Amerika’nın Bölgedeki Siyasi Çöküşü Yaklaştı

GİRİŞ: 04.06.2019 10:24      GÜNCELLEME: 04.06.2019 10:24
Rasthaber -  Amerika’nın bölgesel politikası çöküyor ve müttefikleri de yıkılmak üzere; Netanyahu, bu politikanın temel sütunudur ve kabinesini oluşturmada başarısız olmuştur ve onu, yolsuzluk suçlamasıyla hapis beklemektedir. Bunun yanı sıra, Yüzyılın Anlaşması ve Arap Natosu ittifakı da son nefeslerini solumaktadır.

Arap dünyasının önde gelen analistlerinden Abdel Bari Atvan, Rey el Yevm Gazetesinde şunları yazdı: ‘Dün İsviçreli meslektaşı ile ortak bir basın toplantısında konuşan Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, ülkesinin İran'la ön şart olmadan müzakerede bulunmaya hazır olduğu yönündeki açıklamalarıyla sergilediği geri adım bizi şaşırtmadı ve aynı şekilde İran’ın bu geri adıma hemen cevap vermesi de bizi şaşırtmadı, Tam olarak neler oluyor ve daha dün Tahran’ı, bombardıman uçakları ve gemileri sevk etmekle tehdit eden Amerika ne oldu da bu kadar çabuk duruşunu değiştirdi.

İki hafta önce hükümetinin, İran'la yapılacak herhangi bir müzakerenin ön şartı olarak sunduğu 12 maddeden geri adım atan Pompeo, İran’ın savaş tehditlerinden korkmadığını ve halkının birlik içerisinde rehberlerinin arkasında durduğunu ve İran’ın ister ekonomik savaş olsun isterse askeri savaş, bütün ihtimallere hazırlıklı olduğunu anladı. Bu nedenle Amerika, birçoklarının düşündüklerinden daha çabuk olarak tehditlerini alttan almaya başladı.

Amerika Başkanı’nın tehditlerine güçlü ve sarsıcı bir cevap sadece İran Rehberinden gelmedi, İran’ın bölgesel müttefikleri de bu tehditlere güçlü bir şekilde cevap verdiler. Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, Dünya Kudüs Günü münasebetiyle yaptığı güçlü ve tarihi konuşmada, savaş fitili alevlenirse, bunun sadece İran sınırlarında kalmayacağı ve İsrail ve Suudi krallık ülkelerini ve Amerika’nın bölgedeki bütün çıkarlarını da yakacağı tehdidinde bulundu.

Evet, Amerika, davranışlarını yalnızca İran'a karşı değil, aynı zamanda tüm Arap ve İslam ülkelerine karşı da değiştirmelidir, çünkü ırkçılık, zulüm, korkutma politikası ve güç kullanmakla tehdit etmenin tamamen tersi sonuçları olacaktır. Pompeo’nun rezil bir şekilde müzakere şartlarından geri çekilmesi, hükümetinin yenilgisinin açık bir şekilde itirafından başka bir şey değildir.

İran da ekonomik yaptırımların kaldırılması ve Trump Nükleer Anlaşmadan çıkmadan önceki aşamaya geri dönülmesi ve muhtemel bir müzakerede İran’ın balistik füzelerini ve onları barışçıl hedefler için uranyum zenginleştirmede kullanma hakkını kapsamaması şartı dışında, Kuzey Kore gibi asla Trump’la müzakere masasına oturmayacaktır.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD ile her türlü müzakerenin "saygı" çerçevesinde yapılması gerektiğini ve bu görüşmelerin diktenin bir sonucu olarak gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını açıklarken çok açıktı. Fakat Sayın Ruhani ve bölgedeki tüm onurlu kişilerin sorunu şu ki, Trump ve yandaşları, kendilerine böyle bir üslupla hitap edenlerle ilişkide bulunmaya alışkın değillerdir, çünkü onların sözlüklerinde karşı tarafa saygı kelimeleri kullanmaya yer yoktur, onların alışık olduğu şey, dayatmalar ve Amerika’nın taleplerine koşulsuz teslimiyettir.

Amerika’nın bölgesel politikası çöküyor ve müttefikleri de yıkılmak üzere; Netanyahu, bu politikanın temel sütunudur ve kabinesini oluşturmada başarısız olmuştur ve onu, yolsuzluk suçlamasıyla hapis beklemektedir. Bunun yanı sıra, Trump’ın damadı Jared Kushner’in tasarladığı Yüzyılın Anlaşması, buhar olmak üzere ve son nefeslerini solumaktadır. Arap-Sünni Natosu İttifakına da değinelim. Birçokları, bu ittifakın İran’la herhangi bir savaşta mızrak olacağı konusunda umutluydular ama o da son nefeslerini almaktadır.

Amerika Dışişleri Bakanı İran’la müzakere için yalvarıyor. Çünkü bu ülkenin Başkanının, İranlıların kendisini arayacağı ümidiyle Beyaz Sarayda telefonun başında beklemesi çok uzun sürdü ve artık Amerika’nın izzeti nefis ve ulusal onura sahip kişilere şartlarını dayattığı ve onların bağış ve af dilemek için Washington’a gittikleri dönem sona erdi.

Pompeo, İran’ın normal bir ülke gibi davranmayacağından ve füzelerinden vazgeçmeyeceğinden emin olabilir; çünkü “normal” kelimesi Amerika literatüründe yani bütün güç araçlarından vazgeçmek ve Libya, Irak ve Yemen’de olduğu gibi tahrip olmak demektir. İranlıların 40 yıl boyunca süren kuşatmaya çok iyi dayandıklarını ve Amerika ile yaşanan krizi çok iyi yönettiklerini ve bazı Arap ülkeleri gibi aptal davranmadıklarını düşünüyoruz.

Amerika’ya asla güvenmiyoruz ve bu ülkenin yetkilerinin aleni bir şekilde yaptıkları açıklamalardan da emin değiliz ama bu ülkenin Ortadoğu bölgesinde, askeri caydırıcılık stratejilerini ithal değil, yerli imkanlarla güçlendiren ve daha da önemlisi, kendini savunmak için karar alma gücüne sahip ve her nereden olursa olsun tehditlere teslim olmayan İran ve direniş ekseni adında büyük bir çıkmazla karşı karşıya olduğundan eminiz.

Kısacası, Pompeo’nun 12 maddelik şartlardan geri adım atması, kriz ve çıkmazın ilk itirafı ve kalan onurlarını da tüketmeden şerefli bir çıkış bulabilmek için teslim olma ve geri çekilmede ilk adım sayılmaktadır ve aynı Afganistan savaşının Sovyet İmparatorluğu’nun, Boer savaşının da İngiliz ve Fransız imparatorluklarının ve genel olarak eski sömürgeciliğin son noktası olduğu gibi, Amerika imparatorluğunun da sonunu olacak herhangi bir savaşa girmekten kaçındıklarını kanıtlamaktadır.’

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM