Kulaklarımda ezan sesi,
içimde hüzün; gözlerimde yaş…Yalnızlık hakim şu an eve ve bedenime. Şöyle bir
geziniyorum evde, küsmüş olduğum ışıklar çarpıyor gözlerime…Yaklaşıyorum
pencereye doğru; korkuyorum şehirden, şehirlerdeki ışıklardan.Yavaşça usulca
gözlerimi açıp bakıyorum rengarenk ışıklara…Gece mavisi şehre hakim; yıldızlar
bir bir göz kırpıyor bana…Işıklar sanki çağırıyorlar beni “gel yanımıza diye”… İçimde
tuhaf duygular oluşuyor. Bedenimi hissetmiyor, sadece düşüncelere dalıyorum,
dalıyorum derinliklere...Geçmişe yöneliyorum;yöneldikçe uzaklaşıyorum
kendimden. Düşüncelerde sadece anılar, geçmiş yaşantılar. Sanki her ışık bana
bir anımı hatırlatıyor. Bazen hoşlanıyorum; bu yaşadıklarım bir anlık da olsa
mutlu ediyor beni, çünkü o an sadece hayaller sarıyor yüreğimi; kalbimde hafif
kıpırtılar oluşuyor. Sanki bedenimden çıkıp anıları yaşıyorum.
İşte istediğim an; istediğim anlar…Bedenimi
bırakıp gitmek uzaklara; usanmadan, bıkmadan, geriye dönüp bakmadan…
Yıldızlar, ne kadar da güzel süslemişler gece
mavisini. Acaba yıldızlar olmasa geceler bu kadargüzel mavi olur muydu?! Acaba geceler bu
kadar gizemli olur muydu?! Acaba?! Aslında düşündüğünde; yıldızlarla gecenin ne
kadar da bir birlerini tamamladıklarını bir kez daha anlarsın. Yıldızsız gece,
gecesiz yıldız düşünülemez değil mi? İşte “YÜCE RABBİMİN” dediği gibi “GÖK YÜZÜNÜ
SÜSLEDİK YILDIZLARLA…”
Evet süslediler
gökyüzünü; güzellikler olsun diye…İşte nimetler, işte gerçek güzellikler. Sahte
güzellikler yok gökyüzünde…Doyasıya yaşamak istiyorum bu güzellikleri, bu
nimetleri. Gök yüzünü, yer yüzünü. Benim, senin, onun yaptığı güzellikleri
değil. Özüyle, kendisiyle yaşamak istiyorum; gözlere güzel görünen köşkleri,
yatları değil; tabiatı yaşamak, sindirmek istiyorum içime ... Sahte binaları
değil doğayı, çiçeği, kuşu, ağacı,
balığı, kediyi, yaşamak istiyorum otları. İnsanları değil, seni yaşamak, sana
doymak, istiyorum; parayı, sahte dostlukları değil; seni yaşamak istiyorum seni. İşte çok basit cümlelerle, çok
yüce duyguları…
Titreyerek
yaklaşıyorum yeniden pencereye doğru; kulaklarım duymasın, gözlerim görmesin
istedim o an…Yine gerçekler vuruyor gözlerime, gerçekler vuruyor yüzüme, sert
bir dalga misali... Binalar gözlerimde; ışıklar sızıyor pencereden dışarıya
doğru; kapanmışlar insanlar evlere, pencereler örtülü, kapılar kilitli, sımsıkı
çekilmiş perdeler…Sanki korumak istiyorlar kendi cinslerinden, kendilerini; sanki
küsmüşler bana ve etrafımdakilere… İçlerine kapanmak, kabuklarına çekilmek
zorunda bırakılmışlar sanki. Elimi uzatsam pencereye dokunacağım belki de…Ama
hislerimle ulaşabilir miyim? Bilemiyorum…Aramızda sadece bir adım mesafe
var..Sadece bedenen varolup gerçekte
yok olan insan... Belki de bunda onun suçu yok. Belki de ben, sen,o
suçluyuzdur. Nihayetinde suçlu da yine kendimiziz; hepimiz suçluyuz. Yakın
dostuma bile hissederek yaklaşamıyorum, yaklaşsam da hissedemiyorum. Duygular
sevgiler yok oluyor.Tükendi,tükenecek;
tek umudum gece mavisi ve onu süsleyen yıldızların gerçek sahibi…Umudum,
umutlarım O’nda bütünleşiyor. Bu düşünce karanlığımdan, karmaşıklığımdan onu
düşünmekle sıyrılabiliyorum. O zaman gerçek güzellikleri
görebiliyorum.”RABBİMLE” daha çok birlikte olma şansını yakalayabiliyorum ve
huzur doluyorum. Belki de uçuyorum gökyüzüne doğru evet güzellikleri hissederek
yaşıyorum. İçime çekiyorum bu kokuyu bir çırpıda…Hep böyle kalmak; bu güzel
kokularla yaşamak istiyorum.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.