Dünyada herkese ahirette ise sadece mü’min’lere merhamet
eden Allah’ın adıyla…
Şüphesiz
yemin ederiz ki; Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur, yaratan ve öldükten sonra
diriltecek olan O’dur. Muhammed saa
O’nun kulu ve elçisidir ve Ehl-i Beyt as Allah’ın tayin ettiği imamlar ve
Resulullah saa’in mirasçıları, müminlerin velileridir. Kur’an ve Ehl-i Beyt as
ayrılmaz bir bütündür.
Bize Hakk’ı görmeyi nasip eden Allah’a
sonsuz hamd-u senalar olsun. Sırat-ı müstakime iletsin ve bu yolda ayaklarımızı
sabit kılsın…
Kur’an’ı
Kerim de yüze yakın ayette şirke vurgu yapılmış ve insanlar bu konuda
uyarılmıştır. Aslın da tağut, put vb. kelimelerde bu çerçeveye dahil edilirse
bu sayı yüzleri bulacaktır.
Şirk, kelime anlamıyla “ortaklık” manasına
gelir. Şerik ile yanı kökenden olup; şerik, ortak demektir. Yüce kitapta
vurgulanan anlamıyla Allah’a hiçbir şekilde ortak koşmamak demektir. Öyle ki
şirk affı olmayan bir yasaktır ve katiyen bu yasağı çiğneyenlerin sonu ebedi
cehennemdir.
Genel
itibariyle birçok konuyu birçok başlık ve eksen içerisinde incelememiz
mümkündür. İnceleme ve araştırma ya dışa dayalı ya da kendi içerisinde
sınıflandırılmalara tabi tutulabilir. Bu konunun değerlendirilmek istendiği amaca
bağlı olarak değişim gösterebilir. Bu bakımdan şirki, kendi içerisinde birincisi
‘Açık Şirk’ ikincisi ise ‘Gizli Şirk’ olmak üzere iki başlık altında
incelemenin faydası olduğuna inanıyoruz.
Açık Şirk:
Kişilerin
alenan Allah’ı inkâr etmesi, başka tanrılara veya olgulara itaati şirktir. Allah’ın inkârı ile Allah’ın yerine farklı
ilahlar edinenlerin arasında genel itibariyle fark yoktur. Ortaklıktan
(şirkten) kasıt, Allah’a ait olan her şeyin tamamen ya da kısmen, O’nun
sayılmaması ile başkasının sayılması aynıdır. Zira herhalukâr da Allah’ın olan
inkâr edilmiş demektir. Kişi ister başka şeye isterse tesadüfler dışında hiçbir
şeye inanmadığını savunsa da aynı kefededir.
Bu konu,
müslümanların ittifakı içerisinde Kur’an’a ve sahih hadislere dayalı olarak
benimsenmiştir. Bu yüzden konuyu uzatmadan asıl mevzuu ‘Gizli Şirk’ meselesine
geçelim inşallah.
Gizli Şirk:
“Hevasını ilah edinenleri görmedin
mi?” (Casiye Sûresi/23) buyruluyor
Yüce kitapta ve işte bu ayetle gizli şirkin en iyi tanımını yapmış oluyoruz.
Zira
insanlar bu gizli işten kendileri bile habersiz olduklarından haberdar
değillerdir. Gerçekten bu konu akıl almaz şekilde ciddi bir mevzu olup, dinin
ve hayatın tamamına etki etmektedir. Çünkü iş doğru-yanlış ayrımından
kaynaklanmaktadır. Binaenaleyh belirttiğimiz gibi kişi, doğru yaptığını zannederek
yanlışlara gömülmüş olabilir, öyle ki bu bataklık belki insan için en büyük ve
en dehşet verici bataklıktır. “Onların çoğu zandan başkasına tabi olmaz.” (Yunus Sûresi/36)
“Onların
çoğu Allah’a iman etmez ille de Allah’a ortak edinirler.” (Yusuf Sûresi/106) Peki kim
bu ortaklar ?! Yoksa insanlar ortak katıyorlar da katmadıklarını mı
zannediyorlar? Allah’a andolsun, iyi bakan bir göz, kendini (nefsini), eşini ve
evlatlarını, malını ve hatta haramın ta kendisini Allah’a ortakçı edinen çok
insana şahit olacaktır. “Onlar,
O'nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar. Onlar, o her türlü hayırla
ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. “(Nisa: 117)
Zira insan, iş başa düşünce ve imtihan
şiddetini gösterince, ihtiyaçlarını, hevâsını ve hevesini bahane etmektedir. Ve
bir ayeti ya da hadis-i kendisi için delil gösterirken diğerini unutmaktadır.
İş imtihanla da bitmez ve bunu alışkanlık haline getirerek kendi dinlerini
oluştururlar. “…ve: “Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz.” derler ve böylece
imanla küfür arasında orta bir yol tutmak isterler.” (Nisa Sûresi/150) “İşte
bunlar, gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirler için rüsvay edici bir azab hazırlamışızdır.” (Nisa Sûresi/l5l)
İnsan,
ne kadar da zalimdir. Acaba bu zalimliğin kendisine olandan mı yoksa başkasına
olandan mı bahsetsek?! İnsanın kanını donduran vahşetin kökeni işte bu şirke
çıkarı adına imza atan kendisinden başkası değildir. “Hayır, o zulmedenler
bilgisizce kendi hevalarına tabi oldular.” (Rum Sûresi/29)
Doğrusu
bu işin tam adı, nefsini ilah edinmektir. Müslümanların çoğunluğu da böylesi
bir dini daha çok beğenmekte ve tercih etmektedir. Oysa İslam bir tanedir ve
bozguncuların bozgunları ona işlemez. İnsanların değişimleri ve zamanın akması
ise onu asla değiştirmez. Böylesi bir insanı ise şeytanın kendisi, dostu ya da
oyuncağı statülerinden başka yere kimse koyamaz.“Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o,
apaçık bir hüsrana uğramıştır.” (Nisa: 119)
Kan
donduran öze ve dışa dönük zulmün karşılığı ancak akıl almaz biz azaptan başka
ne olabilir?! "Benim ortaklarım
sandığınız şeyleri çağırın" (diye küfre sapanlara) diyeceği gün; (50) işte onları çağırmışlardır, ama onlar,
kendilerine cevap vermemişlerdir. Biz onların aralarında bir uçurum koyduk.”(51) (Kehf: 52 )
Şirk,
Allah’a ortak koşmanın her türlüsüne verilen isimdir. Yeryüzünde, şirkin zarar
vericiliği kişinin ‘yeryüzü’ kârından başka tüm insanlığadır, tüm İslam’adır.
Zira heva ve hevesini ilah edinen ve Allah’a ortakçı edinen kişi, insanlık
adına zarardan başka bir şey değildir. Böyle birinin, varlığı bile zarardır.
Zira o basit bir münafık gibi rol yapmaktan da uzaktır ve kendi dininin
savunucusudur. Her sözü zehirli bir ok, her hareketi kafa bulandırıcı bir
örnektir. Tek okuduğu şey bildiğidir, bilmediğine ve işine gelmeyene düşmandır.
Zorda kalınca savunmasını ise Allah’ın ayetlerini ve Resulullah’ın saa
sözlerini kendi keyfince çekip çevirerek yapan bir mel’undur. Bu yapısıyla da
münafığın en ilerisi ve şeytanın en gözdesidir.
Rabb’imizin
bizi şeytan ve nefsimizle bir an bile baş başa bırakmamasını duayla diliyoruz.
Zira ne bu tür insanlara benzeyerek şeytan olmak ne de bu tür insanların
saldırısına esir olarak şeytanın dostu olmak istemiyoruz!
Selam ve
duayla, her daim Allah’a emanet …