Bismillah
Her yıl Kerbela’ya doğru dünyanın dört bir yanından yaşlısı ,genci ,çocuğu, kadını bütün Hüseyin aşıkları bir sel misali erbainde Kerbala yollarına dökülmektirler.
Bu yılda bizler Türkiye’li Hüseyin ve Kerbala sevdalıları olarak 500 kişilik bir kafile ile erbain için kutsal Kerbala yollarındaydık.İstanbul’dan başlayan hareketimiz ile dört gün süren meşakkatli bir yolcuktan sonra Necef’e vardık.Şah-i Velayet İmam Ali’ye gece yaptığımız ziyaretten sonra sabahın ilk saatlerinden itibaren yaklaşık 80 km’lik Necef’ten –Kerbala’ya yürüyüşümüz start alıyordu.
Kerbela’ya doğru yürüyüşümüz ilerledikçe bu yürümenin gerçekte ilahi bir yürüyüş, atılan her adımın rahmana doğru atılan bir adım ,rabbani bir adım olduğunu bütün benliğimizde hissetmeye başlıyorduk.Yol kenarında Hüseyin aşığı insanlarının Hüseyin zevvarlarına karşı gösterdiği sevgi ve ilgi görülmeye değerdi.Hele insanların, zevvarların yürümelerinden dolayı ayağının altında toplanan suyu teberrüken almak için bir birleriyle yarışmaları bu yolcuğunun ne kadar önemli ve ilahi bir yolculuk olduğunu ifade etmeye yetiyordu.Bu yolculuk esnasında insanlar adete bir birleriyle yarış halinde ve yalvarırcasına Hüseyin zevvarlarının kendi ihsanlarından istifade etmelerini istiyorlardı.
Evet bu Kerbela yolunda milyonlarca insan bir aşk seli misali Farsı, Arabı ,Türkmeni, Bahreynlisi,Türkü ,Avrupalısı ve diğerleri dilleri farklı ,ülkeleri farklı ama ortak bir ilahi değer etrafında İmam Hüseyin etrafında kenetlenerek ‘’Lebbeyk Ya Hüseyin’’ nidaları ile maşuklarına doğru seyir etmekteydiler.Hüseyin zevvarları, tabir caizse peygamberi manevi bir ruha bürünerek sanki ibadet halindeymişler gibi, kimse kimseyi bırakın kırmayı başkasına çıt bile demiyor, aksine birbirlerine engin sevgi, hoşgörü ve muhabbet ile süluklarına devam ediyorlardı. Bizler İmam Hüseyin’in bir hakikat olduğunu ilmen biliyorduk ama bu yolculukta yakinen şunu müşahede ettim ki İmam Hüseyin bir hakikattir.
Bu kutsal ve ilahi yolculuk sırasında varılan her menzil aslında Allah’a yakınlaşmadaki engellerin bir, bir ortadan kalkmasını ifade ediyordu.Her dinlenme menziline varış aslında ilahi değerlere birazda daha bürünmekti.Bu yolculukta şunu gördük ki kişi şayet ilahi bir amaç için yola çıkarsa bu yolculuk esnasında ne kadar acı ve meşakkate katlansa, eğer ki amaç ilahi ise bu meşakket ve sıkıntılar kişide mutluluk ve sevinçten başka bir his uyandırmayacaktır. Onun için olsa gerek müsibetler anası Zeynep onca musibetlere elem ve acılara rağmen “biz Kerbela’da güzellikten başka bir şey görmedik” diye buyuruyordu. And olsun bizler de Kerbela yollarında güzellikten başka bir şey görmedik.
Bizler, Kerbela yolarında kardeşliği, vefayı, özveriyi ,sadakatı, sevgiyi ,hoşgörüyü ve Hüseyni sevdanın ne kadar büyük bir sevda ve ilahi bir hakikat olduğunu gördük.Bu yolculukta herkes farklı bir manevi atmosferde Rahman’a doğru hareket ediyordu.Kimisi Kur’an hatim ediyor,kimisi mevlasını ziyaret ediyor,kimisi zikirle meşgul oluyordu.Aslında bu yolculuk herkes için bir ayna vazifesi konumundaydı. Bu yolcuktaki amaç ta Hüseyni değerlere ulaşmak ve Hüseyini renge bürünmeye çalışmaktı.Hüseyini olduğunu iddia eden bizler bu yolculukta hangi Hüseyni sıfatlardan mahrum olduğumuzu rahatlı gözlemleyebildik.
Son söz, aradan geçen bunca asırlar şunu göstermiştir ki İmam Hüseyin’in uğruna canını feda etmiş olduğu değerler asla eskimeyip aksine daha da canlanıp uğruna can verenlerin ve ona yönelenlerin sayısını gün be gün artmaktadır.Şunu da diyebiliriz ki ne zaman ki bu ümmet İmam Hüseyini ve onun Kerbela’sını anlayıp Hüseyni değerler için bu Kerbela yollarına dökülürse işte o zaman ferec ve zamanın imamının zuhur vaktidir inşaAllah...