflerini gerçekleştiremedi.

Maksimum baskı siyaseti, yaptırımların ardı sıra yapılması ve arada bir askeri saldırı tehditleri, Trump'ın İran'a yönelik siyasetinin ana çizgisini oluşturdu. Bu siyasetler Tahran yönetimini Amerika'nın kendi tabiri ile daha iyi bir anlaşmaya varmak için müzakere masasına oturtamadı ve hatta Amerika'yı İran'a karşı aptalca bir girişimde bulunmamaya bile ikna etti.

 Trump yönetimi maksimum baskı ve ekonomik yaptırımların sayesinde yeni bir Bercam anlaşmasına varmayı hedefledi fakat İran İslam Cumhuriyetinin maksimum direniş ve aktif ve planlı diplomasisi Trump ve Beyaz Saray'ın rüyasının gerçekleşmesine izin vermedi.

 Amerika basınından National İnterest dergisi Perşembe sayısında, " maksimum baskı siyasetinin minimum başarısı olduğunu ve Amerika'nın İran'a karşı politikasını değiştirmesi gerektiğini"  yazdı.

Trump yönetimi İran’ın füze, savunma ve bölgesel siyasetlerini kapsayarak kısıtlayan yeni bir müzakere turunu başlatmak istiyordu fakat tüm bunlar İran İslam Cumhuriyetinin kırmızı çizgileridir.  Buna ilaveten hiçbir ülkeyi kendi güç faktörleri ve çevre etkinliğini başka ülkelerin Siyasetine düğümlemez ve ülkeler gerçekçi yaklaşıma dayanarak politikasını üretir.

Bu bağlamda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyit Ali Hamenei’nin savunma işleri danışmanı Tuğgeneral Hüseyin Dehgan yaptığı açıklamada İran İslam Cumhuriyetinin hiçbir şekilde ve hiç kimseyle askeri gücü konusunda müzakere etmeyeceğini belirtti.

Buna ilaveten İran’ın örnek yapıcı ve pratik girişimleri Amerika’yı dünya çapında İran karşıtı eylemlerini ilerlettirmekte yalnız kalmasına sebep oldu.  Amerika Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyi'nde İran'ın silah yaptırımlarının sürdürülmesine yönelik bildiri taslağının onaylanmaması Washington’un uluslararası inzivasının açıkça göstergesidir.

 Beyaz Saray ve Trump politikalarının genelde İran karşısındaki yenilgisinin temelinde İran İslam Cumhuriyetinin güç bileşenleri ve kararlarında bağımsız davranması bulunuyor. Gerçi Amerika'nın ekonomik baskıları ve özellikle Corona pandemisi döneminde uyguladığı sağlık terörü İran halkının hayatını etkiledi fakat iç kapasiteleri ve imkanlara dayanmak ve maksimum direniş siyaseti sayesinde İran, tarihin bu zor döneminden başarıyla geçmesine sebep oldu.

 İran İslam Cumhuriyeti’nin yerli bilim ve profesyonel güce dayalı olan etkin ve caydırıcı gücünün sembolü, füze ve savunma kabiliyeti ve bu konudaki çeşitlilik gücü her türlü masraflı ve sert savaş tehdidini adeta ortadan kaldırıyor.

 Amerika'nın İran'a yönelik maksimum baskı siyasetine ısrar etmesi ve askeri tehditten uzak durması,  böyle bir girişimin sonuçlarının öngörülemez olmasındandır. Nitekim Tuğgeneral Hüseyin Dehgan ise kısıtlı ve taktiksel bir çatışmanın tam anlamıyla bir savaşa dönüşebileceği ve Amerika'nın böyle bir krize karşı kesinlikle dayanma gücünün olmaması konusunda uyarıda bulundu.

Nitekim Amerika’nın batı Asya terör güçleri komutanlığı CENTCOM komutanı Kenneth McKenzie, Amerika’nın İran ile savaş peşinde olmadığını söyledi.

Diğer yandan Amerika eski Ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da Amerika başkanının İran ile müzakereye çalıştığını ileri sürdü.


Parstoday

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM