Amerika’nın Biyoterörizmi

GİRİŞ: 16.03.2020 17:01      GÜNCELLEME: 16.03.2020 17:01
Rasthaber -  Bazı uzmanlar ebola, sadece Afrika kıtasının çevre şartları yüzünden salgın hale gelen bir virüs olduğunu belirtiyor. Ancak diğer bazı uzmanlar bu virüsün Amerika’nın genetik müdahaleleri sonucu Afrika kıtasında yayıldığını ve bu ülke bu yoldan çeşitli çıkarları elde etmek istediğini kaydediyor.

Ebola virüsü hakkında yayımlanan bazı araştırmaların raporlarında bu virüsün doğal seyrini tamamladığını ileri sürerek virüsün yayılmasında beşeri müdahaleyi reddediyor. Bu araştırmalara göre, bu esrarengiz hastalık 26 Aralık 2013’te Gine’de küçük bir köyde başladı, fakat 21 Mart 2014’e kadar ebola olarak tespit edilmemişti.

Bazı araştırmalar ebola virüsü Afrika’nın batısında ilk kez Meliandou köyünde yaşayan 18 aylık bir çocukta görüldüğünü gösteriyor. Bu köy Gueckedou ormanlık alanında yer alıyor. Yine bazı bulgular, bu bölgede ormanların yüzde 80 kadarının yok olması yüzünden, bölgede virüsü taşıyan yaban hayvanları ve bazı yarası türleri tespit edildiğini gösteriyor.

Bu yüzden ebola virüsünün doğal kaynağı bu tür hayvanlar olduğu sanılıyor. Nitekim ebola virüsünün ilk kurbanı hastalığın belirtileri ortaya çıkmadan önce gövdesi yarasaların yuvası olan bir ağacın yakınında oynarken görüldüğü de ifade ediliyor. Ocak 2014’ün ikinci haftasına kadar bu çocuğun ailesinden bir kaç kişi, bir kaç ebe, köyün geleneksel hekimi ve Gueckedou hastanesinin çalışanları da bu hastalığa yakalandı. İlerleyen haftalarda hastalık daha da yayıldı ve ölüm oranları hızla artmaya başladı. Fransa’nın Pastör enstitüsü 22 Mart 2014’te Gine’de ebola virüsünün varlığını doğruladı ve 23 Mart 2014’te Dünya Sağlık Örgütü DSÖ de internet sitesinde ebola salgınını ilan etti.
Ebola virüsünün kaynağını hayvanlar olarak açıklayan bu görüşe karşı bazı uzmanlar gösterdikleri belge ve kanatlara dayanarak bu virüs Amerika’nın genetik müdahaleleri sonucu Afrika’da yayıldığını ve Washington bu uygulaması ile çeşitli hedeflerin peşinde olduğunu belirtiyor.

Afrika’nın batısında Liberya’nın en büyük gazetesi olan Daily Observer gazetesi 2014 yılında bir dizi belgeyi ifşa ederek ebola virüsü Amerika’nın ürünü olduğunu ve bu ülke tarafından yayıldığını yazdı. Gazete, Amerika yönetimi Afrika’da “Sözleşme 200” parolası ile yürüttüğü bir dizi gizli operasyonla ölümcül ebola virüsünü yaratmayı ve yaymayı gündemine aldığını vurguladı.

Liberya’nın büyük gazetesi Daily Observer, prof. Cyril Broderick’in yazdığı makaleyi yayımlayarak şu ifşaatta bulundu:

Ölümcül ebola virüsü Amerika’da askeri – sanayi bir firma tarafından biyolojik silah olarak üretilen genetiği değiştirilmiş bir mikro organizmadır.

Prof. Broderick makalenin devamında, acaba ebola veya HIV gibi virüslerin ve sebebiyet verdikleri hastalıkların ortaya çıkışı tesadüf eseri mi, yoksa kasıtlı mı? sorusunu gündeme getirerek şöyle cevap veriyor:

Amerika’da bu tür silahların üretimini tekelinde tutan firma ürettiği virüsleri ve her virüsle ilgili aşıları Afrika kıtasında test etmekle görevlidir. Buna göre Afrika’da ve özellikle batısında birçok merkez kurulmuştur. Bunlar görecede yeni ortaya çıkan ebola hastalığı ile mücadele ediyor, ama gerçekte Amerikalıların ürettiği aşıları test ediyor.

Prof. Cyril Broderick Afrika ülkelerinde yürütülen bu gizli deneylimin hepsi Amerika’nın askeri – sanayi firması tarafından gerçekleştiğini belirterek şöyle ekledi:

Bu konuya hatta Dr. Leonard Horowitz’in 1998 yılında yazdığı “Hassas bölge” adlı eserinde de görmek mümkün. Bu kitapta Amerika’nın askeri – sanayi firmaları ile tıp kurumları nasıl başta Güney Afrika olmak üzere bazı Afrika ülkelerinin iş birliği ile kara kıtada siyahi ırka mensup olan insanların nüfusunu azaltmak için Sözleşme 200 parolası ile gizli biyolojik operasyon başlattıkları anlatılıyor.

Prof. Cyril Broderick, Hassas bölge adlı eserin Amerika’da yok sattığına işaretle şöyle devam etti:

Horowitz bu kitapta bilimsel belgelere dayanarak Amerikalı gizli biyoloji uzmanları ilk kez ölümcül ebola virüsünü gizlice Kongo’da denediklerini ifşa ediyor. Amerikalı gizli biyoloji uzmanları daha sonra Gine’de biyolojik virüslerini yaymaya başladılar.

prof. Cyril Broderick Liberya’nın Daily Observer gazetesinde yayımladığı makalenin sonunda Afrika liderlerinden bu tür biyolojik terör ve zulme karşı ayaklanmalarını ve Afrika halkının Amerika devleti ve müttefiklerinin kirli emellerine alet edilerek kobay olarak kullanılmalarına müsaade etmemelerini istedi.

 

 

 

Güney Afrikalı uzman Dr. Michael Maden ise şöyle diyor:

Amerika ebola virüsünden ideal bir biyolojik silah olarak yararlanıyor; zira bu virüs hızla yayılıyor ve etkilediği birçok insanı öldürüyor ve kim bu ölümcül virüsün aşısını elinde bulunduruyorsa, şartlarını başkalarına dayatabilir.

Sieraleon’da ebola ile mücadele kampında görev yapan hekimlerden John Prisele de Amerika’nın Zemp firmasının ebolanın onaylı olmayan aşısını üretmesine işaretle şöyle demişti:

ABD medyası geniş propagandaları ile ilkin ebola virüsü hakkında derin kaygı uyandırıyor ve ardından tedavisinin reklamını yapıyor.

ABD medyasının bu numarasının bir başka örneğini kuş gribi salgını sırasında görmek mümkün. Bu yöntem Amerikalıların insanlık ve ahlak dışı bir yöntemidir ve maalesef uluslararası camia bu konuya karşı sessiz kalmıştır.

2014 yılında Rusya’da bir dergi ebola virüsünü Amerika’nın geleceğe dönük biyolojik silahı olduğunu ve bu virüsün aşısını otuz yıl önce yaptığını ifşa etti. Yine Kuzey Kore yetkilileri de açıkça Amerika devleti ebola virüsü salgınını tasarlayan devlet olduğunu ilan etti. Kuzey Kore haber ajansı 2014’te yayımladığı raporunda Amerika devlet ebola virüsünün ilk versiyonunu Batı Afrika ülkelerinde biyolojik savaş başlatmak üzere ürettiğini belirtti. Kuzey Kore haber ajansı Kuzey Koreli öfkeli vatandaşlar Amerika devletinin uluslararası mahkemelerde bu cinayeti yüzünden yargılanmasını istediğini vurguladı. Haberde ebola virüsü ABD biyolojik savaş laboratuvarlarında genetiği değiştirilen bir mikro organizma olduğu vurgulandı.

