Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Yazıcıoğlu'nun ölümünde şok belge | Af Örgütü’nden sert Türkiye raporu | Hizbullah: "Direniş silahını asla bırakmayacak..." | Köyüne dönen Alevilere cemevi | Bahreyn halkı Amerikan bayraklarını ateşe verdi... | Türk şirketleri tel örgüden 1.5 milyar euro kazanacak | Bedelli askerliğe yaş ayarı... | Korsan taksicilere ceza geliyor | Azerbaycan’da Vahhabilerle silahlı çatışma... | İran, Amerika gemisini korsanlardan kurtardı |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Orhan Dede

NATO zırvaları
Levent GÜLTEKİN

Hayrettin Karaman'a kızanlar neyi savunuyorlar?
Ahmet TAKAN

Gül’e gaz mı veriliyor?.. Yoksa Gül birilerine mi gaz veriyor?..
Sabahattin Önkibar

Haham Tuncay’dan, Ergenekon rejim değişikliğine araçtır itirafı
Murat ÇABAŞ

Füze kalkanı ve NATO, ABD’nin güdümünde
Hüseyin Vodinalı

İsrail’in “Düşman” Olmasında Nasıl Bir Yarar Var
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

Bayram değil, seyran değil, NATO bizi niçin öptü?
Haydar Cemal

İslam ülkelerinde bahara doğru
Hasan DEMİR

Belgelerle iktidarın Suriye harakirisi!
Prof. Dr. Ata ATUN

İsrail Üssü ve Oyunun Kuralı
İbrahim Karagül

O kurşun atıldı!
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Arslan Bulut

Karaman Hoca’ya öğrencisinden uyarı...
Serdar Akinan

Suriye olmadı Lübnan verelim mi?
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
Ali Haydar Aksal

Uludere gerçeği bize neyi anlatıyor?
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
Yılmaz ÖZDİL

Minare burada peki kubbe nerede?
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
Bülent ESİNOĞLU

"Amerika'ya Karşı Sorumluluklarımız Var"
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Zeki Ceyhan

Karışık işler!
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-5
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
n Azerbaycan’da Vahhabilerle silahlı çatışma...
n ABD'den İsrail'e yeni silahlar
n Suriye milletvekilleri yemin etti
n İran, Amerika gemisini korsanlardan kurtardı
n Mısır’da sandıklar açıldı, Mursi önde
n İran'la nükleer müzakerelere Moskova'da devam edilecek
n Köyüne dönen Alevilere cemevi
n ‘Kara harekâtı için izin alındı’
n Bedelli askerliğe yaş ayarı...
YORUMLANANLAR

 Varto'da 3 terörist ölü ele geçirildi

 Türkiye, İnsani Gelişmişlik Endeksi'nde 3 sıra yükseldi

 Mısır’da sandıklar açıldı, Mursi önde

 İran'la nükleer müzakerelere Moskova'da devam edilecek

 Azerbaycan öfke saçıyor

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 

 
BİLGİNİN TEVİLİ: EHLİ CEHENNEM DE HAZ DUYAR...
05/12/2008 - 17:40

Hüseyin Beheşti

Ölen birinin bu dünyadaki zahiri tecellisi bitmiştir ve o her hal û kârda bir bilinç-üstü varlık olarak yeni bir hayata başlamıştır. Diğer taraftan ölenin “artık gözü keskindir”(Kaf 22). Bu ölenin dünyadakinden daha âlim olduğunun işaretidir aynı zamanda.

Bilgi, bugünün insanı için metalaşmış olanlardan değil midir? Bilgi ortaçağ Avrupa’sında ve hatta Asya’sında bir kitlenin tekeliydi. Ancak modern dönemin de bunu yıktığını iddia edemeyiz. Sadece şekil değiştirmiştir. Diğer taraftan bilgi kırıntıları halka sunulmuş, adına da bilgi denilip, bilginin tekelleşmiş olduğu gerçeği örtbas edilmiştir.

Tüm bu süreçler bir tarafa bilgi, herkesin malumu bilmekten gelir. “Bilmek” tam anlamıyla “kavramaktır” aslında. Bilmek varlığını kabul etmek değil, tam anlamıyla “yakin etmek”tir. Bu sürekli gelişen süreçte “taklidi” olarak varılamayacak ve kesinlikle “ferdi delillerle” ispatlanması gereken bir şeyi imler. Yani, “bilmek” için taklit olamaz. Ferdi bir savaş gerekir her daim.

“Arif” sözcüğü Arapçada “bilmek” kökünden gelir. Diğer taraftan batı dillerindeki “science” sözcüğü de yunanca “sciens” “bir şeyi bilmek” anlamındaki sözcükten gelir. Şimdi birkaç noktayı da açmak gerek. Fransızcadaki “Savoir”(bilmek) ve İngilizcedeki “to know”(bilmek) eylemleri ile “le savoir”(bilgi) ile “the knowledge”(bilgi) sözcüklerinin kullanıldıkları bağlamları iyi incelediğimizde aslında bu dillerdeki bu sözcüklerin “bilgi”nin bu dili kullanan insanlar tarafından nasıl algılandığına işarettir. Bu aşamada da açıkça görmek mümkündür ki, bilgi bu dillerde(Michelle Foucault, Derrida, Levinas, Corbin gibi filozofları ayrı tutarım…) bir şeyin varlığını kabul etmek olarak ele alınmıştır. Aslında bu Hegel’in ve yandaşlarının vardıkları yerdir. Mark ve söyleminde de bu açıkça görülür. Yine de bizim “irfan”ımız ile bu bilgi tanımı anlamını yitirmektedir.

Bilgi, kendi başına bilmek eyleminin ürünüdür. Yani tıpkı âlemlerin birbirinin üstüne sebep ve sonuç oranında olmaları gibi, bilgi de bilmeye oranla sonuçtur. O zaman bilgi bu anlamda bir “tevil”dir. Yani açık bir ifadesiyle “bilmek” ile bilgi arasında fark vardır. “Bilmek”in ürünü olan “bilgi” artık “bilinen”den de birçok şeyler taşır. Oysa “bilmek” ancak bir kavrayış ve anlayış sürecidir. Bilgi oluştuktan sonra artık bilmek eylemi son bulur. “Bilgi” özne ile nesne arasındaki(bilinen ve bilen) ilişkinin ürünüdür bu anlamda.

Batı dillerindeki anlamıyla bilgi zahirin yorumudur. Görünen âleme değin çıkarımlardır. Ancak “bilgi”(irfan) tam anlamıyla varlığın ötesinden gelen bir veri ile varlığın ötesine geçmek ve bir anlamda da kâmilleşmektir.

Bilgi varlığın “tevili” olmak durumundadır. Bilgi varlığın zatına ait bir tanımışlığa sahip olmaktır. Oysa varlık zahiriyle yorumlanırsa zatına dair birçok şey gizli kalacak ve varlıklar genelleştirilerek “tarihselcilik” karanlığına düşülecektir.

Bilgi her anlamda kavranabilir bir şey değil, tüm soyutluğuyla bir nevi dünyadayken berzahı, berzahtayken ahreti yaşamak gibidir. Bu varlığın ötesine, hakikatine nüfuz etmektir. Şimdi Levinas’ın birçok yerde işaret ettiği bu sürecin en güzel tanımını “Şeyh Haydar Amulî”nin risalesinde bulmak mümkün. O hakikate(bilgi) dair yöntemi üç noktaya bağlıyor:

1) Şeriat(helal-haram),

2) Keşf(kalbi kavrayış)

3) Felsefi Çıkarım(İstidlal)

Şimdi, bilginin bu üç boyutu çok önemlidir. Birinci helal-haram boyutu yani “hangi verilere” göre onu tanımaya karar verip, vermeyeceğin. Bu aşamada sadece tanınacak olanın tanınması gerekip gerekmediğine karar verilir. Burada helal “yararlı”yı, haram ise “gereksiz/zararlı”yı tanımlıyor. Bu aşamada eğer yararlı olduğuna kanaat getirilirse, bu helal-haram metodu kullanılarak son iki basamak eşit orantıda gerçekleştirilmek zorundadır. İkinci basamak varlığın ötesine geçiştir, üçüncü basamak ise kalben keşfedilenlerin aklen de desteklenmesidir ki böylece tanınana karşı bir “vecit” hali doğar, tanıyan tanınanın benliğinde erir, akabinde de bilgi tanınan ya da tanıyanın herhangi biri değil, onların bu birleşmesinin sonunda tanıyanın belliğindeki diriliş halidir. Böylece insan “bilmek istediği” varlığı “pürüzsüz” tanımlar.

