Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla…
Uluslararası, bölgesel ve yerel odakların, İslam Cumhuriyeti ve İslam
inkılâbını dünya Müslümanları nezdinde itibarsızlaştırmak için sürdürdükleri
yoğun propagandaları anlamak için Veliyy-i Emr-i Müslimin Seyyid Ali Hamanei'nin
birtakım son tarihi Cuma hutbesini dikkatle incelemek, bazı sözlerinin altını
çizmek gerekiyordu, biz de öyle yaptık..
Mesaj
“..Bu gelişmelerin hepsi, artık Müslümanların kendi
topraklarında ne diktatörlüğe ne de Siyonizm’e geçit vermeyeceklerinin açık bir
mesajıdır…”
Uyanış ve toplumların kaderi
”..Allah, bu toprakların artık uyanmasını istedi. İslam halklarının bu
uyanışı ise tüm insanlığın kaderi üzerinde etkili olacaktır..”
Taassup
”..Bunun ardından ise mezhep taassubunu ve şiddetin tümünü reddederek
devrimlerini taçlandırdılar..”
Hangi medeniyet?
”..belli bir medeniyet seviyesine yükselmek istediklerini açıkça ifade
ettiklerini görüyoruz. “ALLAHU EKBER” sloganları ise ahlak, adalet, akıl ve halkın
egemenliğini en üstte tutan İslam Yönetimini, devlet nizamı olarak
seçtiklerinin delilidir…”
Sonlarının nedeni
”..İslami eğilimlerin tümüne düşman olma, boyun eğme ve Batı
devletlerinin güdümüne teslim olma… Yani Amerika ve İngiltere’nin kuklası olma…
Ayrıca, Filistin davasında İsrail’in tarafını tutma, diktatör ailelerinin aşırı
zenginliğinin karşısında halkın sefalete terk edilmesi, ayrımcılık ve adalet
yoksunluğu, hukuki sorumluluklardan uzak davranmak ve bunun gibi daha birçok
kuralsızlık, bu yönetimlerinin kendi elleriyle sonlarını hazırlamalarının
sebebidir..”
Devrimci halkların bilmesi gerekenler
”..Ve devrimlerin karşısına çıkabilecek, hatta devrimleri sarsabilecek her
ihtimalin bilinmesi gerekiyor…”
”..Devrimcilerin şu aşamada yapması gereken en önemli iş, hayalleri ve
hedefleri doğrultusunda, tüm kararlılıklarıyla yollarına devam
etmeleridir..”.
Batının devrimci halklara alternatifleri
”..Batı sahte alternatifler getirerek halkı yolundan vazgeçirmeye
çabalıyor. Şahadet eylemleri yerine halkı terörist eylemlere, İslami Cihad
yerine acımasız bir kaos ortamına, İslam ümmeti yerine taassup kokan
kavmiyetçiliğe, ekonomik bağımsızlık yerine bağımlı bir ekonomik ve kültürel
yapıya, bilimsel gelişme yerine laikliğe, akılcılık yerine dalkavukluğa,
özgürlük yerine yolsuzluğa itmeye çalışıyor. Güvenliği sağlama masalları ile
diktatörlüğü reva görüyor..”
”..Refah adı altında ve “tüketici ruhu”nu vurgulayarak ve gelişme adı altında
insanları dünyevileştirirken, az gelişmişlik olarak nitelendirdiği fakirliği
“zühd” ve “maneviyat” olarak isimlendiriyor…”
Dün ve bugün dünya güçleri
”..Güç ve zenginlik konusunda bir zamanlar dünya iki kutba ayrılmıştı; komünizm
ve kapitalizm. Ancak bu dönem artık sona erdi. Bu günkü kutuplaşma, İslam
devrimleriyle asıl kuvvetlerini gösteren mustazaflarla, Amerika, NATO ve
Siyonizm’in öncülük ettiği müstekbirler arasında gerçekleşiyor…”
Beklentimiz
”..Kuzey Afrika’da başlayan bu devrim ateşinin tüm Arap ülkelerini kuşatmasını
dört gözle bekliyoruz…”
Soru
”..İlk olarak şöyle bir soru sormak istiyorum: Bugün, devrim alanında
hâlihazırda bulunan taraflar kimlerdir?”
Devrim sonrası durum ve gruplar
”..Birincisi: Tabi ki durumdan nemalanma gayreti içerisindeki
Amerika, NATO, Siyonist rejim ve bunların dediğinin dışına çıkmayan bazı Arap
ülkeleri.
İkincisi: Genel halk ve Devrimin öncüleri
gençler.
Üçüncüsü: İslamcı ya da İslamcı olmayan aktif siyasi partiler.
Peki, bu grupların her birinin durumu nedir ve amaçları
nelerdir?”
Batı’nın şimdiki hedefi
”…Batı’nın şu an en büyük hedefi, halkı, kontrol
edemeyecekleri bir siyasi oluşumun içine girmekten men etmek, aktif partilerin
içine girmek ve devrimleri kontrol altına almak. Elinden geldiği kadar
yozlaşmaya yüz tutmuş sistemlerini yüzeysel reformlarla korumaya, devrimci
ülkelerdeki varlıklarını sürdürebilmek için yeniden yapılanmaya çabalıyorlar.
Eğer bu işe yaramazsa, tehdit yöntemiyle yine kendi menfaatleri için
uğraşacaklar…”
Özgürlük fikrinin kaynağı ve bedel ödeyenler
”..Kuzey Afrika’daki Mısır, Tunus hatta Cezayir ve Fas’ın İslamcı düşünür
ve mücahitleri İslami uyanış, ümmetin vahdete çağrılması ve Kudüs’ün
özgürlüğünde fikir kaynağı oldular. Bu yüzden sizler bugün binlerce şehidin
akıttığı kanların, zindanlarda ve işkence altında acı çeken on binlercesinin,
bu günlerin, bu zaferlerin özlemiyle fecrin doğuşunu onlarca yıl bekleyen ve bu
yolda kurbanlar veren mücahitlerin varisisiniz…”
İki felaket
”..Zaferin birinci aşamasından sonra bencillik ve saflık iki büyük
felakettir.”
Halkların “kadir” gecesi”
”..Sizin kararlarınız, tavırlarınız ve attığınız adımlar tarihidir. Bu
aşama ülkelerinizin tarihinde “Kadir Gecesi”dir…”
Devrimler neden gecikti ?
”..İslam dünyası üzerinde kurdukları hâkimiyet, bizim 150 seneden beri var olan
korkularımız ve cehaletimizdendir. Onlara ne ümit bağlayın ve ne de onlardan
korkun. Yalnızca Allah’a dayanın ve halklarınıza güvenin. Onlar Irak’ta
yenildiler ve acınacak bir halde gizlice çekildiler. Afganistan’da da hiçbir
şey kazanamadılar. Lübnan’da Hizbullah’ın, Gazze’de ise Hamas’ın karşısında
yenildiler. Bugün Mısır ve Tunus’ta bizzat halkın eliyle siyasetten
indirildiler. Projeleri sayesinde hiçbir başarı gösteremediler. Batı fetişizmi,
komünist fetişizm gibi yenildi. Halkın korku duvarları yıkıldı. Sizler
gelecekte bu korkunun tekrarlanmaması için dikkatli olun…”
Asıl mesele
”..asıl mesele yeni düzenin nasıl kurulacağı, anayasanın oluşturulması ve
ülkelerin ve devrimlerin sorunlarının yönetilebilmesidir. İşte bu, kendi başına
modern çağda İslam medeniyetini yeniden inşa etmektir…”
Sıkıntıların kaynağını kurutmak için
”..Bu büyük cihatta asıl göreviniz, ülkenizin azgelişmiş dönemlerde sıkıntısını
gördüğü despotluk, dinden uzaklaşma, fakirlik, taassup gibi konulara Allah’ın
izniyle en kısa zamanda çözüm üretmektir. Oluşturacağınız topluma, akılcılık ve
bilimin beraberliğinde İslami bir yönelişle hükmederken; diğer tarafta dış
tehditlerin hepsini susturmanız gerekmektedir. Bunun yanında “özgürlük” ve
“toplumsal hakları” liberalleşmeden, “eşitlik” algısını Marksistleşmeden,
“düzen” ve “disiplin”i “Batıcı bir faşist” olmadan sağlamak gerekir. Taşlaşmış
düşüncelere kapılmadan ilerici İslam şeriatına bağlı kalmaya özen gösterin.
Kaçmadan bağımsızlaşmanın, taklitçi olmadan gelişmenin, laik ya da muhafazakâr
olmadan bilimsel bir yönetim sağlamanın yollarını bulun.
Bilinen her şeyin tekrar okunması ve gerekli düzeltmelerin yapılması gerekir…”
BATININ EN BÜYÜK TEHLİKELİ ÖNERİLERİ
“..Batı size iki örnek sunuyor: “Tekfirci İslam” ve “Laik
İslam”… Orta yollu İslam’ın bölgedeki devrimler arasında kökleşmemesi için bu
dalgayı genişletiyor. Kavramların tanımlarını, bir kez daha büyük bir dikkatle
yineleyin.
Eğer “demokrasi” halkçılık ve özgür seçimler anlamında ise buyurun, hepiniz
demokratik olun. Ancak eğer geleneksel liberal demokrasinin tuzağına düşmek
anlamında ise kimse demokratik olamaz.
Ve yine eğer “Selefilik” Kuran ve sünnetin aslına
dönmek, temel değerlere sahip çıkmak, sapmalara karşı mücadele etmek, şeriatı
hâkim kılmak ve Batılılaşmayı reddetmekse; hep beraber selefi olun. Ancak eğer
diğer dinler ve İslam mezhepleriyle ilişkide mutaassıp ve sert olmaksa; bu,
İslam medeniyeti ve düşünce yapısının temellerinden olan yenilenme, hoşgörü ve
akılcılık ruhu ile kesinlikle bağdaşmaz. Bilakis laikliği popülerleştirmeye ve
dinden uzaklaşmaya davet eder.
Yavuz Kaya
Şubat,2012- Kayseri