Bismillahirrahmanirrahim
Şimdilerde moda, göz alıcı evleri alıp içini
lüks eşyalarla donatmak…
Bir evimiz
varken ikincisini alıyor üçüncüsünü alma planları yapıyoruz. Evin eşyalarını almak için yüksek fiyatları
kolaylıkla gözden çıkarabiliyoruz.
Yaşadığımız şehirde
istediğimiz eşyalar yoksa başka şehirlere daha çok seçenek görmek için gidiyor,
Oturma grubuna binlerce TL rahat bir şekilde ödeyip sadece bir perdeye bile bir
o kadar verebiliyoruz…
O kadar seçenek sunuluyor ki tüketici hangisini seçeceğine
karar veremiyor her gün yeni model sunuldukça iş daha da ‘’vahimleşip ‘’alıcı
ise ne almak istediğinde şaşırıyor doğal olarak…
Her eşya al
beni derecesine bizlere bakıyor. Baharatlıklardan tutun da, tabaklar, çanaklar,
vitrin süsleri sabunluklara kadar. Hepsi birbirinden albenili…
Lüks eşyalarla evi donatıp gösterişimizi
tamamlayacağız diye günlerce belki de aylarca hizmet edeceğimiz dünyevi
eşyaları seçmek adına zihnimizi meşgul ediyoruz.
Sonrasında yine emin olamıyoruz acaba doğru bir
karar verdik mi, ya da diğeri mi olsaydı kararsızlığıyla
pek de aldıklarımızdan memnun olamıyoruz..
Başka bir evde yeni bir model iştahı biraz daha
kabartıyor keşke bu da olsaydı diyoruz.
Eşyalar kullanılmak
için alınmadı sadece seyredip ve ona hizmet için alınmıştı!!!
Sonrasında maddi manevi birçok sıkıntıyla aldığımız eşyaların,
hizmetçisi olmak adına telaşımız başlıyor.
Sadece
seyretmek durumunda kalıyoruz eşyaları eskitmemek adına, çünkü yılların
alın teri bir anda verilmişti maddi gösterişlere…
Parkelerde
yürümeyin çizilir, elinizi dolaplara sürmeyin parmak izi çıkar.
Koltuklar beyazdı bir leke olsa gitti…
Halıda ise;
hiç gezinme ayak izi çıkar…
Aman
çocuklar elinizi kolunuzu kaldırmayın, hareket etmeyin her yer kirlenir…
YÜRÜME DE
UÇ MİSALİ…
Dokunmayın yanarsınız!!!
Kapı
kollarından tutunda yerlere kadar her şey bizden önemli…
YEME DE İÇME DE SEYRET MİSALİ…
Asl olan
özgürlüğü yaşamaktan korkup içi tamamıyla boş olan tutsaklıklara sığınıyoruz.
Bir nevi gerçeklerle
yüzleşmekten korkuyoruz…
Bir nevi
ben de varım deyip dikkatleri çekmeye çalışırken, itiraf edemediğimiz eksikliklerimizin
altında eziliyoruz..
Sanki
kendimize olan güvensizliğimizi eşyalarla kapatmaya çalışıyoruz.
Sanki
hayatımıza geçiremediğimiz manevi güzellikleri, eşyaların ışıltısındaki
yapaylıklarla kapatmaya çalışıyoruz…
Tabi yapay
güzelliklerle ne kadar başarabilirsek!!!