Allah’ın
adıyla
Aleviliğin sürüklendiği ve sürüklenmek istenildiği yer,elbette değerlerinden
arındırılarak safsatalarla içi doldurulmuş bir alevilik olacaktır.Elbette
dünyada baş döndürücü bir şekilde devam eden değişimin bütün değerlerinin
çözülmesine,farklı yapılanmaların oluşmasına neden olmaktadır.Yani insanoğlu
ciddi bir değişim ve dönüşüm girdabında geçmektedir.Bunun sonucunda bu hızlı
değişim ve dönüşümün cazibesine kapılarak gerek sosyal-kültürel gerekse
ekonomik anlamdaki değişimler değişimin farkında olalım,olmayalım biz Alevileri
de değiştirmektedir.
Ancak,biz Alevilerin “kendimiz kalarak” değişmeyi ve bu zorunlulukta değiştirme
ve dönüştürmeyi öğrenme zorunluluğumuzu unutmadan,Aleviliğin Ehli Beyt ve on
iki imamcı anlayışına sadık kalarak değişimi bizim kontrolümüzde tutarak
yola,mektebe uygun bir çizgide bu ilahi inancı sürdürme amacına uygun hale getirebiliriz.Aksi
durumda geldiğimiz süreçte biz Alevilerden arındırılmak istenen bir gidişatın
getireceği sonuçları tahmin etmemiz mümkün değil.
Alevileri ve Aleviliği bekleyen tehlikeleri saymakla bitiremeyeğimiz sayısı
belirsiz tehlike beklemektedir.Bunları gözardı etmek,görmezden gelmek,korkuya
kapılmak gibi davranışlarla bertaraf etmenin mümkün olamayacağının bilincini
hep taze ve diri tutmanın,Alevileri bütün değerlerini
yitirmiş,sıradanlaştırılmış bir topluluk yapmaya aday kurum ve kuruluşların yemi
ve alanı yapmaktan uzak tutacaktır.Aleviliği ve Alevileri öteye beriye yamamaya
çalışanların isteklerini kursaklarında bırakacaktır.
Aleviliğin tarihsel gerçekliğinden uzak,art niyetli ve kasıtlı tanımlamalardan
kendi egolarını tatmin etmeden tutun da,grupsal,etnik ve ideolojik çıkarlarına
göre tanımlamalar öteden beridir var olmuş ve var olmaya devam
etmektedir.Aleviliği ve Alevileri kendi menfaatleri doğrultusunda tahrif
etme,İslamın dışında tutma ve Ehl-i Beyt’ten ayırma,İmam Ali ile ilişkisini
kesme projeleri bütün hızıyla devam etmektedir.
Aleviliğin İslamın içinde olduğu gerçekliğini saptırarak,aslında Alevi
düşmanlıklarını dost maskesiyle gizleme çabaları”Alevileri,Şaman veya Zerdüşt”
göstermeleriyle açığa çıkmaktadır.Dayandıkları argümanları ise İslamiyetin
Sünnilik’ten ibaret olduğu safsatasıyla başlamalarıdır.Veya Aleviliğin İslamdan
önce de olduğunu tezini ileri sürerek ideolojik ve politik anlamda kendilerine
bir alan yaratarak Alevilerin öteden beridir merkezi otorite dışına itilmelerinden,dışlanmalarından
dem vurarak kendilerine çalışma alanları yaratma psikolojisinden başka bir şey
değildir.
Yani hala Aleviliğin ve Alevilerin bu ülkenin bir gerçeği olduğu noktasından
uzak,yine toplumda Alevilerin Allah’a inanıp inanmadıkları,namaz kılıp
kılmadıkları,Kuran’a inanıp inanmadıkları sorgulanıyorsa;Veya gizli-açık bir
asimilasyonla Sünnileştirme dayatılıyorsa Aleviler bu ülkenin nesi
sayılırlar?Diye soru sormak gerekmez mi?Bir yanda merkezi otoritenin,diğer
yanda Alevilere farklı dinler arayanların kuşatılmışlığından kurtulmanın,bu
bilinçli ve art niyetli kişi ve kuruluşların kara probagandalarından
bunalan,etkilenen sayısız Alevinin olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.Yazılı
kaynaklardan yoksun Alevilik,ister istemez bu konuda bilgi boşluğu
yaratmaktadır.Bu da sağlıklı ve doğru düşünmeyi zorlaştırmakta ve olumsuz durum
yaratmaktadır.
Alevilere yönelik çıkan kitap, dergi,gazete vb. Yayınlara bir göz atacak
olursak mektebi bilgilerden yoksun,aleviliği İslam dışı gören ve farklı bir din
olarak yorumlayan yayınlar olduğunu görürüz.Bütün bu yaşanılan ve yaratılan
kaos ortamında Alevici kesilen faydacı,artniyetli ve alevileri belirsizliklere
taşımanın belirtilerini,ancak doğru bir Alevilik bilinciyle bertaraf
edeceğimizi unutmamak gerekir.Aksi halde başımızı ağrıtacak,yolumuzu karartacak
sahte dostlarımız çok olacaktır.
Rıza BAKIRLI