Ölen birisi, berzah ile daha da âlimleşir. Ölüm insan için ilim kapılarının açılması, varlığın ötesine dair veriye ulaşması ve gözlerinin de keskin kılınmasıdır. Dünya – berzah – ahret tıpkı bilmenin üç aşamasını tanımlar gibidir. İnsan dünyadaki yöntemiyle(görme ve duyma) berzahta ve ahrette hakikate ulaşır. Kuran bu konuda ayetlerle doludur. Kıyamettekilerin “keşke dünyaya döndürülsek de…” ya da “biz kendi aleyhimize şahidiz…” türünden sözleri bu ilmi artışın göstergesidir.

Bilginin tevili olarak ölüm, cehennemliklerde de en üst halini gösterir. Çünkü onlar hayatlarında inanmamışlardır, ölümleri ise onlara ilmin kapısını açar ve onları âlim kılar. Bu manada Allah’ın Kuran’da onları cahil diye tanımlamasının normalliği de ortaya çıkar.

Bilmek şu ana kadar yaptığımız çıkarımlarla “irfan”ın tanımladığı bir çerçeveye gelmiştir. Ve insan-ı kâmil’in bilginin kullanımındaki konumu aydınlamış ve “bilmek” modern dünyanın tanımından öteye bir anlamda karşımızda belirmiştir şüphesiz. Tüm bu açıklamalar da bize şunu doğurmuştur ki, eğer ölüm ilim kapılarını açıyorsa;

“Ehli Cehennem de Haz Duyar”

Hüseyin BEHEŞTÎ

huseyn_tr@yahoo.fr


Yorum Ekle

Arkadaşıma Gönder

Yazdır

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

YORUMLAR

Abdullah 06-12-2008, 16:52:38
S.a. tespitleriniz çok güzel, Allah razı olsun.

Ama ehl-i cehennem'in bu bilgileri öğrenmekten haz duyacağını nereden çıkardınız? Tersine kur'an'daki gibi hüsran hissetmeleri gerekmez mi?
Diyelim ki bir sınava girdiniz, çıkışta çalışsaydınız elinize geçecek ve çalışmadığınız için başınıza gelecekleri görseniz haz mı duyarsınız elem mi?
 
hüseyin beheşti 07-12-2008, 03:25:45
A.s ben burada "haz" terimini kullandım fark ederseniz, burada bir zevk yok. Bunun yanında buradaki bir aşk sürecidir. Önceki "aşk" yazılarımıza bir nefes olsun diye yazılmıştır. Şimdi söz konusu cümle aslında İbn-i Arabi'ye ait. Onun sözünü ben daha anlaşılır bir hale çektim. Ancak sorduğunuz soruya şöyle yanıt vereceğim. Ben cehennemliklerin acı çekmeyeceğini ya da onların üzülmeyeceğini söylemiyorum, İbn-i Arabi r.a de böyle dememişti zaten. Bunun için iki tane öneri vardır: 1- Bu ilmin getirdiği bir "ümit" ve "haz" halidir. Bu aşamada insan bir nevi rahatlar. Her şeyi itiraf etmiş, gözü keskinleşmiş ve her türlü ilimle tanışmıştır. Bu yine bir "figür"dür aslında. Yani bilgi sürecini açıklama adına ortaya atılmış figüral bir kullanımdır. Ya da 2-) Gerçekten de cehennemlikler bu elde ettikleri ilimle artık bir aşka müptela olurlar. Bu neden mümkün olmasın ki. Allah'ın veçhine tutulmamak ya da onun ilmi karşısında bir aşk duymamak ne mümkün. Cennet ve cehennem tasvirlerinin geçtiği ayetlerde cehennemliklerin cennetliklere dediklerini düşünelim. Bu imkansız değildir. Bir "elem" yok mudur vardır. Ancak unutmayalım ki elem aştan da olabilir pişmanlıktan da. Pişman olan ilme kavuştuğu için, bilmediği bir şeyi bildiği için pişman olur, aşık olan ise tamamen "yakin" ettiği için. "Haz" diğer taraftan gelip geçici bir süreçtir de. Bu anlamda da değerlendirilebilir İbni Arabi'nin bu sözü. Yani gönüllerine inen ilimle önce kısa süreli bir rahatlama "haz" yaşarlar daha sonra da tekrar ahlanıp vahlanmaya dönerler. İhtimaller bunlar... Artık varın sizler karar verin... Selam ve bereket ile...
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

13/04/2012 Bir Davanın Eşiğinde ya da Betül Hanzala’ya Cevabımdır
16/06/2011 Bilinmeyenler ve Suriye
10/04/2011 İdeoloji, Muhammedî ideoloji...
28/03/2011 Körler ve Filler…
14/03/2011 Körler ve İmamlar
19/02/2011 İnkılâp Ateşi...
26/05/2010 İran Nükleer Meselesi ve Stratejik Hesaplar
24/04/2010 Şii Çalıştayı ve Stratejik Hatalar
16/04/2010 ABD ve Ortadoğu’da Siyasal Stratejiler(2)
03/04/2010 ABD ve Ortadoğu’da Siyasal Stratejiler (1)
12/03/2010 Yemen’de Sorun Biter mi?
22/01/2010 Fransa’yla Eşitliği Yeniden-Düşünmek
19/12/2009 "YENİ-OSMANLICILIK" MI "POST-OSMANLICILIK"MI?
10/12/2009 Amerika Velayet-i Fakih’i Neden Sevmez?
03/12/2009 Amerika, Ortadoğu ve Terör…
17/11/2009 "Açılım" ı Başka Bir Açıdan Değerlendirmek!
29/09/2009 İDEOLOJİLER DÖNEMİ GERÇEKTEN SONA ERDİ Mİ?-1
10/08/2009 İSLAM İNKILABINA NELER KATTIK(3)
11/07/2009 İslam İnkılâbına Neler Kattık(2)
27/06/2009 İslam İnkılâbına Neler Kattık(1)
28/05/2009 Seyyah Olup Gezsem Şu Alemi
11/05/2009 SERZENİŞ
20/04/2009 ALİ' NİN SİYERİNDE İLAHİ NURUN TECELİSİ
15/04/2009 İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN MEN ETMEYE DAİR...
05/04/2009 İSLAM'A KARŞI İSLAM
23/03/2009 (Üç işaret bir tevil)
12/03/2009 Fransa’da Anti-Siyonist Parti
27/02/2009 ALİ(a.s)
29/01/2009 Hürr Örneğinde “Nefs-i Levvame”
22/01/2009 İslamî Fundamentalizm ve Gerçekçiliğin Ölümü
03/01/2009 Aşka Dair Notlar(3)
17/12/2008 BİR TOPLUMSAL TEORİ OLARAK EL-GADİR...
11/12/2008 ŞUURUN DİRLİŞİ
05/12/2008 BİLGİNİN TEVİLİ: EHLİ CEHENNEM DE HAZ DUYAR...
24/11/2008 Aşka Dair Notlar(2)
17/11/2008 Aşka Dair Notlar (1)
07/11/2008 Mustafa Özcan'ın Birkaç Sözünün Şerhi
03/11/2008 '' Bushizm '' : Değersizlik Problemine Değin...
29/09/2008 Amerikan Seçimleri ve Bizim Yolumuz
 
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
MUHAMMED AK

Devrimci bir Sufi: İmam Humeyni!
Hüseyin TAŞ

İslami İran ile Türkiye Rakip Ülkeler mi?
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat