Küresel İslam gücü, dünyadaki bütün müslümanların
İslam’ın yararına olan bir amaç etrafında toplanması ve bunun için yapılması
gereken siyasi, sosyal, iktisadi, fikri birlikteliği yapmasıdır. Gençlik, küresel
İslam gücünün oluşturulmasında önemli bir kaynaktır. Ancak gençlerin temel
ihtiyaçlarının karşılanması halinde onlardan beklenen verim elde
edilebilecektir. Gençlerin bilim ve teknolojide sağladıkları ilerlemeler
İslam’a yapacakları en önemli hizmettir. Bunun da devlet politikaları
tarafından desteklenmesi gerekmektedir.
A. GİRİŞ
Küresel İslam gücünü yeniden canlandırmak fikrinde
gençlere çok iş düşmektedir. Bir toplumun enerji kaynağı gençleridir. Ancak, bu
durumda var olan gençlik kapasitesinin nasıl kullanılacağı, değerlendirileceği
önemli bir tartışma konusudur. Gençleri gerek fikri olarak, gerek ilmi olarak
ve gerek ameli olarak İslam’a katkı sağlayacak şekilde yetiştirmek
gerekmektedir. Bunun için yapılması gerekenler gençleri çok yönlü donanımlı,
İslami değerleri bilen ve yaşayan bir birey haline getirmektir.
Günümüzde gençlik dünya nüfusunun üçte birini
oluşturmakta ve bunların büyük bir bölümü de hızla kentleşen bölgelerde
yaşamaktadır. Bazıları da iş, barınak ve eğitim olanakları bulmak amacıyla
kentlere göç etmektedir. Gençlerin yaşamlarıyla ilgili beklentileri,
denetlenemeyen büyüme ve kaynakların yanlış kullanımı nedeniyle umutsuzluğa ve
toplumsal sorunlara dönüşmektedir (1).
Küreselleşme ya da global bütünleşme, global
entegrasyon, ülkeler arasındaki iktisadi, siyasi, sosyal ilişkilerin
yaygınlaşması ve gelişmesi, ideolojik ayırımlara dayalı kutuplaşmaların
çözülmesi, farklı toplumsal kültürlerin, inanç ve beklentilerin daha iyi
tanınması, ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması gibi farklı görünen
ancak birbirleriyle bağlantılı olguları içerir. Küreselleşme bir anlamda maddi
ve manevi değerlerin ve bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin ulusal
sınırları aşarak dünya çapında yayılması anlamına gelir. Bu değerler iktisadi
nitelikli olabildiği gibi siyasi, sosyal, kültürel Özellikte de olabilir (2).
Küresel İslam gücü, dünyadaki bütün müslümanların İslam’ın yararına olan bir
amaç etrafında toplanması ve bunun için yapılması gereken siyasi, sosyal,
iktisadi, fikri birlikteliği yapmasıdır.
GENÇLİĞİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
1) AİLE ve GENÇLİK
Toplumların yaşar kalabilmesi, önemli ölçüde gençlerin
nitelik ve niceliklerine bağlıdır. Demokratik bir ortamda yetişmiş olmak,
bağımsız kişiliği ve özgüveni olan, toplumsal ve kişisel çatışmaları en aza
indirmiş, yaratıcı, girişimci, özgür ve özerk bireyleri ortaya çıkarmaktadır.
Bir genç yaşama hazırlanırken, elde ettiği yetenekleri denetlemek, kendini
sınamak, gücünü ölçmek gereksinimi duymaktadır. Bir anlamda, kendini
gerçekleştirme arzusu içindedir. Kendini gerçekleştirebileceği ilk ve en önemli
kurum “aile”dir. Aileler tutum ve davranışları ile gençleri etkileyerek,
onların geleceğe hazırlar (3).
2) SAĞLIKLI GENÇLİK
Ünlü Türk büyüğü M. Kemal Atatürk’ ün dediği gibi
“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Gençlerin sağlıklarını koruma konusunda
bilinçlendirilmesi; koruyucu sağlık programlarının olması gerekmektedir.
Sağlığıyla ilgili bir sorunla karşılaşan gençlerin de kolaylıkla sağlık
hizmetlerine ulaşabilmesi sağlanmalıdır. Gençlerin daha sağlıklı bir yaşam için
spor yapmaları teşvik edilmeli ve gerekli olanaklar sağlanmalıdır.
3) GENÇLER ve EVLİLİK
Gençlerin, geç yaşta evlilik hayatına adım atması
önemli bir husustur. Bekar ve genç olan bireyler için, karşı cins oyalayıcı ve
zamanlarının çoğunu harcadıkları bir olgu haline gelmektedir. Oysa izdivacını
erken yapan bireyler, dışarıya harcayacağı zamanı ailesine ve görevlerine
harcamakta ve yapması gereken işe odaklanabilmektedir.
4) EĞİTİM -ÖĞRETİM
“Gençlerimizin geleceğini inşa etmeyi her zaman başaramayabiliriz,
ama onları geleceğe hazırlayabiliriz.” diyen Franklin D. Roosevelt eğitimin ne
kadar önemli olduğunun altını çizmiştir. Eğitim paydasında sorumlu olanlar;
başta aile olmakla birlikte devlet, toplum da aynı sorumluluğu paylaşmaktadır.
Fen ilimlerinin yanı sıra dini ilimlerinde öğretilmesi gerekmektedir. Dini
eğitimin sadece ailenin sorumluluğuna bırakılması son derece yanlıştır. Çünkü o
bireyin yetiştirilmesinde devlet birinci dereceden sorumludur. Şayet aile
sorumsuz ve bilgisizse çocuğuna gerekli dini eğitimi veremeyecektir. Bundan
dolayı böyle bir sorumluluğun devlet tarafından üstlenilmesi gerekmektedir. Bir
ülkede herkes alim olmak zorunda değildir. Herkes tıp bilimleri, fen bilimleri
veya sosyal bilimlerinde iyi olmak zorunda değildir. Ülkede doktora ihtiyaç
olduğu kadar işçiye de çiftçiye de ihtiyaç vardır. Ama herkes iyi ve kültürel
değerlere sahip bir insan olmak zorundadır. Herkes adalet duygusuna sahip,
dürüst, güvenilir olmak zorundadır. Bu da küçük yaşlardan itibaren verilecek
dini eğitimle mümkündür. Burada ayrı ayrı ahlak, namus, güvenilirlik
kavramlarını sayabilirdik ama din bunları da düzenlediği için dinin öğretilmesi
demek bunların hepsinin öğretilmesi demektir.
Sağlıklı ve donanımlı gençler elde etmek için
yapılması gerekenleri tartıştıktan sonra donanımlı gençliğin var olan
kapasitesini küresel İslam gücü oluşturmak için nasıl kullanılması gerektiğini
tartışalım.
YAPILMASI GEREKENLER
1) İŞGÜVENCESİ
Gençlerin kapasitelerini kullanabilmek için ilk
yapılması gereken şey, gençlerin gelecek ve geçim kaygısında olmamasıdır. Bunun
için gençlerin geçimini temin edeceği iş imkanlarının sağlanması, bu konuda
devletlerin özel politikalarının olması gerekmektedir. Nitekim geçim derdinde
olan bir birey toplumun ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenemez.
Gençlik çok önemli bir potansiyeldir. Ancak gelişmekte
olan veya geri kalmış ülkeler gençliğin enerjisini kullanamamakta aksine bu
enerji hayati gereksinimlerini karşılamak için çaba harcayarak heba olmaktadır.
Buna gelişmekte olan Türkiye’den heba olan gençliğe bakarak bir örnek verelim.
Türkiye’de “heba olan gençlik” kategorisine giren
milyonlarca kişi var. Bunlar:
• Ne öğrenim, ne de iş hayatında olan kadınlar–2,2
milyon civarında,
• Fiziksel engelliler –yaklaşık 650.000 kişi,
• Tüm ümitlerini kaybetmiş ve iş aramaktan vazgeçmiş
gençler –300.000 dolayında,
• Çocuk ve genç hükümlüler –22.000 kişi civarında,
Bu tabloya bakınca yaklaşık olarak; 3,5 milyon gencin
kapasitelerinin kullanılamadığı ve bunun ülkeler için büyük bir kayıp olduğunu
görmekteyiz (1).
Ülkelerin bu durumda olan gençlerin potansiyelini
değerlendirebilecekleri çözümler sunmaları gerekmektedir . Geçtiğimiz 10 yıl
içinde dünyada 155 ülke kendi ulusal gençlik politikalarını ve 168 ülke de
gençlik koordinasyon mekanizmalarını kurdu. Ülkeler, yavaş yavaş gençliğin
öneminin farkına varmakta ve gerekli düzenlemeleri yapmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde eğitim, sağlık, istihdam,
sosyal ve politik katılım konularını içine alan kapsamlı bir gençlik politikası
geliştirilmesine ve tüm sektörlerde gençlerle ilgili kuruluşlar arasındaki
koordinasyonun arttırılmasına ihtiyaç var.
Liseli bir bayanın ifade ettiği gibi; “Bir insanın
mantıklı ve doğru dürüst düşünebilmesi için koşulların iyi olması lazım,
karnının tok, üstünün başının iyi olması lazım. İnsanların kendi sorunlarını
düşünmekten, ülkeyi kalkındırmak için proje ve fikirler üretmeye vakti
kalmıyor. İnsanın önce bir işi olması lazım.” (1)
2) İSLAMİ KAYNAKLARIN GÜNCEL DİLLE GÜNÜMÜZE TAŞINMASI
İslami kaynakların yeterince anlaşılır bir dilde
yazılması gerekmektedir. Bu konuda bazı düzenlemeler yapılmalıdır. Dil
canlıdır, sürekli devinim halindedir. Her geçen gün değişmekte,
yenilenmektedir. Bundan dolayı gençler, atalarının diliyle yazılmış eserleri
anlamakta zorluk çekmektedir. Bu yüzden eski kaynakların günümüz diline
uyarlanarak tekrar basılması; gençlerin tarihlerinden faydalanabilmelerini
sağlayacaktır.
3) İSLAMIN TANITIMININ YAPILMASI
İslam’ın terörizmle ilişkiliymiş gibi gösterilmesi
konusuna değinilmesi gerekmektedir. Aydın, modern olarak sayılan batılı
toplumların müslümanlara bakış açısından dolayı müslüman olan gençlerde bile
gönüllü asimilasyon söz konusudur. Bundan dolayı, müslümanların görünüşünün
düzenlenmesi sadece gayrimüslimler için değil aynı zamanda kendimiz içinde iyi
olacaktır. Birçok kişinin; “İslam, geri kalmışların dinidir.” düşüncesinden
dolayı dinden soğuduğu, ateizme veya başka dinlere yöneldiği görülmektedir.
İslam’ı tanımayan ülkelerin, İslam fobisini yenmek için basın yayın organları, kültürel
tur davetleri, internet gibi sanal kaynaklar yoluyla tanıtımın yapılması
faydalı olacaktır.
Günümüzde sanal ortamın gücü yadsınamayacak
düzeydedir. Birçok Ortadoğu ilkesinde Arap Baharı olarak adlandırılan
değişimlerin organizasyonu sanal ortamdan sağlanmaktadır. Bu da gösteriyor ki
sanal ortamın gücü yadsınamayacak kadar çoktur. İslami gençlik de bu önemli
kaynağı İslam üzerindeki bu lekeyi temizlemek için kullanabilir.
4) BİLİM VE TEKNOLOJİ
İslam ülkeleri, bilim ve teknoloji alanında batılı
ülkelere göre geride kalmıştır. Dünya’ nın yedi gelişmiş ülkesi; ABD, Japonya,
Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada ve İtalya’ dan oluşmaktadır. Yediler
Grubu'nu oluşturan ülkeler dünya Gayri Safı Milli Hasılasının % 64'ünü üretir
ve dünya ticaretindeki payları ise % 52’ dir. Yediler grubunda bir tane dahi
Müslüman ülkenin olmaması; Müslüman ülkelerinin birçok açıdan geri
kalmışlıklarının bir göstergesidir. Bu geri kalmışlığımızın İslam’ a
atfedilmesi ayrıca Müslüman ülkelerinin böyle güzel bir dinin kendilerinden
dolayı lekelenmesinin yükünü taşımaları gerektiğini ortaya koymaktadır. “İlim
Çin’ de de olsa gidiniz ve alınız.” diyen bir peygamberin ümmeti olarak bu
konuda üzerimize düşen görevi yapmalıyız. İlim öğrenmenin ibadet sayıldığı
başka din yokken; hocamızın babamız kadar değerli olduğunu belirten başka din
yokken bizim dindarlık uğruna taassup gösterip dinimizde ruhbanlık olmamasına
rağmen sadece din ile ilgilenmemiz din adına yapılan ve dine zarar veren bir
yoldur. İslam ülkeleri, bilim alanındaki gelişmesini hızlandırmadıkça ne
yaparsa yapsın batılı ülkelere mahkum olmak zorundadır. Bu yüzden batılı
ülkelere eğitim için gönderdiğimiz öğrencilerin sayısının arttırılması ve yurda
dönüşlerini sağlamak için cazip maaşlar sunulması gerekmektedir. Üniversitelerimizde
akademisyen olarak çalışan hocalarımızın maaşlarının yükseltilmesi ve
akademisyenliğin cazip hale getirilmesi gerekmektedir. Bilim ve teknoloji
alanında sürekli teşvik edici ödüller, yarışmalar yapılmalıdır. Özetle bilime
ve bilimle uğraşana ayrı bir önem verilmelidir. Dinimiz elinde bir fidan olsa
ve kıyametin koptuğunu görsen yine de onu dik diyen bir dindir. Üretime,
çalışmaya o kadar çok değer veren bir dinin mensupları olarak bu kadar geri
kalmamız dinimizi ya yanlış anladığımızı ya da gerektiği gibi yaşamadığımızı
göstermektedir.
5) GENÇLERİBİR ÇATI ALTINDA TOPLAYACAK BİR KURULUŞUN
OLUŞTURULMASI
Bütün örgütler, belli bir amacın tartışılması, karar
alınması ve alınan kararların uygulanması için oluşturulur. Gençler arasındaki
diyalogu arttıracak ve önemli sorunların tartışılacağı bütün müslüman
gençlerini kapsayacak bir kuruluşun oluşturulması iyi bir fikirdir. Kuruluşun
yöneticilerini seçmek üyelerin oylarıyla olacak ve üyeler, aylık toplantılarını
yüz yüze görüşerek yaparken; diğer üyeler de internet aracılığıyla gerektiğinde
sunulan görüşleri oylayarak karar verme sürecine direk dahil olabileceği bir
ortam sağlanmalıdır. Güçler, birleşirse yapıcı ve büyük olur. Gençlerin gücünü
birleştirmek hiç ummadığımız kadar büyük gelişmeleri beraberinde getirecektir.
Günümüzde bu birlik enformasyon üzerinden ve enformasyon teknoloji kullanarak
yapılmalıdır. Özellikle genç nüfusunun bol olduğu İslam ülkelerinde bu
programlar düzenli olarak düzenlenebilir.
Büyük ortak payda dindir dolayısıyla din merkezli sivil
toplum organizasyonları oluşturulmalı ayrıntıda bölünmeden; ortak bir payda
etrafında birleşilmelidir.
6) GENÇLER ve KATILIM
“Diyaloğa girmek ve ortak kararlar almak”
yetişkinlerin davranış kalıplarını değiştirmeye istekli olması ve yeni çözümler
denemesi anlamına geliyor.
Gençler, ülkenin sosyal ve siyasi yaşamına, ulusal
insani gelişmeye önemli ölçüde ve yaygın bir katkı sağlayacak düzeyde
katılmıyor veya katılamıyor. Bu olgunun en başta gelen nedenleri arasında
ekonomik, davranışsal, kültürel ve siyasi faktörler vardır. Katılım, aileden
uluslararası platforma, okullara, işyerlerine, sağlık hizmetlerine, yerel ve
ulusal yönetimlere, kulüplere, sendikalara, parlamentolara kadar birçok düzeyde
gerçekleşmelidir.
Birleşmiş Milletler, gençlerin katılımını şöyle
tanımlıyor (1):
-ekonomik katılım (çalışma ve gelişme)
-siyasi katılım (karar alma süreçleri)
-sosyal katılım (toplum ve çevre faaliyetlerinin
içinde yer almak)
-kültürel katılım (sanat faaliyetleri, kültürel
değerler ve anlatım)
Gençlerin katılımının önemi yalnızca onların yeni ve
yaratıcı fikirlerini hesaba katmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda güçle
ilgili; gençlerin verilen kararlarda somut söz hakkına sahip olmasıyla
ilgilidir.
Gençliğin Durumu Araştırması, Türkiye’de gençlerin
ailenin karar alma sürecine katılımının düşük olduğunu gösteriyor. Gençlerin,
hangi televizyon kanalının seyredileceği veya ailece nasıl/neyle zaman
geçirileceği gibi gündelik konularda bile kararlara katılım düzeyi düşük:
sırasıyla %55 ve %52. Bu oran, aileyi ilgilendiren ekonomik konulara gelince
%43’e düşüyor. Aile kararlarına katılım, ailenin sosyoekonomik statüsü ve
çocuğun yaşı düştükçe daha da geriliyor. Ailede karar verme sürecinde
önemsenmeyen bireyin gençlik zamanında sorumluluk verildiğinde sağlıklı
kararlar alması beklenemez. Çünkü karar verme; özgüven, sorumluluk alabilme
yetisi gerektirmektedir. Sağlıklı ve verimli düşünen gençlik için her alana
katılımı teşvik edilmeli ve küçüklüğünden itibaren özsaygısının oluşması için
yardımcı olunmalıdır (1,2,3,4).
İslam dininin sanılanın aksine sadece namaz oruç dini
olmadığını kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’ e bakarak anlayabiliriz. Dr. Ali
Şeriati’ nin yaptığı Suer isimlerinden yola çıkarak oluşturduğu tasnif
çalışması sonuçları aşağıdadır (5).
· Maddi ve doğal olgular 29 sure % 26,6
· Akide ve fikri öğreti 22 sure % 24,14
· Toplum, siyaset ve sosyal sınıflar 27 sure % 22,5
· Tarih ve tarih felsefesi 17 sure % 14,14
· Ahlak ve davranış 4 sure % 3,3
· Mali meseleler 4 sure % 3,3
· İbadetler, şiarlar ve dini merasimler 2 sure % 1,7
Selam Aleykum...
Önecelikle aramıza hoşgeldiniz deyip ilk yazınızdan dolayı tebrik ederim. Yazınız genel manada genç nesil'in sorunlarını ve bu sorunların çözümünü içermesi bakımından güzel ve doyurucu olmuş. inşallah bundan sonraki yazılarınızda da aynı başarıyı devam ettirirsiniz. Selam ve Dua ile...
#FFFFFF">
anms
14-02-2012, 07:38:15
#FFFFFF">
Tamamen batı eksenli bir bilim geleneğinden beslenmiş ,kendi toplumunu tanımayan dar bir bakış açısı,bunlarla çok şey kaybettik...
#FFFFFF">
esra doğru
17-02-2012, 09:16:23
#FFFFFF">
Sayın anms, acaba neresi batı kaynaklı, açıklar mısınız? Sadece yorum yazmak olmaz, birbirimize yapıcı eleştiriler sunmalıyız, yıkıcı değil. Teşekkürler
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.