ABD ve İsrail'in Nasrallah ve Esad'a Tehditlerinin Perde Arkası

GİRİŞ: 20.09.2020 08:27      GÜNCELLEME: 20.09.2020 08:27
Rasthaber -  Bölgenin stratejik konular analisti, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın öldürülmesi ve İsrail'in Seyyid Hasan Nasrallah'a suikast düzenlenmesi tehdidiyle ilgili haberlerin eşzamanlı olarak yayınlanmasının nedenini değerlendirdi.

Arap Dünyasının önde gelen analistlerinden olan Abdel Bari Atvan, Rey el Yevm web sitesindeki yeni bir makalesinde, son bir haftadır ABD'nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a suikast planladığı ve Siyonist rejimin kuzey bölgesi komutanı Umeyr Barham'ın ifadesiyle bu rejimin Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'a suikast gibi çeşitli planlarının ortaya çıkması yönündeki haberlere değindi ve bu olayın nedenlerini ve arka planını değerlendirdi.

Abdel Bari Atvan şu ifadelerde bulundu: 'Bunun bir tesadüf olduğuna inanmıyoruz, bu daha çok Amerikan ve İsrail müttefiklerinin düşmanca ve kriminal yaklaşımları arasındaki uyumun bir göstergesidir ve bölgede güçlü bir yaklaşım benimseyen Direniş Ekseni'nin iki önemli üyesini yenemediklerini ve onlar için artan bir endişe haline geldiğini kabul ettiklerini kanıtlamaktadır.

Beşar Esad'a gelince, ABD Başkanı Donald Trump, ABD istihbarat teşkilatlarının kendi isteği üzerine Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a suikast düzenlemeyi planladığını iddia etti, ancak dönemin ABD Savunma Bakanı James Mattis buna itiraz etti; Elbette bu büyük bir yalandır ve Savunma Bakanı'nın, böyle bir planın başarı olasılığı çok sınırlı ve hatta imkansız olmadıkça veya bu plandan kaynaklanan sonuçlar Amerika'yı etkilemedikçe, ABD Başkanının planına karşı çıkıp bu planı bozabileceğine inanmıyoruz. Bununla birlikte Donald Trump'ın ilan edilen tarihten sadece birkaç hafta sonra bahsi geçen bu bakanı görevden alması, onun suikastın önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalıştığı anlamına gelmektedir. İşte bu yüzden Donald Trump'ın tüm taleplerine ve emirlerine gülümseyerek karşılık veren bir bakan atamıştır.

Bugünkü ABD yönetimini endişelendiren, Beşar Esad'ın Suriye hükümetinin başındaki varlığı ve son dokuz yıldır krizi başarılı bir şekilde yönetmesi değil, Suriye kurumlarının, özellikle güvenlik, askeri ve ekonomik kurumların istikrarı ve dayanıklılığı konusundaki endişelerdir; hem de bu ülkede rejim değişikliğine belki de yüz milyarlarca doların harcandığı bir durumda.

ABD'nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi Kelly Craft dün, Suriye hükümetinin davranışını, güvenliğini ve siyasi yapısını değiştirmediği ve Suriye'nin İran'la olan bütün ilişkilerini kesmediği sürece bu ülkede barışın sağlanamayacağını söyledi.

Craft, Suriye'deki yeniden yapılanma sürecini önlemek için ülkesinin yaptırım silahlarını kullanacağını vurguladı.

Medeniyet, demokrasi ve hukukun üstünlüğü iddiasında bulunan ülkeler terör politikasına yöneldiklerinde, zayıflıklarını ve yetersizliklerini gösterirler, güçlerini değil, bu yüzden mafya grupları gibi zorbalık ve suç eylemlerine yönelirler.

Bu bağlamda Siyonist general Umeyr Baram, Netanyahu'ya çok yakın olan İsrail gazetesi Hume'ye verdiği röportajda, Lübnan Hizbullah'ının İsrail'in Şam'ın güneyindeki saldırısında bir askerinin şehit olmasına yanıt olarak bu rejimin çok sayıda askerini öldürmesini önlemek için kuzey cephesinde İsrail ordusundan on binlerce askerin hazır olda beklediğini söyledi; Bu konu, İsrail ordusuna büyük psikolojik zarar vermenin yanı sıra İsrail hazinesine milyarlarca dolar zarar veren bir cezadır.

Seyyid Hasan Nasrallah nihayet sözünü yerine getirir ve şehidinin intikamını alır ve İsrail'in Nasrallah'a suikast tehdidi son 20 yıldır hiç durmadı ve bu onun moralini etkilemedi ve etkileyemez. Tüm Mücahidler ve Hizbullah savaşçıları gibi o da şehadet projesini kabul etmiş ve er ya da geç şehit olacağını biliyor ve her an onu bekliyor.

Bir diğer nokta da Suriye hükümetinin İran ile ilişkilerinden vazgeçmeyeceğidir, çünkü İran son yıllarda Suriye'yi destekliyor ve Suriye hükümeti kıymet bilmeyen bir devlet değildir; Dolayısıyla ABD'nin tüm yaptırımlarının Suriye'nin yeniden inşasına engel olamayacağı söylenebilir, çünkü bu ülkede yaşayan bir irade ve yaşayan, yenilikçi ve cömert bir millet var. Suriye'nin de Şam için gereken mali ve lojistik desteği sağlamaktan çekinmeyecek Rusya, Çin ve İran gibi müttefikleri var.

Seyyid Hasan Nasrallah hendeklerde veya yeraltı evlerinde yaşamıyor ve Lübnanlı ve Arap heyetlerini ve şahsiyetlerini kabul etmediği bir hafta yok; Bu toplantılar televizyon kameralarının önünde yapılıyor ve televizyonda yaptığı konuşmalar gibi canlı olarak yayınlanabiliyor.

Siyonist rejimin Hizbullah'ın intikam almasını beklemesi uzun zaman alabilir ama çok uzun süre beklerse bu, İsrail'in acısını ve istikrarsızlığını artıracaktır.'

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM