Allah’ın adıyla
İslami demokrat Şeyh Kardavi kendi cumhurbaşkanı adayını sonunda açıkladı:
Mun‛im Ebul Futuh... Ebul Futuh tıp doktoru ve İsrail’in yakın takibe aldığı
bir aday. Çünkü İsrail’in kırmızı çizgisi olan Camp David ve Mısır'dan
aldığı doğal gaza bir halel gelmesi Amerika ve İsrail'in görmek isteyeceği
en son tavırdır.. Bu anlaşmayı yapan Sedat’tan sonra bu anlaşmaya hükümetinin
son anına kadar bağlı kalan Mübarek gibi sadık kalma vaadini kim verirse İsrail
ve Amerika için kesinlikle desteklenmesi gereken adaylar listesine girebilir.
İşte Ebul Futuh aynı Amr Musa gibi İsrail’in “desteklenmesi şart” listesinde
yer alan adaylardan birisi. Tesadüf bu ya, bu vatana millete pek hayırlı olan
doktorumuzu eski Ezher Şeyhimiz Kardavi kesinlikle desteklenmesi gerekir diye
dün basın açıklamasıyla Mısır halkına duyurmuş. Gelgelelim doktor civanımız
Ebul Futuh’un Camp David anlaşmasını destekleyen youtube videosu nedense
medyaya pek yansıtılmıyor. Ben sizin için o videoyu izledim ve şunu
söyleyebilirim ki şu günlerde İsraillilerin kriz geçiren kalplerine kalp hapı
gibi geleceğine eminim. İsrail kanalında 2011 yılında yayınlanan bir belgeselde
doktor civanımız belgeseli yapan yapımcının “Eğer cumhurbaşkanı olursanız Camp
David anlaşmasını kaldırır mısınız?” sorusuna çok net bir şekilde şu cevabı
veriyor: “Camp David’i eğer kaldırmak istiyorsak şu iki şeyi göz önünde
bulundurmamız gerekiyor: “ Mısır çıkarlarının bundan nasıl etkilenip
etkilenmeyeceği ve Uluslararası hukuk kurallarına uygun olup olmadığı” Woow!
Tam da doktorlara yaraşır bir cevap olmuş vesselam!.. Bu cevap ne yalan
söyleyeyim aynen bir doktorun, beyninde tümör olan bir hastaya şu cümleyi
sarfetmesine benzemiş: “ Tümörü beyninizden almamız için şu iki şeyi göz önünde
bulundurmamız gerekiyor: Bunu alırsak siz yaşayabilir misiniz ve bunu almamız
ne kadar etik olur?”...
Gazeteci, eğer cumhurbaşkanı olursa İsrail’in en merak ettiği ve İsrail
için hayati önem taşıyan Mısır doğalgazını İsrail’e ihraç etmeye devam edip etmeyeceğini
de sormayı ihmal etmemiş. Doktor civanımız bu soruya da şöyle cevap vermiş:
“Mısır doğalgazını Amerika’ya satarım ama İsrail’e satmam!” Acaba Ebul Futuh,
Sean Stone Müslüman oldu diye bütün Amerika’nın müslüman olduğunu falan mı
düşündü bir an? Yok..yok..Sean Stone daha dün Müslüman oldu, bu video ise geçen
seneye ait idi değil mi? Demokrasinin müthiş cilvelerinden olan şu “herkes aday
olabilir, herkes seçilebilir, yeterki mecnun ya da meczup olmasın, 40
yaşını doldursun, birde vatandaşlığı aman ha çifte dikiş olmasın” maddesi, ne
kadar da feraset ve vizyon sahibi, Hz. Muhammed’in siyasi ahlakiyle yetişmiş,
Kuran’ın kırmızı çizgilerinden haberdar olmuş ve siyasette hayati sonuçlara
sebebiyet veren en önemli 1. kural ve emir olan -Müminler, müminleri bırakıp da küfre sapanları dost/veli/yakın
edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah'la ilişiği kesilir. Ali İmran Suresi 28. ayetine önem vermiş “Cumhurbaşkanı adaylarını” bize kazandırıyor değil mi?
Sahi bizim ülkemizde de bu demokrasinin harika yanından faydalanmıyor muyuz ve
İsrail ile askeri anlaşmalar yapıp, bol bol ticaret yaptıran sayın yöneticilerimizle
birlikte dindar nesil yetiştirme projelerinin bir parçası olmuyor muyuz? Birisi
Filistinliler mi dedi? E canım “ Van Minit” de müdafa ettik, Mavi Marmara’da
birkaç şehit verdik, bu kadar yetmez mi? Gerisini de Araplar düşünsün, hep biz mi
düşüneceğiz, biz Türküz, doğruyuz, çalışkan milletiz, Ne Mutlu Türküm diyene!
Demokrasinin bize sunduğu harika adayımız Ebul Futuh, bakın şu soruya da
nasıl cevap vermiş:
SORU: Başa gelirseniz İsrail ile olan anlaşmalara sadık kalacak mısınız?
El-CEVAP: Mısır’ın başına kim gelirse gelsin bütün anlaşmalara saygı
duyması lazım, buna karşı olsalar dahi. Biz İsrail’i tanıyoruz, İsrail’in de
Filistin’i tanıması lazım. Biz şiddete karşıyız, sadece işgal edilirsek şiddete
başvururuz.
Doktorumuz kısaca ve en özetle şunu söylemek istiyor: “ Bana dokunmayan
yılan varsın kimi sokarsa soksun, ben canlı ve mutlu yaşayayım da.. hem uluslar
arası anlaşma denilen bir anlaşma var canım, herkesin buna sadık kalması
gerekiyor”
İçimizi bozmuyoruz, belki Kardavi’nin şiddetle aday olarak önerdiği Ebul
Futuh'un bu açıklamalarından haberi yoktu değil mi? Peki kendi akranı ve
meslektaşı olan Şeyh Ali Salih’in ifadelerinden de mi haberi yoktu acaba?
İhvanın dini mercilerinden olan Şeyh Ali Salih ise bu belgeselde İsrail’in
varlığını tanımış ve hatta bunu "elbettelemiş" bile. İfadesi aynen şu
cümleleri içeriyor: “Beşşar daha fazla kalamaz başta... İsrail’in varlığını
tabi ki kabul ediyoruz. Ama 1967 öncesi sınırına çekilirse belki bölgeye huzur
gelebilir.”
Ben 3. boyut bir gözlük takıp, kulağıma 3. boyut bir duyma transferini
gerçekleştiren kulaklığımı takıp Salih şeyhimizin açıklamasını şöyle duydum:
“Beşşar tabi büyük engel Hizbullah karşısında, onun kalması tabi ki kabul
edilemez, ama İsrail’in kalması tabi ki tabi ki neden olmasın değil mi? Sadece
1967 öncesi sınırına dönsün yeter, ama tabi bu onun bileceği bir iş, önemli
olan ben bu belgeselde onu tanıdığımı ilan ettim çok şüküüüür Elhamdülillah”...
Bir aday daha varki, kırk katır mı kırk satır mı seçeneğinin sunulması gibi
demokrasinin özgür irademizi kullanmamız hususunda bize sınır tanımayan ve 40
yaş üstü herkes aday olabilir ve seçilebilir sisteminin ne kadar da çürük bir
sistem olduğunun sadece yüzlerce kanıtından en basit olanıdır. Adı: Buseyne
Kamil, feminist gazeteci yazar ve el-Yevm televizyon kanalında “Lütfen beni
Anla” adlı kadın programını sunuyor. Bu programda Arap kadınına İslami
değerlerinden utanması ve anneliğinden nefret etmesi için büyük çaba
sarfediyor. Buseyne, program boyunca kadının nasıl da çocuk ve aile
sorumluluklarıyla dişiliğinin ve yaratıcılığının törpülendiğini, kadını
mutfaklara kapatarak içindeki cevheri çıkaramadığını, kadının erkek karşısında
adının bile olmadığını, erkeğin ona sunacağı paraya mahkum olduğunu, akıllı ve
modern bir kadının artık bu zincirlerden kurtulması gerektiğini, ancak bir
kadının evinden çıkarak özgürleştiğini ve evlilikte mutluluğun yatakta
başlamadığını savunan kadın olduğundan utanıp bunu bu programlarda Batının
Müslüman dünyasını temelden çürütmek için önce kadını çürütmek olduğunun
yansıyan bilinci olan feminist söylemlerini en ışıltılı slogan ve en can
alıcı başlıklarla Mısır kadınlarına aktaran zavallı bir Mısırlı. Ama bu daha bu
kadında bizim hissemize düşen en iyimser tablo..kötümser tablo olan demokrasi
konseptinde bizi ilgilendiren şey ise, bu kadının cumhurbaşkanı olmak için
önünde hiçbir engelinin olmaması! Şu demokrasiye hayran olanlar ve insanlığın
yaratabileceği en harika ve son tahlilde en modern gelişmiş yönetim sistemi
olduğuna inanan pek demokrat Müslümanlar televizyoncu bir kadın ya da bir
doktor olan Ebul Futuh tarafından yönetilmek istiyorlarsa sevinmeliler, ama şayet
yönetilmek istemiiyorlarsa onlara şu soruyu sormadan edemeyeceğim: Nasıl bir
sistemin olmalı ki bu tip çapulcu ve avam tabakasının yönetime gelmesinin
önünde tampon oluşturup engel koyasın?
Murat Belge demokrasiyi “bu dışından bakınca demokratik, içinden bakınca
çok baskıcı olan Plebisiter diktatörlük- plebisiter otoriteryenizm ya da
halkoyu despotizmi” olarak görüyor..ben ise demokrasiyi Kurani
değerlerden uzak her hangi birisine beni ve neslimi kendi uygun gördüğü kural
ve desturlarla yönetmesine izin verdiği için, toplumun ya da
halkların Allah’ın rengi ile (Bakara Suresi 138) boyanmamış dünyevi
hayatlarının uhrevi hayatlarına olan meş’um ve mutlak etkisinden sorumlu olduğu
ama bu durumdan da nasıl kurtulacağını bilemediği “insan yapımı” olan kusurlu
ama ilahi emirlerle yontulursa içinden çıkabilinmesi mümkün olan bir
kısır döngü olarak görüyorum.
Kaynaklar:
http://www.albayan.ae/one-world/2012-02-15-1.1593234
http://egyptianrevolution.info/2011/06/blog-post_9587.html
http://www.youtube.com/watch?v=ST5fM6XoKyE&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=0drNHkTNV6A&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=kjyyzt8bCrY&feature=related
http://www.nasname.com/tr/10287.html