Bismillahirrahmanirrahim
Ne tuhaf değil mi? Ölüm
içinde yani ayrılıkta kavuşma anlarını yaşamak! Bir yanda ayrılık acısı bir
yanda ise kavuşma ve özlemlerin bitişi…
Yıllarca
hasret kaldığımız amcayı, dayıyı, halayı görmek için o anı beklemek…
Duyuyoruz yakın bir akrabam çok hasta ama gidemiyorum ziyaretine bugüne
yarına ölebilir.
Niye gidemediğimiz sorulduğunda,
işlerimizin çok yoğun olduğunu maddi manevi sıkıntılar yüzünden ziyareti yapamadığımızı,
bununla da kalmayıp, ne zaman öleceğini bilseydik de işlerimizi
ayarlasaydık diyoruz…
Bu şekilde sevdiklerimizle aramıza kalın duvarlar
örüp onları görmek için ölümünü beklemekle doğru mu yapıyoruz acaba?
Gitmemekle birlikte
sevdiklerimiz hakkında bu tarz söylemlerle biraz daha bencilleşerek hem kendimizi hem de karşı tarafı güya
oyalıyoruz..
‘’O anı’’ beklemek yerine
sağlıklı günlerde bir araya gelmeyi başarıp Allahın bizden istediği amel ‘’sıla-i
rahim’’ yerine getirsek daha iyi olmaz mı?
‘’Kendisi adına
birbirinizden (haklarınızı)talep ettiğiniz Allahtan korkun ve akrabalık
bağlarını koparmaktan sakının’’(Nisa 4/1)..
Rızkının çoğalmasın
ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını koruyup gözetsin…
Aile bireylerinin
geneli son görevlerini yerine getirmek için bir araya gelseler de, bu birliktelik hüzün üzerine olsa da, bir kaç gün sonra hüznün yerini sevgi ve paylaşım
alıyor…
Böylelikle
hem kendimize hem yakınlarımıza haksızlık ettiğimizin farkına varıyoruz...
Ölüm de müjde var sözüne
dönüyor insan bir kez daha…
Bir kez daha,
sevdiğimizi kaybetmeyle hiç bir zaman hissedemediğimiz ölüm yakınlığını
yüreklerde yaşamak nasip oluyor… Özlem duyan kalpler haşır neşir olurken ölüm uykusuna dalan gönüllerimiz yaşam
buluyor…
Ölüm bir çok güzelliğe vesile olurken
muhabbeti de artırıyor olması da bir
hayli ilginç..
Ailenin bir arada olmasının bereketini her şekliyle
görmek kadar güzel bir şey olabilir mi?
Hepimiz şahit
olmuşuzdur unutulmaya yüz tutmuş
insanlar sanki bu güne özelmiş gibi birbirlerini kucaklıyorlar..
Bir yakınım şöyle demişti. ‘’Babaannem ölünce
üzüldüm ama aynı zaman da uzun süredir göremediğim akrabalarımı gördüğüm için de
sevinmiştim’’…
İşte insanların tuhaf işlerinden biri daha duyguların karmaşıklığı…
Ayrılıkta kavuşma anlarını yaşamak…
Akrabalık
bu olsa gerek... Hüzünler sevinçler bir arada yaşanıyor…
Çoğu defasında ölümle birlikte ailede küsülü
olanlar da barışıyor. Biliyor ki kalpler yumuşamış ve kimse eski dargınlıkları
ortaya atacak durumda değil…Fırsat bu fırsat kucak açıyor özlemlerine..
Allahın her işinde hikmet
var sözüne dönüyor insan bir kez daha…
Ölüm ile oluşan birliktelikle kendimize bir kez
daha çeki düzen vermeniz gerektirdiğini görüyor,
Bir kez daha hayatın çok
hızlı geçtiğine ve geçmişi asla bir daha yaşayamayacağımıza şahit oluyoruz.
Bir kez daha sevmek ve sevilmenin
kutsallığını, ister mutluluk ister hüzün anlarında olsun yaşam mücadelesinde ayakta
tutan asıl değer olduğuna tanıklık ediyoruz…
Ölümde de sevmek ve
sevilmek yaşamda da sevmek ve sevilmek…
Sahi sevmeden ve sevilmeden hiçbir şeyin anlamı
olmuyor değil mi?