Bismillahirrahmanirrahim
Tarih boyunca dünyayı
zulümleriyle kasıp kavuran zalim devletler, kişiler hep ola gelmiştir. Sadece
zaman içeresin de zulümlerin metotları ve şekilleri değişmiştir.Zülüm oldukça
bunlarla mücadele eden hakkı savunan mazlumlarda her daim olmuştur. Zalim ve
mazlumların mücadelesin de her zaman zalimlerin ellerindeki savaş araçları
fazla ve etkin olmuştur. Mazlumların silahları ise, kimi zaman iki damla
kanları ,kime zaman iki damla gözyaşı ,kimi zaman iki çift hak söz, kimi zaman
da iki adet eski papuçları olmuştur.
Yaşadığımız yüzyılın Firavun
gücü olan emperyalist güçlerin babası ABD yeryüzünün ulaşabildiği en ücra
köşelerine ; insan hakları! ve demokrasi! adı ve kılıfı altında
teknolojik imkanları alabildiğince kullanarak o beldelere zulümleri
ulaştırmaktadır. Sözde insanlığın kurtuluşu için kendini feda eden ABD ! 2003
yılında özgürlükler ,insan hakları için “Döve döve demokrasi... Bombalaya
bombalaya özgürlük... Öldüre öldüre ekonomik zenginlik için Irak ı işgal ederek
o ülkeye hayat sundu! ABD sözde Irak halkını yaşadığımız yüzyılın en büyük
zalimlerinden olan Saddam’dan kurtarmak için Irak’ı işgal ve istila
etti.Gerçektende Saddam iktidarı özellikle genelde Irak halkı ,özelde şialara
tarih boyunca büyük zulümler yaparak nam salmıştı.ABD’nin işgaliyle ise değişen
zülüm versiyonu olup içerik olarak değişen hiçbir şey olmadı.Dün iktidarını
sağlamlaştırmak ve insanlara nüfuz etmek için zulümü en iyi metod bilen Saddam’
ın yerine bu defada ABD, insan hakları! ve özgürlük! adına dillere destan
zulümleriyle Irak’ı kasıp kavurmaktadır.
ABD’nin Irak’ı
işgal etmesinden bu zamana kadar geçen sürede bu ülkede ne gibi değişiklikler
oldu diye şöyle bir baktığımız da;emperyalist güçlerin oluşturduğu konsorsiyum
güç ile ellerinde
bulundurdukları en son teknolojik silahlarının o üstün yetenekleri sayesinde
ülke harabeye çevrildi. ‘Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz’ vecizesi
artık dillerde ve kitaplarda kaldı. Bir milyon insan hayatını kaybetmiş, sakat
ve yaralı olanların sayıları tam bilinememektedir. Bu işgal neticesinde içeride
ve dışarıda 1.5 milyon Irak’lı insan evinden barkından mahrum olarak kendi
vatanın da göçmen hayatı yaşamaktadır.5 milyon Irak’lı ABD’nin silahla ve
işgalle getirdiği sözde insan haklarını! beğenmeyerek memleketlerini terk
ettiler. ABD’nin oluşturduğu kaos neticesinde ve insan kasapları askerlerinin
marifetleriyle yüz binlerce masum insanın katledilmesiyle Irak adete büyük bir kabristan haline
getirildi. İçeride bulunan işbirlikçileri ve dışarıdan ithal ettikleri
teröristlerinin sayesinde halklar arasına fitne tohumu ekmiştir.Kaos ortamı
oluşturup kalış süresini uzatarak ülke kaynaklarını daha iyi sömürmek için ,
güven ortamını yok ettiler.Irak adete öldürme ,gasp , tarihi zenginlikleri ve
petrolünün talan ve yağmalanma alanı haline getirildi.Irak ın çoğu bölgelerinde
Ebu Gureyb türü işkence hanelerinde insanlar ABD’nin modern cellatları
tarafından işkencelere maruz kaldı.Maalesef, Evangalist Bush bunları ’ tanrının
bir planına’ ! göre yaptığı küstahlığını, bulunmaktan geri durmadı.
Bilindiği
gibi 2003 yılında tanrının planına göre hareket ettiğini iddia eden Bush Irak’ı
kitle imha silahı var bahanesiyle işgal etmişti. Aradan geçen beş yıl zarfında
ise bu gün aynı Bush , ABC televizyonunda yayınlanan World News adlı programda
aynen bu itirafı yaparak sanki papazın karşısında günah çıkarmaktaydı. "Sekiz
yıllık başkanlık dönemimde en büyük üzüntüm, Irak'ta kitle imha silahıyla
ilgili verilen bilgilerin yanlış çıkmasıydı." Evet, Aralık ayı
başlarında bu itirafı yapan Bush’un , sanki çok büyük ve faydalı bir iş
yapmışçasına işgal ettiği Ortadoğu ülkelerindeki zafer!
turlarının son durağı harabeye çevirdiği Irak’tı.
Yaptığı bunca
zulümlerden ,yıkımlardan sonra Irak
halkının bu evlada ziyaretinde Bush’u kırmızı halılarla ,güllerle,sokak
danslarıyla,bayraklar sallayarak karşılamayacakları bilinen bir gerçekti.Bush’unda
bunca yaptıklarından sonra böyle bir beklentisinin olduğunu sanmıyorum.Ama
yüzünde patlayacak 2 adet eski papuçla karşılanacağını herhalde
beklemiyordu.Evet bu papuçlar Bush’un zülümünden inleyen milyonlarca Irak’lıdan
biri olan, gazeteci Muntazır el Zeydi’nin cihat pabuçlarıydı. Hadislerde
buyrulduğu şekilde ‘en büyük cihat zalimin karşısında hakkı haykırmaktır’.Muntazır
da papuçlarını konuşturarak zamanın en büyük zalimi ,müstekbiri karşısında
cihadını yaparak büyük bir yiğitlikle hakkı haykırmış ve mazlum halkların
sözcüsü olmuştur. Evet bu isime baktığımız zaman muntazar, evrensel ölçekte
emperyalizmle mücadele edecek olan zuhuru beklenen zamanın imamının(a.f)
lakaplarından olup ,Zeyd ise Muntazır (bekleyen) olarak gücünün azlığına rağmen
zülüm karşısında baş kaldırının sembolü olmuştur. Muntazır el Zeydi de
bu ismine yakışan davranışı yaparak emperyalizme papuçlarıyla başkaldırmıştır.
Bir gazetecinin en büyük silahı
kalemidir.Ama bu kalem kime etki eder, insanı değerlere, düşünceye önem
veren nasihatten anlayana etki eder. Bugünkü Müstekbir, despot, astığım astık
ABD başkanın bu özellikleri gereği bu dilden anlamadığı güneş gibi ortada.
Gücün getirmiş ve vermiş olduğu sarhoşlukla çoğu şeyi hesaba katmayan Bush şunu
da hesaba katmamıştı. Dün bu beldelerin en büyük zalimi ve zulümlerinden ah-u
zar olan Irak halkının geleneğinde büyük bir hakaretin ifadesi olarak Saddam’ın
heykeline vurulan papuçları; yarın benim zulümlerimin neticesinde o papuçlar bana da dönebilir diye
düşünmemişti.
Zalimin
yaptığı bu zulümler karşısında bu gazetecinin , Zeydi bir tavırla,
Muntazır’ın şeytan taşlaması misali ;attığı o papuçlarla zaten ekonomik krizle
dünya genelinde sarsılan ABD’nin itbarı ,saygınlığı O papuçların altında
kalarak dünyanın maskarası olmuştur. Bush’a atılan bu papuçların dünya
hakları tarafından desteklenerek sahiplenmesi de o gazetecinin
kahramanlaştırılması ve çok farklı meslek gurupları tarafından ondan yana tavır
koymaları ABD ‘ye ve emperyalizme karşı dünya genelindeki insanların büyük
nefretinin en açık ifadesidir. Zalimin yüzünde patlayan normalde para etmeyen bu ayakkabılar bu
özelliği nedeniyle de 10 milyon dolar gibi yüksek bir rakama alıcı
bulabilir olmuştur.
ABD’nin
özgürleştirme! adı altında işgal ettiği Irak’ın
içinde bulunduğu olumsuz durum, mazlumların bu zulümler karşısında
seslerinin ve feryatlarının duyulmaması göz önüne alındığı zaman, çoğu
teknolojik silahın, tankın, füzenin,bombanın bile tesirinden daha etkili olan
bu gazeteci tarafında büyük bir cesaret örneği gösterilerek yapılan bu masumane
eylem gayet anlaşılır bir tepki ve
eylemdir. Gazetecilik haber verme, dikkat çekme mesleği olduğu kadar aynı
zamanda zalimlere yaptıkları zulümleri de hatırlatma mesleğidir. Bu
papuçlar; zulüme, emperyalizme başkaldırın bir sembolü olarak ebabil kuşlarının
Ebrehe ordusuna yaptığı etkiyi yapmıştır. O kuşların attıkları taşlar çok küçük
taşlar olmasına rağmen kocaman bir orduyu yerle bir etmiştir. Tarihte hep büyük
ve erdemli işleri yalın ayaklılar yapa gelmiştir. Emperyalizimin kirli
ve kara yüzüne eski papuçlarını fırlatarak yalın ayak kalan muntazar da mazlum
hakların tercümanı olarak büyük ve
erdemli bir iş yapmıştır. Bu eylemle Muntazır şunu dünyaya göstermiştir ki
mazlumların, zalimlerin zulümleri karşısında mücadele edecek her zaman bir
silahı olup yeri, zamanı geldiğinde elinde avucunda ve ayağında neyi
varsa onunla zalime saldırmalıdır. Kimi zaman bu Filistinli çocukların
ellerindeki sapan taşı olduğu gibi bazen kalem ,bazen kılıç, kimi zamanda bir papuç veya yarın başka bir şey. Muntazır
el Zeydi , bu olay ve tepkisiyle şu mesajı verdi ki; evrensel ve en
etkili silah ‘imanlı ve cesur insanlardır’.
İslâm coğrafyası üzerine yürütülen Haçlı
seferine karşılık , Muntazır el-Zeyd’in emperyalizme atılan ayakkabıları ayrı
bir değer kazanmaktadır .Bu eylemle
emperyalist ABD‘nin papucu da dama atılmış oldu. Bu papuçlar zalimin başına atılmış olup , global
ölçekteki emperyalizme bir başkaldırın sembolüdür. Dünya insanlığının zülüm
karşısında gözünü açarak halklara güven duygusu vererek , güce teslim olma ve
yenilgi psikolojisini ortadan kaldırarak yürekli olmanın erdemini, faziletini
göstermiştir. Halklara zülüm eden bu zalimler için güvenli bölge olan
dört duvar arkası bile artık emniyetli bölge olmaktan çıkmıştır. Belki bu
olaydan sonra artık bu zalimler zehir konuşmalarını sadece kendilerine veya
camlı bölmelerde özel korumalı olarak yapmak zorunda kalacaklardır.
Tarih
sayfalarındaki meşhur zalimlerin oluşturduğu sütunlarda yerini alan, kanla ve
savaşla anılacak olan Bush’ta görevini, zülüm nöbetini tamamlamış
bulunmaktadır. Bush, veda ziyareti için geldiği ve zulümleriyle çekip, çevirdiği
mazlum Irak halkından iki hediye alarak o beldeyi terk etmiştir. Bir dünyalık
diğeri ahiretlik hediye! Irak halkının Bush’a verdiği ahiretlik hediye yapmış
olduğu o engin zulümlerinin neticesinde bolca cehennemin ateşinden
vermişlerdir. Dünyalık olarak ta zilletin sembolü olan yüzünde ayakkabı
busesi olan iki adet papuç....Bu vesileyle de dünyada artık, Muntazar
lakabıyla tanınan adalet güneşinin bir an önce doğması ümidiyle...
Mehmet YETKİN