Geçenlerde
değerli bir âlimimizin Ali Şeriaiti hakkında yazısını okuduğumda bir genç
olarak Şia’nın aydınlık geleceğinin ufuklarında karanlıkların gezindiğini fark
ettim. Bir an olsun Şam’a gidip orada yatmakta olan Ali Şeriati’nin mezarını
ellerimle kazmayı ve o aydın kişiliği çıkarıp Türkiye’ye getirmeyi ve kendisi
gibi Şii olan halkın gözleri önünde Ömer Muhtar gibi idam etmek istedim.
Ölümünün
üzerinden otuz üç yıl geçmesine rağmen hala Şeriati’nin varlığı maalesef
üzülerek söylüyorum ki birilerini hala rahatsız etmekte. Zaten o bunu yıllar
önce söylememiş miydi?
“Sizi
rahatsız etmeye geldim.”
Geldiğinde
rahatsız ettiği yetmezmiş gibi gidişinin üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen
hala rahatsız etmekte.
Şeriati’yi
budamak için nedense her zaman birilerinin yaptığı gibi Ayetullah
Mutahhari’nin; İslami bir mektepte yetişmeyen birinin İslami konularda
konuşmaya hakkı yoktur.”sözünü getirmiş ve anlatmak istediğini de çok güzel bir
şekilde okuyucuya sunmuştur.
Ben
ilk kez bu konuda detaylara girmeden değerli Âlimimizin bu mektebe olan
hizmetleri ve samimiyetinden dolayı kısaca ele almayı düşünüyor ve söyleyeceğim
sözlerin bazı gruplar tarafından yönünün değiştirilmeden idrak edilmesini
temenni ediyorum.
Ayetullah
Mutahhari’nin sözünü kendisine ölçü edinen bir büyüğümüzün sözüne karşılık mektebimizin
en büyük ölçüsü olan “Vahdet” kavramından söz etmek istiyorum.
Nitekim
bu gibi meseleler İran’da iç meseleler olup büyük ulema bile söylemiş olsa bunu
birileri karşısında koz olarak kullanmak ve birilerini bilgilendirmek amaçlı
olsa da konuyu dışarıya aksettirmek ne kadar doğru bu konuyu da değerli
okuyucuya bırakmaktayım.
Değerli
âlimimiz yazısında Şeriati hakkında şöyle diyor;Şeriati Fransa’dan İran’a döndüğünde İran’da birçok grup ve parti
vardı. Bu gruplardan birisi de komünizmdi. Öncelikle komünizmin yıkılmasında
çalışmalar yapıp da kendisini halka kabullendiren Şeriati sonraları bir grup
gençliğin yanlış düşüncelere sapmasına sebep olmuştur.
Yazarın
belirttiği ve Şeriati’nin de yıkılması için çabalar sarf ettiği o parti, Devrim
süreci içerisinde Batı emperyalizmine karşı (kendi ideolojisi için) faaliyet
gösteren Sovyet Rusya destekli “Tudeh Partisi” olup, İmam Humeyni’nin
Fransa’dan dönüşünden bir süre sonra casusluk faaliyetlerinden dolayı
kapatılmıştır.
İşin
iç yüzünü bilmeyenler ve İran devrim tarihi sürecini okumayan birileri için,
İmam Humeyni Fransa’dan gelmeden önce Tudeh Partisini kullanıp devrimi
yaptıktan sonra da bu partiyi kapattığını söyleyebilir miyiz?
İmam
Humeyni’nin de Şeriati gibi bu partiyi yıkmadan önce kendini halka
kabullendirme gibi bir derdi olduğunu savunabilir miyiz? Ya da Şeriati’nin İran
devrimi için başlattığı bağımsızlık hareketi İmam Humeyni’nin İran’a gelişi ile
hızlandığı ve bu partinin kapatılmasında Şeriati’nin de çabası olduğunu
kabullenebilir miyiz?
Sizce
hangisi uyuyor? Sizce hangisi daha mantıklı?
Yazar
yazısının devamında;Muhterem
okuyucu! Bizim Şeriati’ye karşı hiçbir art niyetimiz yoktur. Bizler daima
mektebe hizmet edip te hakkı yaşamak ve yaşatmak isteyen herkesin yanındayız.
Ama herhangi bir şahıs kim olursa olsun bilinçli veya bilinçsizce mektebimize
ve mukaddes inançlarımıza toz kondurmak istediği zaman bizim tepki göstermemiz
gayet doğal olacaktır.
Değerli
okuyucu bilin ki bizim Âlimlere karşı hiçbir art niyetimiz yoktur. Bizler daima
kendi aydınlarına, geleneklerine ve değerlerine değer veren gençler olup, kendi
aydınlarını önemsemeyen ve değer vermeyen topluluğa karşı fıtri olarak karşılık
göstermiş olduğumuz etki tepki meselesini gündeme getirme çabası içindeyiz.
Ve
yine değerli yazarın yukarı da belirtmiş olduğu paragrafa ve ele aldığı bu
konuya İmam Ali’den cevap vermek istiyorum; İmam Ali (a.s) Malik bin Eşter’i
Mısır’a vali tayin ederken ne buyurdu?
“
Ey Malik! Bizim hizmetimizde bulunmuş kişiler gaflete düşüp hata yapsalar bile
onlara ihsanda bulun hürmetle yaklaş.”
Bazıları
yine bizi Âlim karşıtı olarak lanse etmeye ve bu yazımızı provake etmeye
çalışabilirler ama biz yine kendi sözleri ile cevabımızı vermek niyetindeyiz.
Ve
yazar son paragrafını şöyle bitirmekte;
Ama herhangi bir şahıs kim
olursa olsun bilinçli veya bilinçsiz mektebimize ve mukaddes inançlarımıza toz
kondurmak istediği zaman bizim tepki göstermemiz gayet doğal olacaktır. Zira
böyle bir atılım fıtri bir duygudur. Çünkü din sevgi, nefret, tevella ve
teberradan ibarettir.
Şeriati
İran İslam Cumhuriyetinin ve devrimci gençliğin sönmeyen meşalesi olup, bu
aydın hakkında söz söyleyen kişilere tepkisel olarak yazı yazmamız gayet doğal
olup zira böyle bir atılım bizim Büyük Ulemanın söylediği gibi “İran İslam
Cumhuriyetine hizmet İmam-ı Zaman’a hizmettir.”sözünü tasdik etmemiz ve
kabullendiğimiz anlamına gelmektedir.
Peki,
Ali Şeriati’nin bilinmeyenleri nelerdir?
1-Kalıpları yıkan,
eleştirilmez denilenleri eleştiren, Peygamberlerin yaptığı gibi önce kendi
ailesi ve çevresinden tebliğe başlayan (Anne-baba biz suçluyuz) kitabının
yazarı.
2-Saf İslamı öğrenmek
için hayatını adayan, Hür olarak yaratılan insanın bireysel konularda sadece
Allah ile İstişare edeceğini ve herhangi bir kuvvete bağlı olan kişilerin ilahi
emirlerden uzak olduğunu (Ali Şiası-Safevi Şiası) kitabını yazan bir aydın.
3-İmameti ulaşılmaz
gök âleminden yer âlemine indiren, savaş meydanlarında herkesin korkutuğu ve bu
yüzden onu tanımaktan çekinen binlercesi için İmamet’in sancaktarı olan Ali’nin
(a.s) bu ümmetin elinde nasılda anlaşılmaz olduğunu anlatan (Ali) adlı kitabın
yazarı.
4-Unutulmuş
rivayetler arasından özenle çıkarılıp bizlere Tevhid kavramını ve Hz.
İbrahim’in felsefesini anlatan (Hacc) kitabının yazarı.
5-Yaşadığı dönemde
etkin olan materyalist akımları eleştirdiği, halk yığınlarına afyon olan sahte
dinlerle savaşan bir Mucahid (Dine karşı Din) kitabının yazarı.
6-Yıllarca sahte
dindarların elinde oyuncak olup,İslam öncesi cahiliye döneminde bile bu kadar
hakarete uğramayan, hakkı yenilmeyen kadını Peygamber ve Ali’nin gözüyle nasıl
bir makama sahip olduğunu anlatan( Fatıma Fatıma’dır) adlı kitabın yazarı.
O bir din âlimi değildi ve onu
yargılarken Alim sıfatı ile değil aydın sıfatı ile yargılamalayız
.
O yukarıda belirttiğimiz gibi iyi
bir yazar aynı zamanda toplum bilimcisi olup kendi toplumu üzerinde idealleri
uğruna savaşan bir Mücahit idi.
O yıllar önce Vahdet kavramının
insanlar arasında bağdaştırıcı ve bağlayıcı rol oynadığını anlayan ve her zaman
insanlara bunu anlatmak isteyen İslam aşığı bir şahsiyet idi.
Onun Sünniler içinde Şii, Şiiler içinde
Sunni olarak görülmesi de onun ne kadar vahdetçi bir ruha sahip oluşunun en
büyük göstergesi idi.
Sözümü bilindik bir cümle ile
bitirmek istiyorum.
Eğer bu gibi aydınları Büyük Ulemanın
sözleri ile yargılamak doğru ise, Aydınları eleştiren Âlimleri de Ulemanın Piri
olan İmam Humeyni’nin sözleri ile yargılamak bizler için daha doğrudur.
Sözlerimi Rast haberin bu yazımı
yayınlayacağı ümidi ile bitirirken,Başta değerli yazar ve alimimiz ve diğer
Ulemanın,kendi değerlerine sahip çıkan gençlerin olduğunu bilmelerini
istiyorum.Selam ve dua ile…
"Onun Sünniler içinde Şii, Şiiler içinde Sunni olarak görülmesi de onun ne kadar vahdetçi bir ruha sahip oluşunun en büyük göstergesi idi."
Bu yazı ile aynı zamanda Ali Şeriati'ye genel bir bakış oluşturmuş oldunuz.
Allah razı olsun..
#FFFFFF">
murat nazlı
02-02-2012, 12:52:14
#FFFFFF">
FATİH KARDEŞE YAZISI İÇİN TEŞEKKÜR ETMEK LAZIM...........çünkü bazı yerlerde ali şeriati ile ilgli olumsuz yazılar çıkmaya başlamıştı?*******ali şeriati hatasız değil..ama meselemiz - işimiz hata aramak da olmamalı?**** yıllar önce kitap olarak yazılmayan konferanslardan derlenen yazıların hatalı olması gayet normal..ali şeriati de hatalarını kabul ediyor..ama bizzat kendisi bunları düzeltecek zaman bulamadan vefat etti.biz onun hem iran gençliğine hemde islam dünyasına verdiği mesaj ve yeni düşünce ufuklarına bakalım.ehlibeyt mektebi için yaptığı hizmet ve çektiği çileler nedeniyle allahtan rahmet diler yetiştirenlerede minnet borcu oldumuzu unutmayalım vesselam.....
#FFFFFF">
Hucr...
02-02-2012, 13:04:42
#FFFFFF">
Saygı değer Fatih Kardeşim ben Ali Şeriati'yi ciddi derecede sevmekte ve onun eserleri ile beslenmekteyim. Özellikle Hacc Kitabı benim ufkumu açtı diyebilirim. Sormak istediğim şudur... Aşağıda ismi yazılı olan Müçtehitlerin Ali Şeriati Hakkında cevapları konusunda siz ne dersiniz? Bu fetvalar doğru mudur yoksa Ali Şeriatiye İftira mıdır? Eğer doğru ise bunca Müçtehit bir şeyleri anlayamadı mı? Eğer yanlış ise Müçtehitler nerde yanlış yaptı?
AYETULLAH HOİ'YE SORU:
Aşağıdaki konuları içeren dergi ve kitapların alınıp satılmasının hükmü nedir?
1- Peygamber “Ben Peygamberlerin sonuncusuyum” derken insanlara sonsuza dek yeterli olduğunu söylemek istemiyor. (İslam Şinasi, Tus Basımı s.69, satır:10)
2- Birden fazla eşe sahip olmak kadınlar için bir nevi cinayettir. (İslam Şinasi, Tus basımı, s.508 satır:10-12)
3- Ali ve yarenleri haricinde İslami siyaseti yönlendirenler (Halifeler): “İşlerinizde birbirinize danışın” ayetine dayanarak belirlenmiş KADERİ aydınlatmak için Sakifede bir araya geldiler. (İslam şinasi, tus basımı s.83 satır: 20)
4- Muhammed bir putperestin kucağında büyüyor. Her ne kadar doğruysa da İslamı yaymasının yanı sıra Abdulmuttalip ve Ebu Talibi de şirkten temizlemeye çalışıyor. Peygamber, tarihinin bu büyük kahramanını bu büyük evden, saygı değer ve şerif bir insan olarak halka tanıtmak istiyor ve bu da insanın özlem duyduğu genel bir eylemdir. (İslam şinasi, tus basımı s.462, satır: 20)
5- Peygamber şöyle buyurdu: “Ebubekirin kapısı hariç bütün kapılar kapansın.” (İslam şinasi, tus basımı, s.436, satır: 20)
6- Müzik İslami hünerlerden biridir. (Çe Bayed Kerd, s.124, satır: 13)
7- Peygamber Ebubekirin sağ tarafına oturarak namaz kıldı. (İslam şinasi tus basımı, s.445, satır: 19)
8- Muhammedin Medine de sadece bir benzeri var. O da Yahudi bir şahıstır. (Mesuliyet-i Şia Buden, s.21, satır:19)
CEVAP:
BİSMİHİ TEALA… BELİRTİLEN MEVZULAR BATILDIR. BU TÜR MEVZULARI İÇEREN VE İNSANLARI SAPIKLIĞA SÜRÜKLEYEN HER KİTABIN ALIM VE SATIMI VE BULUNDURULMASI CAİZ DEĞİLDİR. (23 Recep 1368)
SON ZAMANLARDA TAHRAN’DA DUYULANLARA GÖRE ALİ ŞERİATİ’NİN ESERLERİNDE EN KÜÇÜK BİR HATA GÖRMEDİĞİNİZİ VE ONU TASVİP ETTİĞİNİZİ DUYDUK. GERÇEKLERİN AYDINLANMASI İÇİN BİR AÇIKLAMA YAPAR MISINIZ?
CEVAP:
Bismihi Teala… Ben, Ali Şeraitinin yazmış olduğu eserleri kesinlikle ONAYLAMADIM ve böyle bir sözü kimseye de söylemedim. Onun yazmış olduğu konular yanlış olup İslam dini kaynakları tarafından kesinlikle kabul edilemez.
SON ZAMANLARDA “TEŞEYYÜ-Ü ALEVİ ve TEŞEYYÜ-Ü SAFEVİ (Ali şiası ve Safevi şiası), MESULİYET-İ ŞİA BUDEN, PEDER MADER MA MÜTTEHEMİM (Anne – Baba Biz suçluyuz), İSLAM ŞİNASİ, ALİ ŞERİATİNİN KALEME ALDIĞI BU KİTAPLAR İRŞAD HÜSEYNİYESİ TARAFINDAN YAYINLANDI. MUKADDES ŞİA MEZHEBİNİN AKSİNE VE PEYGAMBERİ EKREMİN SON PEYGAMBERLİĞİNİ NEFYEDEN BİR ÇOK KONULAR GÖRÜLMEKTEDİR. EHL-İ BEYT İMAM’LARININ ŞAHSİYETLERİNE VE DİNİ MUKADDESLERE KARŞI YAPILAN BİR ÇOK ALAYLARI BU KİTAPLAR İÇERMEKTEDİR. BU SORUYA İMZA ATANLARIN SİZDEN RİCASI HEM ADI GEÇEN KİTAPLARA VE HEM DE İRŞAD HÜSEYNİYESİNE KATILMAYA KARŞI GÖREVİMİZİ BELİRLEMENİZDİR. (Beş Bin kişi tarafından sorulup imzalanan mektup)
CEVAP:
Bismihi Teala… Üstte adı geçen kitaplar, saptırıcı kitaplar olup okunması ve onlara müracat edilmesi caiz değildir. Allah’u Teala’dan gençleri vesveselerden, şüphelerden, saptırıcı ve zehirleyici kitaplardan korunmasını dilerim. (24 RAMAZAN)
LÜTFEN SİZE GÖNDERDİĞİMİZ ŞU KİTAPLARI (Teşeyyü-ü Alevi ve Teşeyyü-ü Safevi, Peder ve Mader ma Muttehemim, Fatıma Fatıma’st, Mesuliyeti Şia Buden, Şehadet) OKUYUP BUNLAR HAKKINDA Kİ GÖRÜŞÜNÜZÜ BELİRTİR MİSİNİZ?
CEVAP:
Bismihi Teala… Her ne kadar da hastalık nedeniyle gönderdiğiniz kitapları tamamen okuyamadıysam da göz attığım kadarıyla adı geçen kitaplar Şia mektebiyle bağdaşmamaktadır. Hatemiyeti inkar etmek, İslam dininin zaruri inançlarını inkar etmek demektir.
AYETULLAH SEYİD MUHAMMED KAZIM ŞERİAT MEDARİ’YE SORU:
SON ZAMANLARDA TAHRAN DA ŞAYİAN OLAN BİR HABER DUYDUK. BU HABERE GÖRE SİZİN ALİ ŞERİATİ’NİN “DAR-UT TEBLİĞ” YAYINEVİ TARAFINDAN SATILAN KİTAPLARINI TASVİP ETTİĞİNİZİ DUYDUK VE ONUN ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN BAŞSAĞLIĞINDA BULUNDUĞUNUZUN SIHHATİ VAR MIDIR?
CEVAP:
Bu hakirin böyle bir konudan haberi yoktur. Benim adıma mal edilen böyle bir şeyi yalanlıyorum.
TAHRAN DA YAYILAN BİR HABERE GÖRE ALİ ŞERİATİNİN KİTAPLARINI ONAYLADIĞINIZI DUYDUK. BU KONUDA AÇIKLIK GETİRİR MİSİNİZ? ACABA BU TÜR KİTAPLARI OKUMAMIZIN SAKINCASI VAR MIDIR?
CEVAP:
: Bismihi Teala… Ali Şeriatının zikrolunan kitapları bir çok batıl konuları içermektedir. Bu kitapların doğruluğunu ve yanlışlığını ayırt etmeye ilmi kudreti olmayan ve alim olmayan şahısların onları alması, satması ve okuması haramdır. (25 Hicri Kameri 1397)
YUKARIDA ŞİA'NIN 7 BÜYÜK MÜÇTEHİDİNİN KENDİLERİNE BU KONUDA SORULAN SORULARA VERDİĞİ CEVAPLARI OKUDUNUZ. BUNLAR SİZE DOĞRU OLABİLİR Mİ? YOKSA MÜÇTEHİTLERİ YANILTTILAR MI? YOKSA MÜÇTEHİTLER ADINA İFTİRA MI ATILDI?
Bilindiği gibi Ali Şeriatı ile Üstad Mutahhari uzan bir süre Hüseyniye-i irşad'da birlikte çalışıyorlardı. İlk önceleri oldukça samimi ve birbirine yakın idiler. Ama bir müddet sonra aralarına kara kedi girdi, fikri ayrılıklar ortaya çıktı. Bu fikri ayrılıklar yüzünden Hüseyniye-i irşad'ın kurucularından sayılan Mutahhari, 1972 yılında buradan ayrıldı. (Erzyabi-i Münasebat-i Fikri-i Şeriatı ve Mutahhari) Elbette ki Mutahhari, Ali Şeriati'ye karşı iki farklı şekilde yaklaşıyordu. Halkın geneline hitap ederken vahdet ve beraberliğin bozulmaması için maslahatı gözeterek konuşurdu. Ama özel konuşmalarında Üstad Ali Şeriati'ye oldukça sert çıkışlar yapıyordu.
Bazılarının dediği gibi "bir santimlik bir okyanus" idi Şeriati. Her şeyden önce Şeriati topluma ideolojik bir kimlik kazandırmak ve kendisi de ideolog olmak istiyordu. Halbuki bir ideoloji, belirli bir fikir ve düşünce çerçevesinde değerlendirilmezse insanı büyük bir açmaza sokar. İdeolojiler kültürün hizmetinde olursa faydalıdır. Aksi taktirde yarardan çok zarar getirir.
Nitekim Dr. Şeriati bazı yerlerde protestanizm'i kabul ederken, bazı yerlerde de açıkça reddetmiştir. Bu hususta "Rönesans'ın iktisadi kökeni" (s. 67) adlı eseri ile Mecmua-i Asar (24/s. 76) eserine müracaat eden herkes Doktor'un bu paradoksunu açıkça görür. Doktor'un bu çelişkisi bir çok yerde göze çarpmaktadır. Hatta bazıları bu hususta Doktor'u belirli ilkelere inanan ve tüm fikirlerini bu ilkeler çerçevesinde geliştiren bir düşünür olarak kabul etmiyorlar. Şeriatı'yi çeşitli hususlarda bir takım önerileri bulunan ıslahatçı olarak görüyorlar.
Yani Dr. Şeriati geleneksel din anlayışına karşı çıkıp bir takım hurafeleri temizlemeye çalışırken bir takım yeni hurafelerin ortaya çıkmasına fazla dikkat etmiyordu.
Dr. Şeriati ise sosyolog ve bir yere kadar da tarihçi birisiydi. Bu cihetten inkılab öncesinde Üstad Mütahhari yeni genç nesil üzerinde fazla bir etkinliğe sahib olamadı. Dr. Şeriatı’nın de din ve asil dini düşünce planında uzman bir insan olmadığından gittikçe dinin asil manasından uzaklaşmasına neden oldu.
Dolayısıyla diyoruz ki İslam inkılabı eğer İmam Humeyni, Dr. Beheşti, Bahuner, Mütahhari, Tabatabai vb. alimlerin elinde değil de Şeriati, Bazurgan, Beni Sadr, Abdülkerim Sürüş vb. aydınların elinde kalsaydı kesinlikle bu inkılab birkaç ay sonra biter ve yok olurdu.
Yani bu aydınların anadili "batı", yabancı dili İslam'dır. Dolayısıyla ne kadar bilgili olsalar da İslam'a sonradan aşina olmuş, ilk etapta Batılı düşüncelerle tanışmışlardır. Ayrıca Batılı düşünce tarzını İslam'dan daha iyi bilmektedirler. İslam hakkında genel bir takım bilgileri vardır. Bu yüzdendir İkbal Atatürk'ü överken, Şeriatı de büyük İslam alimlerine dil uzatmaktan geri kalmamıştır.
Mütahhari ve Şeriatı arasında en büyük ihtilaf tarih felsefesi hususundadır. Şeriatı bu hususta tümüyle komünizmden etkilenmiştir. Tarih felsefesi tümüyle Marksist felsefenin ürünüdür.
Üstad Mütahhari ile Dr. Şeriatı’nın ihtilaf ettiği konulardan biri de "son peygamberlik" meselesidir. Dr. İkbal lahuri ve Dr. Ali Şeriatı bu hususta aynı düşünceleri paylaşmaktadır. Dr. Şeriatı bu hususta şöyle diyor: "Peygamber "son peygamber benim" derken "benim dediklerim insana kıyamete kadar yeter." demek istemiyordu. Aksine demek istiyordu ki insanların yaşamları için şimdiye kadar düşünce ve insani terbiyenin ötesinde bir hidayete ihtiyacı vardı. Ama Roma, Yunan ve İslam medeniyetinden sonra insanın terbiyesi lazım olduğu kadarıyla gerçekleşmiştir. Bundan sonra insan vahy olmadan, yeni bir nübüvvete gerek kalmadan da yaşayabilir. O halde artık nübüvvet sona ermiştir, kendiniz yola düşünüz... Artık vahyin elinden tutmasına ihtiyacın yok senin. Akıl vahyin yerini almıştır. Elbette bu akıl asırlardır vahyle terbiye edilmiş ve buluğa ermiştir." (İslam Şinasi s. 63-64)
Şeriati ile Mütahhari arasındaki en büyük ihtilaflardan biri de mucize konusudur, îkal ve Şeriati ne yazık ki bu hı Cont'un düşüncelerinden etkilenmişlerdir. Peygamberin Knor'an mucizesi dışında hiç bir mucizesinin olmadığını söylemektedirler. Halbuki bu doğru bir şey değildir. Bizzat Kur'an ile Sünni ve Şia arasında mütevatir derecesinde olan bir takım rivayetler peygamberin Kur'an dışında da bir takım mucizelere sahib olduğunu göstermektedir. Aslında Dr. Şeriatı’nın en büyük hatası dini bir din olarak algılamamağıdır. Şeriati dini de sadece sosyolojik açıdan ele alıyor ve dini toplumsal boyutlarda inceliyordu. Hatta İslam'da Allah'ın birliğini ifade eden tevhit ilkesini bile toplumsal açıdan ele alıyor, düşünsel ve itikadi boyutlarım önemsemiyordu. Nitekim İslam şinasi kitabında (Mecmua-i Asar 23 s. 221) şöyle diyor: "Tevhidi dünya görüşünde tevhit Allah'ın birliğini ifade etmektedir. Yani Allah birdir, eşi yoktur. Bu bir inançtır, tabudur ve doğmadır. Zihni bir ilkedir. Hiç bir faydası da yoktur. Ama dünya görüşü ideolojik boyutlarda ele alınırsa ameli bir değer kazanır."
"Eğer insan, dindar bir aydın olmazsa sadece insan olarak düşünülürse Marksist olmalıdır. Kurtuluş yolu da budur. Marksist ahlak da İslam ahlakıyla birdir." (Mecmua-i Asar 23 s. 350
Şeriati bir aydındı. İslam alimi değildi. Bu yüzden de bir çok yanlışlıklarının olması doğaldır. Önemli olan Şeriatı’nın bu yanlışlıklarını tespit edip, ortaya koymak ve reddetmektir. İnsan hiç bir hususta delilsiz hareket etmemelidir. Delilsiz bir şeyi kabul etmek ne kadar kötüyse, delilsiz bir şeyi inkar etmek de o kadar kötüdür. Dolayısıyla Şeriatı’yi de doğru ve hatalarıyla ele almak gerekir. Ama ne yazık ki bu hususta iki tarafta da birçok aşırılıklar yapılmıştır. Bazı insanlar Ali Şeriatı’nın komünist materyalist ve hatta casus olduğunu bile iddia ederken, bazıları da Şeriatı’yi göklere çıkarmış, öve öve bitirememişlerdir. Halbuki her ikisi de kötüdür. Kum'da Şeriatı’nın kitaplarını satan bir dükkan saldırıya uğradığında ne kadar üzüldüysem ve bu olayı kınadıysam, Ali Şeriatı’yi hatasız kabul edenlere de üzülüyor ve kınıyorum.
Ali Şeriatı Batı'da yetişmiş bir aydındır. Mütahhari ise tüm ömrünü İslami ilimleri tahsil yolunda geçirmiştir. Mütahhari ile Şeriati bir olabilir mi?
FATİH KAHRAMANİ KARDEŞİM BÜTÜN BUNLARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
SİZCE BU MÜÇTEHİTLER, MUTAHHARİ, KADİR ÇELİK VE DAHA BİR ÇOK ALİM... "ALİ ŞERİATİ" KONUSUNDA YANLIŞ MI YAPTI?
BUNDAN 4-5 YIL EVVEL KEVSER YAYINLARININ SEÇKİN BİR ALİMİNE BUNLARI OKUDUĞUMDA ALİ ŞERİATİYİ SORMUŞTUM. BANA "MURTAZA MUTAHHARİYİ" İŞARET EDEREK ONA YÖNELMEMİ İSTEMİŞTİ. BUNLARIN NEDENİ NE OLABİLİR?
#FFFFFF">
H.Rızaoğlu
02-02-2012, 15:16:15
#FFFFFF">
Bismillahirrahmanirrahim
Değerli yazar emeğinize sağlık gerçekten güzel bir yazı kaleme almışsınız... Rahmetli imam cihad-ı ekber kitabında anlatılmak isteneni ya da olması gereken ulema modelini o kadar net açıklamış ki... Ben şunu belirtmeyi kendime bir vazife biliyorum. Bugün Türkiye'nin bir çok şehrinde Ehlibeyt öğretileri , İmam Ali(a.s)'ın fazilet cetveli üzerine yüreğini koyan ya da Hz.Hüseyin (a.s)'in Kerbalasına sözde değil özde yanıp tutuşan "risaletin karşılığının yegane bedeli olan sevgiye" doğru hicret eden diğer mezheplerden kardeşlerimiz de var.Ve bunda İmam Rahmetli Ruhulllah Humeyni'nin ve Ali Şeriati'nin katkısı çok büyük... Ben kulaktan dolma haberlerin değil, birebir bu arkadaşlarımla ettiğim sohbetlerin şahidiyim. Hakiki sünnet ışığını bulan bu kardeşlerimizi ve bu kardeşlerimizin gönüllerinde Hüseyni izler bırakan birini yok sayar gibi yapmak ,eleştiri yağmuruna tutmak İmam Hüseyin(a.s)in Kerbela'da ki mesajlarına yakışır mı ? Rahmetli Şeriati'yi maazallah masum kılıfına sokup hatadan beri etmek,ondan dört dörtlük olmasını beklemek İmam Ali'nin yalnız geçirdiği günlerin haleti ruhiyesini gönülllere işleyebilir mi ? Hangi statüde olursak olalım önce kendi aynamıza bakarak yanlışlarımıza parmak sallayalım..Diyelim gerçekten Şeriati'nin bilinmeyen sahte yüzü var.Bizler acaba kendi bilinmeyenlerimzi aşikar etme cesaretine sahip miyiz? Mümin sözleriyle değil amelleriyle değer kazanır.Şununda altını çizmek istiyorum Şeriati'yi anlamaya çalışanlar kesinlikle ulema düşmanı değil...Peki Ulema'yı anlamayı gayret gösterenlere neden Şeriati 'ye karşıt fikirler birilerince empoze ediliyor? Bilinmelidr ki zaman hüsran zamanıdır.Zaman İmamın zuhurunun hasretiyle yanıp tutuşan zamandır.İstişareye müraacat özgürlük ise özgürlüğe kavuşacak günlerin ümidiyle...
#FFFFFF">
Hucr...
02-02-2012, 17:14:26
#FFFFFF">
Ayrıca şunu belirtmeyi unuttum Yazar kardeşim.
EĞER YUKARIDA İSMİNİ SIRALADIĞIM MÜÇTEHİTLERİMİZİN KENDİLERİNE SORULAN SORULARA VERDİĞİ CEVAPLARIN, ORJİNAL HALİNİ, KAŞELİ, KENDİ EL YAZILARI İLE VE FARSÇA HALİNİ SİZE SUNSALAR SİZ BUNLARI KABUL EDER MİSİNİZ?
YANİ BEN BURADA ALİ ŞERİATİ'Yİ SİLİN DEMİYORUM. FAKAT BÖYLE BİR DURUMDA YİNE DE AYNI İDDİA VE DÜŞÜNCENİZİ SAVUNUR MUSUNUZ? AYETULLAH HOİ VE DİĞER BÜYÜK ALİMLERİN O SÖZLERİNİ ALİ ŞERİATİ İÇİN GÖRMEZDEN GELİR MİSİNİZ?
NOT: Ben Yazınızda ismini zikretmediğiniz fakat tahmin ettiğim Alime telefonla ulaştım. Kendisine yazınızdan bahsettim. Kendisi bende Müçtehitlerin kendi el yazmaları ile kaşeli, cevapları mevcuttur dedi. Dilerseniz O alime sizde ulaşabilir ve o cevapların Farsça el yazması orjinal halini alabilirsiniz.
#FFFFFF">
S.Hüseyin Beheştî
02-02-2012, 17:19:52
#FFFFFF">
Sayın Hucr rumuzlu üstadım...
Öncelikle dile getirdiğiniz meselelerin herbiri kesinle vardır... Yalan değildir ancak belli çizgileri vardır...
1- Müctehidlerin şahıs ve meseleler hakkında verdikleri fetvalar ancak o dönemin şartları açısından değerlendirilmelidir. Yani şöyle ifade edeyim, fıkhi meselelerde verdikleri fetvalar fıkhi hüküm olarak değerlendirilir ve yeni bulgular olmadığı sürece de geçerlidirler... Ancak şahıslar ve şahıslarla ilgili sözleri ancak o dönemin sosyo-kültürel şartlarıyla ilintilidir ki bu şahısların alelade islam düşmanlığı yapmamaları şartıyla... Mesela Salman Rüşdi ya da Necib Mahfuz meseleleri sürekli geçerli bir meselelerdir çünkü islama saldıran insanlar tövbe de etmemişlerdir. Ancak aynı şekilde Abdulkerim Suruş'u öven müctehitler de vardı ki, bugün yaşasalardı şayet onu da aynı şekilde eleştirirlerdi. Çünkü insanların değişme durumu vardır. Ali Şeriatiyle ilgili fetvalara da dikkat ederseniz dönemin çıkmazları içerisinde onun kitaplarının insanların anlayış kapasiteleri dışında kalarak farklı yorumlandığı göz önünde bulundurulduğunda anlam kazanacaktır. Rahmetli Mutahhari konusuna gelince de Rehber'in Ali Şeriati ile ilgili konuşmasına dikkat ederseniz, Rehber de rahmetli Mutahhari'yi bu konuda duygusal bulmuştur....
2- Kitapların alımı ve satımı konusundaki fetvalar da genel konuşmadır... Sorulara verilen cevap... Eğer kitaplar sizin dediğiniz gibiyse o zaman kitapları alıp satmayın... Ancak şöyle de düşünün acaba gerçekten söz konusu müctehitlerin hepsi acaba şeriatinin kitaplarını okumuş mudur? Yani bu sorulara verilen cevaplar, sahış hakkında getirilen bir şey değil... Aynı isim yerine kendi isminizi koyun ve dönemin şartlarında o soruları sorun sizi de yasaklayacaklardır...
3-Ali Şeriati'yi eleştirmek yasak mıdır? Hayır... Aksine rahmetli Beheşti şöyle diyor: Şia'da Kuran dışında tartışmaya açılmayacak metin yoktur... Yani eksikliği ve yanlışlığı tartışılmayacak tek metin Kuran'dır... Bu açıdan da Ali Şeriati de pekala eleştirilebilir. Ama... Eleştirmek, tekfir etmek değildir elbette... Ali Şeriati eleştirmenlerinin genelinin vefasız davrandığı nokta işte budur... Tekfir... Halbuki Şeriati'nin yetiştiği ortamı iyi takip ederseniz, o zaman Şeriati'yi bir düşünce adamı olarak gelgitleri olan, gerçek bir beşer olarak tanımlayabilirsiniz... Topluma çıkın ve Ali Şeriatiyi eleştiren müctehid de dahil tüm insanlar hakkında sorular sorun, kim bilir ne hatalar bulacaklardır onlar için de... Ali Şeriati komunizmden etkilenmiştir vs... demekle işin içinden çıkılmaz... eleştirilecekse bir hareket noktanız olmalıdır. Birilerinin görüşleri birilerini bağlar bu anlamda... Çünkü bu mesele taklit alanına giren bir mesele değildir.
4-Ali Şeriati kitaplarında Şialık ve Sünnilik algısına aykırı bir çok mesele dile getirir. Halbuki bir sosyolog olarak onun İslam toplumuna getirdiği eleştirilerdir... Bu eleştirileri cevaplamak yerine onu yasaklamak, ancak yeni nesil için çekicilik oluşturacaktır...
5-Şunu unutmayalım ki, Ali Şeriati devrimin hazırlanmasında azımsanamayacak derece hizmet etmiştir. Bunu bile görmezden gelerek onun tüm düşünsel hareketini, sizin deyiminizle ideolojik sistemini batıl bilmek haksızlık olacaktır. En niyahetinde Ali Şeriati bir düşünce adamıdır ve onu da düşüncede derinleşenler daha iyi değerlendireceklerdir.
6-Geldiğimiz asırda Ali Şeriati'nin getirdiği eleştiriler yerine onun kitaplarında dile getirdiği İslamî duruşu daha fazla dillendirmek gerek sanırım... Çünkü bugün Türkiye gibi Avrupaî toplumlarda kabul etsek de etmesek de Ali Şeriati'nin düşünsel metodu ve söz söyleme şekli daha fazla etkilidir... O zaman bundan faydalanmak gerekmez mi... vesselam...
#FFFFFF">
Fatih Kahramani
02-02-2012, 21:07:47
#FFFFFF">
Değerli kardeşim ve dostum Hucr...
Dostum diyorum çünkü bizler dostlarımızı sözlerinden tanırız.Yazmış olduğunuz deliller ve değerli alimimizn gösterdiği deliller inkar edilmediği gibi Şeriati konusunda da parantez açılıp tartışmaya açık bir durumdur.Biz zaten bunu inkar etmiyoruz.Lakin bizler kendimizden olan şahısların ve bizler için değer taşıyan kişilerin başkaları karşısında ehlibeyt düşmanı olarak algılanmasına engel olmalıyız.Şeriati konusunda müçtehidlerden getirdiğiniz deliller kabulumuzdur ancak onu ehlibeyt mektebinden tekfir ettirecek duruma engel olmaktır amacımız.Değerli bir alimimizin bu yazısının gençlik üzerinde nasıl bir etki yarattığının farkındamısınız? Gençlerin Şeriatiye açıkca lanet okumasını kabul mu edelim? Hayır dostum ne geçmiş zamanda yapılan işleri gündeme getirme gibi niyetimiz var ne de karşılıklı cephe almak gibi bir niyetimiz.
Müçtehidlerden getireceğiniz mühürlü ve onaylı delilllerinize gerek olmadığı gibi gerçekten de bu konuda sizlere katıldığımı bilmenizi ve zahmet etmemenizi rica ediyorum.Ama şunu da belirtmeme izin verin Ayetullah Hamanei'ye taklid eden bir kişi olarak Şeriati hakkında görüşleri ve fikirleri benim için yeterlidir.Ve taklid ettiğim müçtehid Şeriati'yi yanlış bulmuyorsa gerisi benim için teferruattır.Çünkü tüm müçtehidlere saygımız olduğu gibi her müçtehidin sözünü kabul etmek te taklidi merci konusunu ciddiye almadığımızın göstergesi olur diye düşünüyorum.
Değerli dostum Hucr...
sen benim nasıl bir düşünceye sahip olduğumu ve benle olan kişilerin veya gençlerin nasılda kendi değerlerine bağlı olduklarını biliyorsun öyleki samimiyetime güveniyorsan bu konuda köprü görevi üstlenip bu gençlerin değer verdiği değerli şahsiyetlerin saldırılara uğramasına da engel olmalısın.Nitekim sen gençlik ile ulemanın aynı safta olmasını ve tek bir görüşe sahip olmasını isteyen kişilerden birisin.Yukarıda belirttiğim gibi delilleriniz inkar edilemez ama inkar edemediğimiz gibi biz gençler için değerli olan şahsiyetlere de saldırı yapılması kabul edilemez.Selam ve dua ile...
#FFFFFF">
Hucr...
03-02-2012, 11:55:10
#FFFFFF">
Sayın Hüseyin Beheşti Kardeşim!
1- Sizin düşünceniz gibi bir düşünce beyan edecek olur isem ben, Rehberimiz Seyyid Ali Hamanei’nin İranda ki Üniversite gençliği ile Medrese gençliği arasında ki kopukluğu önlemek ve vahdeti sağlamak için o sözleri söylemiştir. Ama şimdilik bunu dediğimi varsaymayın. Ki zaten sizin o fetvaları kabul etmeniz meseleyi bence bitirmiştir. Ayrıca bir yazılan kitabda ki sözleri insanlar yanlış anlar babında Müçtehitlerin HARAM – YASAK fetvası vereceğini ilk kez duydum olsa bile direkt HARAM olacağını zannetmiyorum. Ki Ali Şeriatinin eserlerinde ki bazı sözleri var sayalım İnsanlar anlamasın peki Müçtehitlerin alıntılar yaparak fetvalarını sunmasını HARAM-YASAK demesini nasıl algılıyorsunuz?
2- Konu Müçtehitlerin eserleri okuyup okumadığı değil. Dikkat ederseniz kimisi göz atmış, kimisi okumuş kimisine ise sayfa ve kitap ismi verilerek sözler sunulmuş onlarda Fetvalarını beyan etmiştir.
3- Eleştiri konusunda haklısınız. Tabiki eleştirilik. Fakat meselenin Tefrikaya sebebiyet vermesi ve Ulemanın yapmadığı bir şekilde Ali Şeriatiye Lanetler okunması, Tekfir edilmesi Hoş olmadığı gibi Ulema tarafından da kınanmıştır.
4- Bir sosyoluğun İslam üzerine eleştiri getirmeden önce İslam konusunda pişmesi gerekir. Bunu Bir Devrin Anatomisi isimli eserde okumuştum. Denildiğine göre Mutahharininde sert çıktığı nokta bu idi. İslami konularda pişmeyen bir sosyoloğun İslami değerleri bu şekilde eleştirmesi Yıkıcı etkenler bırakabiliyor. Ayrıca sizin bu sözünüz Ali Şeriati hakkında fetva veren onca büyük Müçtehide bir nevi aykırı bir tutum gibi duruyor.
5- Haklı olabilirsiniz. Fakat ben, hem Türkiyede Mevcut alimlerimizle buna Kevser Yayınlarının Muhterem Alimlerinden bazılarıda dahil olmak üzere İran’da mevcut alimlerimizden de öğrendiğim kadarı ile Ali Şeriti yerine Murtaza Mutahhariye odaklanmamızı nasihat etmektedirler. Bunun Nedenini bizzat derinlemesine Araştıracağım inş.
Selametle.
#FFFFFF">
Hucr...
03-02-2012, 12:25:00
#FFFFFF">
Saygı değer Yazar kardeşim Fatih,
Dostluğumuzun her zaman baki kalmasından dolayı Allah’a hamd edelim. Gerçekten de taktir ettiğim bir genç ve arkadaşsın.
Demişsin ki; “Dostum diyorum çünkü bizler dostlarımızı sözlerinden tanırız.Yazmış olduğunuz deliller ve değerli alimimizn gösterdiği deliller inkar edilmediği gibi Şeriati konusunda da parantez açılıp tartışmaya açık bir durumdur.Biz zaten bunu inkar etmiyoruz.”
Buna diyecek bir sözümüz olamaz. Bu konuda bir çokları hemfikirdir. Ve bu söz çok sevdikleriniz ve saygı duyduklarınız konusunda bile Taassupkar olmadığınızın en güzel örneğidir. Şia’nın en güzel yanıda budur. Taassup Hakim olamaz ve olmamalıdır.
Demişsiniz ki: “Lakin bizler kendimizden olan şahısların ve bizler için değer taşıyan kişilerin başkaları karşısında ehlibeyt düşmanı olarak algılanmasına engel olmalıyız.”
Bunu biraz açmak gerek diye düşünüyorum. Kendimizden olan bir insan Mektebi yani İnanç anlamında bir hata yapar ise veya hata da değil, bize göre hata olmayan kendisine göre inancı, düşüncesi olan fakat Müçtehitlere göre inancımıza aykırı durumu eleştirmeliyiz. Önlem almalıyız. Fakat kendimizden olan insanın yaptıklarını eleştirmez isek veya bu konuda bir uyarıda bulunmaz isek ve savunur isek bu Taassup olur. Eğer aynı düşüncede isek bu sözünüz ile yukarıda ki söz çelişir. Başkalarının Düşman olarak algılamaması için de yazılan çizilenler ört-bas edileceğine bence Ulemanın beyanı ile eleştirilmeli ve bu eleştiriler hiçbir zaman yıkıcı değil yapıcı olmalıdır. Şimdi Doktor Abdul Kerim Suruşu savunalım mı? Veya Ayetullah Seyyid Sadık Ruhaniye nasıl bakalım? Ki kendisi ile bizzat defterinde görüştüğümde Rehberimiz, İmam Humeyni, İnkılap hakkında duyduklarıma inanamamıştım. Bunları yanılmıyorsam sana da anlatmış olmam gerek. Şimdi kendimizden diye bunlara sahip çıkalım mı? Ben Tekfir edelim demiyorum. Ama her ne olursa olsun ve nerede olursa olsun yalnışı gördüğümüzde eleştirimizi yapalım. Senin en çok takdir ettiğim yönlerinden biriside budur. Hiçbir zaman Eleştirmekten, feryat etmekten usanmadın. Ve bir çok konuda da haklı idin.
Demişsiniz ki: “Şeriati konusunda müçtehidlerden getirdiğiniz deliller kabulumuzdur ancak onu ehlibeyt mektebinden tekfir ettirecek duruma engel olmaktır amacımız.”
Yukarıda da belirttim. Ali Şeriati Tekfir etmemeliyiz. Hiç kimseyi tekfir etmemeliyiz. Ama yanlışları beyan etmek veya Müçtehitlerin sözlerini, fetvalarını sunmak da Tekfir olarak algılanmamalıdır. Bir yazar okumuştum birkaç yıl önce. Ali Şeriati üzerine baya yazı yazmıştı. Yazısında Ali Şeriatiyi eleştiren Müçtehitleri “MOLLA” diye beyan ederek tekfir etmişti. Beyana göre Ali Şeriatiye sadece Mollalar düşman olmuştu. Ve beyana göre Mollaların çıkarlarına dokunmuş diye… Allah aşkına Yukarıda ki ismi yazılı Müçtehitlerin ne gibi bir çıkarları olur ki Ali Şeriati de onlara dokunur? Ben bir çok Ali Şeriati Hayranının meseleye taassupkar yaklaştığı düşüncesindeyim.
Demişsiniz ki: “Değerli bir alimimizin bu yazısının gençlik üzerinde nasıl bir etki yarattığının farkındamısınız? Gençlerin Şeriatiye açıkca lanet okumasını kabul mu edelim?”
Şayet bir paylaşım sitesinde ve bir de forum sitesinde günlerce Ali Şeriati üzerine yoğun tartışmalar olmuş ise ve hakaretler orada havada uçuşmuş ise ve delilden yoksun bu tartışmalar ortasında meseleyi araştırmış olan bir alimin konu hakkında beyanda bulunmasının ne sakıncası olabilir. Ki Ali Şeriatiye lanet okuyanları da Allah ıslah etsin. Bilirim onları. Bizim şu lanetle işimiz olamaz. Ve olmamalıdır. Meseleyi delilleri ile ve akıllıca münazara etmek var iken çirkinliğe gerek yoktur. Ayrıca Ali Şeriatiye lanet okuyanlar inanın NEDEN LANET OKUDUKLARINI dahi bilmezler. Bu bizzat kendi tespitimdir.
Demişsiniz ki: “Ama şunu da belirtmeme izin verin Ayetullah Hamanei'ye taklid eden bir kişi olarak Şeriati hakkında görüşleri ve fikirleri benim için yeterlidir.Ve taklid ettiğim müçtehid Şeriati'yi yanlış bulmuyorsa gerisi benim için teferruattır.Çünkü tüm müçtehidlere saygımız olduğu gibi her müçtehidin sözünü kabul etmek te taklidi merci konusunu ciddiye almadığımızın göstergesi olur diye düşünüyorum.”
Şöyle bir algı oluşmamalı. Evet Ayetullah Hamanei (Allah ömrünü uzun etsin) dediğiniz gibi buyurdu. Bir alim de zıddını beyan etti diye Ayetullah Hamanei karşıtı diye algılanmasın. Öyle bir durumda Allah korusun Ayetullah Hamanei ile yukarıda ismi yazılı Müçtehitleri de karşı karşıya getirmiş oluruz. Ayetullah Hamanei’nin Ali Şeriati hakkında ki sözlerini, İranda Üniversite ile Medrese arasında ki kaynaşmayı, vahdeti sağlamak için olduğu düşüncesindeyim. TABİ DOĞURUSUNU ALLAH BİLİR…Bunun için www.leader.ir üzerinden Ayetullah Hamaneinin bürosuna soru yazıp gönderdim. Gelecek olan cevabı inşallah buraya el vurmadan aktarırım. Ayrıca Rehberiyet Makamında bulunan Ayetullah Hamaneiden aksini beklemek bence düşüncesizlik olur. Nitekim aksi bir durumda İran, Ali Şeriati Fanatiği Gençlerin ne durumda olacağını veya kimlerin gelipde o gençleri galeyana nasıl getireceğini Allah bilir. Fakat bu konuda Doğrusunu Allah bilir. Niyet okuma olarak algılanmasın bu. Bir çoklarının sunduğu gibi şahsi bir düşüncemi beyan ettim.
Not1: Şahsım olarak bende Ayetullah Hamaneinin Mukallidiyim. Şimdi Şeriatiyi sevmediğim için Fıkhi açıdan veya taklidi açıdan durumum nedir?
Not2: Ali Şeriatinin HACC kitabından ne kadar hoşlandığımı, ne kadar mükemmel olduğunu yanılmıyorsam sana anlatmıştım.
Demişsin ki: “Değerli dostum Hucr...
sen benim nasıl bir düşünceye sahip olduğumu ve benle olan kişilerin veya gençlerin nasılda kendi değerlerine bağlı olduklarını biliyorsun öyleki samimiyetime güveniyorsan bu konuda köprü görevi üstlenip bu gençlerin değer verdiği değerli şahsiyetlerin saldırılara uğramasına da engel olmalısın.”
MUHTEREM! HER ZAMAN DEMEDİM Mİ HEP YANINDAYIM DİYE. ELİMİZDEN NE GELİRSE MADDİ VEYA MANEVİ DESTEĞİM HAZIRDIR. SEN O KONUDA GÖNLÜNÜ FERAH TUT.
Demişsin ki: “Nitekim sen gençlik ile ulemanın aynı safta olmasını ve tek bir görüşe sahip olmasını isteyen kişilerden birisin.”
ALLAH BİRLİĞİMİZİ BOZMASIN. DURUM GERÇEKTENDE ÖYLEDİR. DOLAYISI İLE DOĞRUYU EĞMEDEN, BÜKMEDEN OLDUĞU GİBİ ANLATMALIYIZ. Örneğin; Şeriati meselesi konuşulunca onu bir Alim olarak değil bir Sosyolog olarak sunmalıyız. Dikkat etti isen bir çoklarında bu hata var. Hatta Lanet okuyanların hemen hemen büyük çoğunluğu onu bir Müçtehit bir alim olarak zanneder. Neden? Çünkü öyle anlatıldı öyle dediler…
Uzun bir zaman yüz yüze sohbet ederiz Fatih kardeş. Kal selametle…
#FFFFFF">
Hucr...
