Allah’ın
adıyla
Oğlum
Ebelfezl!
O
vakit ki, Medine’den ayrılanda Ümmü Gülsüm dedi sözün var dene, dedim yok.
Eşitsen eğer soruşurlar, nenesi Abbas’ı severdi? Sen dene severdi çok. Oğul!
İstedim kollarımı doluyum o uzunca boyuna, baktım Zeynep ile Hüseyin’e utandım.
Sen Hüseyin’den gidende men Zeynep kimin gocaldım.
Oğul!
Çok
sözüm var sinemde heçbirini dememişem. Hüseyin’e ana olandan sana oğul
dememişem. Oğul! Amandı men olmasam da Hüseyin’den el götürme sen, Hüseyin
bilmesin men Kerbela’ya gelmemişem.
Oğul!
Getirseler
sene amanname, sen bizdensen deseler. Fatıma oğlu Hüseyin’di sen kimsen
deseler. Utansan eğer, Kerbela’da nenenin adını demeye, Bil ki, Abbas, Ümmül
Benin’den olsa da oğlu Alidi. Bahtın düşmanın sözleri seni incitir çok, dene
Fatıma varken Ümmül Benin’de kim idi.
Bu
dünya kimi için naz eliyen gelin gibidi. Güneş görmüyene gecede gün gibidi.
Düşman hazırdı alsın elinden ümidi. Sen ümidi serversen, Kerbela’da ümidin
verme elinden. Bil ki Zeyneb’e Abbas indi gardaşı Hasan gibidi.
Oğul!
Olmasaydı
eğer nişanen, mende burda durmazdım. Bilirsen sen olanda geceler yüzüne bahar
yatmazdım. Kim deyir men Abbas’ın anasıyam tek. Olmasaydı eğer Zeynep
Kerbela’da, oğul, Hüseyin’i de yollamazdım.
.
Oğul!
Gördün
soruşurlar Kerbela’da Hüseyin’in künyesini. El götürme sen Hüseyin’den o
Resul’ün itretidi. Yâd eyle son geceyi ki, o Ali emanetidi. Olmuya Hüseyin’e
gardaşsan diye okşuyasan nefsini. İzzet Hüseyin’indi ki nenesi Fatımedi.
Oğul!
Aç
kulağın bu sözüm sene vasiyetim olsun. Yolla meydana gardaşlarını Zeyneb’in
gardaşlarına kömek olsun. Nefsin dese sakla birini nenene Kerbela’dan hediye
olsun. Dene, yedi gardaş başı neyzeye vurulanda Zeyneb’in başı sağ olsun,
yetmezse sende ver canın Hüseyin’e, Ümmü’l Benin’in yüzü Zehra’nın gabağında ağ
olsun.
Oğul!
Senden
başka yokdu menim heçkesim, amma soruşanda demişem ki, Fatıma balasına gurbandı
Abbas’ım. Sanma anan bu yaşta gaflet eliyip danışır, men belecene danışanda
ürek de Abbas deyip tenhalığa alışır.
Eğer
görsem dönmüyüpsen Kerbela’dan, sine vurup gara bağlaram. Dönse eğer
Kerbela’dan uca perçemin, bir gün Medine’ye gelersen diye saklaram. Oğul!
Gördüm oğulsuzluk bükür bu bi çare belimi, vallah Kerbela deyip Medine’de
durmanam
Oğul!
Kaş,
o uca boyuna son bir kez doyunca bahaydım. Doluyardım titreyen ellerimi eğer
utanmasaydım. Ümmü gülsüm diyende nene son sözün nedi dene. Dedim kaş, bir şey
olaydı Abbas’ıma bir name yazaydım.
Ona
hatır yazıram, bilirem ki bir daha Medine’ye gelmiyesen. Veresen canını
Hüseyin’e, Fatıma’nın yanında nenenin başını aşağı etmiyesen. Görsen nağmemde
her sözümden biri oğul diye yazmışam. O ki Kerbela’da heçkese, nenemden oğul
sözünü eşitmedim demiyesen.
Oğul!
Görsen
Hüseyin gedir sende dalınca gidersen, olsan da nehri Elgem de Esgeri’n guru
dudaklarını görersen. Ne vakit ki golların gelem olup yüz üstü toprağa
düşersen, menden yana anan Fatıma’ya selam diyersen…