Allah’ın adıyla
İnsanın yorgunluk,
bitkinlik, sinirlilik ve kafa karışıklığı hissetmesi şeytanın kurduğu
tuzaklardan biri. Şeytanın bundan amacı insana Allah'ı, ölümü ve ahireti
unutturmaya çalışmak. Birçok insan kendisini toparlamak, mücadele etmek yerine
şeytanın tuzağına yakalanır. İsterse bir anda iman neşesi ile dolabileceği
halde kendisini bitkin ve yorgun olduğuna inandırır.
Bundan sonraki aşama,
sorunlarına çözüm olacağını zannettiği 'kafasını dağıtmak' için ne yapması
gerektiği. Ya insanlardan ve nesnelerden uzak kalmak; ya da bir süre başka
şeylere yoğunlaşmak, en sevdiği ya da hiç yapmadığı şeyleri yapmak kafa
dağıtmanın kişiden kişiye tercih edilebilecek yollarından bazıları.
Kişi bunların hepsini,
kendince daha olumlu olmak adına, unutmak, düşünmemek ya da yeniden
başlayabilmek için yaptığını iddia eder. Psikolojisi için zaman zaman çok
gerekli bir eylem olduğunu ve kafasını dağıtmadığı takdirde depresyona
gireceğini düşünür.
Kimi insan yalnızca vakit
'öldürme'ye yönelik, din ahlakından uzak, insana birşey kazandırmayan kitaplara
yönelir. Kur'an'ın ilk buyruğu "Oku'"dur;
Allah, inanan insandan göklerdeki, yerdeki ve kendi bedenindeki delillerini
incelemesini ister. Varlık delillerini gösterir ve üzerlerinde derin düşünmesi konusunda
uyarır. Ancak değerli zamanını kendisine bilgi yönünden hiçbir şey katmayacak
kitapları okuyarak geçiren kişi, uyarıları anlamaz ve düşünmez. Zaten bu tür
kitapları seçmesindeki neden de "herşeyi unutmak" ve
"düşünmemek" değil midir?..
Kimi insan da 'kafa
dağıtma' amacıyla eğlence mekanlarını tercih eder. Bu gibi yerlerde hiçbir şey düşünmeden, boş
bir zihinle vakit geçirir. Kimsenin, yanındakinin ne söylediğini işitemediği
gürültülü bir müzik sesi, göz gözü görmeyen dumanlı hava ve yüksek sesli
konuşmalar; tümü bir araya
geldiğinde, insanın dikkatini
toparlayamayacağı ve düşünemeyeceği ortam hazırdır.
Kuşkusuz insanların
neşelenmeleri, eğlenmeleri, sevdikleri dostlarıyla birlikte olmaları birer
güzellik. Ancak söz konusu mekanlar, Allah'ın zikredilmediği ve şeytanın
planlarını uygulaması için en uygun ortamlardır. Kişi zaten, bu mekana,
"kafasını boşaltmak için" gelmiştir ve önceleri aklı başında
görünürken bir süre sonra abartılı davranışlar sergilemeye başlar.
"Kafasını dağıtma" amacına ulaşabilmek için, ortamdaki her türlü
çirkin ve aşırı davranış onun aracı olur. Sonunda kafası boşaldığında ise şeytan
amacına ulaşmıştır; o boş kafayı "kiralar" ve yeni mekanına yerleşir.
Bu, şeytanın etkisiyle
meydana gelen bir tür büyüdür. Şeytanlar doğrudan insanların beyinlerini hedef
alırlar. Sayıca çok fazla olduklarından, insanların beynine girme konusunda
sorun yaşamazlar. Bu şeytani hipnoz süresince insanın dikkati dağınıktır,
unutur ve konsantrasyon eksikliği çeker. Yusuf Suresi, 42. ayette söz edildiği
gibi şeytan ona unutturmuştur.
Şeytanın insan beyninde
meydana getirdiği hipnoza karşı en iyi çözümlerden biri de telkindir. Şeytan da
emirlerini telkinle verir. “Unut” der ve unutturur. Allah birçok ayette “dikkat
edin” buyurur. Şeytan ise insanın dikkatini dağıtmaya çalışır; Allah’ın
emrettiğinin tam aksini yapar. Allah müminde feraset ve basiret ister. Şeytan
ise Rabb'inin mümine verdiği feraset ve basireti ortadan kaldırma çabası
içindedir.
İnsan tembellik ettiği ve
"kafasını dağıtacak" uğraşlara yöneldiğinde, zaten dikkati dağılmaya
müsait olduğundan şeytanın işi kolaylaşır. İnsanın zayıf yönünü bulur ve kişiyi
adeta "dağıtır." Sonunda bu insan şeytana teslim olur; karamsar,
melankolik ruh hali bedenini de ele geçirir.
İnanan insanlar imanın
nuruyla bu şeytani hipnozdan Allah’a sığınarak, dua ederek, O'na tevekkül ederek ve kararlı bir iradeyle
çıkabilirler. Şeytanın telkinlerinden
kurtulmak için çözüm, insanın “dikkat” etmesi, zihninin çalışmasıdır.
Sonuç olarak; kafasını
"dağıtmak" yerine aklını kullanan insanın ufku açıktır. Sohbeti ve
davranışları samimi ve yerindedir; sözleri hikmetli ve isabetlidir. Kuşkusuz
tüm bu özellikler, Allah'ın, Kendisine yakın olmayı amaçlayan kullarına
lütfunun ve rahmetinin tecellileridir.
Fuat
Türker