03-02-2012, 12:41:37
#FFFFFF">
Bir şeyi yazmayı unuttum Fatih kardeş! Ali Şeriati konusunda araştırmayı yapan alim araştırmasını bundan 17-18 yıl evvel orjinal kaynaklar üzerinden yapmıştı. Ve araştırmasını her zaman saklı tuttu. Sadece bir kaç tane güvendiği insana birer nüsha verdi. Onlardan birisi ise bunu uzun bir zaman önce İnternette paylaştı. Ve dolayısı ile tartışmalar başladı. Alim! Uzun zaman hiç cevap vermedi. Alim de bu konuda bazı şeylerin bilincinde idi. Taki geçenlerde bu konuda saygısız ithamlar son hadde ulaşıncaya kadar. Ki buna rağmen Alim tekraren yazdıklarını kısa bir süre sonra kaldırdı. Gördü ki gençler yanlış anlıyor ve hararetleniyor. Gördü ki eleştiride bulunan gençler bile Ali Şeriatiyi okumadan asıp kesiyor.
Fakat şuna dikkat edin lütfen. 17-18 yıldır Müçtehitlerin Ali Şeriati konusunda ki el yazması fetvaları orjinal nüshaları Alimin elinde olmasına rağmen kimse görmemiştir. Çünkü artık bu konuda güven kalmadı. Hakaretlerin yağdırıldığı anda bu nüshaları yayınlayabilirdi. Ama yapmadı.
Dikkatinizden kaçmamıştır mutlaka. Alim hiç bir zaman bu tartışmaların içine girmedi. Konuyu daha sonra tekrar yüz yüze değerlendiririz.
#FFFFFF">
Rebezeli
03-02-2012, 14:31:52
#FFFFFF">
Ali seriati bati kültüründen etkilenmis akademisyen bir kisilige sahipti.Yapilmasi gereken iyisini almak kötüsünü atmak...
#FFFFFF">
AH GÜZEL İSTANBUL
04-02-2012, 19:46:46
#FFFFFF">
BENDENİZ HUCR İSİMLİ YORUMCU ARKADAŞA ŞÖYLE BİR SORU SORMAK İSTERİM.ACABA ŞERİATİ BUGÜNKÜ SELEFİLERİN ELİNE GEÇSEYDİ ONA NASIL DAVRANIRLARDI ?
AYRICA, REHBER SİZCE SİYASETEN Mİ ŞERİATİ HAKKINDA ÖYLE SÖYLEMİŞ, YOKSA ONUNLA İLGİLİ ASIL NİYETİ DAHA MI FARKLI?
VAHDET RABBANİ ALİMLERLE OLURSA AMENNA....SİZE İMAMIN (R.A) KONUŞMALARINDAN DERLENMİŞ OLAN SAHİFEİ NUR İSİMLİ KİTABI OKUMANIZI HATIRLATIR SAYGILAR SUNARIM.
#FFFFFF">
Hucr...
05-02-2012, 07:59:19
#FFFFFF">
Birinci sorunuzu soru olarak dikkate almıyorum. İkinci sorunuzun cevabını daha doğrusu kendimce açıklamasını yukarıda yapmışım. Dikkatli okursanız anlarsınız.
#FFFFFF">
Hürr
12-02-2012, 15:08:41
#FFFFFF">
doyumsuz bir egoya sahip çok aç egosu sataşmadan birilerine tatmin edemiyor onu sayın yazar kardeşim. rasthabere de bu gibi yazıları yayınlamasından dolayı şaşırıyorum.
#FFFFFF">
Hürr bin riyakar
13-02-2012, 16:24:38
#FFFFFF">
keşke kendi isimlerinizle yazsanız korkmadan acıkca böyle sataşmakla olmaz yazar bey açıkca hangi alime yazdığını anlamıştır okuyucu sizde keşke herkesin anlayacağı şekilde yazsanız.benb şeriatiyi sevmiyorum ancak yazarın yazısını eleştirmek gerek şahsına laf bize düşmez
#FFFFFF">
Vefalı Hürr
14-02-2012, 18:38:19
#FFFFFF">
gerçekten görüyorum ki çoook geri kalmış kültürsüz medeniyyetten uzak hırçın saldırgan bir grubun bir parçasısınız zati aliniz. Eleştirmek sadece sizin gibiler için mi bak bir kelime eleştiride bulunduk patladınız. ben Ali şeriatıyı sevmiyorum sözünde de hiç samimiyet ve doğruluk görmüyorum.Allah ıslah etsin ıslaha kabil iseniz. Allah şöhrete olan hırsınızı normalleştirsin.
#FFFFFF">
Fatih Kahramani
14-02-2012, 21:46:03
#FFFFFF">
Değerli büyüğüm HÜRR... İsmim Fatih Kahramani,yaşım 25.Sözlerinizle beni mi kastettiğinizi anlayamadım ne yazıkki.Eğer kastınız bensem cevap vermeme izin verin.Gönül isterdi ki sizlerde kendi isimlerinizle yazabilseydiniz.
Eleştiri konusuna gelince istediğniiz kadar eleştirebilir istediğiniz kadar psikolojik savaş uygulayabilirsiniz,lakin bilmenizi isterim eleştirdiğiniz kadar eleştirilecek ve vurduğunuz kadar vurulacaksınız.Şöhret konusuna gelince,eğer bizim ismimiz sizlere kadar ulaştıysa bilinki artık şöhret hırsına ihtiyaç yoktur demektir.
Rasthaber konusuna gelince,bizim toplumda akıl veren çoktur iş yapan yoktur.Buyrun bir yazıda siz yazında insanlar sizlerin yazılarınızı da okusun. Açıklamalarım yeterlidir sanırım yetmez ise daha açık bir yazı yazarız sorun değil.Selam ve dua ile...
#FFFFFF">
Adil
16-02-2012, 15:04:24
#FFFFFF">
Bu nur inkilabının 2 büyük değerli beyin elamanı vardı. Biri Rahmetli imam Humeyni /K.s/ diğeri rahmetli şeriati. Babil ziguratları bunu anlamak istemiyor. Sen devam et Fatih kardeşim. Büyük taşların yerinden oynaması zaman alır. Allah sabreden müminlerle beraberdir
Wesselam
#FFFFFF">
Hürr b. vefakar
16-02-2012, 18:50:35
#FFFFFF">
kendime kızıyorum sizlerle ilgili yazdığımda , sizlerin yazılarına (yazı desek) yorum yazarak sizlere amacınıza ulaşmanızda yardımcı olmakla. bu ne kin bu ne edavet, bu ne buğz bu ne nefret bu ne kendini haklı diğerlerini batıl görmek. Bu zihniye Ali(a.s) Şiasının olamaz. İza hatebehumul cahilun galu selamen. Allahın selamı (islahı) üzerinize olsun bir daha yorum yazmamaya kendime söz veriyorum. vesselam.
#FFFFFF">
Fatih Kahramani
16-02-2012, 20:36:13
#FFFFFF">
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki,
2. Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin.
3. Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.
4. Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
5. (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,
6. Hanginizde delilik olduğunu yakında .
7. Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur
8. O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!
9. Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.