Amerika’nın Ilinois üniversitesinden Dr. Francis Boyle ve Liberya üniversitesiden prof. Cyril Broderick bilimsel araştırmalarına dayanarak ebola virüsünün kökleri ABD biyolojik savaş laboratuvarlarına dayandığını belirtiyor. Bu iki bilim adamı araştırmalarının korkunç sonuçlarını ifşa ettikleri için ABD medyası tarafından acımasız bir şekilde eleştirildi.

Dr. Boyle bir siteye verdiği demeçte ebola virüsü Afrika’nın sağlık krizinin ürünü olup olmadığı sorusuna verdiği cevapta şöyle dedi:

Bu iddia kesinlikle doğru değil. Bu iddia sadece bir propagandadan ibarettir. Bizim buraya kadar yaptığımız araştırmalar bu virüs ABD laboratuvarlarının Afrika’nın batısında başlattığı biyolojik bir savaşın sonucudur. Eğer siz hastalığı kontrol altına alma merkezinin sunduğu haritaya bakacak olursanız, ABD laboratuvarları Afrika’nın Batı kıyısında ebola salgınının tam göbeğinde yer aldığını görürsünüz. Dolaysıyla bence bu laboratuvarlar ebolanın çıkış noktasıdır.

Dr. Boyle ayrıca Amerika devletinin ebola ile mücadele için askeri güç sevk etmesi hakkında ne düşündüğünü de şöyle anlattı:

Bence Amerikan ordusu Liberya’ya tecavüz etmiştir. ABD ordusu Liberya’ya tıbbi hizmet veya tedavi bağlamında hiç bir eğitimi olmayan askeri güçlerini gönderdi. Bu askerler aslında Liberya’da askeri bir üs kurmak için geldiler. Britanya da benzer bir uygulamayı Sieraleon’da yapıyor. Fransa ise Mali ve Senegal’de askeri güç bulunduruyor. Dolaysıyla Batılı devletler insanların tedavi edilmesi için askeri güç göndermiyor.

Liberya üniversitesi hocası prof. Cyril Broderick de şöyle diyor:

Ebola ABD biyolojik savaş laboratuvarlarında genetiği değiştirilen bir mikro organizmadır. Ebolanın korkunç bir mazisi vardır ve Afrika’da gizil bir şekilde denenmiştir.

Dr. Leonard Horowitz de 1998 yılında yazdığı “Yeni türeyen virüsler: AIDS ve ebola; doğa, tesadüf ya da kasıt” adlı kitabında bilimsel bulgu ve belgelere dayanarak yeni hastalıkların tehditlerini anlatıyor. Dr. Horowitz şöyle diyor: yayımlanan belge ve bulgular, ABD kanser milli derneği uzmanları 1960’lı yıllarda çeşitli hayvanların virüs genlerini birleştirerek çeşitli kanserlere yol açan etkenleri üretiyordu.

Dr. Horowitz eserinin bir bölümünde, acaba AIDS ve ebola virüsleri doğal bir şekilde mi geliştiler, yoksa tesadüfen mi ortaya çıktılar, ya da kasıtlı olarak üretilip yayıldılar? sorusuna şöyle cevap veriyor:

Ben 2500’ü aşkın devlet belgesi ve bilimsel raporu inceledikten sonra AIDS ve ebola gibi virüslerin kesinlikle doğal olmadıkları sonucuna vardım. Ben bunlar korkunç bir tesadüf mü, yoksa nüfusu kontrol altına almak için gizlice yürütülen tehlikeli bir deney mi, hakkında kararı Amerika ve dünya halkına bırakıyorum.

 

 

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM