Bismih-i Teala
Kainatın yaratılış sebebi, iki cihan serveri Hz. Muhammed (s.a.a) hangi edebi
sözlerle anlatılabilir ki ? Hangi kalem onu hakkıyla yazabilir ki? Elbette ki
bu anlatımı hakkıyla yapacak bir tek nur var o da Peygamber evladı, beklenen
yüce kurtarıcı, imamet silsilesinin son halkası, hidayet yıldızı, Zehra gülü,
Ali sabrı, sahib-i asr ve zaman Hz. Mehdi (a.f)’ dir.
Rabbim o yüce imamın zuhurunu çabuk etsin. Hükümetini görmeye ve mukaddes
huzurlarında hizmetlerinde bulunmayı,
minberlerinde sohbetlerini dinlemeyi nasip etsin.
Kutlu doğum ve vahdet haftası içerisindeyiz. Bu münasebetle sahibimiz Hz
Mehdi (a) 'e naibi Hz Ayetullah Seyid Ali Hamanei ve müçtehitlerimiz ile
birlikte tüm peygamber aşıklarına tebriklerimizi sunuyoruz.
Hicri takviminde Ehl-i sünnet tarihçilerine göre Rebiul evvel ayının 12. günü,
Ehl-i beyt tarihçilerine göre 17. günü Hz peygamber s.a.a ve imam Cafer-i Sadık
(a)'ın mübarek ve kutlu doğum günleridir. Bu iki tarih arası merhum büyük müçtehit
Hz Ayetullah İmam Humeyni tarafından Müslümanlar ve mezhepler arası
kardeşlik haftası olarak ilan ettiler. O günden bu günlere her yıl bu
kutlu doğum ve vahdet haftası kutlanmaktadır. Peygamberimize zinet, çağın put
kıran İbrahim’i merhum Hz Ayetullah İmam Humeyni’yi bu vesile ile bir kez daha
rahmet, minnet ve şükran duygularımızla anıyoruz.
RAHMET GELDİ ALEME
Kuruyup
çatlayan toprak, suya
Yaş toprak, kurumak için
güneş ışığına
Yorgun beden, her daim uykuya
Hasta
alem muhtaçtı Muhammed Mustafa’ya.
Alem karanlıkta, insanlık uçurumun kenarında
Ateşten çukura düşenler yanmakta
Düşmemek için direnenler muhtaçtı sana
Yetim
yaşlı gözler seni arar, seni
arzulardı o zamanda .
Karanlık
ışık ararken
Muhtaç, elinden tutacak bir el beklerken
Zulüm
arşa çıkmış, melekler feryat ederken
Beklenen
güneş doğdu Amine’nin evinden.
Asırlardır
yanan ateş sönmekle itaat gösterdi
Zalim
sarayı yıkılmakla yüceye bağlılığımı bildirdi
Alem nura boğuldu, dünya huzura
erdi
İnsanlar ilk kez huzurlu bir sabaha selam dedi .
Yıl
571, ay rebiul evvel, günlerden 17. gün idi
Alemlere
rahmet gelenin nuru cemali göründü
Karanlık sevinçten gündüze büründü
Muhammed
Mustafa alemin ağlaya yüzünü güldürdü.
Tüm
sıkıntılar, keder ve dertler o nurla sona erdi
İnsan kendine yakışır bir kimlik elde etti
Kadınlar zilletten kurtulup izzete erişti
Kadın ilk kez o zaman kadınca yaşama ‘merhaba’ dedi.
Ben
vurulmuşum, o muhabbetle bakan
gözlere
Aşığım, ben o şefkatli ellerin sahibine
Sevdalıyım,
merhametle yanan yüreğe
Kurban olurum Hüseyin’ine ağlayan o gözlere.
Olamadık ne Mekke’de ne de Medine’de
Olamadık
ne sana yar ne muhacir ne de ensar
Olamadık
senin yanında ne Ammar ne bir Miktat ne de Haydar
Ama ahir zaman da sana aşık yüreklerden olmuşuz ey güzel yar ...
Hz MUHAMMED (s.a.a) hicretten 53 yıl önce miladi 571 yılının rebiul evvel
ayının 17’sinde Arabistan’ın Mekke şehrinde dünyaya geldi. Hz Muhammed’in (s.a.a)
dünya ya gelmesi ile, Kisra’nın sarayının hasar görmesi , ateşperestlerin
tapınaklarındaki yüzyıllardan beri yanmakta olan ateşin sönmesi gibi birtakım
olağanüstü olaylar vuku buldu.
Aziz İslam peygamberi anne karnındayken babasını , 6 yaşında iken annesini
kaybetti. Çocukluk dönemi süt annesi Halime hanımefendinin yanında geçmiştir.
Daha sonra dedesi Abdulmuttalib'in himayesine girmiş ve dedesinin vefatından
sonra amcası Hz Ebu Talip en büyük himaye edici ve destekçisi olmuştur.
Hz Muhammed (s.a.a) çocukluk döneminde bile en olgun insanın terbiye ve
ahlakını ortaya koyuyor ve kendi yaşıtlarından çok farklı olduğunu
gösteriyordu. Hz Ebu Talip (as) onun hakkında şöyle diyor:" Ben
ondan asla bir yalan duymadım, o çocuklarla oynamayı sevmezdi. Yersiz bir
hareketi görülmezdi. Gençliğinde de o toplumda islenen her türlü kötülüklerden
ve çirkefliklerden uzaktı.
Hani birileri sırf şahı merdan Ali (a.s) ‘nin babası olduklarından
dolayı Hz Ebu Talip’in Müslüman olmadığı
iftirasında bulunuyorlar. Halbuki o yüce insan sevgili peygamberimize
hem anne hem baba olmuştur.
O, yüce dini getireni canı pahasına
savunan en kamil mümin idi. Onun değerli oluşuna şu yeterdir ki : Vefatlarından
sonra peygamber, o yılı hüzün yılı
olarak ilan etmiştir. Hz peygamber (s.a.a) risalet görevinden önce Mekke
büyüklerinden Abdullah b. Cuda’nın evinde bir gurup özgürlük yanlısı kişilerin
mazlumları savunmak amacıyla oluşturdukları "HILFUL FUDUL"
ittifakının üyelerindendi.
Risalete eriştikten sonra o ittifakı hatırlar ve :"Ben o ittifak
yapıldığında Abdullah b. Cuda’nın evinde idim. Bugünde beni böyle bir ittifaka
davet ederlerse gönülden kabul ederim. " buyururdu. Gençlik dönemlerinden
beri güvenilir biri olduğundan halk, emanetlerini ona teslim ederlerdi. Ki bu
güvenden ötürü "EMİN" lakabını vermişlerdir.
Her yılın bir ayı nur dağındaki Hira mağarasına gider, Allah ile irtibat
kurar ve ona ibadet ederdi. 25 yaşında müminlerin annesi Hz Hatice (s.a)
ile evlenmişlerdir. 40 yaşlarında iken Hira mağarasında ibadetle meşgul iken Cebrail
tarafından peygamberlik görevine başlaması bildirilmiştir. Bu zorlu kutsal
peygamberlik görevine başladıktan sonra 3 yıl boyunca sadece yakınlarını İslam’a
davet etti. Bu sürede erkeklerden ilk tasdik eden Hz Ali (a.s), kadınlardan ise
Hz Hatice (s.a) olmuştur.
Allah u Teala Ali İmran suresi 159. ayette şöyle buyuruyor:" Allah’tan rahmet dolayısı ile, onlara yumuşak davrandın. Eğer
kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderdi.’’
İmam Ali a.s şöyle buyuruyor:"
Resulullah daima güler yüzlü, yumuşak huylu ve mütevazi idi. Kaba sert,bağıran,
sövüp sayan ayıp arayan ve boş yere çok öven birisi değildi."
Toplumun bilgi toplum, bireylerinin ise bilge adam olmaları yönünde harikulade
bir çaba sarf etmişler, Allah’ın sözleri
ile ölü kalpleri diriltmişlerdir. Okul ve eğitim görmeyen bu cahil
halkın içinden çıkan "NUR" bütün olumsuz şartlara rağmen doğru yaşam
tarzı ile mükemmel bir ortam oluşturmuştur. İşte cehalet deryasında boğulmak
üzere olan bir toplumdan medeni bir toplum oluşturmuşlardır. Tarihi
bilgilere göre o zaman hicazın en gelişmiş şehri Mekke’de sadece 17 erkek 1
kadın okuma biliyordu. Yani tamamıyla çöl yaşamını kabullenen bir topluluk
vardı. İşte bir topluluğa ilim hikmet öğretmişler, onların paslanan kalplerini
kuran cilasıyla parlatıp güzelleştirmiş, o vahşi toplumdan en yahşi , en medeni,
en aydın, en uygar " İSLAM
TOPLUMUNU " oluşturmuşlardır.
Selam olsun barışın huzurun rehberine , selam olsun mazlum, yetim , garip
ve öksüzlerin neşesi sevincine , selam olsun ümmetin babası azizi ve sevgilisine...
Dua ve selam ile ;
EBUZER GÖKTAŞ
ŞAHİNTEPE İMAM RIZA(A) CAMİİ GENÇLERİNDEN